Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 207, sondan 6030. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 200. ayetidir. Bakara Suresi 200. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 97 ve toplam ebced değeri ise 9004 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (22) ل (8) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
فاذا قضيتم مناسككم فاذكروا الله كذكركم اباءكم او اشد ذكرا فمن الناس من يقول ربنا اتنا في الدنيا وما له في الاخرة من خلاق
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60]
Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre, İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur, atalarını anar, onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. Bu âyette, müslümanlara, müşriklerin bu âdetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır.
Müfessirlerin kaydettiği rivayetlere göre İslâm’dan önceki Araplar, haccı tamamladıktan sonra (bazı rivayetlerde Mina’da halkalar halinde oturup) atalarının büyüklüğü konusunda nutuklar çeker, onlarla övünme yarışına girerlerdi. Müslümanlar, dolaylı bir biçimde bu yanlış uygulamayı reddetmeye, bunun yerine müşriklerin atalarını anmalarından daha güçlü bir biçimde Allah’a hamd ve şükredip O’nu anmaya çağrılmaktadır (Taberî, II, 295-297).
İbn Abbas ve Atâ gibi âlimlere isnat edilen başka bir yoruma göre âyetin anlamı genel olup, “Küçük çocuklar babalarını nasıl sevgiyle anar, onlardan yardım, ilgi ve destek beklerse siz de Allah’ı o şekilde, hatta daha güçlü ve canlı olarak zikredin, O’na sığınıp yardımını dileyin” anlamına gelmektedir (Taberî, II, 297; İbn Atıyye, I, 276).
“Ama insanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ı anıp dua ederken, ‘Ey rabbimiz! Bize bu dünyada ver’ derler” meâlindeki ifadede, bu şekilde dua edenlerin, iyi-kötü ayırımı yapmadan sadece “Bize dünyada ver” dedikleri bildirilmiş, fakat ne istedikleri belirtilmemiştir. Çünkü sırf dünyayı isteyen kimse dünyanın kulu kölesi olmuş demektir; bu sebeple de o kişi için dünyaya ait her şey iyi demektir. Böyleleri yalnız dünyayı istedikleri için âhiretle ilgili amelleri ihmal ederler, bu yüzden de “Böyle bir kimsenin âhiretten hiç nasibi yoktur.” Fakat 201-202. âyetlere göre Allah’tan doğru dilekte bulunanlar ve dolayısıyla O’nun rızâsına liyakat kazananlar, hem bu dünyanın iyiliklerini hem de öteki dünyanın iyiliklerini isterler; inanan insan için en çok korkulan şeylerden biri olan cehennem azabından korkarlar. Dünyada yaptıkları iyiliklerin karşılığını âhirette görecek olanlar bunlardır.
Zemahşerî 201. âyetin metnindeki hasene kelimesini, “iyi kulların Allah’tan diledikleri sağlık, geçim rahatlığı, iyi işlerde başarı gibi dünyevî yararlar ile âhiret sevabı” şeklinde özetlemiştir (I, 125). Bunlara erdemli eş, hayırlı evlât, güzel amel, ilim, ibadet gibi başka anlamlar da eklenmiştir (Reşîd Rızâ, I, 237). Buna göre insanın dünyası ve âhireti için yararlı olan her şey hasenedir (hasene ve seyyie terimlerinin anlamları hakkında genişbilgi için bk. En‘âm 6:160). Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in dua ederken en çok bu âyetin “Rabbenâ âtinâ...” bölümünü okuduğunu (Buhârî, “Daavât”, 55) ve okunmasını tavsiye ettiğini (Müslim, “Zikir”, 23) belirtir. Müslim’in el-Câmi‘u’s-sahîh’inin “Zikir ve Dua” bölümünde, bu âyeti okuyarak dua etmenin fazileti hakkında özel bir bab açılmıştır (9. bab). Fâtiha sûresinin yanında bu âyet de bütün müslümanların namazda ve namaz dışında, her vesileyle okudukları dualar içinde veya sonunda tekrar etmeyi âdet haline getirdikleri, bütün duaların ihmal edilemez bölümüdür.
