Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5244, sondan 993. ayet; 67. sure ve Mülk Suresinin 3. ayetidir. Mülk Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 6707 olarak hesaplanmıştır. Mülk Suresinin toplam ebced değeri 102262 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذي خلق سبع سموات طباقا ما ترى في خلق الرحمن من تفاوت فارجع البصر هل ترى من فطور
O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
Sûrenin özeti mahiyetinde olan bu âyetlerin ilkinde Allah’ın yüceliği, kudreti, evrendeki hükümranlığı ve her şeyin kendisinin kudret elinde olduğu, evrende istediği gibi tasarrufta bulunabileceği ifade edilmiş, sonraki âyetlerde ise O’nun kudretinin eserlerinden örnekler verilmiştir (1. âyette “aşkındır, cömerttir” diye çevirdiğimiz tebâreke fiilinin diğer anlamları hakkında bilgi için bk. Furkån 25:1). 2. âyet yüce Allah’ın kudret ve tasarrufunu en açık bir şekilde gösteren delilleri içermekte; Allah’ın, dünyada insanların güzel işler yapma hususunda birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamak, kimlerin kendi emir ve yasaklarına uyarak daha güzel işler yapacağını ortaya çıkarmak için hayatı ve ölümü yarattığını bildirmektedir. Aynı âyette önce ölüm, sonra hayat geçtiği için burada “ölüm” kavramıyla, hayattan önceki cansızlık halinin mi yoksa dünya hayatının sona ermesi ve âhiret hayatına geçiş halinin mi kastedildiği hususunda farklı görüşler vardır. Bir kısım müfessirler âyetteki sıralamayı dikkate alarak ölümden maksadın dünya hayatından âhiret hayatına geçiş hali, hayattan maksadın ise âhiret hayatı olduğunu söylemişlerdir (Râzî, XXX, 55; Elmalılı, VII, 5159). İkinci grup ise ölümle dünya hayatından âhiret hayatına geçiş halinin, hayatla da dünya hayatının kastedildiği kanaatindedir (Zemahşerî, IV, 134); bizim tercihimiz de budur. Zira hayat da ölüm de imtihan için yaratılmıştır; imtihan yeri ise âhiret değil dünyadır. Her ikisinin de bu dünyada olması amaca daha uygun görünmektedir. Hayat ölümden önce olduğu halde âyette sonra gelmesi ise çeşitli şekillerde yorumlanmıştır (bk. Râzî, XXX, 55; Ateş, IX, 526-527). Dikkat çekici bir yoruma göre eşyada aslolan yokluk olduğu, varlık ve hayat sonradan verildiği için âyette ölüm önce gelmiştir (Şevkânî, V, 297). Bizce de isabetli olan diğer bir yoruma göre ölüm insanlara hayatın sorumluluğunu hatırlattığı, onları iyi işler yapmaya teşvik ettiği ve bir uyarıcı olduğu, nihayet insanda “imtihan” sorumluluğunu daha canlı tuttuğu için âyette ölüm önce zikredilmiştir. Nitekim hayat bir hayırlı faaliyetler alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığının verileceği ebedî varlık sahnesine geçişi sağlayan dönüm noktası, Hz. Peygamber’in de belirttiği gibi bir uyarıcıdır (bk. Râzî, XXX, 55). İfadenin akışına ve lafız güzelliğine daha uygun olduğu için “mevt” (ölüm) kelimesinin önce geldiği de düşünülebilir. 3-4. âyetlerde evrenin eksiksiz-kusursuz yaratılışına, mükemmel işleyişine ve düzenine dikkat çekilmekte, böylece bu muhteşem varlık düzeninin bir tesadüfle meydana gelmiş olamayacağı ve devam edemeyeceği; bunun ancak üstün bir ilim, irade ve kudret sahibinin yaratması ve yönetmesiyle mümkün olduğu belirtilmektedir (yedi göğün anlamı hakkında bk. Bakara 2:29). Meâlde “Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak” diye tercüme ettiğimiz cümlenin lafzî karşılığı, “Sonra gözünü iki kez daha çevir de bak” şeklindedir. Ancak bu ibare çokluktan kinaye olup sayı olarak iki defayı değil, defalarca bakmayı ifade eder (bk. İbn Âşûr, XXIX, 