Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3155, sondan 3082. ayet; 26. sure ve bu surenin 223. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 23 ve toplam ebced değeri ise 1948 olarak hesaplanmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (2) bulunuyor.
يلقون السمع واكثرهم كاذبون
Yulkûne-ssem’a veekśeruhum kâżibûn(e)
Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
Önceki âyetlerde (210-212) Kur’an’ı Hz. Peygamber’e şeytanların getirdiği, dolayısıyla onun bir kâhin olduğu iddiaları reddedilmişti. Burada ise şeytanların Hz. Peygamber’e yaklaşamayacakları belirtilmekte ve kimlere yaklaşabilecekleri açıklanmaktadır. Şeytanlar ancak çok yalan söyleyen, iftira atan, sahtekâr, günah işlemekten çekinmeyen kimselere, yani kendilerine uygun karaktere sahip olanlara yanaşırlar.
Onlar (yalan sözlere) kulak verirler; çoğu da yalancıdır.
“Bunlar, şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.”
Onlar, kulak verirler¹ ve onların çoğu yalancıdırlar.
1- Yalana kulak verirler.
(O yalancışair, hatip ve yazarlara gelince) Bunlar; (şeytanlara) kulak verirler, pek çokları da (bile bile) yalan söylerler.
Ve onlar da Şeytanlara kulak verirler ve Şeytanların çoğuysa yalancıdır.
O yalancılar, şeytanlara kulak verirler, çoğu ise yalancıdırlar.
Bilerek günah işlemekte ısrar eden günaha dadanan yalancılar şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu da yalancıdır.
Onlar kulak verirler. Çoğu da yalancıdırlar.
Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.
O düzenbazlardır ki, şeytanlara kulak verirler ve çoğu yalan söylerler (şeytanların telkinatını kendi bilgilerine katarlar).
Haber almak için, kulaklarını (göklere) dayatıverirler. Ve çoğu da yalancıdırlar.
Kulak verirler onlara, pek çokları yalancıdır!
Onlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
Bunlar şeytanlara kulak verirler, çoğu yalancıdırlar.
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
Onlar kulak verirler ve ekseri yalan söylerler
Onlar dır ki (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
(Onlar ise şeytanlara) kulak verirler; bunların çoğu da yalancıdırlar.
Pek çoğu yalancı oldukları halde, kulağa fısıldarlar.
Bunlar şeytanlar yalanına kulak asarlar, pek çokları da yalancı kimselerdir.
Bunlar (şeytanlar) duyduklarını telkin ederler ve çoğu yalan söylemektedirler.
İşte bu düzenbazlar, dâimâ cinlere, şeytanlara kulak verir ve onlardan duyduklarını kendi yandaşlarına iletirler fakat onların çoğu, gerçekte yalan söylerler.
İyice Kulak veriyorlar. Onların çoğu yalancıdır.
Onlar da çoğu yalancı olan1 (şeytanlara) kulak verirler.
1 Şeytan ve kâhin sözlerinin çok azı rast gelse de hemen hemen tamamı yalandır.
ki, böyleleri [zaten hep asılsız, aldatıcı şeylere] kulak verir ve onlardan çoğu başkalarına da yalan söylerler. 98
Çünkü onlar Şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu zaten yalancıdır. 14/21- 22
(yalana) kulak kabartırlar ve onların çoğu (başkalarına da) yalan söylerler.[3270]
[3270] Şairlerle ilgili bu paragrafın nüzul ortamında bir karşılığı olmalıdır. Nitekim Nadr b. Hâris ve Ebu Leheb’in karısı Avrâ bt. Harb gibi bazı müşrik şairler, Hz. Rasul’ü hicveden şiirler düzüp koşmaktaydılar. Kâhinler ve şairler, Cahiliyye döneminin mânevî hayatındaki boşluktan yararlanan iki sınıftır. Burada kâhinlerin şarlatanlığına, sonraki âyetlerdeyse şaman koltuğundaki şairlerin tutarsızlığına bir atıf yapılmaktadır. Özünde medhiye ile hiciv arasında sıkışan cahiliyye şiirinin oturtulduğu bu sahte ve kaygan zemine bir atıf. Zira şairin biri bir beklentiyle medhiye diziyor, beklentisi karşılanmayınca aynı şair aynı kişi için ağza alınmayacak iftiralar düzüp koşuyordu. Övgüsü de sövgüsü de yalan üzerine kuruluydu. Cahiliyye şairinin “aklî” olana karşı “hissî” olanı temsil edişine de yergi içeren bir îmâ vardır.
Onlar (şeytanın sözlerine) kulak verirler ve onların ekserisi yalancı kimselerdir.
Çünkü o iftiracılar şeytanlara kulak verirler, esasen onların çoğu yalancıdırlar.
Yalancı, iftiracı kâhinler, bilgileri noksan olduğundan, onlardan birtakım vehimler, emareler öğrenirler, sonra hayalhanelerinden gerçeğe uymayan hurafeler çıkarırlar, uydurdukları yalanları söylerler. Hadis-i Şerifte: “Cinnî, gayb aleminden bir kelime kapar, sonra onu insanlardan olan dostunun kulağına koyar, o da yüz yalan ilave ederek onu söyler.” bildirilmiştir. “Yulkûne” nin faili, yani “dinleme işini yapanlar” şeytanlar da olabilir. Yani onlar mele-i a’lâya kulak vermeye çalışırlar.
O yalancılar,(şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.
Şeytanlara bunlar kulak verirler. Onların çoğu yalancıdır.
Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.
Onlar şeytanlara kulak verirler; zaten çoğu yalan söyleyip durmaktadır.(9)
(9) Onların kulak verdikleri şeytanlar, zaten işittikleri bir habere yüz yalan katarak yaymaktadırlar. (Buhârî, Tefsir
15:1; Müslim, Selâm: 122-124).
Kulak kabartırlar ama çoğu yalancılardır onların.
bıraġurlar işitdüklerini [201a] eyregi anlaruñ yalancılarken.
Bıraġurlar üstine işitdükleri nesneyi ve anlaruñ çoġı
(Şeytanlar mələklərdən oğrun-oğrun) eşitdikləri (adda-budda) sözləri onlara təlqin edərlər. (Yaxud kahinlər şeytanların uydurmalarına qulaq asarlar). Onların əksəriyyəti yalançıdır!
They listen eagerly, but most of them are liars.
(Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of them are liars.