Mehmet Okuyan
Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha da güçlü bir şekilde Allah’ı hatırlayın! İnsanlardan öylesi var ki “Rabbimiz! Bize (vereceğini) dünyada ver.” der. Böylesinin ahirette hiçbir payı yoktur.
Buradaki [ev] edatına “veya” değil, [tefsiriyye] edatı olarak “hatta, yani” gibi anlamlar verilmelidir. Çünkü Yüce Allah’ı anmak başka herhangi bir şeyi anmakla eşdeğer olamaz.
Bayraktar Bayraklı
Hac ibadetlerinizi bitirdiğinizde, atalarınızı andığınız gibi, hatta daha güçlü bir anışla Allah'ı anmaya devam ediniz. Çünkü öyle insanlar vardır ki, “Bize bu dünyada ver” diye dua ederler. Böyle kimseler, âhiretten nasip alamayacaklardır.
Hacc ibadetinizi bitirince, atalarınızı andığınız gibi; hatta daha güçlü bir şekilde Allah'ı anın. Kimi insanlar; “Ey Rabb'imiz, bize dünyada ver.” derler. Bu kimselerin ahirette bir payı yoktur.
Artık (hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde; (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız (şeref ve faziletlerini heyecanla anlatıp övmeye çalıştığınız) gibi; hatta ondan daha kuvvetli (ve içtenlikli) bir yalvarma ile, Allah’ı zikredip çağırın. İnsanlardan öylesi vardır ki (ahireti önemsiz görüp) : "Rabbimiz, bize (her nimeti) dünyada ver" der; (işte) onun ahirette nasibi yoktur, olmayacaktır.
Hacca ait ibadetlerinizi bitirince babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da üstün bir surette Allah'ı anın. Çünkü insanlardan, Rabbimiz, bize dünyada ihsanda bulun diyenler vardır ki bu çeşit adama ahiretten nasip yoktur.
İbadetlerinizi bitirdiğinizde, atalarınızı gündeme getirdiğiniz gibi, hatta daha güçlü bir gündemle Allah'ı gündemde tutmaya devam edin. Çünkü öyle insanlar var ki, sadece “Rabbimiz bize bu dünyada ver” diye dua ederler. Böyleleri ahiret nimetlerinden pay alamayacaklardır.
Nihayet hac ile ilgili ibadetlerinizi bitirdiğinizde, İslâm'dan önce, atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha güçlü bir tarzda Allah'ı zikredin, Allah'a ibadet edin, Allah'ın dinini, şeriatını anlatın. İnsanlardan bazıları:
“Ey Rabbimiz, vereceğini, serveti, makamı, mevkii ve zaferi bize dünyada ver" derler. Onların âhirette, ebedî yurtta hiçbir nasibi, isteyecekleri bir payları yoktur.
Hacc görevlerinizi tam olarak yerine getirdikten sonra Allah'ı, önceden atalarınızı andığınız gibi hatta ondan daha fazla anın. İnsanların içinde: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver" diyen vardır ki, onun ahirette bir payı yoktur.
200.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre cahiliye döneminde insanlar hac mevsiminde vakfe yaparlardı ve içlerinden bir adam çıkarak: "Benim babam şöyle şöyle yemekler yedirirdi, şöyle yükler yüklerdi (yani bol bol sadakalar verirdi)..." derdi. Böyle atalarının işlerini saymaktan başka bir konuşmaları olmazdı. Buna karşılık Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.İbnu Cerir`in Mücahid`den rivayet ettiğine göre de cahiliye döneminde Araplar hacla ilgili işlerini yerine getirdikten sonra şeytan taşlama yerlerinin yanında durarak atalarını ve onların yaptıkları işleri anmaya başlarlardı. Bu ayeti kerime de bununla ilgili olarak indirildi.Ayetin ikinci bölümüyle ilgili olarak da İbnu Ebi Hatim, Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan şöyle rivayet etmiştir: "Bedevilerden bir topluluk vakfe yerine gelerek: "Ey Allah`ım! Bu yılı yağmuru bol, ürünü bol bir yıl eyle! Bu yılı dostluk ve güzellik yılı eyle" derler ama ahiretle ilgili bir dilekte bulunmazlardı. Yüce Allah onların hakkında: "İnsanların içinde "Ey Rabb`imiz bize dünyada ver" diyen vardır ki, ona ahirette bir nasib yoktur" diye buyurdu. Onlardan sonra mü`minlerden bir topluluk gelerek şöyle derlerdi: "Ey Rabb`imiz bize dünyada da iyiliği ahirette de iyiliği ver ve bizi ateşin azabından koru". (Yüce Allah onlar hakkında da şöyle buyurdu): "İşte bunlar kazandıklarına karşılık bir nasib alırlar. Allah hesabı çabuk görendir." (202. ayet)
Ali Bulaç
(Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki: 'Rabbimiz, bize dünyada ver' der; (böylelerinin) ahirette nasibi yoktur.
