Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2073, sondan 4164. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 44. ayetidir. İsrâ Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 86 ve toplam ebced değeri ise 5920 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
تسبح له السموات السبع والارض ومن فيهن وان من شيء الا يسبح بحمده ولكن لا تفقهون تسبيحهم انه كان حليما غفورا
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
“Yedi gök” ile onlarda bulunan varlıkların hepsi hal lisanıyla Allah’ı tesbih eder, O’na ibadet eder, fakat insanlar onların tesbihlerini anlayamazlar (“yedi gök” hakkında açıklama için bk. Bakara 2:29).
Tefsirlerde âyetteki tesbih kavramı açıklanırken tesbihin iki şeklinin bulunduğu belirtilir: Dil ile tesbih, hal ile tesbih. Birincisi, kulun Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederek zâtı, sıfatları ve fiilleriyle insan zihninin düşünebileceği bütün mükemmellik özelliklerine sahip olduğunu dile getirmesi, Allah’ı hep böyle bilip böyle anmasıdır. Hal ile tesbih ise insanın imanı, ibadeti, ahlâkı, genel olarak her türlü tutum ve davranışlarıyla Allah’ın birliğine, eksiksiz ve kusursuz olduğuna inandığını göstermesi, yasalarına boyun eğmesi, amelinin imanına şahitlik etmesidir. Bu belirtilenler, Râgıb el-İsfahânî’nin iradî dediği tesbih olup şuurlu ve iradeli varlıklara mahsustur (el-Müfredât, “sbh”, “scd” md.leri).
Bir de konumuz olan âyetin üzerinde durduğu, bütün varlıkların Cenâb-ı Hakk’ı tesbih etmesi vardır. Müfessirlere göre bu da iki çeşittir: 1. Dil ile tesbih. Her şey kendi diliyle Hakk’ı tesbih eder ama âyette belirtildiği gibi insanlar bunu anlayamazlar; 2. Hal ile tesbih. Evrendeki varlık ve olayların var oluş ve işleyişini gerçekleştiren ilâhî yasalara bütün kâinat mutlak bir zorunlulukla boyun eğmekte, bu suretle yaratanı tesbih etmektedir. Bu anlamda müminiyle münkiriyle bütün insanlar da Allah’ı tesbih ederler, varlığına tanıklık ederler. Özetle zerreden küreye, galaksilerden hidrojen çekirdeğinin etrafında saniyede 2000 km. hızla dönen elektrona kadar evrendeki her şey Allah’ın mutlak düzeni içinde işlemekte, O’nu tesbih etmekte, O’nun varlığına, birliğine kudret ve hikmetine tanıklık etmektedir.
Putperestlerin inancındaki saçmalığı dile getiren 42. âyetin ardından evrenin düzenine işaret eden âyetin gelmesi son derece anlamlıdır, engin hikmetler taşımaktadır.
Âyette evrendeki her varlığın Allah’ı övgü ile tesbih ettiği belirtildikten sonra “Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız” buyurulmaktadır. Fahreddin er-Râzî bu ifadeyi şöyle açıklıyor: Bir elma düşünelim; bu elma çeşitli atomlardan (cüz’-eczâ’) oluşmaktadır ve bu parçacıklardan her biri Allah Teâlâ’nın varlığına tam ve başlı başına bir delildir. Bu atomlardan her birinin kendine özgü doğal yapısı (tab‘), tadı, rengi, kokusu, hacmi gibi nitelikleri vardır. Atomun bu özel sıfatlarla belirlilik kazanması imkân dahilindedir ve bu belirliliği ona ancak kudretli ve hakîm olan bir belirleyici kazandırabilir. Şu halde elmanın her bir parçası yüce Tanrı’nın varlığına eksiksiz bir delildir (XX, 210-211). Eşyanın kendilerine mahsus dil ile yaptığı tesbihi insanlar anlayamazlar; öte yandan atomların sayılarını, niteliklerini, mahiyetlerini de bütünüyle bilmek mümkün değildir. Bu sebeple âyette, “...bilmezsiniz, anlayamazsınız” buyurulmuştur. Kuşkusuz bilimsel keşifler ilerledikçe insanoğlunun evren hakkındaki bilgileri de artacaktır. Nitekim genetikçilerin çözmeye çalıştıkları genlerin şifresi de bir çeşit dildir. Ayrıca bu çalışmalar ilerledikçe evrenin sırlarla dolu olduğu, bilinenlere göre bilinmeyenlerin ne kadar çok olduğu ortaya çıkacaktır.
