Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1709, sondan 4528. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 2. ayetidir. Ra'd Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 114 ve toplam ebced değeri ise 9911 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (16) ل (17) م (10) ر (10) bulunuyor.
Arapça Metin
الله الذي رفع السموات بغير عمد ترونها ثم استوى على العرش وسخر الشمس والقمر كل يجري لاجل مسمى يدبر الامر يفصل الايات لعلكم بلقاء ربكم توقنون
Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Arş, kudret ve hâkimiyet tahtı, sınırsız kudret makamı demektir.
Diyanet İşleri (Yeni) Ra'd Suresi 2. Ayet Tefsiri
“Gökler” anlamına gelen semâvât kelimesi yıldızların, güneş sistemlerinin ve galaksilerin kendi yörüngelerinde seyrettikleri uzayı ifade eder. Yüce Allah burada bir tabiat kanununa işaret etmekte, gökyüzündeki bu cisimleri bizim görebileceğimiz bir direk olmaksızın kudretiyle yükseltip yönettiğini haber vermektedir. O, bu büyük kütleleri uzay boşluğunda hareket eden bir sisteme bağlamış, bunları birbirinden uzak tutmak ve birbirine çarpmamalarını sağlamak için bu kütlelere merkezkaç kuvveti ve kütlesel çekim gücü yerleştirmiş, böylece bir denge sağlamak suretiyle bunların sonsuz olarak birbirlerinden uzaklaşmalarını veya birbiri üzerine düşmelerini önlemiştir. Nitekim Hac sûresinin (22) 65. âyetinde Allah Teâlâ “Kendi izni olmadıkça yer kürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da O’dur” buyurarak bu cisimler arasındaki ilâhî nizama işaret etmiştir (bu konuda bk. Bakara 2:22, 29, 164; Allah’ın arşa istivâ etmesi konusunda bilgi için bk. A‘râf 7:54).
Âyette Allah’ın güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdiği, bunları kullarının hizmeti için yarattığı, her birinin belirlenmiş bir vakte yani kıyamete kadar akıp gideceği bildirilmektedir (güneş ve ayın hareketleri hakkında bilgi için bk. Yâsîn 36:38-40). Yukarıda da belirtildiği üzere bu cisimler durağan değil hareket halinde bir sisteme bağlı bulunmaktadır. Ay dünya çevresinde, dünya güneş çevresinde, güneş ise uydularıyla birlikte bir sistem olarak kendi yörüngesinde belirli bir süreye kadar akıp gidecektir. Bu ifade dünyanın hatta yaratılmış âlemin sonlu olduğuna işaret eder. Ayrıca âyet bütün olarak evrendeki oluşum ve değişimlerin, bunlarla ilgili “tabiat kanunları” denilen yasaların tabiatın özünden kaynaklanmayıp Allah’ın sonsuz ilim, irade, kudret ve hikmetinin eserleri olduğunu da gösterir. “İşleri Allah düzenliyor” meâlindeki cümle bunu açıkça ifade etmektedir. Bütün bunlar Allah’ın kudretini gösteren alâmetlerdir. Allah bunları açıklıyor ki insanlar onun kudretini tanısın ve evreni yaratıp yöneten Allah’ın insanları öldükten sonra diriltip huzurunda toplayabileceğine ve dünyada yaptıklarından hesaba çekebileceğine kesin olarak iman etsinler.
Mehmet Okuyan
Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltmiş, sonra [arş]a [istiva] etmiş, güneşi ve ayı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip ayetleri açıklamaktadır.
Bu cümle “Allah gökleri gördüğünüz üzere direksiz yükseltti” şeklinde de tercüme edilmektedir. Ancak bizim tercihimiz, göklerin direklerinin görünmez de olsa varlığı esasına dayalıdır ve “zamirlerin kendilerine en yakın ilgili kelimeyle ilişkili görülmesi” şeklindeki dil bilgisi kuralının da öncelikli sonucudur. Benzer mesaj: Lokmân 31:10.,[Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.
Bayraktar Bayraklı
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra hükümranlık tahtını/tüm kâinatı kaplayan, Güneş'i ve Ay'ı emrine boyun eğdiren Allah'tır. Bunların her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.[230]
[230] Göklerin direksiz yaratılmışlığı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 19.
