Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1972, sondan 4265. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 71. ayetidir. Nahl Suresi 71. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 92 ve toplam ebced değeri ise 7193 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
والله فضل بعضكم على بعض في الرزق فما الذين فضلوا برادي رزقهم على ما ملكت ايمانهم فهم فيه سواء افبنعمة الله يجحدون
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
İnsanlar, Allah’ın takdiri ile doğuştan getirdikleri kabiliyetlerin, ayrıca yine ilâhî takdire bağlı olarak yaşadıkları sürece karşılaştıkları imkân ve fırsatların azlığına veya çokluğuna, elverişli olup olmamasına ve bunları farklı şekillerde değerlendirmelerine göre rızıkları, kazançları farklı olmuştur ve olacaktır. İnsan, sahip olduğu servetle değil onu nasıl kullandığı ile değerlendirilir.
“Ellerinin altındakiler”den maksat, özel anlamda köleler, daha genel olarak kişinin, bakımından, geçiminden sorumlu bulunduğu yakınlarıyla çalıştırdığı, hizmetinden istifade ettiği insanlardır. Âyette servet sahibinin, bu insanları –temel ihtiyaçların karşılanması bakımından– servetinden kendisiyle aynı seviyede yararlandırması öngörülmekte; bu ilkeyi içtenlikle benimseyip uygulamakta isteksiz davranmanın, “Allah’ın nimetini inkâr” anlamı taşıdığına işaret edilmekte ve bu şekilde olumsuz davranış sergileyenler kınanmaktadır. Bu öğretisiyle âyet, İslâm’ın eşitlik, adalet, dayanışma, paylaşma gibi sosyal değerlere verdiği önemin veciz bir ifadesidir. Nitekim bu hususta Resûlullah da şöyle buyurmuştur: “Elinizin altındakiler (köleler, hizmetliler, çalışanlar) sizin kardeşlerinizdir; Allah onları size emanet etmiştir. Şu halde kimin yanında bu şekilde kardeşi bulunuyorsa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara ya güçlerinin yetmeyeceği ağır işler yüklemeyin veya yüklerseniz siz de yardım edin” (Buhârî, “Îmân”, 22; Müslim, “Eymân”, 40).
Âyette, Mekke’nin putperest ileri gelenlerinin, köleleri kendilerine eşit saymazken putlarını Allah’a ortak koşup eşit saymalarına karşı bir eleştiri anlamı bulunduğu da belirtilmektedir (Zemahşerî, II, 336; İbn Kesîr, IV, 504-505).
Mehmet Okuyan
Allah rızık bakımından kiminizi kiminize üstün (farklı) kılmıştır. Farklı (bol rızık) verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu konuda kendilerini onlara eşit kılmazlar. Allah’ın nimet(ler)ini inkâr mı ediyorlar!
Bu ayette rızık bakımından geniş imkânlara sahip kılınanların bunlardan yoksun olanları gözetmemesi eleştirilmekte, bu duyarsızlıkları nedeniyle de Yüce Allah’ın nimetlerini inkâr etmiş olacaklarına dikkat çekilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerine onları eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları¹ kimselere aktarıyorlar da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkâr ediyorlar?²
1- Yeminle hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, “güç” demektir; güç yolu ile üzerinde yetkili olma hakkına sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olanlar gibi anlamlara gelmektedir.2- Benzer bir ayet olan, Rum Suresi, ayet 28'de de Rabb'imiz, “Kendinizden size bir örnek vermektedir: Size, verdiğimiz mallarda, yeminlerinizin mülkü olanlardan ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.” demektedir. Bu ayetlerde, Allah; rızkı yaratan da rızkın gerçek sahibi olan da Ben'im diyor. Ve diyor ki: Siz yeminlerinizin mülkü olan kimseleri malınıza ortak ediyor musunuz ki, Ben, kullarımı rızıklandırırken, bu rızıklandırmamda, ilahlarınızı (Lat, Uzza, Menat) Kendime ortak edeyim. Ve onlar aracılığıyla veya onlarla birlikte size rızık vereyim. Diğer bir anlatımla Allah, rızık verici olan, yalnızca Benim demektedir. Rızk Benim değil mi? Onu dilediğim gibi dağıtırım demektedir.
