Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 74, sondan 6163. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 67. ayetidir. Bakara Suresi 67. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 83 ve toplam ebced değeri ise 6671 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (10) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
واذ قال موسى لقومه ان الله يأمركم ان تذبحوا بقرة قالوا اتتخذنا هزوا قال اعوذ بالله ان اكون من الجاهلين
Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca, Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.
Bu âyetlerde İsrâil tarihine ilişkin olaylardan bir sahne anlatılmaktadır. Burada, Hz. Peygamber dönemindeki yahudilerce bilindiği için (bk. Tesniye, 21:1-9), söz konusu ineğin kesilmesini gerektiren olayın ayrıntısı hakkında bilgi verilmemiş, sadece 72. âyette bir adam öldürme olayından söz edilmiştir. Hz. Peygamber dönemindeki yahudiler, bu olay hakkında mâlumat sahibi idiler. Bazı sahâbîler de onlardan edindikleri bilgilerle olayın teferruatı hakkında açıklamalar yapmışlardır. Abdullah b. Abbas, Ubeyde b. Sâmit, Ebü’l-Âliye gibi sahâbîler ve diğer bazı ilk dönem müfessirlerinin verdiği birbirine yakın bilgilere göre hayli zengin ve yaşlı bir yahudi, mirasına ve kan bedeline göz diken yeğeni tarafından öldürülüp bir yere atılmış, cinayet bir mâsumun üstüne yıkılmak istenmişti. Katilin bulunamaması yüzünden toplumda neredeyse silâhlı mücadeleye kadar varacak bir gerginlik doğdu ve olay Mûsâ’ya bildirilerek kendisinden bir çözüm bulması istendi. O da Allah’tan aldığı vahye uygun olarak bir inek kesmelerini ve bunun bir parçasıyla maktulün cesedine vurmalarını emretti. Denilenin yapılması üzerine maktul dirildi ve kendisini öldürenin kimliğini açıkladı (Taberî, I, 337-340; Râzî, III, 114). Böylece bir mûcize olarak ölünün dirilmesiyle bir yandan adalet yerini bulup ihtilâf ortadan kalkarken bir yandan da yüce Allah’ın ölüleri diriltmeye muktedir olduğu gösterilmişti.
67. âyette kendilerine bir inek kesmeleri emredildiğinde İsrâiloğulları’nın, “Bizimle alay mı ediyorsun?” diyerek hayret ettikleri bildiriliyor. Muhtemelen bu, onların sığıra bir kutsallık atfetmelerinden ve onu kesmek istememelerinden ileri geliyordu (Ateş, I, 181; Mevdûdî, I, 85). Bilindiği gibi İsrâiloğulları uzun yıllar Mısır’da kalmışlardı. Mısır kültüründe sığıra kutsallık atfedilmekteydi. Öyle anlaşılıyor ki onlar da Mısır’daki bu bâtıl inançtan etkilenmişlerdi. Nitekim Hz. Mûsâ Sînâ dağında bulunduğu sırada da kavmi Sâmirî’nin yaptığı altın buzağı heykeline tapmaya kalkışmışlardı (bk. Bakara 2:51, 54; A‘râf 7:152; Tâhâ 20:85-96). Konumuz olan âyetlerde, İsrâiloğulları’nın, kesmeleri gereken sığır hakkında bir sürü sorular sormaları onu kesmek istememelerinden kaynaklanıyordu. Nitekim 71. âyetin sonunda “Az daha yapmayacaklardı” şeklindeki açıklama da istemeye istemeye kestiklerini göstermektedir. Tevhid dininde Allah’tan başka hiçbir şeye tapmak mümkün değildir. Bu sebeple Allah onlardan bir inek kesmelerini istemekle dolaylı olarak onun kutsal olduğu inancını da yıkmak istemiştir (İsrâiloğulları’nın, Hz. Mûsâ’ya “Bizimle alay mı ediyorsun?” demelerinin ve ardarda sorular sormalarının başka sebepleri hakkında ayrıntılı açıklamalar için bk. Râzî, III, 115-118).
Yüce Allah İsrâiloğulları’na başlangıçta herhangi bir nitelik belirtmeden mutlak olarak bir inek kesmelerini emretmiştir. Allah’ın emrine sorgusuz sualsiz itaat etmek gerektiği halde onlar, bu buyruğu önce garip karşılamışlar, sonra da kesilecek hayvanın nitelikleri hakkında ardarda sorular sorarak işlerini güçleştirmişlerdir. Burada, insanların din konusunda fazla soru sormalarının kendileri için yararlı ve uygun olmadığına, soruların teferruatı arttıracağına ve işleri güçleştireceğine de bir işaret vardır. Nitekim Mâide sûresinin 101. âyetinde “Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokacak hususlarda soru sormayın” buyurulmuştur. Hz. Peygamber de din konusunda çok soru sormanın doğru olmadığını ifade buyurmuşlardır (Buhârî, “Rikāk”, 22; Müslim, “Akzıye”, 10, 11, 12).