Hac ibadetlerinizi bitirince, cahiliyet devrinde hacdan sonra, toplanıp atalarınızı anarak öğündüğünüz gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. Çünkü insanların kimi: “- Ey Rabbimiz, bize (nasîbimizi) dünyada ver.” der. O kimsenin âhirette bir nasibi yoktur.
Kurbanlarınızı, ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, babalarınızı (ecdadınızı) andığınız gibi, belki daha fazla Allah’ı zikredin. İnsanlardan bazıları. “Ey Allah’ım! Bize dünyalık ver!” derler. Fakat onların ahirette hiçbir payları yoktur. (Bunlar kâfirlerdir.)
Bahaeddin Sağlam Bakara Suresi 200. Ayet Açıklaması
[Ayet, hacda yapılan duaların ihlâslı ve ahirete yönelik olmasını emrediyor.]
Besim Atalay
Haccı bitirdikten sonra da, atalarınızı nice anıyorsanız, daha da çok Allahı anmaksınız, insanlardan : «Tanrı bize vereceği şeyleri, bu dünyada verse ya!» diyen vardır, bunun için ahrette dahi, hiçbir pay yoktur
Hac ibadetlerinizi bitirince vaktiyle (orada) atalarınızı (üstün meziyetleriyle överek) andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli ve heyecanlı bir şekilde Allah'ı anın. Zira insanlardan bazıları: “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini sadece bu) dünyada ver.” diye dua eder (ve ona göre yaşarlar). Fakat (bilinmelidir ki) bu şekilde dua edenin ahiretten bir nasibi yoktur.
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. "Rabbimiz! Bize sadece dünyada ver" diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.
Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah'ı anın. İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.
Töreninizi bitirdiğiniz zaman, atalarınızı andığınız gibi, hatta daha güçlü olarak ALLAH'ı anmayı sürdürün. Halktan kimi "Rabbimiz, bize bu dünyada ver," der; onun ahiretten bir payı olmaz.
Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yoktur.
nihayet menasikinizi bitirdiniz mi vaktiyle atalarınızı andığınız gibi hattâ daha şiddetli bir anışla Allahı anın, zikredin, çünkü nâsın kimisi «rabbena, der bize Dünyada ver» buna Ahırette kısmet yoktur
Menâsikinizi (hacca âit ibâdetlerinizi) bitirince (câhiliyyetde) atalarınızı (böbürlenerek) andığınız gibi, hattâ daha kuvvetli bir anışla Allahı anın. Artık o insanlardan kimi «Ey Rabbimiz, bize (nasibimizi) dünyâda ver» der ki onun âhiretden nasibi yokdur.
Nihâyet hac ibâdetlerinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hattâ daha kuvvetli bir anma ile artık Allah'ı zikredin!(5) İnsanlardan öylesi de vardır ki: “Rabbimiz! Bize(nasîbimizi) dünyada ver” der; o takdirde onun için âhirette hiçbir nasib yoktur!