Ahmet Akgül
Allah rızıkta (zenginlik konusunda) kiminizi kiminize üstün kıldı; ama kendilerine (diğerlerinden) fazla verilenler, (maalesef) rızıklarını (imkânlarını) ellerinin altındakilere (aile bireylerine, hizmetçi ve işçilerine) onda eşit olacak (insanca yaşama şartlarına kavuşacak) şekilde aktarıp vermiyorlar, yoksa Allah’ın nimetlerini (ve infak emirlerini) inkâr mı ediyorlar?
Ve Allah, rızık bakımından bir kısmınızı, bir kısmınızdan üstün etmiştir. Geçimi üstün olanlar, rızıklarını, elleri altında bulunanlara verip onları da geçim bakımından kendilerine eşit etmezler, Allah'ın nimetini bilebile inkar mı ederler?
Ve Allah, rızık bakımından bir kısmınızı, bir kısmınızdan üstün kılmıştır. Hal böyleyken, rızkı kendilerine fazla verilmiş olanlar, bu rızıklarını elleri altında bulunan işci ve kölelerine verip, onları da geçim bakımından kendilerine eşit etmezler. Peki böyle yapmakla, Allah'ın rızık nimetini bile bile inkâra mı kalkışıyorlar?
Allah lütufta bulunarak, servette, bir kısmınızı diğerlerine üstün kıldı. Lütfa lâyık görülerek üstün kılınanlar, sahip oldukları rızık ve servetten meşrû şekilde sahip oldukları, üzerlerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan köle, cariye ve hizmetkârlara ve işyerlerinde çalışan sözleşmeli işçilerine kâfi miktarda vermiyorlar. Verseler, o rızkın kullanımında eşit hâle gelecekler. Eşit şekilde kullanmaları söz konusu iken, bile bile Allah'ın ihsan ettiği nimeti inkâr mı ediyorlar? Nankörlük mü ediyorlar?
Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar ellerinin altındakilere (köle ve cariyelerine) rızıklarını vermezler. Oysa onda (rızıkta) eşittirler. Öyleyken Allah'ın nimetini bile bile inkâr mı ediyorlar?
Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip-verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah rızık hakkında bir kısmınızı bir kısmınızdan üstün kıldı. Kendilerine fazla rızık verilenler de, rızıklarını elleri altında bulunanlara vermiyorlar ki, onda müsavi olsunlar. (İşte böyle köle ve hizmetçilerini mallarına ortak etmiyenler, Allah'a nasıl, kudreti altındaki şeyleri ortak ediyorlar?) Şimdi Allah'ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
Allah rızık konusunda bazınızı, diğerlerine üstün kılmıştır. Üstün kılınanlar, kazandıkları rızkı elleri altındaki (hizmetçilere ve) kölelere vermezler ki; o rızık konusunda eşit olsunlar. Artık Allah’ın nimetlerini nasıl inkar ediyorlar?.. (Kendileri, kölelerini ortak edinmezken, Allah’ın yarattığı şeyleri, O’na ortak koşuyorlar.)
Allah bir nicenizi, bir niceniz üzere azıkça artıkladı, artıklanmış olanlar kendi kölelerine vermezler azıkların, onlarsa birdir O'nda, Allahın nimetini tanımıyor musunuz?
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı (bazılarına fazla vererek farklı kıldı). Rızık bakımından üstün kılınanlar ellerinin altında bulunan (kölelere, hizmetçilere ve çalışanlara)lara kendi rızıklarından (kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede) vermezler. Hâlbuki rızık konusunda bunlarla onlar eşit hakka sahiptir. Durum böyleyken (verdiği nimetlerden paylaşmayı ve infak etmeyi reddederek) Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah’ın bazılarına bazılarından fazla vermesi, Allah öyle uygun gördüğü içindir. Yoksa fazla alanlar bunu iyi niyetlerinden dolayı hak etti ya da çok çalıştılar da kazandılar diye değil.“Ellerinin altında bulunanlar” ifadesini sadece hizmetçi ve köle olarak yorumlarsak bu ayet maksadına ulaşmış olamaz. Çünkü bugün artık kölelik devri kapanmış durumdadır. Bu ifadeden “rızıkları sizin aracılığınızla verilen kimseler” kastedilmektedir. Bugün ne acıdır ki; kölelere gösterilmesi gereken hassasiyet maalesef çalışanlara gösterilmiyor. Allah kölelerin haklarını ve hayat standartlarını iyileştirirken; milyonları kazanarak zevk-u safa içinde modern şatolarda, ihtişamlı saraylarda, görkemli yalılarda, muhteşem villalarda yaşayan, lüks ve şatafatlı arabalara binerek caka ve fiyaka satan nice sözüm ona zenginler vardır ki üzerlerinden para kazandığı çalışanları açlık sınırının altında hayatlarını sürdürmektedir. İnfaktan yararlanmak bir yana emeklerinin karşılığını dahi alamamaktadır bu insanlar. İşte ayetin son cümlesinde infaktan ve paylaşmaktan uzak duranların Allah’ın nimetine nankörlük etmiş sayılacağı ifade edilmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah rızıkda kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?
Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
ALLAH rızık (varlık) açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar?
Bu ayet şöylece de çevrilebilir: ". . . Üstün kılınanlar, emirleri altındakilere kendi rızıklarını vermezler. Aslında rızıkta onların hepsi eşittir (hepsi de Tanrı tarafından rızıklandırılırlar). . ."
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Allah ba'zınızı ba'zınıza rızıkta tafdıl de etti, fazla verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere reddediyorlar da hepsi onda müsavi oluyorlar da değil, şimdi Allahın nı'metini mi inkâr ediyorlar? Allah size kendilerinizden zevceler de verdi ve size zevcelerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nı'metlerden merzuk buyurdu, şimdi bâtıla inanıyorlar da onlar
Allah rızk hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. O üstün kılınanlar, onda hepsi eşit olmak üzere, rızklarını ellerinin altındakilere verici değildirler. O halde bunlar Allahın ni'metini bilerek inkâr mı ediyorlar?
Hem Allah, rızık husûsunda bazınızı bazınızdan üstün kıldı. Böylece üstün kılınanlar ise, rızıklarını (kendileriyle eşit dereceye gelecek şekilde) ellerinin altındaki kölelerine verici değiller ki, artık onda (o rızıkta) kendileri müsâvî olsunlar. (Onlar kendi köleleriyle eşitliği kabûl etmezken, nasıl oluyor da Allah'a eş tutup ortak koşuyorlar?)Şimdi Allah'ın ni'metini bilerek inkâr mı ediyorlar?
Allah, sizin bir kısmınızı, rızık olarak bir kısmınıza üstün tuttu. Kendilerine fazla rızık verilenler, sorumlulukları altındakileri rızıklandırmaktan kaçınıyorlar. Hâlbuki rızıklanma hususunda eşittiler. Yoksa onlar Allah’ın nimetlerini mi yalanlıyorlar?
İsmail Hakkı İzmirli Nahl Suresi 71. Ayet Açıklaması
[9] Kimini zengin, kimini fakir kıldı.[10] Veya hepsinin rızkını veren Allah'tır, onlar rızkta beraberdir.[11] Malda kölelerini şerik kılmazlar, nasıl olur da Allah'ın bazı memlûklerini Allah'a şerik kılarlar, köleleri Allah'a şerik kılmakla Allah'ın nimetini inkâr etmiş oluyorlar.
Kadri Çelik
Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır; üstün kılınanlar, (zatî bir üstünlüğe sahip olmadıkları halde kendilerine verilen) rızıklarını ellerinin altında bulunanlara vermezler (ve onları mülkünde ortak kılmazlar) ki böylece onda (mülkte) eşit olsunlar. (Ama nasıl olur da mülkünde zatî bir üstünlüğe sahip olan Allah'ın bir takım ortakları olduğunu iddia ediyorlar!) Yoksa Allah'ın bu nimetini (üstün kıldığını) inkâr mı ediyorlar (ve zatî bir üstünlüğe sahip olduklarına mı inanıyorlar)?
Allah, her birinize farklı güç ve yetenekler bahşederek, gerek sosyal statü, gerekserızık ve kazanç bakımından bir kısmınızı diğerlerinden üstün kılmıştır. Fakat kendilerine zenginlik bahşedilmiş olanlar, köle veya hizmetçileriyle eşit konuma gelecek şekilde rızıklarını onlarla paylaşmak istemezler. Peki, ey müşrikler! Siz servetinizde —onu size Allah verdiği hâlde— kölelerinizi ve hizmetçilerinizi kendinize ortak kabul etmezken, nasıl olur da Allah’a kulluk ve şükür konusunda başka ilâhları O’na ortak koşarsınız? Kendi mülk ve nüfuz alanınızda başka bir ortağa tahammül edemeyen sizler, nasıl olur da Allah’ın birer âciz kulu olan sözde “yüce şahsiyetleri” ya da uydurduğunuz sahte ilâhları Allah’ın mülk ve egemenliğinde O’na ortak kabul eder, kendinize lâyık görmediğiniz bir durumu Allah’a yakıştırmaya cüret edersiniz? Şimdi bu müşrikler, kendilerine bunca lütuflar bahşeden Rablerine ortaklar koşarakgöz göre göreAllah’ın nîmetlerini inkâr mı edecekler?
