Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2074, sondan 4163. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 45. ayetidir. İsrâ Suresi 45. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 58 ve toplam ebced değeri ise 4640 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذا قرأت القران جعلنا بينك وبين الذين لا يؤمنون بالاخرة حجابا مستورا
Müşriklerin “âhirete inanmayanlar” şeklinde tanıtılması, bu inkâra dayalı olarak sorumsuzluğu ilke edindiklerine, bundan dolayı her türlü haksızlığı fütursuzca yapmaktan çekinmediklerine işaret eder. Bu psikolojide olan insanlar, kaçınılmaz olarak akıl ve vicdanlarına göre hüküm vermekten de uzaklaşırlar. Müşrikler, Hz. Peygamber kendilerine Kur’an âyetlerini okuduğunda bunların üzerinde dürüst, samimi ve objektif olarak düşünecekleri yerde ona sorumsuzca karşı çıkıyorlardı. Âyetlerde bu husus Allah tarafından onların gözlerinin perdelenmiş, kalplerinin mühürlenmiş, kulaklarının tıkanmış olmasıyla izah edilmiştir. Bu üslûp, olup biten her şeyin Allah’ın izni ve iradesiyle olduğunu vurgulayan Kur’an’ın hâkim üslûbudur. 47 ve devamındaki âyetler yanında konuya ilişkin başka birçok âyet dikkate alındığında bu âyetin, kesinlikle Allah’ın insanları hak etmedikleri halde böyle durumlara mahkûm ettiği anlamına gelmediği görülür. Onlar bunu istemiş, Allah da bu hususta imkân ve hürriyet vermiştir. Allah âdildir, insanların hakikati görmelerine, bunun üzerinde düşünmelerine asla engel olmaz. Burada anlatılmak istenen, inkârcıların Kur’an karşısındaki olumsuz ön yargılarıdır. Nitekim 46. âyetin sonunda bu tavrın arkasında inanç bozukluğu bulunduğuna işaret edilmektedir; ayrıca 41. âyette de bu husus ifade edilmiştir.
Mehmet Okuyan
Kur’an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizlenmiş bir örtü çekeriz.
45.İbnu Münzir`in Şihab`dan rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.) Kureyş müşriklerine Kur`an-ı Kerim okuduğunda ve onları Allah`ın kitabına davet ettiğinde onlar: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda da bir ağırlık var. Bizimle senin aranda da bir perde var. Artık sen (bildiğini) yap, biz de (bildiğimizi) yapıyoruz" derlerdi. (Bkz. Fussilet: 41:5) Yüce Allah bu ayeti kerimesini onların bu sözleriyle ilgili olarak indirdi.
Ali Bulaç
Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.
Sen Kur'ân'ı okuduğun zaman, biz, seninle ahirete inanmıyanların arasına görünmez bir perde çekeriz. (Böylece seni göremezler ve sana bir zarar yapamazlar).
Ey Müslüman! Adâlet, doğruluk ve erdemlilik gibi ahlâkî değerleri hiçe sayan, dolayısıyla öte dünyanın varlığına inanmak istemeyen inatçı, kibirli ve önyargılı kimselere Kur’an okuduğun zaman, seninle, âhirete inanmayan bu insanların arasına, gözle görülmeyen mânevî bir perde çekeriz. Şöyle ki:
1 Bu âyet; Peygamberimiz (s.a.v) Kureyşli müşriklere Kur’an okurken, onların “(Ey Muhammed!) bizi çağırdığın şeye karşı kalbimiz kapalıdır, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda da bir perde vardır.)” (Fussilet: 5) demeleri üzerine, indirilmiştir.
Muhammed Esed
Ve 54 (gerçeği anlamaya niyetli olmamalarından ötürü, onlara) Kur’an okuduğun zamanlar, seninle ahirete inanmayacak olanların arasına görünmeyen bir perde çekeriz:
İlk bakışta bazılarının zannettiği gibi burada bir kısım insanları küfre zorlama yoktur. Yani Allah hiç kimsenin kalbini kılıflı, manevî kulaklarını sağır yaratıp iman etmelerini engellemez. Ama kâfirler kendilerine yapılan tebliğleri işitmemeyi, Allah’ın tevhid delillerini görüp anlamamayı âdet haline getire getire kendi kendilerine bu perdeleri çekmiş olmaktadırlar. Fıtratını bozacak derecede iradelerini olumsuz yönde kullanma süreci sonucunda bu duvarlar çekilmektedir. Bu da Allah’ın koyduğu bir nizam gereği olduğundan, mecazî olarak Allah bu fiili Kendisine izafe etmektedir. Nitekim aynı fiilleri Fussilet, 5. âyetinde kâfirler kendi fiilleri olarak ifade etmişlerdir.
Süleyman Ateş
Kur'an okuduğun zaman seninle, ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.