Âyette Allah’ın sıfatı olarak geçen halîm kelimesi, “sabırlı, akıllı, ağır başlı ve temkinli” demektir. Özellikle Allah için kullanıldığında “kullarının günah ve isyanları karşısında sabırlı, onları cezalandırmakta acele etmeyen” anlamına gelir. Allah’ın halîm ismiyle “günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden” anlamındaki afüv, gafûr, tevvâb; “her şeyin iç yüzünden haberdar olup bütün ayrıntıları bilen” anlamındaki habîr, muhsî, vâsi‘; “her şeye gücü yeten, kudretli” anlamındaki kadîr, kavî, metîn, muktedir” ve “çok sabırlı” anlamındaki sabûr isimleri arasında anlam yakınlığı bulunduğu kabul edilir.
Mehmet Okuyan
Yedi (kat) gök, yer ve bunlardaki herkes, O’nu (Allah’ı) [tesbih] eder (yüceltir). Hiçbir şey yoktur ki O’nu [hamd]iyle (övgüyle) [tesbih] ediyor (yüceltiyor) olmasın. Ancak siz onların [tesbihini] (yüceltmesini) anlayamıyorsunuz. Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.
Göklerin “yedi kat” oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü’minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte “yedi yol” (Mü’minûn 23:17) ve “yedi güçlü yapı” (Nebe’ 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.,Bu ayet yaratılanların Yüce Allah’ı [tesbih]e kodlandığı, her birinin kendi yaratılış sistemine uygun olarak O’nu yüceltmekte olduğu ve bu sistemin istisnasının bulunmadığı mesajını içermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan her şey O'nun noksan sıfatlardan uzak olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca kâinatta olan her şey yüce Allah'ın övgüye layık olduğunu da hatırlatmaktadır. Ne var ki siz, onların tesbihini/ bu hatırlatmasını anlayamıyorsunuz. O, yumuşak davranandır; bağışlayıcıdır.[289]
[289] Kâinatın tesbihi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 274-278; X, 437-456.
Erhan Aktaş
Yedi gök, yeryüzü ve içindekiler, O'nu tesbih¹ ederler. Onu hamd² ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini kavrayamazsınız. Kuşkusuz O, Çok Hoşgörülü'dür, Çok Bağışlayıcı'dır.
1- Evrendeki canlı- cansız varlığın tamamı; Allah'ın varlığına ve gücüne tanıklık etmekte ve onun yüceliğini ifade etmektedir. Allah'ın koyduğu yasaların işleyişindeki kusursuzluk ve düzen, Allah'ın tesbih edilmesidir. 2- Yüceltme, övgü.
Ahmet Akgül
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler, (hepsi ve her şey) O’nu tesbih edip durmaktadır. O’nu övgüyle tesbih etmeyen ve hamdini yerine getirmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların (yerdeki ve gökteki bütün varlıkların) tesbihlerini (Allah’ın emri ve takdiri ile hareket ettiklerini, onların kendilerine mahsus ibadet, zikir ve hizmetlerini gafletiniz sebebiyle) anlayamazsınız. Gerçekten O Halîm (çok müsamahalı ve yumuşak tavırlıdır), Gafûr (Bağışlayıcıdır).
Yedi gök ve yerle onlarda ne varsa hepsi, onu noksan sıfatlardan tenzih eder ve hiçbir şey yoktur ki ona hamdederek onu noksan sıfatlardan tenzih etmesin, yalnız siz, onların tesbih edişlerini anlayamazsınız. Şüphe yok ki o, azap etmede acele etmez, halimdir ve suçları örter.
Yedi gök ve yerle, onlarda ne varsa hepsi, O'nu noksan sıfatlardan tenzih eder. Ve hiç birşey yoktur ki, O'na hamdederek O'nu noksan sıfatlardan tenzih etmesin. Yalnız siz onların tesbih edişlerini anlayamazsınız. Şüphe yok ki, o azap etmede acele etmez, suçları da örter.
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunan akıllı ve sorumlu varlıklar Allah'ı tesbih eder, ibadet eder. O'nu hamd ile, övgü ve şükür ile tesbih etmeyen, ona ibadet etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini, namazını, ibadetini, anlayamazsınız. Rabbin kudretli âdil, müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır, kâinatı koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır.
