Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1160, sondan 5077. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 206. ayetidir. A'raf Suresi 206. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2890 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (4) ل (3) م (0) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الذين عند ربك لا يستكبرون عن عبادته ويسبحونه وله يسجدون
Bu âyet, Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. Bunlardan birini okuyan, ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. Üç defa “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. Bu secdeye, ayakta iken veya otururken varılabilirse de, ayakta iken gidilmesi daha uygundur.
Mekke müşrikleri Hz. Muhammed’in dinine uyarak Allah’a kulluk etmeyi ve özellikle Allah’ı tesbih edip O’nun huzurunda secdeye kapanmayı nefislerine yediremezler, kibirleri akıllarına galip gelirdi. Müfessirler çoğunlukla “rabbinin katında bulunanlar” ifadesinde meleklerin kastedildiğini düşünürler (Taberî, IX, 168). Şu halde Allah’a yakınlıkları, “rabbinin katında bulunanlar” diye ifade edilecek kadar ileri derecede olan melekler bile kulluk etmekten geri durmayıp tesbih ve secde ederek kulluk faaliyetlerinde bulunduklarına göre her an günah işleme durumunda bulunan insanların ibadete daha çok ihtiyaçları bulunduğu açıktır. Öte yandan bu âyet bize ibadetin, behîmî sınırları aşarak meleklerle ortak davranış düzeyine ulaşmış insanlara mahsus bir makamı ifade ettiğini göstermektedir. Nitekim burada meleklerin üç özelliği sıralanmaktadır: İbadet, tesbih, secde. İbadet, kulun Allah’ı rab tanıyıp O’nun huzurunda belli davranışlarla saygısını ifade etmesi; tesbih, O’nu her türlü eksiklikten tenzih edip yüceltmesi; secde ise herkese karşı dik tuttuğu başını sadece Allah’ın huzurunda eğmesi, yere koymasıdır.
Böylece A‘râf sûresi, dolaylı bir ifade ile bize, Allah’a kulluğu en büyük şeref bilip dilimizle ve kalbimizle O’nu tesbih etmemizi, O’nun karşısında tam bir tevâzu ile secdeye kapanmamızı; Allah’ın rızâsını nefsimizin isteklerinden üstün bilip O’nun isteklerini nefsanî arzularımızdan daha önemli görmek suretiyle meleklere yaraşır bir kulluk şuuruna ve yaşayışına ulaşmamızı, diğer bir ifade ile yönümüzü insanlık düzeyinin aşağısına çevirerek sadece nefsimizin hayvanlarla ortak tarafını oluşturan arzu ve ihtiraslarını tatmin peşinde koşmak yerine, zihnimizi ve kalbimizi yukarılara çevirip Allah’a iman ve kulluk ederek meleklerle ortak çizgiyi paylaşmamızı telkin eden âyetle son bulmaktadır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Rabbinin katındakiler (melekler), O’na (Allah’a) kulluk etmekten kibirlenmez, O’nu [tesbih] eder (yüceltir) ve yalnızca O’na secde ederler.
“Rabbinin yanındakiler”den kastedilen, muhtemelen O’na yakın olan meleklerdir. Bunlar Zümer 39:75’te geçen “Arş’ın çevresini kuşatan melekler” olabilir. Nisâ 4:172’deki ifadeden bu meleklerin [el-mukarrabûne] yani Hakk’a yakınlaştırılmış melekler olduğunu söyleyebiliriz.,Meleklerin [tesbih]i ve ibadetiyle ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:172; Ra‘d 13:13; Nahl 16:49; Enbiyâ 21:19, 20; Zümer 39:75; Mü’min 40:7; Fussilet 41:38.,Bu ayet Kur’an’daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir. Secde içerikli ayetlerde ilahî buyruklara boyun eğmenin bir göstergesi olarak fiziksel anlamda yapılan boyun eğişlere “secde” denmektedir ki bu eylem, bir tek secdeden oluşmaktadır. Secde ayetleri için bkz. A‘râf 7:206; Ra‘d 13:15; Nahl 16:49; İsrâ 17:107; Meryem 19:58; Hacc 22:18; Furkân 25:60; Neml 27:25; Secde 32:15; Sâd 38:24; Fussilet 41:37; Necm 53:62; İnşikâk 84:21; ‘Alak 96:19.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz, Rabbine yakın olanlar, O'na kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; O'nu noksan sıfatlardan uzak tutar ve sadece O'na secde ederler.[151]
1- Tesbih, Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.
2- İçtenlikle boyun eğerler.
Ahmet Akgül
Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, (milyarlarca nurani ve ruhani varlıklar) O'na ibadet etmekten asla büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (Öyle ise mü’mine yakışan gaflet değil, zikir ve ibadettir.)
