Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1720, sondan 4517. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 13. ayetidir. Ra'd Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 3739 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (10) م (6) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ويسبح الرعد بحمده والملئكة من خيفته ويرسل الصواعق فيصيب بها من يشاء وهم يجادلون في الله وهو شديد المحال
Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
Şimşek hem yağmurun müjdecisi hem de yıldırımın habercisidir. Kendisi veya malı açıkta bulunanlar yıldırımdan, gürültüden ve ıslanmaktan korkarlar, yağmur bekleyenler ise habercisini görünce sevinirler. Böylece insanlar şimşek çaktığında korku ile ümidi yaşamış olurlar. Yağmurdan fayda görenler onun gelmesine sevinirken, zarar görenler üzülürler. Bulutların elektrik yüklerinin çatışmasından gök gürültüsü doğar. 13. âyette gök gürültüsünün Allah’ı överek tesbih ettiği yani Allah’ın ortaklardan, noksan sıfatlardan uzak ve şanının yüce olduğunu ifade ettiği haber verilmektedir. Müfessirler gök gürültüsünün Allah’ı tesbih etmesini birkaç türlü yorumlamışlardır: a) Burada tesbih (Allah’ın eksiksizliğinin dile getirilmesi) hakikat mânasında kullanılmıştır; her şey gibi gök gürültüsü de Allah’ı tesbih eder, fakat insanlar onun dilini anlayamazlar (İsrâ 17:44). b) Gök gürültüsünün Allah’ı tesbih etmesi mecazdır. Aslında Allah’ı tesbih eden, gök gürültüsünü işitip yağmur bekleyen kullardır; gök gürültüsü kulların tesbihine sebep olduğu için tesbih ona isnat edilmiştir. c) “Gök gürültüsü” anlamına gelen ra‘d kelimesi bir meleğin ismi, işitilen ses de o meleğin tesbihidir (bu yorumlar için bk. Râzî, XIX, 25-26; Şevkânî, III, 82; melekler hakkında bk. Bakara 2:30; Ahmet Saim Kılavuz, “Melek”, İFAV Ans., III, 187). Bize göre, gök gürültüsünün mahiyeti bellidir; meleklerin tesbihi ayrıca zikredilmiştir. Gök gürültüsünün tesbihini, bütün yaratılmışların tesbihi çerçevesinde anlamak gerekir. Evet, bütün yaratılmışlar âlemi yaratıcının büyüklük, yücelik ve mutlak kemalini –hal diliyle, işleyişleriyle– dile getirmektedir.
Mehmet Okuyan
Gök gürültüsü (Allah’ı) [hamd] (övgü) ile, melekler ise O’ndan korktukları için [tesbih] ederler (yüceltirler). Onlar Allah hakkında tartışıp dururken, O yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar. O, azabı (tuzağı) çok şiddetli olandır.
Bu ayet İsrâ 17:44. ayetle birlikte okunmalıdır. Ayrıca meleklerin [tesbih]i ve ibadetiyle ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:172; A‘râf 7:206; Nahl 16:49; Enbiyâ 21:19, 20; Zümer 39:75; Mü’min 40:7; Fussilet 41:38.
Bayraktar Bayraklı
Gök gürlemesi, Allah'ı överek tesbih eder ve melekler de korkularından onu yüceltirler. Onlar pek güçlü olan Allah hakkında tartışırken O, yıldırımları gönderir de dilediğini onlarla çarpar. O, tuzağı çetin olandır.
Gök gürültüsü övgüsüyle, melekler de ürpertisiyle O'nu tesbih ederler. O, yıldırımlar gönderir ve onunla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Ve O, karşı konulamaz pek çetin bir güç sahibidir.
Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından (haşyet ve hürmetle) tesbih edip durmaktadır. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; (inkârcılar) onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır.
Gök gürültüsü, hamdederek tenzih eder onu, melekler de korkularından tenzih ederler ve yıldırımları yollar da dilediğine isabet ettirir ve hala da onlar, Allah hakkında çekişip dururlar ve onun birdenbire gelen azabı pek kuvvetlidir, pek çetin.
Gök gürlemesi, O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle anmakta, melekler de O'ndan korku ve sakınmalarından dolayı, bunu yapmaktalar. O, yıldırımlar gönderip onunla dilediğini çarpar. Hal böyleyken, onlar yine de Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Halbuki Allah'ın azabı, pek ağır ve şiddetlidir.
Gök gürültüsü hamd ile Allah'ı tesbih eder. Melekler de onun heybetinden dolayı onu tesbih ederler. Onlar Allah ile ilgili konularda tartışırlarken, O yıldırımlar gönderir, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri yıldırımlarla çarpar. Allah'ın kuvveti, tedbiri ve takdiri çok muhkemdir.
Gök gürültüsü övgüsüyle melekler de O'na olan korkularından O'na tesbih ederler. O, yıldırımlar göndererek onları dilediğine çarpar. Onlar Allah hakkında tartışmaya giriyorlar. Oysa O azaplandırması (darbesi) pek çetin olandır.
