Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1916, sondan 4321. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 15. ayetidir. Nahl Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 3531 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
والقى في الارض رواسي ان تميد بكم وانهارا وسبلا لعلكم تهتدون
15,16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
Şimdi de sıra, insanı kuşatan tabii ortamın bir bölümü olarak deniz ve kara parçasına gelmiştir. Âyette denizin insanla ilgili başlıca üç özelliği söz konusu edilmektedir: a) Deniz önce bir besin kaynağıdır, b) Denizden mücevher elde edilir, c) Nihayet deniz taşımacılık açısından da büyük önem taşır. Bunlar denizin maddî faydalarıdır; ama âyette denizin sadece bunlar için değil, ayrıca insanlar, onu yaratan ve nimetlerle donatan Allah’ı tanıyıp O’na şükretsinler ve böylece denizi mânevî bakımdan da bir nimet olarak değerlendirsinler diye onların hizmetine verildiğine dikkat çekilmektedir. Şu halde 10-11. âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, tatlı yağmur suyunu türlü ürünleriyle insanlara ve genel olarak tabiata bahşeden yüce kudret, tuzlu deniz suyunu da nimetlerle donatarak yararlı kılmıştır; bu da O’nun derin hikmetinin anlamlı tecellilerinden biridir. Eski tefsirlerde “O (Allah), sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi” ifadesi açıklanırken, dünyanın önce dümdüz ve üzerinde ikamet edilemeyecek kadar hareketli olduğu, daha sonra Allah’ın emriyle dağların yerleştirilmesi sayesinde yerin istikrarlı bir hale getirildiği ifade edilir. Gerek bu âyette gerekse Nebe’ sûresindeki (78:7) dağların birer kazık veya destek yapıldığını ifade eden âyette yer kabuğunun sertleşme sürecine değinildiği; yani yer kabuğunun, yer altındaki mağma ve gaz tabakalarının üzerini kapatıp dışa püskürmesini büyük ölçüde önleyecek bir yapı kazanmasıyla dünyanın üzerinde yaşanabilir hale gelişine işaret bulunduğu yönünde Muhammed Esed’in ileri sürdüğü görüş (II, 531-532) bizce de mâkul görünmektedir. Özellikle yeryüzünün dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir. Bilinen bir diğer husus da dağların yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevinin bulunduğudur. “Daha nice işaretler koydu” ifadesinden yeryüzünün, o dönem insanlarının henüz bilmedikleri, zamanla fizikî coğrafya, jeoloji, biyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle keşfedilecek olan daha başka sırlar taşıdığına işaret edilmektedir.
Mehmet Okuyan
15,16. Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar, (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldızlarla da yollarını (yönlerini) bulurlar.
Yerin içine ağırlıkların yerleştirilmesi “sarsılmaması” değil de “sarsılması”yla ilgili bir mesaj vermektedir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:3; Hicr 15:19; Enbiyâ 21:31; Neml 27:61; Lokmân 31:10; Fussilet 41:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.,Benzer mesajlar: Tâhâ 20:53; Enbiyâ 21:31; Zuhruf 43:10; Nûh 71:20.
Bayraktar Bayraklı
15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
(Dünya süratle dönerken) Sizi sarsıntıya uğratmasın diye, yer(küre) de (balans -ağırlık kurşunu- gibi) sağlam dağlar bıraktı; (ayrıca yararlanmanız için) ırmaklar ve yollar da (kıldı) . Umulur ki hidayet olunur (yolunuzu bulur) sunuz diye (bunları meydana getirmiştir).
Sizinle beraber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde muhkem ve metin dağlar yaratmıştır, ırmaklar halketmiştir ve gideceğiniz yeri bulmanız için yollar meydana getirmiştir.
Sizinle beraber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde, yerinden oynatılmaz dağlar ve gideceğiniz yeri bulmanız için, nehirler ve yollar da yaratmıştır.
Dünya sizi sarsmasın diye, dağları onda demirlenmiş gemiler gibi durduran, doğru yolu bulmanız için, (o dağların aralarında) size nehirler ve yollar yaratan O’dur.
15,16. Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.
Yerkürenin sistematik hareketleri esnasında dengesinin bozularak sizi sarsmaması veya depremlerin şiddetinin azalması için oraya sapasağlam dağlar yerleştiren ve her bölgeyi, kendisine mahsus coğrafik özelliklerden tanıyıp yolunuzu bulabilmeniz için orada ırmaklar ve doğal yollar yaratan da, yalnızca Allah’tır.
[2102] Dağlar ve ırmaklar/vadiler/yollar yan yana anıldığında, hem vahyin hem de mahlukatın çift kutuplu özelliğine bir atıf olarak anlaşılmalıdır (Krş: 13:3 ve 15:19). Bu aynı zamanda ilâhî yaratmadaki denge ve hikmeti gösterir. Dağlar da, onların arasından yolculara ve sulara geçit veren vadiler ve su yatakları da insan için bir yasaya tâbi kılınmıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve yerde sabit dağlar vücuda getirdi, sizi sallayıp muzdarip etmesin diye ve nehirler ve yollar da, (vücuda getirdi) tâ ki, doğru yolu bulasınız.
Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi. [79, 32; 21, 31] {KM, Mezmurlar 114, 5}
[*] Çeviri bütünlüğü açasından Nahl 15, Enbiya 21:31, Lokman 31:10 çevirilerine aynı teklif yapılmıştır. Görevi yeri sabitlemek ama kendisi aslında sabit değil. Büyük yer levhaları ile birlikte hareket ediyor. "Dağları görürsün de hareketsiz olduklarını sanırsın. Aslında onlar, bulutlar gibi yürümektedirler." (Neml 27:88)
Şaban Piriş
15,16. -Yeryüzünde sabit dağlar yarattı size; sarsılırsınız diye.(Gideceğiniz yere) ulaşmanız için de nehirler ve yollar.. ve işaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar.
(3) Üzerinde yaşadığımız yerkabuğu, dünyanın kendi büyüklüğüne oranla son derece ince bir kabuktur; bu kabuk, yoğun ve kızgın bir sıvı olarak niteleyebileceğimiz manto tabakası üzerine serilmiştir. Ortalama 5-10 km kalınlığındaki yerkabuğu, eğer bütün yeryüzü boyunca aynı kalınlığı korusaydı, sürekli olarak kayan, ileri ve geri giden, birbiriyle çarpışıp duran, her an şiddetli depremlerle sarsılan bir Dünyamız olurdu! Bunun önlemi dağlarla alınmıştır. Çünkü dağların altında yerkabuğunun kalınlığı birden artar ve dağın kendi yüksekliğinin on, on beş misline kadar çıkar. Bu fazla kalınlık, tıpkı toprağa kök salan bir ağaç, yahut yere çakılan bir kazık gibi, dağların manto tabakasına doğru salınan kökleridir. Bu köklerle—yahut, 78:7’deki benzetmeye uygun şekilde, bu kazıklarla—yerkabuğu manto tabakasına tutunur, sağlamlaşır ve üzerinde barınanlar için güvenli bir yer halini alır.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.