“Varlıklar Allah’ı tenzih ve tesbih ederler. Onu süphanallah, elhamdülillah diyerek hamd ile, övgü ile tenzih ve tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tenzihlerini ve tesbihlerini anlayamazsınız.” Bu âyet böyle de anlaşılabilir. Bk. Kur-an-ı Kerim, 2:30, 13:13, 15:98, 17:44, 20:130, 39:75, 40:7, 55, 42:5, 50:39, 52:48, 110:3.
Ahmet Varol
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih ederler. Hiç bir şey yoktur ki O'nu övgüyle tesbih etmesin. Ancak siz onların tesbihlerini anlamıyorsunuz. Şüphesiz O hilim sahibidir, bağışlayandır.
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.
Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar (insan, cin ve melekler) Allah'ı tesbîh ederler. Hiçbir varlık yoktur ki, O'nu hamd ile tesbîh etmesin. Fakat siz, onların tesbihini (dillerini bilmediğinizden) anlamazsınız. O gerçekten Halîm'dir, Gafûr'dur.
Yedi gök, yer ve içindekiler, hepsi Onun münezzehiyetini bildirirler. Hiçbir şey yok ki, O’nun münezzehliğini, mükemmeliyetini bildiriyor olmasın. (O’na hamd ve tesbih etmesin.) Fakat onların tesbihlerini anlamazsınız. Buna rağmen Allah, çok yumuşak davranan, çok bağışlayandır.
Yedi kat göklerde, yerde bulunan O'nu teşbih ediyor, hiçbir şey yoktur ki, O'nu teşbih ederek öğmüş olmaya, sizler anlamazsınız onların teşbihini, O halim, O yarlıgar
Yedi kat gök, yer ve buralardaki varlıkların tümü O'nu tesbih eder (O'nun verdiği vazifeyi icra eder). Evrendeki her varlık, O'nu överek tesbih eder (aldığı görevi yerine getirir), fakat siz bu varlıkların tesbihini (ne yaptıklarını) anlayamazsınız. Hiç kuşkusuz O, kullarına karşı çok müsamahalıdır (ceza vermekte acele etmez), çok bağışlayandır.
Bkz. 2:29, 7:206, 21:20, 23:17, 41:12, 65:12, 71:15-16“Tesbih etmek”, sadece “suphanallah, elhamdülillah, Allah’u ekber” şeklinde zikretmek anlamına gelmez. Hareket etmek ve çalışmak anlamlarına da gelen tesbih, bütün varlıkların hayatlarını kapsamaktadır. Allah’ın verdiği görevi ifa eden her varlık tesbih halindedir. Güneşin doğuşu, dünyanın dönüşü, yıldızların kayışı, şimşeğin çakışı, bülbülün ötüşü, bulutların çöküşü, yağmurun yağışı, suyun akışı, ağaçların duruşu, horozların ötüşü, köpeklerin havlayışı ve hatta kıyametin kopuşu, ölüm meleğinin can alışı bile bir tesbihtir. Kendi doğal ortamlarında vazifelerini icra eden bütün bu varlıklar, ortaya koydukları performansla hem tesbih ederler ve hem de Allah’ın büyüklüğü konusunda insanlara mesaj verirler. Yani burada konu edilen tesbih: bütün canlıların sorumluluklarını kusursuz olarak yerine getirdiğidir. İnsana da düşen bu kusursuz düzen içerisinde diğer canlılar gibi görev ve sorumluluklarını yerine getirmek, Rabbini tesbih etmektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.
Tabiat ilimlerindeki inkişaf, bu âyetin açıklanmasına yardımcı olmuştur. Nitekim, önceleri cansız ve hareketsiz olduğu sanılan varlıklar da dahil olmak üzere, bütün eşya atomlardan meydana gelmiştir. İşte atom çekirdeklerinin etrafındaki elektronlar, sürekli ve muntazam bir şekilde çekirdeğin etrafında dönmektedirler ki, belki de onların bu dönüşleri ve böylece, ilâhî kanuna, en ufak bir sapma göstermeksizin boyun eğmeleri, Kur’an-ı Kerim tarafından Allah’ı tesbih olarak ifade edilmiştir.
Edip Yüksel
Yedi gök, ve onların içindekiler O'nu yücelterek anarlar. Hiç bir şey yoktur ki O'nu överek ve yücelterek anmasın; ama siz onların anışlarını anlamazsınız. O Şefkatlidir, Bağışlayandır
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.