Erhan Aktaş
Bir dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır. Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı konmuş bir ecele¹ doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur. Âyetleri² ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
1- Belirlenmiş bir süre. 2- Varlığını ve gücünün büyüklüğünü gösteren kanıtları.
Ahmet Akgül
Allah O'dur ki, (muhteşem) gökleri dayanaksız olarak yükseltti; onları (çıplak gözle, teleskop dürbünlerle ve uzay gezileriyle) görmektesiniz. Sonra (Kudret ve Azamet tecellisiyle) Arş’a istiva etti ve Güneş ile Ay’a boyun eğdirdi; her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. (Yüce Mevlâ’nız) Her işi tedbir ederek (evirip düzenlemektedir. İşte Allah) ayetleri böyle birer birer açıklayıp öğretir; umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle (yakinen) inanırsınız (diye Kur’an ve Peygamber gönderir).
Öyle bir Allah'tır ki görmekte olduğunuz gökleri direksiz yüceltmiştir de sonra arşa hakim ve mutasarrıf olmuştur ve güneşi ve ayı ram etmiştir, hepsi de muayyen bir zamana dek yürürgider. Rabbinize kavuşacağınızı iyice anlamanız için işleri tedbir ve tasarruf edip yapan odur, delilleri bildirip açıklayan o.
Gökleri görülebilir herhangi bir destek ve dayanak olmadan yükselten ve sonra da kudret ve hükümdarlık tahtında kurulan, güneş ve ayı belli kanunlara bağlayıp emrine baş eğdiren Allah'tır. Bunlardan herbiri belirlenmiş bir süreye kadar kendi yörüngesinde hareketini sağlar. O'dur varlıkların hepsini yöneten, çekip çeviren. Varlığını gösteren belgeleri bir bir açıklar ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza yürekten kesin bir biçimde inanasınız diye.
Allah gökleri, görebildiğiniz direkler koymadan, denge ve çekim kanunu işleterek yükseltip tutan, bir de, Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında hükümranlığını kuran, güneşi ve ayı emrine, kurduğu düzene boyun eğdirendir. Her biri belirli vakte kadar yörüngesinde akıp gidiyor. Allah kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı yapıp yürütüyor, hayatın devamını ve aslî düzeni sağlıyor. Birliğini ve kudretini gösteren âyetleri, delilleri ayrıntılarıyla açıklıyor, umulur ki, diriltilerek Rabbinizin huzurunda hesaba çekileceğinizi, mükâfat ve cezanın varlığını, delilleriyle ve gerekçeleriyle bilerek, kesinlikle inanmanıza vesile olur.
Allah O'dur ki; gökleri görmekte olduğunuz şekilde direksiz yükseltti, [1] sonra Arş üzerine istiva etti; güneşi ve ayı da buyruğu altına aldı. (Bunların) hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. İşleri O idare ediyor ve belki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız diye ayetleri açıklıyor.
1.Bir başka açıklamaya göre: "Gökleri sizin görebileceğiniz bir direk olmaksızın yükseltti."
Ali Bulaç
Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.
Allah, gökleri, gördüğünüz şekilde, direksiz olarak yükseltendir. Sonra, kudretiyle Arş'ı istilâ etti, güneşi ve ayı da kulların menfaatına tabi (bağlı) kıldı. Bunlardan (güneş ile aydan) her biri belirli bir vakta kadar dolaşıyor. Bütün işleri O idare ediyor; âyetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinize kavuşacağınızı şüphesiz bilesiniz.
Allah gökleri, gördüğünüz direkler olmadan yükseltendir. Arşa hâkimiyetini kuran, güneş ve ayı musahhar edendir. Her birisi belli bir zamana kadar akıp dönmektedir. Allah, her işi bir gayeye doğru yönetiyor, ayetlerini açıklıyor ki; Rabbinizle karşılaşacağınıza sağlamca inanasınız.