Mehmet Okuyan
Hani Musa, kavmine “Şüphesiz ki Allah herhangi bir inek kesmenizi emrediyor.” demişti. (Onlar) “Bizimle alay mı ediyorsun?” deyince, o da “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” demişti.
Hani Musa (aralarında gizlice öldürülen birisinin katilini bulsun diye, kendisine başvuran) kavmine: "Allah, (hakikat ortaya çıksın ve kimin katil olduğu anlaşılsın diye) muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar ise: (Ne alâkası var?) “Sen bizi alaya mı alıyorsun, bizimle dalga mı geçiyorsun?" dediklerinde (Musa Aleyhisselam:Böyle davranıp) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" diye cevap vermişti.
Bir zamanlar, Musa halkına: “Dinleyin! Allah bir sığır kurban etmenizi emrediyor” demişti. Onlar: “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. Musa da: “Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım” demişti.
Mûsâ kavmine:
“Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor" dedi. Onlar:
“Sen bizi alay konusu haline mi getireceksin?" dediler. Mûsâ:
“Bilgiden ve muhakemeden yoksun, Allah adına yalan uyduran cahiller gibi davranmaktan Allah'a sığınırım" dedi.
Bir vakit de Mûsâ kavmine: “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor.” demişti. Onlar: “Bizi alayamı alıyorsun?” demişlerdi. Mûsâ da: “ Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım” demişti. (Mûsâ'nın kavminde bir adam öldürülmüş olup katili bilinemiyordu. Bunun üzerine Mûsâ'dan Allah'a duâ ederek kaatili öğrenivermesi istenmişti. O da, Allah'a duâ etti ve kavmine: “-Allah size bir sığır boğazlamanızı emrediyor.” demişti. Önce Mûsâ'ya karşı bu sözü hakikate uzak görmüşler, sonra ciddiyetini anlamışlar ve):
Bahaeddin Sağlam Bakara Suresi 67. Ayet Açıklaması
(*) Onlar o zamanki Mısırlılara bakarak ineğe tapıyorlardı. Onun için bu emre bir anlam veremiyorlardı. Dolayısıyla soru-cevap uzamıştır.
Besim Atalay
Hani Musa, ulusuna demişti ki: «Allah bir inek kesmenizi buyurur»; Dediler ki: «Bizimle eğlenir misin?», Musa da dedi ki: «Bilgisizler içine karışmış bulunmaktan, Allaha sığınırım»
Hani Musa, kavmine: “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor.” demişti de onlar “Bizimle alay mı ediyorsun?” demişlerdi. O da (onlara) “Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım!” diye cevap vermişti.
Musa, kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti.
67-71 Tevrat'ın Sayılar kitabının 19'uncu Suresinde geçen bu olayın burada aktarılmasıyla, Yahudilerin düştükleri hataları tekrarlamamamız istenir. Ne var ki müslümanlar aynı hataları işlediler. Allah'ın açıklamasını yeterli bulmayıp gereksiz detaylarla ilgili binlerce soru sordular ve peygamberin ölümünden sonra o sorulara cevap olarak hadis, sünnet ve fıkıh kitapları oluşturdular. Bu kitaplar, tırnağın nasıl kesileceğinden, tuvalete hangi ayakla girileceğine kadar uygulanması olanaksız binlerce kural ve haram icad ederek, Allah'ın dinini falanın filanın mezhebi haline dönüştürdüler. İçinde bir çok konunun açıklandığı Kuran'ın en uzun suresine "Düve" isminin verilmesiyle dinde yozlaşma ve dejenerasyonu başlatan eğilime dikkatimiz çekilmektedir. Ayrıca bak 5:6,101; 23:52-56 ; 42:21.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki Allah, size bir bakara (sığır) boğazlamanızı emrediyor. Onlar da "ayol sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?" dediler. Musa da: "Böyle cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım." dedi.
Bir vakit de Musa kavmine demişti: Allah size bir bakare boğazlamanızı emrediyor, ay dediler: Bizi eğlencyerine mi koyuyorsun? Dedi: Allaha sığınırım öyle cahillere katılmaktan
Bir zaman da Musa, kavmine: «Allah size her halde bir inek boğazlamanızı emrediyor» demişdi. Onlar: «Bizi eğlence mi ediniyorsun?» demişdi. Musa da: «Ben câhillerden olmakdan Allaha sığınırım» demişdi.
Yine bir zaman Mûsâ, kavmine: “Şübhe yok ki Allah, size bir bakara (bir sığır)kesmenizi emrediyor!” demişti.(3) (Onlar:) “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediler. (Mûsâ:) “(Ben)öyle câhillerden olmaktan Allah'a sığınırım!” dedi.
