Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1722, sondan 4515. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 15. ayetidir. Ra'd Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 4436 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (9) م (3) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ولله يسجد من في السموات والارض طوعا وكرها وظلالهم بالغدو والاصال
“Allah’a kulluk etmek ve O’na boyun eğmek” anlamına gelen secde ihtiyarî (serbest) ve zorunlu olmak üzere iki kısımdır. Birincisi insanlara mahsus olup insanlar serbest iradeleriyle Allah’a secde yani itaat ederek bununla sevap kazanırlar. Kur’an-ı Kerîm’de birçok yerde bu anlamda kullanılmıştır (meselâ bk. Necm 53:62). İkincisi ise zorunlu secdedir. Bu anlamda insan, hayvan, bitki ve cansız varlıkların tamamı Allah’a secde etmektedir (bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “scd” md.). Nitekim tefsirini yaptığımız âyet-i kerîmede göklerde ve yerde bulunan ne varsa hepsinin istese de istemese de Allah’a secde ettiği bildirilmiştir. Âyetteki “İstese de istemese de” ifadesi, Allah’ın hükmünün her şey için geçerli olduğunu, hiçbir şeyin O’nun iradesi, buyruğu ve kanunlarının dışına çıkamayacağını belirtir. İnkârcılar, iradeye bağlı davranışlarda O’na baş eğmeye istekli olmasalar bile evrende hüküm süren kural ve kanunlarına boyun eğmek zorundadırlar.
Gölgelerin sabah akşam Allah’a secde etmesi de güneşin hareketine bağlı olarak sabahları batıya doğru uzaması, öğle vaktinde sıfırlanması veya en kısa haline gelmesi öğle-akşam arasında doğuya doğru uzamasıdır. Âyet-i kerîmede gölgelerin bu durumu, secdeye kapanan insanın durumuna benzetilmiştir. İşte yeryüzünde gölgelerin bu şekilde uzayıp kısalması eşyanın, Allah’ın koyduğu nizama ve tabiat yasalarına boyun eğmesinin bir ifadesidir. Şu halde tabiatta gölgesi bulunan her şeyin hem kendisi hem de gölgesi Allah’a boyun eğmekte ve secde etmektedir. Aynı mânada bir başka âyet-i kerîmede Allah’ın yarattığı varlıkların gölgelerinin küçülerek ve Allah’a secde ederek sağa sola döndüğü ifade edilmiştir (Nahl 16:48).
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez (zorunlu olarak) yalnızca Allah’a secde ederler.
1- Hiç durmadan. Sürekli. Bütün bir gün. 2- Allah'ın yasasına göre hareket ederler.
Ahmet Akgül
(Unutmayınız ki) Göklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Allah'a secde etmektedir (ve Onun hükmüne boyun eğmektedir). Sabah akşam gölgeleri de (O'na secde halindedir. Her şey Allah’ın tayin ve takdir ettiği hizmet üzerindedir.)
Göklerde ve yerde olan herşey ve herkes, isteyerek veya zorunlu olarak; onların gölgeleri de, sabah akşam uzayıp kısalarak Allah'a secde etmektedirler.
Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsi ve onların gölgeleri, gündüzün ilk ve son saatlerinde, isteseler de, istemeseler de yalnız Allah'a secde ederler.
Bkz. 16:48“Boyun eğmek/saygı duymak” anlamına gelen “secde” sözcüğünün yaygın anlamı ise “alnımızı hürmetle yere koymaktır”. Burada zorunlu duruştan bahsedildiği için “boyun eğmek” tercih edilmiştir. Örneğin “Göklerde ve yerde olan her şey ve melekler kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah için saygıyla secde ederler.” (Nahl 16:49). Bu ayette de görüldüğü gibi her şey istese de istemese de Allah’a secde etmektedir.Allah’a, isteyerek yani gönüllü ve bilinçli olarak secde edenler melekler ve inananlardır. İnkârcılar ise, kulluğa ve secde etmeye istekli olmasalar da bir yaratık olarak kurabilecekleri farklı bir dünyaları olmadığına ve Allah’ın dünyasında yaşamaya mahkûm olduklarına göre bağlı oldukları maddi ve manevi ilke ve yasalar bakımından Allah’ın iradesine boyun eğmek durumundadırlar. “Gölgelerinin secde etmesi” ise güneşin dünyaya göre aldığı duruma bağlı olarak sabah ve akşam uzayıp öğlen vakti kısalmasının yaratıklar üzerinde oluşturduğu gölgedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Yerde ve göklerdeki kimseler de, gölgeleri de, sabah akşam, ister istemez Allah'a secde ederler.