(5)Devr-i câhiliyette Arablar menâsik-i haccı (haccın gereklerini) tamamladıktan sonra toplanırlar ve atalarının eserleri ile iftihâra başlayıp, bazısı: “Babam şöyle yemek yedirirdi” diğeri: “Babam şöyle kılıç sallardı” gibi övünerek konuşurlardı. (Râzî, c. 3:5, 199)
İlyas Yorulmaz
Hac ibadetlerinizi yerine getirip tamamladığınızda, Allah’ı, ana babanızı andığınız gibi, hatta daha fazla anın. İnsanlardan “Rabbimiz bize dünyada ver” diyenler var. O zaman böyle söyleyenlerin ahirette alacağı hiçbir pay kalmamıştır.
Hac ibadetlerinizi [⁹] bitirdiğiniz zaman artık babanızı zikrettiğiniz gibi [¹⁰] belki ondan daha ziyade Allah/ı zikredin. Bâzı kimse «— Ey Rabbimiz! Bize vereceğini dünyada ver» der, bunların âhirette hiçbir nasipleri yoktur.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 200. Ayet Açıklaması
[9] Yahut kurban kesmenizi.[10] Zaman-ı cahiliyette hac bittikten sonra Mina'da mescit ile dağ arasında dururlar; babalarının neseplerini, geçirdikleri vak'alarını, menakıb ve fazailini sayıp dökerlerdi. Yahut «nasıl ki babanızı unutmazsanız Allah'ı da unutmayınız. Babanıza hürmet ve ta'zim ettiğiniz gibi Allah'a da hürmet ve ta'zim edin» demektir.
Kadri Çelik
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. “Rabbimiz! Bize dünyada ver” diyen insanlar vardır. Öylesinin, ahirette bir payı yoktur.
Hac ibâdetlerinizi bitirince, tıpkı önceden atalarınızı üstün meziyetleriyle överek andığınız gibi, hattâ daha büyük bir coşkuyla Allah’ı anın! Çünkü öyle insanlar var ki:“Ey Rabb’imiz, bize vereceğini sadece bu dünyada ver!” diye duâ eder ve yaşantılarını bu temel düşünceye göre biçimlendirirler. Fakat böyleleri, âhiret nîmetlerinden hiçbir pay alamayacaklardır.
Menâsikinizi / hacc ibadet şekillerinizi yerine getirdiğiniz zaman (ata) babalarınızı andığınız gibi, hatta daha şiddetli bir anışla Allah’ı anın!
İnsanlar’dan:
-“Rabbimiz! Bize Dünya’da ver!” diyen kimse vardır.
Onun için Âhiret’te hiçbir hisse (nasip, pay) yoktur.
Hacc ibâdetini yerine getirdikten sonra (daha önce) atalarınızı yâd ettiğiniz gibi, hatta ondan daha güçlü bir şekilde Allah’ı anın.1 İnsanlardan öyleleri var ki: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada güzellik ver.” diye dua ederler. İşte böylelerinin ahirette hayırdan bir payı olmayacaktır.
1 Müşrik Araplar, hacc ibâdetini tamamladıktan sonra Mina’da bir süre dururlar, atalarını, soylarını ve onların yaptıkları işleri anlatırlar ve bunlarla övünürlerdi. Bu âyet, yapılan bu cahiliye âdetini, ortadan kaldırmıştır.
Muhammed Esed
İbadetlerinizi bitirdiğinizde, atalarınızı hatırladığınız gibi, hatta daha güçlü bir hatırlayışla Allah'ı hatırla[maya devam ed]in! 185 Çünkü öyle insanlar var ki, (sadece), “Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada ver.” diye dua ederler -böyleleri, ahiretin nimetlerinden nasib almayacaklardır.
Hac ibadetinizi yerine getirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anmayla Allah’ı zikredin. İnsanlardan kimileri; “Rabbimiz, bize ne vereceksen bu dünyada ver.” derler. Onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. 11/15, 17/18-19, 42/20,
(Hacca has) ibadetlerinizi[396] tamamladıktan sonra (bir zamanlar) atalarınızı andığınız gibi, hatta daha güçlü bir biçimde Allah’ı anın![397] İnsanlardan bazısı “Ey Rabbimiz! Bize vereceğini bu dünyada ver!” derler. Böylelerinin âhiret nimetlerinden nasibi yoktur.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 200. Ayet Açıklaması
[396] Menâsik’in kendisinden türetildiği nusuk, hacca özgü ibadetlerden her biri için kullanılırsa da, özelde “kurban” genelde tüm ibadetleri kapsar (196. âyete bkz). Menâsik, haccı oluşturan ibadetlere verilen alem olmuştur ve “hac menâsiki” şeklinde şöhret bulmuştur.