(3)“Mısır Kıt‘ası, kumistan (çöl) olan Sahrâ-yı Kebîr’in bir parçası olduğundan Nîl-i Mübârek’in feyziyle(akmasıyla) gāyet mahsûldar (verimli) bir tarla hükmüne geçtiğinden, o Cehennem-nümûn (Cehennem gibi)sahrâ komşuluğunda şöyle Cennet-misâl bir mevki‘-i mübârekin bulunması, filâhat (çiftçilik) ve zirâatı ahâlisinde pek merğub (rağbetli) bir sûrete getirmiş ve o sekenenin (ahâlinin) seciyesine (ahlâkına) öyle tesbît etmiş (yerleştirmiş) ki, zirâatı kudsiye ve vâsıta-i zirâat olan bakarı ve sevri (sığır ve öküzü) mukaddes, belki ma‘bud (ilâh) derecesine çıkarmış. Hattâ o zamandaki Mısır milleti sevre, bakara ibâdet etmek derecesinde bir kudsiyet vermişler. İşte o zamanda Benî İsrâîl dahi, o kıt‘ada neş’et ediyordu (yaşıyordu) ve o terbiyeden bir hisse aldıkları, icl (buzağı) mes’elesinden anlaşılıyor.İşte Kur’ân-ı Hakîm, Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm’ın risâletiyle (peygamberliğiyle), o milletin seciyelerine girmiş ve isti‘dadlarına (kābiliyetlerine) işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini (öküze tapma fikrini) kesip öldürdüğünü, bir bakarın zebhiyle (kesilmesiyle) ifhâm ediyor (anlatıyor).” (Zülfikār, 25. Söz, 73)
İlyas Yorulmaz
Musa kavmine “Allah, mutlaka bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlarda “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. Musa da “Cahil olmaktan Allah’a sığınırım” dedi.
Hani Musa kavmine «— Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyor» demişti. Onlar ise «— bizi eğlence mi ediyorsun» demişlerdi. [⁷] Musa da «— cahillerden olmadan Allah/a sığınırım» [⁸] demişti.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 67. Ayet Açıklaması
[7] Benî İsrail bir maktulün katilini bulmak için Hazret-i Musa Aleyhisselâm'a müracaat etmişlerdi. Hazret-i Musa vahyi Bâri'ye istinaden «bir inek boğazlayın demişti, onlar ise bu işte bir münasebet bulamadıklarından «bizi maskaraya mı alıyorsun?» cevabını vermişlerdi.[8] Allah beni saklasın. Ben cahil miyim ki sizi eğlence edineyim.
Kadri Çelik
Hani Musa kavmine, “Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı emrediyor” demişti de, “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediklerinde, “Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım” demişti.
(İsrail oğullarına, etraflarındaki putperest milletlerden etkilenerek edindikleri ineğe tapma ve ineğin kutsiyeti inançlarını kırmak için bir inek kurban etmeleri emredilmişti. Bu, onların imanlarının sınanmasıydı. Eğer gerçekten Allah’ın birliğine inanıyor ve ibadette başka bir şeyi O’na ortak koşmuyorlarsa, daha önceden taptıkları putu kendi elleriyle kırmalıydılar. Fakat bu çok zor bir sınavdı. Onlar inek kurban etmekten kaçınmaya çalıştılar; çünkü bir tek Allah’a inançları henüz tam sağlamlaşmamıştı. Bu görevden kurtulmak için ayrıntı üzerine ayrıntı sordular, fakat çok soru sordukça daha da köşeye sıkıştılar. Sonunda onlara açıkça, o dönemde özellikle tapmak için seçilen altın renkli ineği kurban etmeleri söylendi.)
Mahmut Kısa
Bir zamanlar Mûsâ, İsrail Oğulları arasında iyice yaygınlaşan bâtıl inançları yıkmak ve bir cinâyet olayını aydınlatmak üzere kavmine:“Allah size, bir zamanlar “efendileriniz” olan Mısırlıların inançlarına göre kutsal sayılan bir inek kurban etmenizi emrediyor!” deyince, onlar:“Böyle kutsal bir ineği nasıl kesebiliriz? Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. Mûsâ:“Ben, ilâhî buyruklar konusunda gayri ciddî davranarak câhillik etmekten Allah’a sığınırım!” dedi.
Bir zamanlar da Mûsa toplumuna: “Allah, sizin bir sığır kesmenizi emrediyor.”1 deyince onlar: “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. (O da): “Ben, cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” dedi.