Görüyorsunuz, gökleri direksiz yücelten Allah, arşa da üstün oldu; basırmıştır hem güneşi, hem ayı; bunların hepsi de, belli bir güne değin yürür, işi yönetir, âyetleri açıklar, Tanrınıza kavuşmaya ola ki, yakından inanasız
Gördüğünüz gibi gökleri herhangi bir destek olmadan yükselten, sonra da yarattığı her şeyin kanununu koyarak hepsi üzerinde egemenlik kuran Allah'tır. Ayrıca her biri belli bir zamana kadar yörüngelerinde akıp giden güneşi ve ayı da koyduğu yasalara tabi tutan; var olan her şeyi yöneten, çekip çeviren O'dur. Bütün bu mesajları açık açık dile getiriyor ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Bkz. 7:54 ve dipnotu, 36:38“Rabbimiz bütün bu ibretlik, üzerine tefekkür edilmesi gereken mesajları öldükten sonra da bizi diriltmeye kadir olduğunu bilmemiz ve anlamamız için dile getiriyor. (Yasin 36:81, Rum 30:27, Nâziât 79:27, En’am 5:2, Ankebût 29:19)
Diyanet İşleri (Eski)
Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden, her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan Güneş ve Ay'ı buyruğu altına alan, işleri yürüten, ayetleri uzun uzun açıklayan Allah'tır; ola ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.
Arş’a istiva hakkında bilgi için A’raf sûresi 54. âyete bakınız.
Edip Yüksel
Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten, sonra tüm yönetime egemen olan, güneşi ve ayı buyruk altına alan ALLAH'tır. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. Tüm işleri kontrol eder ve ayetleri detaylı olarak açıklar ki Rabbinizle kavuşma konusunda kuşkunuz kalmasın
Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.
Allah odur ki Semalara direksiz irtifa' verdi, onları görüyorsunuz, sonra Arş üzerine istivâ buyurdu ve Şems-ü Kameri teshır eyledi, her biri müsemmâ bir ecel için cereyan ediyor, emri tedbir, âyetleri tafsıl eyliyor ki sizler rabbınızın likasına yakîn hasıl edesiniz
Allah Odur ki gökleri (şu) görmekde olduğunuz (şekilde) direksiz yükseltmişdir, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olmuşdur, güneşi, ayı da teshir etmişdir ki (bunların) her biri muayyen vakta kadar (seyr ve) cereyan eder. Her işi yerli yerinde O tedbîr (ve idare) eder, âyetleri O açıklar. Tâki Rabbinize kavuşacağınızı iyice bilesiniz.
Allah, o gördüğünüz gökleri direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden, güneşi ve ayı da emrine boyun eğdirendir. Herbiri belirli bir vakte kadar akıp gider. (O, her) işi idâre eder; âyetleri açıklar ki, Rabbinize kavuşacağınıza kat'î olarak inanasınız!
Eğer göklere bakarsanız, onu direksiz olarak yükselten Allah’dır. Sonra her şeyi egemenlik tahtından yöneten, belirlenmiş bir vakte kadar akıp giden güneşi ve ayı emri altına almış olan, aynı zamanda bütün işleri yöneten de O’dur. Ayetlerimizi böyle ayrıntılı bir şekilde anlatıyoruz ki, belki Rabbinizin huzuruna, hesap vermek üzere çıkacağınıza ikna olursunuz.
Gökleri gördüğünüz şekilde direksiz kaldıran Allah/tır. Sonra O, arş üzerine müstevi olmuş, güneşi ve ay/ı müsahhar kılmıştır. Bunların her biri muayyen vakte [²] kadar seyreder. Allah mülkünün işini tedbir eder, âyetleri tafsil eyler. Ta ki Rabbinize kavuşacağınıza yakın getiresiniz.
İsmail Hakkı İzmirli Ra'd Suresi 2. Ayet Açıklaması
[2] Devr i senevileri üzere veya kıyamete kadar seyr eder.
Kadri Çelik
(O,) Gökleri görebileceğiniz bir dayanak olmaksızın yükselten, sonra egemenlik tahtına kurulan ve güneş ile aya boyun eğdiren Allah'tır. Her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi tedbir eder, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza yakin edersiniz.