Onu yedi Semâ ile Arz ve bütün bunlardaki zevil'ukul tesbih eder ve hattâ hiç bir şey yoktur ki onu hamdiyle tesbih etmesin ve lâkin siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız, o, cidden halîm gafur bulunuyor
Yedi gökle yer ve bunların içinde bulunan (melekler, cinler, insan) lar onu tesbîh (ve tenzîh) eder (ler). Hiç bir şey haaric değil, hepsi Ona hamd ile tesbîh eder. Fakat siz, onların tesbihini iyi anlamazsınız. O, hakıykaten halimdir, gerçekden yarlığayıcıdır.
Yedi gök ile yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbîh eder. Ve O'na, hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat (siz) onların tesbihlerini anlamazsınız. Şübhesiz ki O, Halîm (azabda hiç acele etmeyen)dir, Gafûr (çok bağışlayan)dır.(2)
(2)Bu âyetin geniş bir îzâhı için, bakınız; (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 99-160; Mektûbât, 33. Mektûb, 324)
İlyas Yorulmaz
Yedi gök ve yer ve onların içinde olanlar, Allah’ı bütün eksikliklerden tenzih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, Allah’ı şanına yakışır bir şekilde överek O’nu anmasınlar. Ancak siz onların Rablerini tesbih edişlerini anlayamazsınız. Allah kullarına çok şefkatli ve bağışlayıcıdır.
O/na yedi gök, yer, orada bulunanlar tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki O/na hamd ile tespih etmesin. Fakat siz onların tespihlerini anlamazsınız [³]. Allah yavaştır, yarlıgayandır.
İsmail Hakkı İzmirli İsrâ Suresi 44. Ayet Açıklaması
[3] Çünkü anladığınız dil ile değildir.
Kadri Çelik
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih etmektedir. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur; ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, hilim sahibidir, bağışlayandır.
Yedi kat gök, yer ve bunların içindeki her şey, O’nun varlığını, birliğini, sınırsız kudret ve yüceliğini, hikmet ve bilgisini haykırarak tesbih etmektedir; varlıklar âleminde O’nu övgüyle anmayan hiçbir şey yoktur! Ne var ki, siz onların bu haykırışlarını işitemez, tesbihlerini tam olarak anlayamazsınız. Gel gör ki; ağaçlar, taşlar, kuşlar Rabb’ini tesbih ederken, insanoğlu O’na başkaldırıyor! Eğer bu isyankârlar, hâlâ Allah’ın nîmetlerinden yararlanıyor ve derhal cezaya çarptırılmıyorlarsa, bunun bir tek sebebi var: Hiç kuşkusuz Allah, kullarına karşı çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.
Yedi Gök, Yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih ediyor.
Hiçbir şey yoktur ki ancak O’nun hamdi ile tesbih etmesin; ama onların tesbihini fıkıh edemezsiniz / anlamazsınız.
O, gafûr halîm olandır.
Yedi gök, yer ve bunların içerisindeki herkes Onu tesbih1 ederler. (Esasen) Onu tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini anlayamazsınız. Şüphesiz O, (kullarına karşı) çok yumuşaktır,2 pek affedicidir.
1 Onun bütün noksanlıklardan uzak olduğunu, yaşayış ve kendilerine yüklenen sorumlulukları eksiksiz yerine getirerek ifâde ederler.2 Kullarının dünyada yaptıklarına karşı, cezâ vermek için hiç acele etmez.
Muhammed Esed
Yedi gök 52 ile yer ve onların içinde yer alan her şey O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini anmaktadır; O'nun yüceliğini, aşkınlığını övgüyle yankılamayan bir tek nesne yoktur: ne var ki siz onların yücelemelerini anlayamıyor, kavrayamıyorsunuz! 53 Yine de, hem çok bağışlayıcı, hem de halîm olan O'dur!
Yedi gök ve yeryüzü, buralarda bulunan bütün akıllı varlıklar O’nu tespih ederler/ O’nun koyduğu yasaya göre hareket ederler. Zira O’nu övgü ile tespih etmeyen/ O’nun yasalarınca hareket etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz onların bu tespihini/yasaya boyun eğmelerini anlayamazsınız. Buna rağmen O çok müsamahakâr ve çok bağışlayıcıdır. 13/13, 16/48...50, 24/41, 41/11
yedi gök ve yer ve onlarda yaşayan her bilinçli varlık O’nu tesbih eder; daha da öte, (lisan-ı hâl ile) onu övgüyle tesbih etmeyen bir tek nesne dahi bulunmamaktadır;[2274] ve fakat siz onların tesbihini anlamazsınız;[2275] buna rağmen O sizi cezalandırmada hiç acele etmeyendir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.
[2274] Zımnen: Varlık bir dildir O’nu söyler; bir kitaptır O yazar ve O’nu yazar; âlem bir şahittir O’na şehadet eder.