13. ayeti kerimenin iniş sebebi konusunda Bezzar`ın Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiğine göre de Resulullah (a.s.), cahiliye döneminin ileri gelenlerinden birine davetçi göndererek onu Allah`a davet etti. Adam: "Beni kendine çağırdığın Rabbin nedendir, demirden mi, bakırdan mı, gümüşten mi yoksa altından mı?" dedi. Resulullah (a.s.)`ın elçisi gelip bunu ona iletti. Resulullah (a.s.)`ın elçisini ikinci ve üçüncü kez göndermesinde de adam aynı şeyi sordu. Bunun üzerine Allah onun üzerine yıldırım gönderdi. Bu ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirildi.
Ali Bulaç
Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından tesbih ederler. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır.
Gök gürültüsü, Allah'a hamd ile, Melekler de, Allah'dan korkarak tesbîh ederler. Allah yıldırımlar gönderip onunla dilediğini çarpar. Böyle iken, o kâfirler, hadlerini bilmezler de Allah hakkında mücadele ederler. Halbuki Allah'ın karşılık darbesi pek şiddetlidir.
Gök gürlemesi de, Allah’ın mükemmelliğini ve kusursuzluğunu bildirir. Melekler de korku ve huşu içinde Allah’ın mükemmelliğini, kusursuzluğunu bildirirler. (Yani, hamd ve tesbih ederler.) Ve Allah, yıldırımlar gönderir, istediğine isabet ettirir. Hâlbuki onlar, Allah’a karşı mücadele ediyorlar. Allah ise, azabı pek ağır ve şiddetli olandır.
Onun korkusundan melekler bile, gök gürültüsü de, onu öğüşle teşbih ederler, yıldırımlar göndererek, istediği kimseye onu değdirir, onlarsa uğraşırlar Allaha karşı, onun alı katıdır
Gök gürültüsü, O'nun sınırsız kudretiyle gerçekleşir. Melekler de duydukları saygıyla görevlerini icra ederler. O, yıldırımları gönderip onları dilediğine isabet ettirir. (Hal böyleyken) o (inanmaya)nlar hâlâ Allah hakkında birbirleriyle tartışıp, ileri geri konuşurlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
O'nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında çekişirken, O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar.
Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayı tesbih ederler. Onlar, Allah hakkında mücâdele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar. Ve O, azabı pek şiddetli olandır.
Gök gürlemesi O'nu överek, melekler de O'nu saygıyla yüceltirler. O, yıldırımları gönderir ve dilediğini onlarla çarpar. Onlar hâlâ ALLAH hakkında tartışıyorlar. O, dayanılmaz güce sahiptir.
Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindir.
Ra'd hamdile tesbih eyler, Melekler de korkusundan, ve saıkalar gönderir de onunla dilediğini çarpar, onlarsa Allah hakkında mücadele ediyorlardır, halbuki onun muhavvilesi çok şiddetlidir
Gök gürültüsü Onu (ya'ni Allâhı) hamd ile, melekler de Ondan korkusuna tesbîh eder (ler). O, yıldırımlar gönderib onunla kimi dilerse çarpar, öldürür. Halbuki onlar Allah hakkında mücâdele edib duruyorlardır. O, kudret ve azabından çetindir.
Ve ra'd (gök gürültüsü) O'na hamd ile (tesbîh ederken),(2) melekler de O'nun korkusundan (yine O'nu) tesbîh eder(ler)! Hem (O,) yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar; böyleyken onlar (hâlâ) Allah hakkında mücâdele ediyorlar! Hâlbuki O,(düşmanlarına karşı) azâbı pek şiddetli olandır.
(2)“Evet hiçten, birden hârika bir gürültü ile cevvi (hava boşluğunu) konuşturmak ve fevkalâde bir nûr ve nâr (ışık ve ateş) ile zulmetli (karanlıklı) cevvi ışıkla doldurmak ve dağvârî (dağ gibi) ve pamuk-misâl (pamuk gibi) ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garâbetli (garibliklerle dolu) vaziyetleriyle, baş aşağı gāfil insanın başına tokmak gibi vuruyor: ‘Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa‘âl ve kudretli (hadsiz faâliyet ve kudret sâhibi) bir Zât’ın hârika işlerine bak! Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Herbirisi çok hikmetli vazîfeler peşinde koşturuluyorlar.’ ” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 103)
İlyas Yorulmaz
Gök gürlemesi ve melekler, Rablerine olan saygı ve korkusundan O’nu överek yüceltirler. Yıldırımları O gönderir ve dilediği kimseye de isabet ettirir. Allah hayallerin çok üzerinde olmasına rağmen, O’nun hakkında çekişip duruyorlar.
Şimşek [⁷] onu överek tespih eder [⁸] melekler de O/nun mehabetinden dolayı tespit ederler. O, yıldırımları gönderir de onlar Allah hakkında mücadelede iken dilediğinin başına indirir. Allah kuvvet ve ukubette şiddetlidir.
İsmail Hakkı İzmirli Ra'd Suresi 13. Ayet Açıklaması
[7] Veya şimşeği işitenler.[8] «Sübhanallahi ve Bihamdihi» der. Basireti olmayan bunu işitmez.