1 Allah’ın Yahûdîlere sığır kesin diye emretmesini onların akılları almadı. Çünkü onlar, sığırı kutsal bir varlık olarak gördükleri için kurban edilebileceğini tasavvur edemiyorlardı. Bu âyet, bu emrin Hz. Mûsa’nın Peygamberliğinin ilk yıllarında verildiğine işaret etmektedir. Firavunlar ve etrafındakiler sığıra taptıkları için sığırın kesilme emri, “Firavunların putlarını boğazlamak” demek olacağından, çok önemliydi. Zîrâ bu, Firavunlara isyan ve kurulu düzene karşı bir kıyam anlamı taşıyordu. Ama Yahûdîler bu emri yerine zor getirdiler, hattâ ilk fırsatta Samiri’nin yaptığı buzağı heykeline taptılar. Gönüllerindeki “buzağı sevgisini” bir türlü atamadılar.
Muhammed Esed
HANİ, O ZAMAN Musa, halkına: “Dinleyin! Allah bir sığır kurban etmenizi emrediyor” 53 demişti. Onlar: “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. O: “Bu kadar cahil olmaktan 54 Allah'a sığınırım!” diye cevap verdi.
Hani (fail-i meçhul bir cinayet işlendiği) bir zaman da Musa, kavmine “Allah size bir inek kurban etmenizi emrediyor!”[132] demişti de şöyle çıkışmışlardı: “Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?” (Musa), “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 67. Ayet Açıklaması
[132] Bu âyet, İsrâiloğullarında işlenen faili meçhul bir cinayet neticesinde onlara gelen ilâhî emre gönderme yapmaktadır: “Ve o şehrin bütün ihtiyarları, öldürülmüş adama en yakın olanlar, vadide kurban edilmiş olan ineğin üzerinde ellerini yıkayacaklar ve cevap verip diyecekler: Ellerimiz bu kanı dökmedi ve gözlerimiz onu görmedi. Kurtardığın kavmin İsrâil’e bağışla ya Rab, ve kavmin İsrâil arasında suçsuz kan bırakma! Ve kan onlara bağışlanacaktır” (Tesniye 21: 6-8). Zımnen: Allah’tan başkasına kulluktan kurtulmanın yolu, onu yürekten kazıyıp atmaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bir vakitte Mûsa (aleyhisselâm) kavmine dedi ki: «Allah Teâlâ bir sığır boğazlamanızı size muhakkak emrediyor.» Dediler ki: «Sen bizimle istihzâ mı ediyorsun?» Mûsa aleyhisselâm da dedi ki: «Ben cahillerden olmaklığımdan Allah Teâlâ'ya sığınırım.»
Bir vakit de Mûsâ kavmine: «Allah, bir sığır kesmenizi emrediyor» demiş, onlar da: «Ay! Sen bizimle alay mı ediyorsun» diye cevap vermişlerdi. Mûsâ da «Öyle cahillere katılmaktan Allah'a sığınırım» demişti.
İbn Abbâs'a ve başka sahâbîlere dayandırılan rivâyetlere göre çocuğu olmayan bir İsrâîl oğlunun, tek vârisi olan yeğeni, malına konmak için öldürdüğü amcasının cesedîni, sırtlayıp geceleyin gizlice başka bir adamın kapısı önüne koydu. Sabahleyin de amcasının, o kimse tarafından öldürüldüğünü iddiâ etti. Olayın intikal ettiği Hz. Mûsâ da vahye dayanarak, bir inek kesmelerini ve ineğin bir parçasıyle maktule vurmalarını emretti. Onun tanımladığı biçimde bir inek bulup kestiler, maktule vurdular. Dirilen maktul, kendisini yeğeninin öldürdüğünü söyledi.
Süleymaniye Vakfı
Bir gün Musa halkına, “Allah bir sığır kesmenizi emrediyor!” dedi. “Sen bizimle eğleniyor musun!” dediler. O da “Kendini bilmez biri olmaktan, Allah’a sığınırım!” dedi.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 67. Ayet Açıklaması
[*] Eski Mısır'da Apis denen boğaya ve Hator (Hathor) denen ineğe tapılırdı. Apis daha değerliydi (Yeremya 46:14.)Musa aleyhisselam: "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor" dediği zaman bir inek kesebilirlerdi. Ama o inanç içlerine öylesine işlemişti ki (Bakara 2:93) ineği kesmek istemediler ve sonunda emre uyup Apis özelliğinde bir boğa kestiler.
Şaban Piriş
Hani Musa kavmine:-Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor, demişti. Onlar:-Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. Musa da:-Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti.
Yine hatırlayın ki, Musa, kavmine “Allah size bir inek kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar “Sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. Musa ise “Cahillik etmekten Allah'a sığınırım” dedi.
daħı ol vaķt kim eyitti mūsā, ķavmına: “bayıķ Tañrı buyurur size kim boġazlayasız bir śıġır.” eyittiler: “tutar mısın bizi yañśuya?” eyitti: “śıġınurın Tañrı’ya kim olam bilmezlerden.”