[2275] Bu âyet, tesbîhin “işitilen” değil “anlaşılan bir şey olduğunu söyler. Tesbihi, sayı taşı çekmenin ve nakarat halindeki tekrara indirgemenin yanlışlığına da bir atıftır.
Ömer Nasuhi Bilmen
O'na yedi gök ve yer ve onlarda olanlar tesbihte bulunurlar ve hiçbir şey yoktur ki, illâ O'na hamd ile tesbihte bulunur. Fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız. Şüphe yok ki, O halîmdir, gafûrdur. anlayamazsınız.
Yedi kat gök, dünya ve onların içinde olan herkes Allah'ı takdis ve tenzih eder. Hatta hiçbir şey yoktur ki O'na hamd ile tenzih etmesin. Ne var ki siz onların bu tenzih ve takdislerini iyi anlayamazsınız. Bunca azametiyle beraber, kullarının gaflet ve cürümlerine karşı, O, halimdir, gafurdur (çok müsamahalıdır, affedicidir).
Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır.
Cansız sanılan herşeyde, insanların fark edemedikleri bir canlılık vardır. Bütün eşya atomlardan oluşur. Atomun çekirdeği çevresindeki elektronlar, akla şaşkınlık verecek bir hızla dönmektedir. Meselâ bir Hidrojen atomundaki elektron, çekirdeği çevresinde, saniyede 2000 km. hızla döner. Sanki bir zerre, koca bir güneş sistemini temsil etmektedir. İşte maddenin en küçük parçası, bu hareketleriyle Allah'ı tesbîh etmektedir. Tesbîh, Yaratıcının şânının yüceliğini söylemektir. Her zerre O'nun şânının yüceliğini söylemiyor mu? Bir atomdaki bu düzen, O'nun kemâlini haykırmıyor mu?
Süleymaniye Vakfı
Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki herkes Allah’a ibadet eder. Her şeyi güzel yapmasına karşılık O’na ibadet etmeyen tek varlık yoktur ama onların bu ibadetlerini siz kavrayamazsınız[1]. O yumuşak davranır[2] ve çok bağışlar.
[1] Eşyanın dili [2] Bu sebeple bu kadar kötü konuşmalara müsaade eder.
Şaban Piriş
Yedi gök, yer ve onların içinde kim varsa O'nu tesbih eder. O'na hamd ederek, tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz O, yumuşak davranan ve bağışlayandır.
Yedi gök ve yer ile bunlarda olan kim varsa Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin. Lâkin siz onların tesbihini anlamazsınız. O ise hilim sahibidir ve çok bağışlayıcıdır.(6)
(6) Allah’ı hamd ile tesbih etmek demek, Onu övmek, Onu her türlü eksik ve kötü sıfattan ve ortaktan yüce tutmak demektir. Var olan herşey, üzerinde tecellî eden hikmet ve kudret eserleri ve Esmâ-i Hüsnâ parıltıları ile bunu anlatır; kendisini var eden ve yaşatanın her türlü kusurdan münezzeh, herşeye gücü yeten, ilmi herşeyi kuşatan, dilediğini dilediği gibi yaratan bir Yaratıcı olduğunu bildirir. Bu tesbih, bizim lisanımızla değil, her varlığın kendi özel lisanıyla, yani varlığı ve davranışlarıyla dile getirilen bir tesbih olduğu için, biz onu anlayamıyoruz. Bununla beraber, âyet “hiç anlamazsınız” dememiş, “bütün incelikleriyle kavrayamazsınız” anlamına gelecek bir fiil kullanmıştır. İnsan ise, bütün kâinatta Allah’ı hamd ile tesbih etmeye en fazla yetenekli varlık olduğu halde, çoğu zaman bu konuda diğer varlıkların gerisinde kalmaktadır ki, buna karşılık da Allah’ın hilim sahibi olduğuna dikkat çekilmiş ve insanlar Allah’ın müsamahasından yararlanarak kusurlarını affettirici davranışlarda bulunmaya teşvik edilmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O'nu tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O'nu överek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halîm'dir, Gafûr'dur.
tesbīh ider aña yidi ḳat gökler ve yirler, daḫı ol ikisi içinde olanlar daḫı.Daḫı hīç bir nesne yoḳdur illā Allāhuñ şükri bile tesbīh iderler, lākin sizañlamazsız anlaruñ tesbīḥlerini. Ol Tañrı Ta‘ālā ḥalīmdür, ‘afv eyleyicidür.