Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1999, sondan 4238. ayet; 16. sure ve bu surenin 98. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 4019 olarak hesaplanmıştır.
فاذا قرأت القران فاستعذ بالله من الشيطان الرجيم
فاذاقرأتالقرانفاستعذباللهمنالشيطانالرجيم
Fe-iżâ kara/te-lkur-âne feste’iż bi(A)llâhi mine-şşeytâni-rracîm(i)
Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.[305]
Âyette sözü edilen Allah’a sığınma, “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır.
Hitap Hz. Peygamber’e olmakla birlikte onun şahsında bütün insanların dikkati, bunca hikmetli bilgi ve uyarılar içeren Kur’an’a çekilmektedir; çünkü bu ve benzeri müjde, irşad ve uyarılarıyla Kur’an-ı Kerîm insanlığa en doğru ve en güvenilir rehberdir. Fakat Kur’an’ın rehberliğinden yararlanabilmek için âyette, “kovulmuş şeytan”ın vesveselerine karşı Allah Teâlâ’ya sığınmamız öğütlenmekte; böylece dolaylı olarak zihin ve kalbimizi kötü duygu ve düşüncelerden uzaklaştırıp Kur’an’ın ışığına açmamız gerektiğine işaret edilmektedir. Bu öğüt dolayısıyla müslümanların Kur’an okumaya başlarken “besmele”den önce “eûzü” çekmeleri gelenek olmuştur (ayrıca bk. Fâtiha
1:1, “eûzü”nün tefsiri).
Bu şekilde Allah’a inanıp O’na sığınanlar, O’na dayanıp güvenenler üzerinde şeytan hâkimiyet kuramaz. Fakat âyette bunu bildiren ifadenin mutlak olup olmadığı hususunda değişik yorumlar yapılmıştır. Bunlar içinde en isabetli ve gerçekçi görüneni şöyle özetlenebilir: Allah’a imanı, bağlılığı ve güveni tam olanlara şeytan bazı hatalar işletmeyi başarsa da, onları inkâr ve şirk gibi affedilmez bir günaha saptıramayacaktır (bk. İbn Atıyye, III, 420; Kurtubî, X, 183-184). Nitekim Kurtubî, İblîs’in Hz. Âdem ve Havvâ’ya günah işlettiğini hatırlatarak, şeytanın müminlere asla günah işletemeyeceği şeklindeki yorumu gerçekçi bulmaz. 100. âyete göre şeytanın insanlar üzerinde hâkimiyet kurmasının asıl sebebi onların kendi tavırlarıdır. Şeytanı kendilerine velî yapanların onun hâkimiyeti altına girecekleri açıktır.
Şeytan cinlerin hemcinsi ve ulusudur. Allah’a inanıp güvenenlere etkisi olamayacağına göre cinlerden korkmak ve cincilere gitmek için de bir sebep yoktur. Allah’a inanmak ve güvenmek cinlere karşı korunmanın en güvenli yoludur.
Kur’an’ı okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!
Bu buyruk, Kur’an’ı [kıraat] edenlerin yani anlayarak okuyanların şeytanı ne kadar rahatsız edeceğini ve onun şerrinden korunmak için kovulmuş şeytandan Yüce Allah’a sığınmanın gerekliliğini içermektedir. Benzer mesajlar: A‘râf
7:200; Mü’minûn
23:97-98; Fussilet
41:36.
Kur'ân okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!
Kur'an okuduğun zaman, recmedilmiş¹ şeytandan² Allah'a sığın.³
1- Taşlanmış, kovulmuş, lanetlenmiş, yerilmiş. 2- Şeytani düşüncelerden. Şeytan, “Hakikat”tan uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurumun ve kötülük dürtüsünün ortak “karakteristik adıdır.”3- “Eûzu billahi mine'ş-şeytâni'r-râcim”e “kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım” anlamını vermek doğru değildir. “Şeytandan Allah'a sığınmak”, “ins” ve “cinn”nin yani görünen görünmeyen güçlerin, kişi ve kurumların saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı kişinin, vahyi ölçü alarak kendisini koruması demektir. Doğru olanı vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Zaten ayette, “Allah'a sığınırım” denmiyor; “Allah'a sığın” deniyor. Allah'a sığınmak da O'nun buyruklarına uymak demektir.
Kur’an’ı okumak (onu anlamak ve hükmünü uygulamak) istediğiniz zaman, lanetlenmiş şeytanların (bâtıl zihniyetlerin ve zalim şahsiyetlerin) şerrinden Allah’a sığının (Rabbinize güvenip dayanın).
