Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 206, sondan 6031. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 199. ayetidir. Bakara Suresi 199. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 6551 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (5) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
ثم افيضوا من حيث افاض الناس واستغفروا الله ان الله غفور رحيم
Câhiliye devrinde, barış dönemi sayıldığı için “haram aylar” diye anılan hac mevsimi (zilkade, zilhicce, muharrem ayları) aynı zamanda bir ticaret mevsimiydi; fakat müslümanlar günah olacağı kaygısıyla ihrama girdikten sonra alışverişle meşgul olmuyorlardı. İşte “Rabbinizden bir lutuf beklemenizde sizin için bir günah yoktur” buyurularak müslümanların böyle bir endişeye kapılmalarının gereksiz olduğu, meşruiyet çerçevesinde ihramlı iken de ticaret yapıp Allah’ın lutfundan yararlanabilecekleri bildirilmektedir. Arafat Mekke’nin 21 km. doğusunda, yaklaşık 14 km2 genişliğinde düz bir alanın adıdır. Bu alana bitişik olan dağ da Arafat ismiyle anılır. Ancak halk arasında, bu dağın devamı gibi duran Cebelirahme adlı küçük tepeye Arafat dağı denilmektedir. Haccın rükünlerinden olan vakfe bayramdan önce (arefe günü, 9 Zilhicce) bu bölgede yapılır. Bir hadise göre Arafat’ın tamamı vakfe yeridir (Müslim, “Hac”, 149); fakat Hz. Peygamber Cebelirahme’nin eteğinde vakfe yaptığı için öteden beri hacılar burada vakfe yapmakta, bu yüzden vakfe Cebelirahme’nin çevresinde yoğunlaşmaktadır. Arafat’ta, güneşin tepe noktasında bulunmasından (bir görüşe göre tan yerinin ağarmasından) gün batımına kadar bir anlık duruş bile vakfe için yeterlidir. Hanefî mezhebine göre arefe günü güneşin tepe noktasına gelmesi anından batmasına kadar Arafat sınırları içinde kalmak vâciptir. Daha sonra Arafat’tan kitleler halinde inilerek Mekke yönündeki Müzdelife’ye doğru yola çıkılır. Meş‘ar-i Harâm Müzdelife bölgesinde bulunan Kuzah dağındaki bir tepenin adıdır; bu tepe dolayısıyla Müzdelife’nin tamamına da Meş‘ar-i Harâm denir. Hacılar Arafat’tan sonra buraya gelir ve arefeyi bayrama bağlayan geceyi burada geçirir, ikinci bir vakfe daha yaparlar. 198. âyette bu hususa işaret edildikten sonra, 199. âyette –buyruk sözcüğü içermekle beraber– esasen müslümanların, bir mahşer topluluğu görünümünde, Allah’tan af ve mağfiretler dileyerek, kitleler halinde Mina’ya doğru yola çıkışlarının canlı bir tasvirine yer verilmektedir.
Mehmet Okuyan
Sonra, insanların (sel gibi) aktığı yerden siz de akın! Allah’tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
“Burada kastedilen, insanların Arafat’tan sel gibi akmalarıdır. Bu ayetin Kureyş ve onların müttefiki olan ve kendilerini ayrıcalıklı gören kabileler için bir emir olduğu ifade edilmektedir. Onlar vakfe için Müzdelife’den öteye geçmiyorlardı. Bazı kabileler diğer insanlara karşı üstünlük taslayarak, ‘Biz, [ehlüllah]ız; dolayısıyla Allah’ın haremini helâl saymayız’ diye övünüyorlardı. Bu kabileler, vakfe yerinin Harem bölgesi değil, Arafat olduğunu kabul etselerdi, bu durum Harem için bir eksikliği akla getirirdi. İşte bundan dolayı, kendilerine [hums] denen (Kureyş, Kinâne, Huzâ‘a, Sakîf, Heysem, Benû ‘Âmir ve Benû Nasr) kabileler, sadece Müzdelife’de vakfe yapıyorlardı. İşte bunun üzerine, Yüce Allah onlara Arafât’ta vakfe yapmalarını ve diğer insanlar gibi oradan sel gibi akıp gelmelerini emretmek için bu ayeti indirmiştir” (Râzî, [Mefâtîhu’l-Ğayb], V, 180)
Benzer mesaj: Müzzemmil 73:20.
Bayraktar Bayraklı
Sonra dalga dalga ilerleyen öteki kalabalıklarla birlikte, siz de ilerleyiniz ve Allah'tan af dileyiniz. Doğrusu Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.
