Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 258, sondan 5979. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 251. ayetidir. Bakara Suresi 251. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 121 ve toplam ebced değeri ise 9218 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (24) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
فهزموهم باذن الله وقتل داود جالوت واتيه الله الملك والحكمة وعلمه مما يشاء ولولا دفع الله الناس بعضهم ببعض لفسدت الارض ولكن الله ذوفضل على العالمين
Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.
Tâlût’un ordusunda üç oğlu bulunan bir baba (Yesse), onlardan doğru bir haber getirsin diye çobanlık yapan, çocuk iken Peygamber Samuel’in duasını da almış bulunan küçük oğlu Dâvûd’u göndermişti. Dâvûd orduya yetiştiğinde Golyat (Câlût) meydana çıkmış, teke tek savaşmak üzere karşı taraftan bir savaşçı istemişti. Tâlût onun karşısına çıkmak istiyor, bunun ölüm demek olduğunu bilen askerler onu engellemeye çalışıyorlardı. Dâvûd çevresindekilere Golyat’ı öldürenin ödülünü sordu. “Onu öldürene kral büyük servet verecek, onu kızıyla evlendirecek ve hanedanını imtiyazlı kılacak” dediler. Dâvûd buraya savaşmak için gelmemişti, daha önce kendisini bir savaşta denemiş de değildi. Sürüden koyun kapan bir aslanla ayıyı öldürdüğünü hatırlatarak Tâlût’tan, Golyat’a karşı savaşmak üzere izin istedi; kumandan kendini uyardıysa da aldırmadı, talebinde ısrar etti. Tâlût ona zırh giydirdi ve izin verdi. Golyat’a doğru ilerlerken zırh ağır geldiği ve hareketini sınırladığı için onu da çıkarıp attı. Yanında yalnızca vadiden seçtiği taşlarla sapanı vardı. Golyat’la birkaç cümle konuştuktan sonra sapanına uygun bir taş koydu ve onunla düşmanını başından vurdu, yere düşünce de kılıcını elinden aldı ve boynunu kesti. Bundan sonra Filistî ordusunun mağlûbiyeti kolaylaştı, zafer İsrâiloğulları’nın oldu. Tâlût önce sözünde durdu, kendisini askerin başına geçirdi ve kızıyla da evlendirdi. Sonra halkın ona gösterdikleri ilgi, sevgi ve güveni görünce kıskandı, öldürmek için çeşitli vesilelere başvurdu. Dâvûd ona kötülük etmek istemediği için ayrıldı, uzun yıllar uzakta kaldı, çeşitli maceralar geçirdi. Peygamber Samuel de vefat etmeden önce Tâlût’tan uzaklaşmıştı. Sonunda Tâlût vefat edince Dâvûd, Hebron (bugünkü el-Halîl) şehrine geldi. Halkın bir kısmı onu, diğer kısmı da Tâlût’un bir oğlunu hükümdar olarak kabul ettiler. İki grup iki yıl kadar aralarında savaştılar. Sonunda Tâlût’un oğlu öldü ve bütün İsrâiloğulları’nın ileri gelenleri Dâvûd’un etrafında birleştiler. Dâvûd ülkeyi güzel idare ettiği gibi yaptığı savaşlar sonunda sınırlarını Fırat’tan Akabe körfezine kadar genişletti. Allah Teâlâ kulu Dâvûd’a, dilediği birçok önemli ve faydalı şeyi öğretmişti, krallık nasip etti ve sonunda kendisine Zebur’u (Mezâmir) göndererek peygamberlik de lutfeyledi (Hz. Dâvûd hakkında ayrıca bk. Sâd 38:17 vd.).
“İnsanların birbirini engellemesi” burada, Tâlût ve Dâvûd’un, Filistinliler’in zulmünü engellemelerine denk düşmektedir, ancak bu evrensel kural hem fertler hem topluluklar için, her zaman ve mekânda geçerlidir. Bazı tefsirciler âyetin, insanın fıtratında var olan “faydalıyı elde etme, zararlıyı kendinden uzaklaştırma” ve “meşrû savunma” duygularına işaret ettiğini ileri sürmüşlerdir ki bu da âyetin lafız ve ruhuna uygun düşmektedir.
Mehmet Okuyan
Allah’ın izniyle onları yenmişler, Davud da Calut’u öldürmüştü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) vermiş, dilediği ilimlerden öğretmişti. Allah’ın insanlardan bir kısmını(n kötülüğünü) diğerleriyle savması olmasaydı, elbette yeryüzü bozguna uğrardı. Fakat Allah bütün insanlığa karşı iyilik sahibidir.
Calut’u öldüren Davud, Hz. Süleyman’ın babası olan hükümdar peygamber Hz. Davud’dur. Yüce Allah ona mülk yani hükümdarlık vermiş, ayrıca hikmet denen “kararlarında isabet edebilecek muhakeme gücü” kendisine ihsan etmiştir. Bu özelikle Hz. Davud’a peygamberlik verildiğinin ifadesidir. Enbiyâ 21:79’da Hz. Davud’a “hüküm ve ilim”, Neml 27:15’te de “ilim” verildiği ifade edilmektedir ki burada sözü edilen ilmin kaynağı, yorumunu yapmakta olduğumuz ayette geçen “dilediğinden ona öğretmişti” şeklinde ifade edilmektedir. Sâd 38:20’de ise ona “hikmet”le beraber “çok güzel konuşabilme özelliği”nin de verildiği bildirilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Dâvûd da Câlût'u öldürdü; Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi ve istediği her şeyin bilgisini öğretti. Eğer Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi, yeryüzü çürüme ve yozlaşmaya maruz kalırdı. Allah, bütün insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Câlût'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet¹ verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün âlemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.