İnkarcılar bile Tanrı'ya secde ederler, yani O'nun egemenliğini ister istemez kabul eder ve O'nun yasalarına uyarlar. İnkarcılar, yaşamlarının her alanında doğa (yaradılış) yasalarına uymak zorundadırlar. Tanrı'nın egemenliğini kabul etmeyenler, vucutlarının kontrolü konusunda spekülasyona girebilirler; ancak Kuran onlara kaçamıyacakları basit bir örnek verir: Kafirlerin gölgesi Tanrı'ya boyun eğmektedir. Bir başka ifadeyle, dünyanın güneş etrafındaki dönüşü ve bunun sonucunda inkarcının gölge hareketleri onun kontrolünün dışındadır. Güneşin oluşturduğu gölge, cografik koordinat, gün ve saate göre alabildiğine ölçülü ve duyarlı bir grafik izler. Bak 2:258
Elmalılı Hamdi Yazır
Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a secde ederler.
Hem göklerde ve yerde bulunan kimseler ve onların gölgeleri, sabah-akşam (bir kısmı) isteyerek, (bir kısmı da) istemeyerek (de olsa) Allah'a secde eder.(2)
Göklerde ve yerde bulunan melek, insan, cin, hayvan ve benzeri bütün varlıklar,ya müminlerde ve meleklerde olduğu gibi isteyerek, yâhut —bağlı oldukları fiziksel ve toplumsal ilkelere farkında olmadan uymak zorunda olan kâfirler, hayvanlar ve diğer varlıklarda olduğu gibi— mecburen Allah’a boyun eğmektedirler ve sadece kendileri değil, onların gölgeleri de, sabah akşam uzayıp kısalmak sûretiyle, Allah’ın evrene yerleştirdiği fiziksel yasalara harfiyen boyun eğmektedirler.
1 (مَنْ) akıllılara delalet ettiği için, buradaki secde edenlerden kastedilen akıllı varlıklardır.
Muhammed Esed
Göklerde ve yerde var olan her şey ve herkes isteyerek yahut zorunlu olarak Allah'ın önünde eğilmektedirler; 33 onların gölgeleri de sabah akşam bunu yapmaktadır. 34
Göklerde ve yerde olan her varlık, onların sabahtan akşama (ilâhi yasaya bağlı olarak değişip duran) gölgeleri de dahil, ister istemez Allah’a secde ederler.[1955]
[1955] Zımnen: Gölgesine bile söz geçiremeyen insanın Allah’tan bağımsız bir hayat iddiası gülünçtür. Allah’ın yasasına boyun eğme bağlamında eşya ve gölgesi metaforunun kullanıldığı Nahl 48. âyet, bu ifadenin meali niteliğindedir. Parantez içi ilavemizin gerekçesi de budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve göklerde ve yerde kim var ise ve gölgeleri sabah ve akşam vakitleri ister istemez Allah Teâlâ'ya secde eder.
Halbuki göklerde olsun, yerde olsun kim varsa, isteyerek veya istemeyerek, hem kendileri hem gölgeleri hepsi sabah akşam Allah'a secde ederler. [16, 48-49; 12, 18] {KM, Mezmurlar 148}
[*]Secde esasen boyun eğmedir. Yaygın anlamı, anlı saygıyla yere koymaktır. Burada boyun eğme anlamı tercih edilmiştir. İnsanlar Allah'a iki türlü kulluk ederler; biri zorunlu diğeri de gönüllüdür. Zorunlu olarak Allah'ın koyduğu yasalara uyarlar. Gönüllü olarak uymaları gereken konularda ise isyankarlık ve tembellik yaparlar. Bkz. Nahl 16:48-49
Şaban Piriş
Yerde ve göklerde olanlar gölgeleriyle beraber sabah akşam, ister istemez Allah'a secde ederler.
(10) Ne onların kendileri, ne de yalvardıkları, gölgelerine bile söz geçiremezler; onların dilleri başka şey söylerken, bedenleri, hayatları, hattâ gölgeleri bile, Allah’ın emriyle var olmak ve Onun koyduğu yasalara uymak suretiyle, Ona itaat ederler. Bu âyet secde âyetidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Göklerde ve yerde kim varsa gölgeleriyle birlikte ister istemez ve sabah-akşam Allah'a secde eder.