Kur'an okuyacağın vakit Allah'a sığın taşlanmış Şeytan'dan.
Kur'ân okuyacağın zaman, hemen Allah'ın rahmetinden kovulmuş taşlanmış şeytanın şerrinden Allah'a sığın.
Kur'anı okurken, Kur'an üzerinde düşünürken, Kur'anı insanlara duyururken, itaat dışına çıkmış, kovulmuş şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani güçlerin yanıltmalarını, yanlışlarını bertaraf etmek için Allah'a sığın.
Kur'an okuduğunda kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Şimdi, Kur'ân okumak istediğin zaman, hemen o koğulmuş Şeytan'dan Allah'a sığın (E'ûzü billâhi mineş-şeytânir-racîm de).
Kur’an okumaya başladığın zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.
Kur'anı okumak istediğinde, koğulan şeytandan Allaha sığın
Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!
Ayette, şeytandan korunmanın tek yolunun iradeyi ortaya koyduktan sonra Allah’a sığınmak olduğu ifade ediliyor. İnsan, doğası gereği, her zaman manevî ve ahlakî ölçülerin gerçek değerini sorgulama ya da onlara şüpheyle yaklaşma eğilimindedir. Bunun içindir ki, inanan kişi Kur’an’dan bir ayet ya da bir bölüm okuyacağı ve onun üzerinde düşüneceği zaman, Allah’a yani Allah’ın gönderdiği diğer âyetlere de baş vurmalı ve onların desteğini de alarak şeytanın ve şeytani düşüncelerin etkisinden korunmaya çalışmalıdır. Çünkü bazı ayetler mücmel, bazıları mufassaldır. Mücmel ayetleri mufassal ayetler üzerinden anlamak daha kolay olacaktır. Aksi takdirde şer dürtülerin kuşatmasıyla İlahi Kelamla ilgili inancını yaralayacak gereksiz ve anlamsız şeyler düşünebilir. Bu ayetten ayrıca Kur’an okuyacağımız ya da Mushaf’a tutacağımız zaman abdestli olmak gibi bir şartın olmadığını da anlamış oluyoruz. Zira Maide,
5:6 ayetinde “Namaza duracağınız zaman…” diye başlayan bir hitap var ve arkasından da abdest alma zorunluluğu getiriliyor. Aynı şart Kur’an okumak ya da Mushaf’a tutmak için olsaydı burada da “Kur’an okumaya başlayacağınız zaman…” hitabıyla abdest zorunluluğu getirilir ve arkasından şeytandan sığınma önerilirdi. Ayrıca “Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” maktan kasıt her türlü ön yargılardan, geleneksel bilgi ve düşüncelerden, Kuran dışındaki yanlış algı ve tasavvurlardan sıyrılarak adeta Rabbimizin terbiyesine girerek hikmetlerinden faydalanmak, samimi bir kul olarak okuma yapmak demektir.
Kuran okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!
Allah Teâlâ, Kur’an okumak isteyen kimseye, önce şeytanın şerrinden Allah’a sığınmasını emretmektedir. Bu sığınma «Eûzü billâhi mineşşeytanirracîm» demekle olur. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım demektir.
Kuran okuduğunda kovulmuş şeytandan ALLAH'a sığın.
Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
İmdi Kur'an okuduğun vakıt evvelâ Allaha sığın o recîm Şeytandan
Haydi Kur'an okuduğun (okumak istediğin) zaman o koğulmuş şeytandan Allaha sığın.
Artık Kur'ân okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan hemen Allah'a sığın!(2)
(2)Bu sığınma, [Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım!] ma‘nâsına gelen اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ demekle olur. (Celâleyn Şerhi, c. 4, 268)
Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.
Kur/an/ı okuyacak olduğun vakit kovulan şeytandan Allah/a sığınmak iste.
[3] Namaz kılanlardan, mütevazı olanlardan.
Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Kur’an okuyacağın zaman, ilâhî rahmetten kovulmuş her türlü şeytanın vesvese ve ayartmalarından Allah’a sığın!
Kur’ân’ı okuduğun zaman Taşlanmış Şeytan’dan Allah’a sığın!
Kur’an okuduğun zaman,1 (her türlü) kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.2
1 “Kur’an okuduğun zaman...” demek; “Kur’an okumak istediğin zaman...” demektir. 2 Önce, her türlü şeytandan ve şeytani düşüncelerden zihnen uzaklaş ve sonra da bunu dilinle “Eûzü Besmele” çekerek ifâde et. Kur’an okurken “Besmele” çekmek kalben vaciptir. Dil ile söylemek ise âlimlerin çoğunluğuna göre vacip değil müstehab’tır.