Bil ki, Rabbine yakın olan melekler, O'na kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar ve O'nun sınırsız yüceliğini övgüyle anar ve yalnızca O'nun önünde secde ederler.
Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp serkeşlik etmezler, O'na kulluk ve ibadet etmekten geri durmazlar. O'nu tesbih ve tenzih ederler. O'na, sadece O'na secde ederek namazlarını kılarlar.
Gerçekten Rabbinin katında olanlar (rahmetine yakın melekler), Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler. Onu tenzih eder yüceltirler ve yalnız ona ibadet için secde ederler.
Bil ki, Rabbine yakın olanlar, O'na kulluk etmekten asla kibre kapılmazlar. O'nu tesbih ederler (hayatı O'nunla anlamlandırırlar) ve yalnızca O'na secde ederler.
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 206. Ayet Açıklaması
“Yalnızca O’na secde ederler” yani kendisini Rabbinin kural ve ilkelerinin dışına çıkartacak hiçbir kişi, kurum veya güce biat etmezler anlamından ifade edilmiştir.
Diyanet İşleri (Eski)
Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler.
(2)Bu âyet-i kerîme Kur’ân-ı Kerîm’deki “secde” âyetlerinin birincisidir. Kur’ân-ı Kerîm’de on dört secde âyeti vardır. Bu âyetlerin tamâmını veya bir kısmını yâhut sâdece meâlini okuyan veya dinleyen kimse “Tilâvet Secdesi” yapmak zorundadır. Bu secdeler Hanefî mezhebine göre vâcib, diğer üç mezhebe göre sünnettir. Osmanlı döneminde kırâat ta‘lîm eden talebelere secde yerlerini ve bunların hükümlerini öğretmek için şu beyitler de ezberletilirdi:“Geldi on dört yerde bil ki secde-i Kur’ân tamâm.Yedisi farz, üçü vâcib, dördü sünnet ey hemâm!Farz: A‘râf, Nahl, İsrâ, Ra‘d, Meryem, Hâc, Sâd.Vâcib: Furkān, Elif Lâm Mîm, Hâ Mîm vesselâm.Sünnet oldu: Neml, İkra’, Necm hem İnşikāk.Kāri’ ve sâmi‘ olana emreder Rabbü’l-Enâm!(Okuyana ve işitene insanların Rabbi emreder.)”(Suâlli Cevablı Tecvid, 26)Tilâvet secdesi şu şekilde yapılır: Önce bu secdeye niyet edilir ve اللهُ اَكْبَرْ diyerek eller yukarı kaldırılmaksızın hemen secdeye gidilir. Üç def‘a*سُبْحاَنَ رَبِّيَ الْأَعْلٰي*denilerek, bir def‘a yapılan bu secdeden sonra ayağa kalkılır ve, *سَمِعْناَ وَ اَطَعْناَ غُفْرَانَكَ رَبَّناَ وَ اِلَيْكَ الْمَص۪يرُ*[İşittik ve itâat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini dileriz; dönüş(ümüz) ancak sanadır!] âyeti, duâ niyetiyle okunur ve tilâvet secdesi böylece tamamlanmış olur. (Bilmen, c. 2, 1148)
İlyas Yorulmaz
Rabbinin katında olanlar, O’na kulluk etmekte asla büyüklenmezler, O’nu layık olduğu biçimde yüceltirler ve O’na secde ederler.
Çünkü Rabb’inin katında yüksek dereceye sahip olanlar, O’na kullukta asla kibre kapılmazlar; bilakis O’nun hayranlık verici yüceliğini övgüyle anar ve O’nun huzurunda saygıyla secdeye kapanırlar!Ve Allah’ın huzurunda boyun eğenler, bakın ne yüce mertebelere erişecek, ne muhteşem ödüller, ganîmetler kazanacaklar:
Bil ki, Rabbine yakın olanlar 168 O'na kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; ve O'nun sınırsız yüceliğini övgüyle anar ve [yalnızca] O'nun önünde yere kapanırlar.
Şüphesiz ki Rabbine yakın olan varlıklar bile ona kullukta kibre kapılmazlar ve her daim O’nun emriyle hareket eder ve O’na saygıyla secdeye kapanırlar. 16/48- 49, 17/44, 21/19 40/7...9, 41/38
Unutma ki, Rabbinin tarafında olanlar O’na kullukta kibre kapılmazlar; ve O’nun adına/aşkına hareket ederler[1321] ve yalnız O’nun önünde secdeye kapanırlar.
(30) Her türlü kusurdan ve ortaktan uzak tutacak şekilde anma.(31) Kur’ân’daki 14 secde âyetinden birincisi budur. Bu âyetleri okuyanın da, işitenin de secde etmesi gerekir. Bu secdeye “tilâvet secdesi” adı verilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp O'na ibadetten yüz çevirmezler; O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.