Kadri Çelik
Gök gürültüsü O'nu överek ve melekler de O'na olan korkularından tesbih ederler. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğini çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır.
Gök gürültüsü, evrendeki tüm varlıklar gibi, Allah’ı övgüyle tesbih etmekte ve yürekleri hoplatan korkunç gürlemesiyle, Allah’ın yüceliğini, kudret ve azametini tüm evrene ilan etmekte; O’nun hiçbir bakımdan noksanı ve hiçbir şekilde ortağı bulunmadığını haykırmaktadır ve müşriklerin ilâh diye tapındığı melekler de, Allah’ın heybetinden ürpererek, O’nun uluhiyetinin şânını tesbih ve tenzih etmektedirler. Ve Allah, gökten yıldırımlar göndermekte ve onlarla dilediğini çarpmaktadır. İşte bütün bunlar olup biterken, onlar hâlâ Allah’ın yüceliği, kudret ve azameti hakkında tartışıp duruyorlar; oysa Allah, ilâhî plân gereğince, zâlimlerin hilelerini başlarına geçirip onları cezalandırmada müthiş bir kudrete sahiptir!
O’nun korkusundan Melekler de, O’nun hamdi ile RA’D / Gök Gürültüsü de tesbih eder.
Allah hakkında onlar tartışıyorlarken Yıldırımlar gönderir, dileyeceği kimseleri çarpar.
O, Muhavvile’nin / Güç-Kuvvet’in çok şiddetlisidir.
Gök gürültüsü de melekler de Onun korkusundan dolayı Onu hamd ile tesbih eder. (Allah) kendisiyle uğraşanlardan dilediğine yıldırımlar gönderip onlarla o kimseleri yakar. Çünkü O, cezâsı pek şiddetli olandır.
gök gürlemesi O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle anmakta; melekler de korku ve sakınma içinde bunu yapmaktalar. Ve O yıldırımları gönderip onlarla dilediğini çarpmaktadır. (Hal böyleyken) onlar yine de Allah hakkında tartışıp duruyorlar; 28 hem de O('nun), kavranamaz ince ve derin planını gerçekleştirmek için sınırsız bir kudrete sahip olduğu ortada olduğu halde! 29
Gök gürültüsü övgü ile melekler de saygı ile Allah’ın yasalarına göre hareket ederler. Onlar Allah’ın kudreti hakkında tartışıp dururlarken; O, yıldırımları gönderir de hak edene isabet eder. Hâlbuki O, azabı korkunç olandır. 24/43
Gök gürültüsü sınırsız bir övgüyle O’nun yüce kudretini dillendirmekte, melekler ise bunu derin bir tazim ve saygıdan dolayı yapmaktadır; dahası O, yıldırımları gönderip dilediğini ona hedef kılmaktadır; onlar ise, istediğini ustalık ve ince bir planla gerçekleştirmekte mahir olduğunu bildikleri hâlde, hâlâ Allah hakkında tartışmaktadırlar.
Ve gök gürlemesi O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan tesbihte bulunurlar. Ve yıldırımları gönderir, onları dilediğine hemen isabet ettirir. Böyle iken o kâfirler Allah hakkında mücadelede bulunurlar. Halbuki, O'nun kuvveti pek şiddetlidir.
Gök gürlemesi hamd ile O'nu takdis ve tenzih eder. Melekler de duydukları saygıdan ötürü O'nu takdis ve tenzih ederler. O yıldırımlar gönderir, onlarla dilediği kimseleri çarpar. Durum bu iken onlar hâlâ Allah hakkında birbirleriyle tartışıp, ileri geri konuşurlar. Halbuki O'nun cezası pek çetindir. [2, 30; 17, 44]
Gök gürültüsü, övgüsüyle, melekler de korkusundan O'nu tesbih ederler. Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Allah'ın tuzağı (cezası) pek çetin olduğu halde, onlar hala O'nun hakkında tartışmaktadırlar.
Gök gürültüsü, her şeyi güzel yapması sebebiyle, melekler de saygı ile O’na boyun eğerler. Yıldırımları o gönderir ve onlar, ölçüsüne denk düşenlere çarpar. Bunlar, Allah konusunda tartışıp duruyorlar. Halbuki Allah, çok güçlü ve engellenemezdir.
Gök gürültüsü hamd ederek, melekler de korku ile O'nu tenzih ederler. Onlar Allah hakkında tartışırlarken; O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar. O, şiddetle cezalandırandır.
Gök gürültüsü hamd ile, melekler Allah korkusuyla Onu tesbih eder.(9) O, yıldırımlar gönderir de dilediğini onunla çarpar. Onlar ise hâlâ Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Halbuki Allah'ın cezası pek çetindir.
(9) Her türlü kusurdan ve ortaktan yüce tutacak şekilde Onu anar.
Yaşar Nuri Öztürk
Gök gürültüsü O'nu hamd ile tespih eder; melekler de O'ndan ürpererek... Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Allah, tuzak kuranların hilelerini başlarına geçirmede çok güçlü olduğu halde, onlar O'na karşı mücadele edip duruyorlar.