Ey insanlar! Şu bakıp durduğunuz Göklerigörebileceğiniz bir direk olmadan yükselten, mükemmel bir sistem hâlinde boşlukta ve dengede tutan Allah’tır. Bunu her an görüyor ve biliyorsunuz. Ayrıca, kâinâtın mutlak hâkimi olarak Egemenlik Tahtı olan Arş’ta bulunan ve her biri, belirli bir vakte kadar yörüngelerinde akıp gitmekte olan Güneş’i ve Ay’ı insanlığın faydası için, koyduğu kanunlaraboyun eğdiren, yine O’dur.Ve gerek tabîat kanunları, gerekse inanç ve ahlâk kurallarıyla ilgili bütün işleri yönetip yönlendiren de O’dur. İşteAllah, hiçbir şüpheye, kapalılığa meydan vermeyecek biçimde ayetlerini böyle açık ve net olarak ortaya koyuyor ki, bütün bunları yapan ve yaratan Rabb’inizin, ölümünüzden sonra sizi yeniden diriltmeye kadir olduğunu bilesiniz de, günün birinde hesap vermek üzere Rabb’inizin huzuruna çıkacağınıza yürekten inanasınız! O Allah ki:
Allah ki gördüğünüz üzere direk olmaksızın Gökler’i yükseltti; sonra Arş’a istivâ etti / oturup kuruldu / hâkimiyet kurdu; her biri belli bir süre için akıp giden Güneş ve Ay’ı buyruğu altına aldı.
İşler’i düzenleyip yürütüyor; Âyetler’i ayrı ayrı açıklıyor.
Umulur ki rabbinizle karşılaşacağınıza kesin inanırsınız.
Allah; görüp durduğunuz gökleri direksiz olarak1 yükseklere kaldıran, sonra kâinatın (arşın) yönetimini hâkimiyeti altına alan,2 her biri belirlenmiş bir süreye kadar dönen güneş ile ayı (kendisine) boyun eğdiren, her işi idare edip duran3 ve belki Rabbinize kavuşacağınıza tam olarak inanırsınız diye âyetleri açıklayandır.
1 Âyetin bu bölümü: “...görünmez direklerle...” diye de tercüme edilebilir. 2 İstiva etmek: Yarattığı kâinatın her türlü idaresini hükmü altına alarak hükmünü ve saltanatını icraya başlamak demektir. Konu ile ilgili olarak Bk. (A’raf: 54, Yunus: 3) 3 (يُدَبِّرُ) fiilinin şimdiki/geniş zaman kipinde olması; Allah’ın yaratmasının olup-bitmiş bir şey olmayıp, sürekli olduğunu ve her an devam edip-durduğunu gösterir. Bk. (Yunus: 3)
Muhammed Esed
Gökleri, görülebilir herhangi bir destek, dayanak olmadan yükselten ve sonra da kudret ve hükümranlık tahtına 4 kurulan Allah'tır; her biri -[O'nun tarafından] belirlenmiş bir süre için 5 - kendi seyrini sürdüren güneşi ve ayı [koyduğu yasalara] tâbi tutan O'dur; var olan her şeyi (yöneten), çekip çeviren de O. Bütün bu mesajları açık açık dile getiriyor ki, [Yargı Günü'nde] Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza yürekten kesin bir biçimde inanasınız. 6
Şu gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yükselten,1 sonra kâinatı hükümranlığı altına alan,2 bu çerçevede yörüngelerinde belirli bir süreye kadar akıp gidecek olan ayı ve güneşi bir yasayla emrinize amade kılan ve varlığı yerli yerince yöneten Allah’tır.3 O Rabbinizle buluşmaya şeksiz ve şüphesiz inanasınız diye4 ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.5, 131/10, 50/6, 67/3, 232/4, 57/4, 331/29, 35/13, 36/38...40, 440/15, 42/7, 56/105-114-126, 46/27
Allah ise, gökleri, gördüğünüz bir destek olmaksızın inşâ edip[1932] sonra da mutlak hükümranlık makamına kurulan tek güçtür. O, her biri belirli bir süreye kadar (görevlerini) icra edecek olan güneş ve ayı belli bir yasaya bağlamış; varlığı çekip çevirmektedir.[1933] Ilâhi mesajları size ayrıntılı olarak açıklıyor; umulur ki bu sayede, Rabbinize (hesap vermek üzere) kavuşacağınıza gönülden ikna olursunuz.[1934]
[1932] Eğer teravnehâdaki zamir semâvâta gidiyorsa, bu ibâreyi bağımsız bir cümle olarak şöyle de okuyabiliriz: “Gökleri direksiz inşâ etti (ki), siz onları görebiliyorsunuz”.