[397] Zımnen: Atalarınızın ocağındaki külü taşırsanız âdet, közü taşırsanız ibadet olur. Cahiliyye döneminde Araplar kurban kestikten sonra şeytan taşlama mahalline gelip orada atalarının anısını tazeler, onlara ilişkin öyküler anlatırlardı (Taberî). Cahiliyye insanı ibadeti değil ibadetin ruhunu kaybetmişti. Hz. İbrahim’den beri eda edilen ibadetler, aşağı yukarı biçim olarak aslını korumuş olsalar da ruh ve amaç olarak aslını kaybetmişlerdi. Bu durum da ibadetlerin âdete dönüşmesine neden olmuştu. Âdetleşen ibadette niyetler de sapmaya uğruyor, Allah emrettiği için değil atalardan öyle görüldüğü için yapılır hâle geliyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra hacca ait ibadetlerinizi ifâ ettiğiniz zaman, babalarınızı zikrettiğiniz gibi veya daha ziyâde olarak Allah Teâlâ'yı zikrediniz. İmdi nâstan öylesi vardır ki, «Rabbimiz bize (nasibimizi) dünyada ver,» der. Bunlar için ahirette bir nasip yoktur.
Hac ibadetlerinizi tamamlayınca, vaktiyle atalarınızı anıp onlarla öğündüğünüz gibi. Hatta daha fazla, daha hürmetle Allah'ı anın! Bazı kimseler: “Ey Yüce Rabbimiz, bize vereceğini bu dünyada ver! ” derler. Bunların âhirette nasipleri yoktur.
Haccı tamamlayınca araplar Mina’da toplanıp, bilhassa atalarının yaptıkları işleri anlatarak övünmeyi âdet edinmişlerdi. Bu âyet ona bedel Allah’ı zikredip O’nun hidâyetini anlamak, onun eserlerini tefekkür, nimetlerine şükretmeye teşvik ediyor.
Süleyman Ateş
Hac ibadetlerinizi bitirince atalarınızı andığınız gibi hatta, daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimi "Rabbimiz bize dünyada ver!" der; onun ahirette bir payı yoktur.
Hac ibadetinizi yaparken Allah’ı, babalarınızdan aklınızda kaldığı gibi, hatta daha güçlü anın. İnsanlardan kimi der ki: “Rabbimiz! Bize ne vereceksen, bu dünyada ver!” Onun ahirette alacağı bir şey olmaz.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 200. Ayet Açıklaması
[*] Bize göre âyetin tefsiri şöyledir: يذكرون الله آباءكم ذكرتم كما = Allah'ı babalarınızdan öğrendiğiniz gibi anın.
Şaban Piriş
Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anışla Allah'ı zikredin. İnsanlardan:-Rabbimiz, bize bu dünyada ver, diyenler vardır. Onların ahirette hiç bir nasibi yoktur.
İbadetlerinizi tamamladıktan sonra, vaktiyle atalarınızı nasıl anıyorsanız öylece, hattâ ondan daha da güçlü bir şekilde Allah'ı anın.(101) İnsanlardan öylesi vardır ki, “Rabbimiz, bize vereceğini dünyada ver” der. Âhirette onun bir nasibi yoktur.
Gerekli ibadetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah'ı anın. Tıpkı atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla. İnsanlardan bazısı şöyle der: "Ey Rabbimiz, bize dünyada ver!" Böylesi için âhirette bir nasip yoktur.
pes ķaçan kim ödeyesiz 'ibādetlerüñüzi, anuñ Tañrı’yı, añmaklıġuñuz gibi atalaruñuzı yā ķatıraķ, añmadın yaña. pes ādemįlerüñ bir nicesi oldur kim eydür: “iy çalabumuz! vir bize dünyede”; daħı yoķdur anuñ āħiretde hįç ülü.