Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1959, sondan 4278. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 58. ayetidir. Nahl Suresi 58. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 3909 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Câhiliye Arapları kız çocuklarını iki sebeple istemezlerdi: İlki geçim sıkıntısı, ikincisi de namus anlayışları (Râzî, XX, 56). Erkek çocuklar ileride kabilenin silâhşoru olacakları için onları istememek şöyle dursun, 57. âyetin sonunda da ima edildiği üzere, erkek çocuklara sahip olmaktan özellikle hoşlanırlar, sayılarının çokluğu ile övünürlerdi; fakat kız çocukları, Türkçe’deki meşhur deyimiyle “kaşık düşmanı” olarak telakki edilirdi. İkinci ve daha önemli sebebe gelince, ardı arkası kesilmeyen kabileler arası savaşlarda kız ve kadınların esir düşmeleri ve câriye olarak tutulmaları, alınıp satılmaları, namusuna çok düşkün olan Câhiliye Arabı için son derece onur kırıcı bir durumdu ve bu yüzden toplumda kız çocuğuna sahip olmak bir utanç sebebi olarak algılanıyordu; aslında sevinmek gerektiği için 59. âyette “müjde” kelimesiyle ifade edilen böyle bir doğum haberi alan baba, tam tersine üzüntüye boğuluyordu. Âyet, bu son derece cahilce telakkinin, acımasız törenin baskısı altında kalan, ama fıtratındaki babalık duygusunun etkisinden de kurtulamayan Câhiliye Arabı’nın bunalımını, kısa fakat oldukça etkileyici bir ifadeyle özetlemektedir: “Böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün!” Âyet, onları böylesine korkunç bir ikilemle karşı karşıya bırakan zihniyeti, “Görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar!” diyerek mahkûm etmektedir (kız çocuklarının öldürülmesi hususunda ayrıca bk. İsrâ 17:31; Tekvîr 81:8-9).
Mehmet Okuyan
Onlardan birine kız çocuğu müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir.
1 Bu mantık, ufak tefek farklılıklarıyla günümüzde bile devam etmektedir. Doğum evlerinde doğum müjdesi alanların suratlarına bakıldığı zaman, pek çoğunda buna benzer durumları görmek mümkündür.
Muhammed Esed
(O kadar ki,) ne zaman birine bir kız çocuğu olduğu müjdesi verilse 65 hemen yüzü kararır, içi öfkeyle dolar;
Oysa onlardan birine bir kız çocuğu müjdelendiği zaman, öfkeden suratı kapkara kesilir. 16/57-59, 17/40, 19/88...93, 37/149, 43/15...19, 52/39, 53/21...23
[2137] Kezîm, aslen “nefesi kesilip donup kalmak” manasınadır (Râğıb). Kur’an’da (öfkesini) “tutmak, yenmek” anlamında kullanılır (3:134). Aşırı hüzün, öfke, korku gibi durumlarda insanın aldığı hâli ifade eder. İbn Abbas, Dahhâk gibi ilk otoriteler bu psikolojik durumu “hüzün, hayal kırıklığı, nefesi kesilmek ve boğulmak” şeklinde açıklamışlardır (Ebu Ubeyde ve Taberî). Bağlam hüzün-öfke karışımını yansıtır (Krş: 68:48).
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlardan biri kız ile müjdelenince pürgayz olarak yüzü simsiyah kesilir.