Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2588, sondan 3649. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 105. ayetidir. Enbiyâ Suresi 105. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 4168 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولقد كتبنا في الزبور من بعد الذكر ان الارض يرثها عبادي الصالحون
Buradaki zikir, zebûr ve arz kelimelerinin anlamları konusunda müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bizim de tercih ettiğimiz görüşe göre zikir kelimesi Hz. Mûsâ’ya indirilen Tevrat’ı, Zebûr Hz. Dâvûd’a indirilen kitabı, arz da genel olarak yeryüzünü, özel olarak da anlatılan konu ve olayla ilgili yeri ve bölgeyi ifade etmektedir. Buna göre Allah Teâlâ, adı geçen kitaplarda ve Kur’an’da, dünyada kötülerin ve kötülüğün sürekli olarak pâyidar olamayacağını; iyiliğin asıl, kötülüğün ise ârızî olduğunu, hâkimiyetin eninde sonunda iyilerin eline geçmesinin mukadder bulunduğunu haber vermiştir.
Burada geçen “zebûr, zikir ve arz” kelimeleri farklı anlamlarda da yorumlanmıştır: a) “Zebûr”, Hz. Dâvûd’a vahyedilen kitap, “zikir”, Tevrat ve “arz” da dünya veya mücadele bölgesi olan yerdir. b) “Zebûr” bütün peygamberlere gönderilen küçüklü büyüklü kitaplar, “zikir” vahyedilen kitaplarda yapılan uyarılar veya levh-i mahfuz, “arz” da cennettir.
105. âyetteki “Yeryüzü iyi kullarıma kalacaktır” ifadesi, Hz. Dâvûd’a nisbet edilen Mezmurlar’da da hemen aynı şekilde yer almaktadır (Mezmurlar 37:29).
“İyi” diye tercüme edilen salih kelimesi, “iyi, düzgün, sağlam, erdemli, uygun” mânasına gelmektedir. Yeryüzüne veya iyilerle kötülerin mücadelesine sahne olan bölgeye sonunda kimin hâkim olacağı, Allah’ın mülkünün nihayetinde kime kalacağı veya ebedî mülk olan cennete girmeyi kimlerin hak edeceği konusuna açıklık getiren bu âyeti şu şekillerde yorumlamak mümkündür:
1. Genel olarak tarihte olup bitenlere bakıldığında her zaman iyilerin (sâlih kulların) hâkim olduklarını söylemek mümkün değilse de, eninde sonunda onların kazandığı ve kötülerin hem servet hem de egemenliklerine vâris oldukları, dünyada hayatın bu sayede devam ettiği görülmektedir. Peygamberler tarihte zalim hükümdarlara ve güç odaklarına karşı mücadele eden peygamberler ile onların salih ümmetleri kurtulmakta, düşmanları ise ya mağlûp veya helâk olarak tarih sahnesinden çekilmektedirler. İslâm tarihinde de Hz. Peygamber’e karşı çıkan ve ona her türlü zulmü ve baskıyı uygulayan inkârcılar sonunda mağlûp ve perişan olmuşlar, onların mülkü ve memleketi müslümanların eline geçmiştir.
2. Kıyamet yaklaşınca Allah Teâlâ dünyayı ıslah etmek, yeryüzünde düzeni, huzuru, adaleti ve âdil paylaşımı hâkim kılmak için bazı kullarına görev ve imkân verecek, bunlar dünyaya egemen olarak vazifelerini yerine getireceklerdir.
3. Bu fâni dünyanın (arz) yerine gelecek (vârisi olacak) olan öteki dünyadır (âhiretteki arzdır), öteki dünyanın ebedî mutluluk alanının adı cennettir, bu dünyada sâlih olan kullar (Allah’ın rızası ölçüt olmak üzere iyiler, erdemliler, düzgün insanlar) cennete girecekler ve böylece her iki arzın vârisleri onlar olacaklardır (benzer bir yorum için bk. Elmalılı, IV, 3373).
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki [Zikr]’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır.” diye yazmıştık.
1- Her türlü hatırlatma ve öğütten sonra. 2- Mesajımızı içeren bütün kitaplarda. 3- Cennet yurduna. Ayetin cümle yapısından ve siyakından ve konu bütünlüğünden söz konusu “arzın” yeryüzü değil, Cennet yurdu olduğu anlaşılmaktadır. 4- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.
Ahmet Akgül
Yemin olsun ki Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da yazıp (belirttik ve Kur’an’da da va’ad ettik) ki: “(Sonunda) Yeryüzüne mutlaka salih kullarım varis olacak (galibiyet ve hâkimiyet, mü’min ve mücahitlerin eline geçecek) tir.”