Allah, Rızık’da bazınızı bazınıza üstün kıldı.
Öyle ki, fazlaca verilmiş olanlar kendi rızıklarını, ellerinin mâlik olduklarına bırakacak değil ki onlar bunda eşit olsun!
Allah’ın nimetini mi bile bile inkâr ediyorlar?
Allah, rızıkta sizi birbirinize üstün kıldığı halde üstün kılınanlar, bu rızıklarını hiç köleleriyle paylaşıp, onlarla eşit oluyorlar mı (da putlarını, Allah’la eşit görüyorlar?)1 Şimdi de Allah’ın nîmet(ler)ini, inkâr mı ediyorlar?2
1 (Kurtubî, Celâleyn)2 Bu âyet, her ne kadar, “Allah, rızıkta sizi birbirinize üstün kıldığı halde üstün kılınanlar, bu rızıklarını herkesin eşit geçim düzeyine kavuşması için emirleri altındaki yoksullarla paylaşmıyorlar. (Böyle yaparak) şimdi de Allah’ın nîmetlerini, inkâr mı ediyorlar?” şeklinde tercüme edilebilirse de bu tercümeyle bir kısım sosyalist mantıklı çağdaş yorumcular, garip ekonomik teoriler üretmeye ve sosyalistler de kendi küfür sistemlerine dayanak bulmaya çalışmışlardır. Âyetin bu şekildeki tercümesi kanaatimizce yanlıştır. Meâli, “(Allah) size kendi hayatınızdan bir örnek veriyor. (Mesela); Size verdiğimiz rızıklarda, hiç köleleriniz, eşit şekilde hak sahibi ve birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinmeye râzı olacağınız ortaklarınız gibi olabilir mi? (de putlarınızı, Allah’la denk görüyorsunuz.) İşte Biz, aklını kullanabilen bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.” şeklinde olan (Rum: 28.) âyet bu âyetin açıklaması niteliğinde olduğu için yukarıdaki tercüme daha doğrudur. Yani Allah, bu âyetle bizlere: “Siz, Allah’ın size verdiği kölelerinizi ve hizmetçilerinizi kendinize ortak etmezken, Allah’ın ilâhlık ve hükümranlığı hakkında nasıl olur da başkalarını Ona ortak koşarsınız?” demek istemektedir. Bk. (Tefhim’-ül Kur’an-Mevdûdî)
Muhammed Esed
Rızık konusunda, kiminize kiminizden fazla veren Allah'tır: hal böyleyken, kendisine fazla verilmiş olanlar, rızıklarını -bu bakımdan aralarında eşitlik olsun diye- 80 sağ ellerinin malik olduğu kimselerle paylaşmakta isteksiz davranıyorlar. Peki, (böyle yapmakla) Allah'ın nimetini (bile bile) inkara mı kalkışıyorlar?
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden farklı kılmıştır. Oysa kendisine zenginlik verilen kimseler, sahip olduğu malları ellerinin altında bulunanlarla paylaşmaya ve böylece onlarla eşit seviye ye gelmeye yanaşmıyorlar da şimdi onlar bile bile Allah’ın nimetini paylaşmıyorlar? 2/267, 3/92, 6/165, 43/32, 76/8
ALLAH rızkı kiminize diğerinden daha fazla vermiştir. Peki, kendisine fazla verilenler emirleri altında çalışan kesimleri[2157] servetlerine ortak etseler de, onlar da bu konuda (kendileriyle) eşit hâle gelseler ya![2158] Buna (dahi razı olmayacaklarına) göre, hâlâ (ortak koşmakla), Allah’ın nimetlerini bile bile inkâra[2159] yeltenmiş olmuyorlar mı?
