Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3174, sondan 3063. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 15. ayetidir. Neml Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 4181 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد اتينا داود وسليمن علما وقالا الحمد لله الذي فضلنا على كثير من عباده المؤمنين
Dâvûd aleyhisselâm, İsrâiloğulları’na gönderilmiş bir peygamber ve hükümdardır. Kur’an’da ilmi, hikmeti, adaleti ve güzel konuşmasıyla meşhur olduğu bildirilmektedir (Sâd 38:17-20, 26). Kendisine dört büyük kitaptan biri olan Zebûr gönderilmiş, dağlar ve kuşlar emrine verilmiştir (bilgi için bk. Bakara 2:251; Enbiyâ 21:78-80; Ömer Faruk Harman, “Dâvûd”, DİA, IX, 21-24). Süleyman da Dâvûd’un oğlu olup babası gibi İsrâiloğulları’na gönderilmiş bir peygamber ve hükümdardır. Yahudi literatüründe daha çok kral olarak tanınmaktadır (bilgi için bk. Bakara 2:102).
Hz. Mûsâ’nın kıssası özet olarak verildikten sonra sûrenin ana konularından birini oluşturan Dâvûd aleyhisselâm ile oğlu Süleyman’ın kıssasına geçilmektedir. Taberî’ye göre babasına ve oğluna verilen ilimden maksat her ikisinin de hayvanların dilinden anlamaları, kendi zamanlarında başkalarının bilgisi olmadığı alanlarda bilgi sahibi olmalarıdır (XIX, 140-141). Bilgi, nimetlerin en değerlisi olduğu için her iki peygamber de kendilerine lutfedilen bu nimet sayesinde mümin kulların birçoğundan üstün kılındıklarını ifade etmişlerdir.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz Davud’a ve Süleyman’a bir ilim vermiştik; (onlar) “Bizi mümin kullarından birçoğuna üstün kılan Allah’a [hamd] (övgü) olsun.” demişlerdi.
Hz. Davud’un kıssası için bkz. Bakara 2:247-251; Nisâ 4:163; Mâide 5:78; En‘âm 6:84; İsrâ 17:55; Enbiyâ 21:78-80; Neml 27:15-16; Sebe’ 34:10-13; Sâd 38:17-26, 30
Hz. Süleyman’ın kıssası için bkz. Bakara 2:102; Nisâ 4:163; En‘âm 6:84; Enbiyâ 21:78-82; Neml 27:15-44; Sebe’ 34:12-14; Sâd 38:30-40.,Buradaki üstünlük/farklılık, bu iki peygamberin aynı zamanda hükümdar oluşları şeklinde anlaşılabilir. Zira baba-oğul bu iki peygamber hükümdar oluşları itibariyle diğer peygamberlerden hem farklıdır hem de üstündür.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun biz, Dâvûd'a da Süleyman'a da ilim verdik. Onlar şöyle dediler: “Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun!”[389]
Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a (özel ileri teknoloji harikaları cinsinden) bir ilim vermiştik de, Onlar da: “Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamd olsun” demişlerdi.
Ve gerçek şu ki biz, Davud'a, Süleyman'a da ilim verdik. Bundan dolayı, onların ikisi de: “Bütün eksiksiz övgüler bizi, inanan diğer kullarından üstün kılan Allah'a aittir” derlerdi.
Gerçekten biz, Davûd'a ve Süleyman'a bir ilim verdik de onlar şöyle dediler: “-Hamd olsun O Allah'a ki, bizi mümin kullarından çoğu üzerine üstün kıldı.”
Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar da: “Bizi mü'min kullarından birçoğuna (bazı özelliklerle) farklı kılan Allah'a hamd olsun” dediler.
Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın “mü’min kullara farklı kılınma” ifadesi hem hükümdar ve hem de peygamber olan Hz. Davut ve Hz. Süleyman’ın kendilerine verilen hususi bazı özellikleri işaret etmektedir. Mesela, Hz. Davud’a geniş bir hükümdarlığın yanında ilim ve hikmetin verilmesi, onun için demirin yumuşatılması yani demiri işlemenin öğretilmesi (Sebe, 34:10-11), Demiri işleyip zırh yapması (Enbiya, 21:80) gibi farklı özellikleri vardı. Hz. Süleyman’ın da başta cinlere hükmetmesi, aşağıdaki ayetlerde de görüleceği gibi kuşlarla anlaşma mantığını kavraması ve cinlerden, kuşlardan ve insanlardan oluşan büyük bir ordu kurması, rüzgârı kullanması gibi birçok farklı özelliği vardı. Baba oğul olan Hz. Davut ve Hz. Süleyman burada sadece birkaçını saydığımız bazı özellikleriyle diğer mü’minlerden farklıydı.
Diyanet İşleri (Eski)
And olsun ki, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. İkisi "Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler.
Andolsun ki biz Dâvuda ve Süleymana ilim vermişizdir. (Bundan dolayı) onlar: «Bizi mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan. Allaha hamd olsun» dediler.
(Habîbim, yâ Muhammed!) And olsun ki (biz) Dâvûd'a ve Süleymân'a bir ilim verdik de: “Bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun!” dediler.
Davut ve Süleyman’da da ilim verdik. İkisi de “Bütün övgü, bizi inanan kullarının pek çoğunun üzerine (bilgi ve servet olarak) üstün tutan Allah’a aittir” dediler.
Hiç kuşkusuz biz Davud’a ve oğlu Süleyman’a derin bir kavrayış, üstün bir yetenek, engin bir bilgi ve hikmet verdik. Bundan dolayı her ikisi de, “Bizleri inanan kullarından bir çoğuna üstün kılan Allah’a hamd olsun!” diye duâ ederlerdi.
1 Burada “ilim" kelimesinin belirsiz olarak zikredilmesi; onun daha önce bilinen ilimlerden olmayıp, tamamen Allah tarafından gönderilen vahiy bilgisi olduğuna, işarettir.2 Çünkü onlara verilen ilim, böyle demelerini gerektiriyordu. Ayrıca; Allah, ilim verdiklerinin derecelerini böyle yükseltir. Bk. (Mücadele: 11)
Muhammed Esed
VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz Davud'a da, Süleyman'a da ilim 15 verdik; bunun için, o'nların ikisi de “Bütün övgüler, bizi inanan kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a aittir!” derlerdi.
Davud’a ve Süleyman’a da ilim/vahiy vermiştik. Onlar da: – Bütün övgüler, bizi mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah’a olsun, diye şükretmişlerdi. 4/163, 21/78...82
Kasem olsun ki, Dâvud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik ve dediler ki: «Hamd O Allah'a olsun ki, bizi mü'min kullarından birçoğu üzerine tafdil buyurmuştur.»