Andolsun ki, Levh-i Mahfuz'dan, Allahın vahyettiği kutsal kitaplardan sonra Zebûr'da da, yeryüzüne, kutsal topraklara, ebedî Cennet yurduna, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar - sâlih ameller işleyen, kesinlikle benim şeriatıma bağlanan, bana boyun eğen sâlih kulla-rımın vâris olacağını yazmıştık.
Âyette geçen «Zikir»den maksat, -tercihe şâyan görüşe göre- Tevrat’tır. Ancak müfessirler, «Zikir» tabirinin levh-i mahfuz, «Zebur»un ise, Allah tarafından inzal buyurulan bütün kitaplar olabileceğini de belirtmişlerdir.
Kötülerin ve kötülüğün sürekli pâyidâr olamayacağını, iyiliğin asıl, kötülüğün ise ârızî olduğunu, hakimiyetin eninde sonunda iyilerin eline geçmesinin mukadder olduğunu anlatan bu âyet, İslâm dininin dünya hayatı konusundaki iyimserliğini ifade etmektedir.
Edip Yüksel
Zikir'den sonra Zebur'da da, "Yeryüzüne benim erdemli kullarım varis olacak," diye yazıp belirtmiştik.
Andolsun Biz, diğer bir adı da Zikir olan hikmetli öğüt ve uyarılarla dolu Tevrat’ı gönderdikten sonra, Zebur’da da yazdık ki; “Yeryüzüne, ancak ayetlerime iman eden dürüst ve erdemli kullarım vâris olacak ve sonunda cennet yurdu, onların ebedî vatanı olacaktır.”
1 Mü’minlerin atalarından kalan mirasın peşine düştükleri gibi Allah’ın yaptığı bu vaadin de peşine düşmeleri kendilerine bir görevdir.
Muhammed Esed
VE GERÇEK ŞU Kİ, [insanı] uyarıp öğüt verdikten sonra 100 hikmetlerle dolu bütün ilahî kitaplarda yeryüzüne dürüst ve erdemli kullarımın varis olacağını kaydettik; 101
Ve doğrusu Biz, hatırlatıcı mesajların ardından,[2778] bütün İlâhî vahiylerin hikmet yüklü sayfasına[2779] “(Tekrar yarattığımız) bu yerin vârisi sâlih kullarım olacak” diye yazmışız.[2780]
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 105. Ayet Açıklaması
[2778] Zikr için bkz: 20:99, not 82).
[2779] Zebûr’u “hikmet yüklü sayfa” şeklindeki çevirimizin gerekçesi ve kelimenin kökeni hakkında bir tahlil için bkz: 16:44, not 48. Buradaki zebûrla “Allah’ın rasullere indirdiği vahiylerin tümünün” kastedildiğini söyleyen Mücahid’e Taberî de katılır.
[2780] Yeryüzünde iktidar, servet ve güç sahibi olmak iyilik, erdem ve doğruluğun ölçütü olamayacağına göre, bu âyetteki vaad âhirete ilişkin olarak anlaşılmalıdır. Buna göre, bir önceki 104. âyet kıyametten söz etmektedir. Dolayısıyla bu âyette vaad edilen el-ard, “dürülüp büküldükten sonra yeniden yaratılan yer” olarak anlaşılabilir. Bu ise mü’minlere âhirette vaad edilen mutluluk diyarına tekabül etmektedir. Allahu a‘lem.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki, Zebur'da Zikir'den sonra yazmıştık ki, muhakkak yere Benim sâlih kullarım vâris olacaklardır.
Şu kesindir ki Biz Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zeburda da: “Dünyaya salih kullarım varis olacaklar. Dünya onlara kalacak” diye yazmışızdır. [4, 163; 17, 55; 39, 67] {KM, Mezmurlar 37, 29; Matta 5, 4}
Cenab-ı Allah, Sûre boyunca naklettiği peygamber kıssalarında hükmeden ilahî bir kanuna dikkat çekerek, sûreyi hitama erdiriyor. Demek genel insanlık içinde Kitap ehli, Kitaba bağlı olmayanlara galip gelmiştir. Sonra yine Kitaba tâbi olan İsrailoğulları, daha sonra Hz. Îsâ’ya bağlı olanlar, daha sonra da Müslümanlar öncülüğü almışlardır. Liyakatlerini ispatladıkları müddetçe Müslümanlar yine üstün geleceklerdir. Zebur’da olduğu gibi (Mezmurlar, 37, 29) Allah Kur’ân’da da bildiriyor ki dünyanın vârisliği, tevhide bağlı, şirkten ve tefrikadan uzak olup en güzel ve sağlam işler işleyen kullara aittir (Elmalılı M. Hamdi Yazır).
Süleyman Ateş
Andolsun Tevrat'tan sonra Zebur'da da: "Arza mutlaka iyi kullarım varis olacak (bu yer onların eline geçecek)" diye yazmıştık.