[2157] Mâ meleket eymânuhum, bir efendi hesabına çalışan herkesi ifade eder. Bu bağlamda patron hesabına çalışan işçiyi de kapsar. Hz. Ömer’in, Allah Rasûlü’nün hanımlarını boşadığı haberi üzerine yaptıklarını anlattığı ünlü hadiste “Rasulullah’ın Bilal isimli kölesine vardım..” dediğine göre (Müslim ve Tirmizî), o dönemde hizmet görenler de “köle” diye anılabiliyordu.
[2158] Bu âyet bazı çağdaş müfessirlerimizin anladığı gibi (Bkz: Esed) gelir dağılımıyla ilgili ahlâkî bir bağlama ilişkin değildir. Öncesi ve sonrasındaki âyetlerden de anlaşılacağı gibi tevhit ve şirkle ilgili akidevi bir bağlamda yer almaktadır. Yani bu bağlam insan-insan ilişkilerini değil, insan-Allah ilişkilerini önceleyen bir bağlamdır. Burada, kendi geçici ve sahte statülerini köleleriyle paylaşmaya yanaşmayacak olan müşriklere, Allah’a O’nun eşi ve dengi olmayan birtakım varlıkları ortak koşmalarının altında yatan çelişki ve mantıksızlık hatırlatılmaktadır (Krş: Taberî’nin İbn Abbas ve Katâde’den rivayeti). Aynı bağlamda benzer bir delilin dile getirildiği Rûm 28, bu âyetin maksadını anlamamızı kolaylaştırmaktadır. Bununla birlikte âyette tâli olarak gelir dağılımındaki dengesizliğe bir îmâ ve paylaşmaya dolaylı bir teşvik bulunduğu da söylenebilir.
[2159] Cahd, Şu’arâ sûresinin 14. âyetinde açıkça yer aldığı gibi, doğrusunu bildiği hâlde ısrarla diliyle inkâra kalkışmaktır (Krş: Râğıb).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Allah Teâlâ bazınızı bazınız üzerine rızk hususunda üstün kılmıştır. Artık üstün kılınanlar, rızklarını onlar onda müsavî olmak için ellerinin altındakilere verici değillerdir. İmdi Allah'ın nîmetlerini inkâr mı ediyorlar?
Allah sizi, maişet ve rızık hususunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini, kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede, yanlarında çalıştırdıkları köle ve hizmetçilere vermezler. O halde nasıl olur da Allah'ın nimetini, Allah'ın kendilerinin üzerindeki hakkını bile bile inkâr ederler? [30, 28] {KM, Çıkış 21, 2; I Korintos. 12, 13}
Allah, rızıkta kiminizi kiminizden üstün kıldı. (Rızıkça) üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta eşit olmuyorlar. Allah'ın ni'metini mi inkar ediyorlar?
Allah rızık konusunda kiminizi kiminden üstün kılar. Üstün kılınanlar, hakimiyeti altındakilere (esirlere)[1] kendi rızıklarından vermezler. Ama rızıkta bunlar da onlarla eşit hakka sahiptirler[2]. Allah’ın nimeti karşısında bile bile yalana mı sarılıyorlar?
[1] ... [2] Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Ellerinizin altındaki esirler ailenizin fertleri ve kardeşlerinizdir. Onları hâkimiyetinize veren Allah'tır. Allah kimin hâkimiyetine kardeşini vermişse yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin ve ağır işler yüklemesin, yükleyecekse de ona yardım etsin." (Buhârî İman/22 babu'l-meâsı min emr'il-cahiliye)
Şaban Piriş
Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden üstün kılmıştır. Fakat, üstün kılınanlar, gözetimleri altında bulunanlara, kendileriyle eşit olurlar diye rızıklarını vermezler. Bile bile Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah rızıkta sizi birbirinize üstün kıldı. Kendilerine fazlalık verilenler, bu fazlalığı ellerinin altındakilere verip de onlarla eşit hale gelmek istemezler. Buna rağmen onlar Allah'ın nimetini mi inkâr ediyorlar?(20)
(20) Allah’ın kendilerine verdiği nimeti başkalarıyla paylaşmazken, Allah’ın nimetini Allah’tan başkasına nasıl mal ediyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar?
daħı Tañrı artuķlu eyledi bir niceñüzi bir nice üzere rūzį içinde. pes degül anlar kim artuķlu olındılar döndürici rūzįların anuñ üzere kim mālik oldı śaġ elleri pes anlar anuñ içinde berāberdur. pes Tañrı ni'met ine mi inkār eylerler?