[1933] Krş: 7:54. Zımnen: İlahî yasalar, eşyayı ölçü ve kurala bağlar. Anlamsız ve amaçsız olan hiçbir şeyin ölçü ve kuralı olmaz. Şu hâlde ölçü ve kuralı reddetmek, anlam ve amaçlı yaratılışı reddetmektir. İlk iki âyet arasında kopmaz bir bağ vardır: İslâm, Allah’ın kâinatı yönettiği sistemin adıdır. Kâinatın yasalarını kim koymuşsa, hayatın yasalarını da O koyar. Vahiy işte o yasaları beyan için inmiştir. Bunda şaşılacak ne var?
[1934] Zımnen: İradesiz ve akılsız varlıklar O’nun emrinden çıkmazken, sen ey insan, O’nun bahşettiği irade ve aklı O’na başkaldırmak için mi kullanıyorsun?
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah, o zâtı-ı akdestir ki, gökleri görüyorsunuz, direksiz olarak yükseltmiştir. Sonra arş üzerine istivada bulunmuştur ve güneşi de, kameri de musahhar kılmıştır ki, herbiri bir malum vakit için cereyan eder. (O Hâlık-i Kerîm) Her işi tedbir eder, âyetleri mufassalan beyan buyurur. Tâ ki Rabbinize kavuşacağınızı yakînen bilesiniz.
Allah O'dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti. Sonra da Arşının üstünde kuruldu. Güneşi ve Ay'ı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır. Bütün işleri O yönetir. Âyetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. [7, 54; 11, 3; 36, 38; 41, 37; 7, 54]
Ayet-i kerimede yer alan İstiva etti tabiri: Arşının üstünde kuruldu, onları hakimiyeti altına aldı ve onlar üzerinde hükmünü yürütmeye başladı demektir. İstiva’nın mânası için bkz. 7,53. Göklerin yükseltilmesi cümlesi iki şekilde anlaşılmaya müsaittir. Birincisini mealde yazdık. İkincisi: Allah gökleri, sizin göremediğiniz birtakım direklerle yükseltti. Bu anlama göre âyetin, gök cisimleri arasındaki çekim kuvvetine işaret ettiği söylenebilir.
Süleyman Ateş
Allah odur ki gökleri, görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti, sonra Arş üzerine istiva etti (mülkünün tahtına oturdu), güneşi ve ay'ı iradesine boyun eğdirdi. Her biri, belli bir süre için akıp gitmektedir. (Yaratma) işi(ni) düzenler, ayetleri açıklar ki, Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Bu âyette cisimler arasındaki itme ve çekme yasasına işâret vardır: Allah'ın, gökleri, bizim görebileceğimiz bir direk olmadan yükselttiği belirtilmektedir. Demek ki göğü yükselten, gök cisimlerini birbirinden uzakta tutan bir direk vardır ama bu direk gözümüzle görülür türden bir direk değil, bir güçtür. Bu direk, cisimler arasındaki itme yasasıdır. "Göğü tutup yer üzerine düşmesini önlüyor. Ancak O'nun izniyle düşebilir" (Hac: 65) âyeti de gök cisimlerinin yer üzerine düşme eğiliminde olduğunu, fakat Allah'ın bu düşmeyi engellediğini bildirmektedir. Gök cisimlerinin birbiri üzerine düşme eğilimi ise, cisimler arasındaki çekim yasasıdır. Bu suretle Kur'ân, cisimler arasında itme ve çekme güçlerinin bulunduğuna işâret etmiş olmaktadır. Cisimler arasındaki çekim gücü, itme gücünden fazla olsa, gök cisimleri birbiri üzerine düşerdi. Şayet itme gücü daha fazla olsaydı, gök cisimleri birbirinden belli uzaklıkta duramaz, sonsuzca uzaklaşırdı. Cisimlerin birbirinden belli uzaklıkta, ölçülü durabilmesi için iki gücün birbirine denk olması gerekir. "Allah göğü yükseltti, dengeyi koydu" (Rahmân: 7) âyetiyle de bu iki gücün denk olduğu bildirilmiştir. Şüphesiz bu, Kur'ân'ın bir mu'cizesidir.