19-20). Yıldızlarla donatılmış gibi bir görüntü verdiği için gökyüzünün kandillerle süslenmesinden söz edilmiş, yıldızlar geceleyin kandil gibi ışık saçtıklarından onlara mecaz olarak “kandiller” (mesâbîh, tekili: misbâh) denilmiştir (Taberî, XXIX, 3). Yıldızlarla şeytanların taşlanmasından maksat ise göklerdeki meleklerin konuşmalarını dinleyip onlardan bilgi sızdırmak için kulak hırsızlığı yapmak isteyen şeytanların bu yıldızlardan çıkan parlak ışıklarla, bir tür ateş toplarıyla engellenmesidir. Bu ve benzeri âyetlerle ilgili olarak klasik tefsirlerde ayrıntılı yorumlar bulunmakla birlikte müteşâbihattan olan bu tür âyetlerin anlamları hakkında zamana, şartlara, bilimsel verilere göre farklı görüşler ileri sürmek mümkündür. Ayrıca gayb konularına giren âyetlerin yorumunda iddialı olmamak gerekir. Çünkü gayb âleminin mahiyetini Allah’tan başka kimse bilemez; biz gayb bilgilerine sadece inanırız (gökyüzünün yıldızlarla süslenmesi ve bunlarla şeytanların taşlanması konusunda bilgi için bk. Hicr 15:16-18; Sâffât 37:6-10). “Taşlanma” şeklinde çevirdiğimiz rücûm kelimesi “sağlam bir bilgiye dayanmadan konuşmak, kafadan atmak” mânasına da geldiği için âyete, “insan ve cin şeytanlarının yıldızlara bakarak aslı faslı olmayan şeyler söylemeleri” mânası da verilmiştir (Şevkânî, V, 299).
Mehmet Okuyan
Yedi kat göğü tabaka tabaka (birbiriyle uyumlu) yaratan da O’dur. [Rahmân]’ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözü(nü) çevir (de bir bak), herhangi bir kusur görebilecek misin!
Göklerin “yedi kat” oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü’minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte “yedi yol” (Mü’minûn 23:17) ve “yedi güçlü yapı” (Nebe’ 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.,Benzer mesaj: Nûh 71:15.
Bayraktar Bayraklı
Yedi kat göğü birbiri üzerine tabaka tabaka yaratan da O'dur. Rahmân'ın yaratmasında bir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bak, bir bozukluk görüyor musun?[662]
[662] Kâinatın yaratılış incelikleri hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 445-448; X, 437-456; XI, 274-278; XIII, 518-532.
Erhan Aktaş
Gökleri yedi tabaka halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Bak bakalım, işleyiş yasalarında bir uygunsuzluk görebilecek misin?
O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi (tabaka) gök yaratmıştır. Rahman (olan Allah) ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin (bulamazsın) . İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görebiliyor musun? (Kâinatta ve tabiatta bir kusur ve noksanlık var mıdır?)
Öylesine ki birbiri üstünde olarak yedi kat göğü yaratmıştır; rahmanın yaratışında hiçbir uygunsuzluk, aykırılık göremezsin; artık çevir gözünü de bak, görebilir misin bir yarık, bir çatlak?
Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan O, ne yücedir. Rahman'ın yaratışında hiçbir aksaklık göremezsin. Gözünü bir kez daha ona çevirde bir bak, görebilirmisin bir yarık bir çatlak.
O, yedi göğü, birbiri üzerine, âhenkli, düzenli, uyum içinde manyetik katlar halinde yaratandır. Rahmet sahibi, Rahman olan Allah'ın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk, aykırılık, aksaklık göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görüyor musun?
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
O Allah ki, yedi göğü ahenkli ve uygun yaratmış. Rahman olan (olgunluk özelliklerine sahip) Allah’ın yaratmasında, uygun olmayan hiçbir şey bulamazsın. Gözünü çevir bak! Bir delik (kusur ve eksiklik) bulabilecek misin?
Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan O'dur. O Rahman'ın yarattıklarında herhangi bir uyuşmazlık, çelişme göremezsin. Bir kez daha bak! (Orada) bir çatlak ve kusur görüyor musun?
O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?
O yedi göğü kat kat yaratmıştır. Rahman'ın yaratışında her hangi bir kusur bulamazsın. Bakışlarını yönelt de bak; herhangi bir çatlak görebiliyor musun?
o ki yedi sema yaratmış birbiriyle mutabık, göremezsin o rahmânın yarattığında hiç bir nizamsızlık, haydi çevir gözü görebilirmisin hiç bir çatlak, bir kusur?
O, birbiriyle âhenkdâr yedi gök yaratmış olandır. O çok esirgeyici (Allah) ın yaratışında hiçbir nizamsızlık görmezsin. İşte gözü (nü bir defa daha göğe) çevir, (bak, orada) hiçbir çatlak görecek misin?
O ki, yedi göğü tabaka tabaka (birbiriyle âhenkli) olarak yarattı. Rahmân (olan Allah)'ın yarattığında hiçbir düzensizlik göremezsin! Haydi gözü(nü) çevir (de bir bak), hiçbir çatlak görecek misin?
Tabakalar halinde yedi göğü yaratan O dur. Rahmanın yaratmasında bir eğrilik (hata) görebilir misin? Sonra gözünü iki defa çevir, bak bakalım bir çatlak görebilecek misin?
Yedi göğü kat kat yaratan, O/dur, Esirgeyen Tanrı/nın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin, gözünü göğe çevir bak, onda hiç bozukluk, yarıklık görebilir misin?
Yedi göğü tabakalar halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında hiç bir aykırılık göremezsin. İşte gözünü çevirip gezdir; herhangi bir çatlaklık (çarpıklık) görüyor musun?
Sizi çepeçevre kuşatan şu uçsuz bucaksız yedi kat göğü, birbiriyle uyumlu ve iç içe geçmiş tabakalar hâlinde yaratan, O’dur. Ey insan, nereye bakarsan bak, Rahmân’ın yaratışında hiçbir aksaklık, hiçbir uyumsuzluk göremezsin! Gözünü çevir de şu göz kamaştırıcı yaratılmışlara daha dikkatli bak; Rahmân’ın sonsuz ilim ve kudretini gözler önüne seren şu mükemmel sistemde herhangi bir eksiklik, bir çatlak görebiliyor musun?
Birbirine uygun olarak yedi göğü yaratan O’dur.
Rahmân’ın yaratmasında hiçbir düzensizlik görmüyorsun.
Hadi, Görme Duyusu / Gözler’i çevir bak!
Görüyor musun, hiçbir yarık-çatlak?
O (Allah) birbiriyle uyumlu1 yedi göğü (öyle) yaratmıştır ki, Rahman olan Allah’ın tüm yarattıklarında hiçbir uyumsuzluk2 göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, orada bir uyumsuzluk3 görebiliyor musun?