Sonra insanların (Kâbe’ye doğru topluca) akın edip (huzur ve heyecanla gittiği) yerden (şeytanı taşladıktan sonra Mina’dan Kâbe’ye doğru) siz de akın edip (yürümeye bakın) ve Allah'tan bağışlanma dileyip yakarın. Şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyip Koruyandır.
Ve dalga dalga ilerleyen öteki kalabalıklarla birlikte, siz de ilerleyin ve Allah'tan günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. Doğrusu Allah çok affeden ve acıyandır.
Bundan sonra insanların vakfe edip döndüğü Arafat'tan siz de vakfe edip dönünüz. Duanın, niyazın kabul olduğu yerlerde Allah'tan koruma kalkanına alınmanızı, bağışlanmanızı isteyin. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Sonra insanların toplu halde akın ettikleri yerden siz de topluca akın edin ve Allah'dan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah bağışlayan ve rahmet edendir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 199. Ayet Açıklaması
Bu âyetteki, “topluca dönün” emriyle hacılara; Allah katında herkesin eşit olduğu, renk, dil, ırk, sınıf, sosyal statü farklarının insanları hiçbir şekilde birbirinden ayıramayacağı ve tüm insanların tek bir yaratıcının kulluk şemsiyesi altında toplanacağı ve birlik olunması gerektiği mesajı verilmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden, siz de akın edin. Allah'tan mağfiret dileyin. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Sonra insanların (elbirlik) döndüğü yerden siz de dönün. Allahdan (günâhlarınızı) mağfiret (buyurmasını) isteyin. Şüphesiz ki Allah çok yarlığayıcı, hakkıyle esirgeyicidir.
Sonra insanların (sel gibi) aktığı yerden (Arafat'tan siz de) akın edin ve Allah'dan mağfiret dileyin! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok mağfiret eden)dir, Rahîm (çok merhamet eden)dir.(4)
(4)Bu âyet, Kureyş kabîlesi hakkındadır. Çünki onlar, kendilerini diğer insanlardan imtiyazlı sayarak Arafat yerine, “Biz Harem ehliyiz” diyerek Müzdelife’de vakfe yaparlardı. (Nesefî, c. 1, 163)
İlyas Yorulmaz
İnsanların topluca akıp geldikleri yerlerden sizde gelin ve Allah’dan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah bağışlayan ve acıyandır.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 199. Ayet Açıklaması
[8] Arafat'tan hep birden dönün.
Kadri Çelik
Sonra insanların toplu olarak akın ettiği yerden, siz de (Mina'ya) akın edin. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.
Sonra Müzdelife’den Mina’ya doğru yönelin. Bu arada, bağlı bulunduğunuz ırk, sınıf veya sosyal statü yüzünden kibirlenip halktan ayrı durmayın, siz de insanların akın akın gittiği yerden gidin ve hattâ kibirlenmek şöyle dursun, günahlarınızdan dolayı Allah’tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Sonra insanların dalgalar halinde ilerlediği yerden siz de (Mina’ya doğru) Allah’tan affınızı dileyerek, coşkulu bir şekilde ilerleyin. Zîrâ Allah, çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.
Ve dalga dalga ilerleyen öteki kalabalıklarla birlikte siz de ilerleyin 184 ve Allah'tan günahlarınıza mağfiret dileyin: Doğrusu Allah, çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.
Sonra insanların toplu olarak akıp çağladığı yerden, siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
Ardından insanların çağlayıp geldikleri yerden siz de çağlayıp gelin[394] ve Allah’tan günahlarınıza mağfiret dileyin! Doğrusu Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır.[395]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 199. Ayet Açıklaması
[394] “Siz” denilenler hums adı verilen ve kendilerini “Allah’ın has kulları” olarak nitelendiren Kureyş’tir. Onlar Allah’ın has kulları oldukları iddiasıyla Arafat’a çıkmazlarmış. Cahiliyye asabiyetine dayanan ve İslâm’ın kökten karşı olduğu bu düşüncenin izlerini silmek için bu âyet Kureyş kabilesine mensup mü’minlere hacda insanlarla birlikte hareket etmelerini emretmektedir.
[395] Zımnen: Bir damlasınız, göle karışın: Göle düşen damla göl olur, çöle düşen damla buharlaşır çöl olur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra nâsın geri döndüğü yerden siz de dönüveriniz. Ve Allah Teâlâ'dan mağfiret isteyiniz. Şüphe yok ki Hak Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.