İMDİ, Kur’an okuyacağın zaman, hemen o kovulmuş şeytana karşı Allah'a sığın. 122
Kuran okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. 7/200, 23/97-98, 41/36, 113/1...5
BUNDAN böyle Kur’an okuduğun her zaman, ara vermeksizin kovulmuş şeytandan Allah’a sığın![2187]
[2187] Akleden kalbe mânevî abdest aldırma demeye gelen isti‘âze için bkz:
1:1, not 1. Baştaki izâ zaman zarfı, fiilin yapılacağı her zamanı kapsadığı için, izâ kara’teyi “okuduğun her zaman” diye çevirdik. Kur’an okumanın tilavet ile değil kırâet ile ifade edilmesi, aktarmadan önce anlamanın gerekliliğine delâlet eder (Bkz:
35:29 ve
73:4, notlar). Aklın okuması olan kırâet, bir anlama-yaşama-anlatma çabasını içerir. İsti’âze, Kur’an’ı anlama çabasına yönelik her tür şeytanî müdâhaleden sakınma iradesini ifade eder. Kur’an okurken yapılacak zihnî ve kalbî hazırlığı emreden ilk ve tek âyet bu olduğundan (
7:200 âyeti, benzer emri farklı bir bağlamda içerir) baştaki fâ edatı bu şekilde karşılanmıştır. Aynı edat bir sonraki cümleciğe “öncelikle” anlamı katmaktadır. Burada verilen emir, bir şeyi söyleme değil, bir şeyi yapma emridir. Bu da, önyargılardan bilinci arındırma başta olmak üzere, duygu ve düşünceyi vahye hazırlamak ve onları dış etkilere kapalı, yalnızca vahyin etkisine açık hâle getirmektir. Kur’an okurken Allah’a sığınma emrini dar anlamda bir “isti’âze” olarak anlamamak gerek. İstiaze emri, bir bilincin imha edilerek yeniden inşâ edilmesi talimatıdır. Bu bilinçle yapılan bir isti’âze, zaman ve mekân boyutuna inen bir hareket olmayı aşar. Artık isti’âze kelimesinin gösterdiği Allah’a sığınma ve iltica, Kur’an’ın insana yönelik bütün hükümlerinin gözden geçirilmesinde hâkim olması beklenen derunî bir bilinç hâline dönüşür. Bu bilinç, ayrıntılı bir varoluş haritası olan ve geçmişle birlikte insanlığın hâl ve istikbaline işarette bulunan Kur’an’ı, ilâhî murakabe ve müşahede önünde okuma bilincidir. Özetle isti’âze, Kur’an’ı okumaya duran insanın kendi bilincini öz elleriyle vahyin sahibine teslim etme, yani bir ‘huzurda okuma’ iradesidir.
İmdi, Kur'an'ı okuyacağın zaman o kovulmuş olan şeytandan hemen Allah'a sığın.
İmdi, Kur'ân okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Kur'an, oku(mak iste)diğin zaman kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Seni şeytânın vesveselerinden korumasını Allah'tan iste. E'ûzu billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm, de.
Öyleyse Kur’ân okuyacağın zaman taşlanmış Şeytan’dan Allah’a sığın.
Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Kur'ân'ı okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Kur'an'ı okuduğun zaman, o kovulup taşlanmış şeytandan Allah'a sığın!
pes ķaçan oķıyasın ķur’an’ı, śıġın Tañrı’ya, şeyŧāndan sürükmiş.
Pes ḳaçan oḳusañ Ḳur’ānı Tañrı Ta‘ālāya ṣıġın şerrinden, ḥażretden sürül‐miş şeyṭānuñ.
(Ya Rəsulum!) Qur’an oxumaq istədiyin zaman məl’un Şeytandan Allaha sığın! (“Əuzu billahi minəş-şeytanır-rəcim” sözlərini de!)
And when thou recitest the Qur’an, seek refuge in Allah from Satan the outcast.
When thou dost read(2139) the Qur´an, seek Allah's protection from Satan the rejected one.*
2139 Evil has no authority or influence on those who put their trust in Allah. It is good to express that trust in outward actions, and a formal expression of it-as in the formula, "I seek Allah's protection from Evil'-helps us. Reading or reciting the Qur'an should be understood both literally and figuratively as the symbol of the earnest desire of the soul to know and understand Allah's Will and act in accordance therewith. Man is weak at best, and he should seek strength for his will in Allah's help and protection.