Süleymaniye Vakfı
Allah, gökleri görünür bir direk olmadan yükseltmiştir. Sonra arşa (yönetim merkezine) geçmiş, güneş ve ayı düzenlemiştir. Her biri, belli bir süreye kadar akar gider. İşi çekip çeviren ve bu âyetleri açıklayan O'dur. Belki Rabbinizle yüzleşme konusunda kesin kanaate varırsınız.
[*] Ayetleri yanlızca Allah'ın açıklaması konusu ile ilgili olarak bkz: Hud 11:1-2, Al-i İmran 3:7, Fussilet 41:3.
Şaban Piriş
Allah, gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yükseltti. Sonra arşı istiva etti. Her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan güneş ve ayı buyruğu altına aldı. Kesin olarak Rabbinizle buluşacağınıza inanmanız için buyruğunu yürütüp, ayetleri uzun uzun açıklıyor.
O Allah ki, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükseltti,(1) sonra da Arş üzerine kuruldu,(2) Güneşi ve Ayı emrine boyun eğdirdi. Onların hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gitmektedir.(3) O herşeyi yerli yerince tedbir ve idare eder; Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilmeniz için de âyetleri iyice açıklar.
(1) “Direksiz yükseltilen gök” kavramı, Kur’ân’ın indiği dönemde yaygın olan inanışlara ters düşen bir kavramdı. Hattâ Kur’ân’ın inişinden sonra bile insanlar daha yüzyıllarca Kaf Dağı efsaneleriyle oyalanmışlar, dağlardan direkler üzerine kurulu bir gökyüzü hayal etmişlerdir. “Gökler” sözcüğünden ister atmosfer, isterse uzay anlaşılsın, her iki halde de Dünyanın kütlesi ve hareketleri, Güneş ve Ay ile karşılıklı konumları ve etkileşimleri gibi iç içe geçmiş son derece hassas dengeler sayesinde kurulmuş olan ve devam eden bir düzene dikkat çekilmekte olduğu bellidir. Kur’ân, bu hesapların, direkler üzerine tavan çatmaktan çok daha farklı bir iş olduğunu bildirirken, “İşte, gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yükseltti; gördüğünüz yerde direk olmadığı gibi, görmediğiniz yerlerde de böyle birşey yoktur” diyerek, o günkü insan nazarının ulaşamadığı yerlerden haber vermektedir. Diğer yandan, âyetteki ibarenin “Gördüğünüz cinsten bir direk olmaksızın gökleri yükseltti” anlamını verecek şekilde okunması da mümkündür. Bu takdirde, çekim kuvveti, merkezkaç kuvveti, uzayın genişlemesi gibi etkileşmeler akla gelmektedir ki, gerçekten de, bugün yüksekliği çok iyi dengelenmiş ve hayata elverişli hale getirilmiş bir atmosfer altında ve yeteri kadar genişlemiş, hâlâ da genişlemeye devam eden bir uzay içinde yaşayışımızda, Dünyayı ve evreni ayakta tutan bu “görünmez direkler” görevlendirilmiştir.(2) 7:54’ün açıklamasına bakınız.(3) Bir taraftan göklerin direksiz yükseltildiğinden söz edilirken, hemen arkasından da göklerdekilerin hepsinin akıp gittiği anlatılıyor. Bu tasvir, bütün kâinatı aynı fotoğraf karesi içinde toplayan ezelî bir bakış açısını yansıtmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah odur ki, gökleri direksiz yükseltmiştir; görüyorsunuz onları... Sonra arş üzerine egemen olmuştur. Güneş'i ve Ay'ı da boyun eğdirmiştir. Bunların tümü belirlenmiş bir vakte kadar akar dururlar. Oluşu yönlendirir, çekip çevirir O... Ayetleri birer birer gözler önüne serer ki, Rabbinize kavuşacağınıza açık-seçik inanasınız.