1 Tıbak: kelimesi mutabakat manasına mastar veya “tabak” yahut “tabaka”nın çoğuludur. Burada “tıbak” kelimesi “yedi” kelimesinden hal’dir. Birinci anlamıyla; birbirine uyumlu, ahenkli, aralarında sıkı nizamı ve ilişkisi olan demektir. İkinci anlamıyla; tabaka tabaka, kat kat demektir. Ancak müfessirlerin çoğunluğu birinci anlamı tercih etmişlerdir.2 Tefavüt: Çelişki ve birbirine zıt olma gibi iki şey arasındaki uyumsuzluk, perişanlık, başkalık, münasebetsizlik ve nizamsızlık demektir.3 Fütur: Yarık ve çatlak demek olan “fatr” kelimesinin, çoğuludur. Burada düzensizlik, intizamsızlık ve uyumsuzluk anlamındadır. Gökyüzünde yarık bulunmaması başka, esasen böyle bir şeyin mümkün olmaması başkadır. Birçok âyette kıyamette göğün çatlayıp yarılacağı haber verilmiş olmakla birlikte yarılmanın ortadan kaldırılmasından, gerek gökyüzü içindeki cisim ve yıldızların ve gerek göğün kendisinin yarılmalarının mümkün olduğu hususunu ortadan kaldırmayı gerektirmez. Yapan, elbette yıkmaya kâdirdir. Burada maksat, Allah’ın kudretine nazaran yarılmaları, bozulmaları ve yapılmaları ihtimalini imkânsız kılmak değil, varlıktaki birlik manzarasını göstererek, Allahu Teâlâ’nın mülkünün genişlik ve büyüklüğünü, yaratılışlarındaki düzen ve intizamın akılları hayrette bırakan mükemmeliyetini, tabakaların ve parçalarının çokluğuyla beraber görünüm ve sisteminin kavranmaz ve ötesine geçilmez olduğunu anlatmak olduğu aşikârdır. Şu halde demek ki, esasen yarılma, yırtılma ve kapanması mümkün olmayan şey, gök cisimleri veya gökyüzünün bizzat kendisi değil, onları içinden ve dışından kuşatan ve hepsinin üstünde bulunan ilâhî, kudrettir. (Elmalılı).
Muhammed Esed
Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde 2 yaratan O, [ne yüce]dir: Rahmân'ın yaratışında hiçbir aksaklık göremezsin. Gözünü bir kez daha [ona] çevir: Hiç kusur görüyor musun?
O yedi kat gökleri mükemmel bir ahenk ve uyum içinde yaratandır. Rahman’ın yaratmasında hiçbir kusur ve uyumsuzluk göremezsin! Gözünü çevir de bir bak görebilecek misin herhangi bir kusur? 11/7, 13/2, 38/27
O, yedi göğü eşsiz bir uyum içinde[5199] yaratmıştır;[5200] Rahmân’ın yaratışında bir düzensizlik göremezsin; haydi, çevir gözünü de bir bak bakalım: bir kusur ve başıboşluk görebilecek misin?[5201]
[5199] Veya tıbâkan’ı, tabak ya da tabaka’nın çoğulu sayarak: “kat kat, tabaka tabaka”. Tercihimiz, kelimenin tâbeka’dan mastar oluşuna dayanmaktadır.
[5200] Halk; takdîr, îcâd ve ibdâ mânalarının tümünü içerir. Takdîr, varın sınırlarını ve dozunu belirleme, yani bir “tahdit”tir. Zehiri ilaç yapan dozdur. Îcâd, yokluğu mümkün olanı vardan var etmektir. İbda’, yoktan var etmektir. Ben idraki bizim arzımızdır. Vahiy, akıl ve beş duyu bizim yedi kat göğümüzdür. Bu göklerden bize inzal olur. Bu inzal ya Rahmanî ya şeytanîdir. Beş duyumuzu ve aklımızı en yüksek gök olan vahyin rahmeti altına tutarsak, bu rahmet akla baharı insana cenneti müjdeler (Yedi kat gök’e dair çok ayrıntılı ve felsefî bir yorum için bkz: Elmalılı, VII, 5161-5181).
[5201] Futûr, “delik, gedik, boşluk, yırtık, yarık, çatlak” anlamında kusur (30:30 not 36; 35:1, not 1).
Ömer Nasuhi Bilmen
O'dur ki, yedi göğü tabaka tabaka olarak yarattı, o Rahmân'ın yaratmasında hiç bir uygunsuzluk göremezsin, imdi gözünü çevir (bak), hiç bir çatlak görebilir misin?
3, 4. Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.
O, yedi göğü, birbiri üzerinde tabaka, tabaka yarattı, Rahman'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözü(nü) döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?
Birbiriyle uyum ve ahenk içinde yedi gökleri yaratan da O'dur. O Rahman'ın yaratışında/yarattıklarında herhangi bir uyuşmazlık, aykırılık, çelişme göremezsin. Bir kez daha bak! Bir çatlaklık, bir uyuşmazlık görüyor musun?