1- Sağlıklı ve derinlikli düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma.
Ahmet Akgül
Böylece, Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. (Henüz peygamber olmamış bulunan ve genç bir subay olarak orduya katılan Hz. Davut, düşman tarafın henüz bilmedikleri ve şaşkınlıkla izleyip panikledikleri, yeni bir teknolojik silah hükmündeki attığı sapan taşıyla, zırhlar içinde ve fil üzerinde gururla meydan okuyan kâfir komutanı Calut'un gözlerini kör edip, beynini akıtarak öldürünce; başsız kalan düşman birlikleri dağıldılar ve bozulup kaçtılar; böylece) Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, âlemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Allah'ın izniyle onları bozdular. Davud da Calut'u öldürdü. Allah, kendisine saltanat ve hikmet ihsan etti, dilediği bazı şeyleri de belletti. Allah insanları, birbiriyle savıp gidermeseydi yeryüzü mutlaka bozulup giderdi fakat Allah'ın alemlere ihsanı var, lütfü var.
Âyetteki "hikmet" ten maksat, peygamberliktir. Musevilere göre Dâvûd, peygamber değildir, Müslümanlık onu peygamber olarak kabul eder.
Abdullah Parlıyan
Bunun üzerine Câlût ve askerlerini Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar. Dâvut da Câlût'u öldürdü. Allah da, O Dâvud'a peygamberlik ve hükümdarlık verdi. Ve dilediği bazı bilgileri öğretti. Ve eğer Allah bir kısım insanların kötülüklerini başka bir kısım insanlarla ortadan kaldırmasaydı, yeryüzünün düzeni kesinlikle bozulur, kargaşalık ortalığı kaplardı. Ama Allah bütün âlemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Sonunda Allah'ın izni ve lütfuyla onları yendiler. Dâvûd, Câlût'u öldürdü. Allah kendisine devlet, hükümdarlık, peygamberlik, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi verdi. Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan bazı şeyleri de ona öğretti.
Eğer Allah insanların bir kısmıyla diğer bir kısmının devletlerini, medeniyetlerini ortadan kaldırmasa, iktidarlarından uzaklaştırmasa, zulümlerine karşı koydurmasa, azgınlarını, kötülük yapanlarını engelletmese, insanlara savunma imkânı vermeseydi, ülkelerin, yeryüzünün düzeni, dengesi bozulurdu. Fakat Allah bütün insanlığa, bütün varlıklara karşı lütuf ve kerem sahibidir.
Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar ve Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona hükümdarlık ve hikmet verdi ve kendisine dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bazılarını diğer bazılarıyla savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. Ancak Allah alemler üzerinde lütuf sahibidir.
Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Nihayet Allah'ın izni ile kâfirleri bozguna uğrattılar. Müminler safında bulunan Dâvut (aleyhisselâm) da düşman hükümdarı Calût'u öldürdü. Allah, Dâvud'a padişahlık ve peygamberlik verdi ve ona dilediği şeyleri öğretti (Zırh yapmak, kuşlarla konuşmak ve güzel sesle okumak gibi...) Eğer Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile defetmeseydi (müminleri kâfirlere üstün kılmasaydı) yeryüzü fesad ve küfür karanlığına bürünürdü. Fakat Allah, âlemler üzerine ihsan ve rahmet sahibidir.
Allah’ın izniyle onları hezimete uğrattılar. Davut, Calut’u öldürdü. Allah da ona iktidar ve bilgi verdi. Ve istediği nice şeyleri ona öğretti. Eğer insanların birbirilerine karşı savunmaları olmasaydı, (sınırsız saldırganlık kabiliyetlerinden dolayı) yeryüzü bozulacaktı. Fakat Allah, insanlara karşı büyük ikram ve iyilik sahibidir.
Allahın izniyle, onları yendiler, Davut dahi tepeledi Câlût'u; ona Allah ülke verdi, bilge de verdi, dilediği şeyi ona öğretti, Allah insanların birbirleriyle, kötülüklerini savmasaydı yeryüzü bozulurdu, Allah âlemlere erdem sahibidir
Derken, Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud da Câlût'u öldürdü. Allah da ona hükümranlık ve adil hüküm liyakati verdi ve istediği şeyin bilgisini ona öğretti. Eğer Allah'ın insanları birbiriyle defetmesi (savuşturması) olmasaydı yeryüzü mutlaka fesada uğramış olurdu. Fakat Allah, âlemlere karşı lütuf sahibidir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 251. Ayet Açıklaması
Bu savaşta Hz. Davud henüz peygamber olmamış ve genç bir subay olarak orduya katılmıştı. Hz. Davut, o güne kadar hiç görülmemiş ve kullanılmamış olan sapanla attığı taşla kâfir komutanı Calut'u öldürünce, başsız kalan düşman birlikleri de dağılarak yenilgiye uğradılar.
Diyanet İşleri (Eski)
Onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar; Davud Calut'u öldürdü, Allah Davud'a hükümranlık ve hikmet verdi ve ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah alemlere lütufkardır.
Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Davud da Câlût'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlığa karşı lütuf ve kerem sahibidir.
Nihayet ALLAH'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut Calut'u öldürdü. ALLAH ona hükümdarlık ve anlayış verdi, ona dilediğini öğretti. ALLAH insanların bir kısmıyla bir kısmını savmasaydı yeryüzü bozulurdu. Fakat ALLAH tüm yaratıklara karşı lütufsahibidir
Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir.
Derken Allahın izniyle onları temamen bozdular, Davud Calutu öldürdü ve Allah kendisine mülk ve hikmet verdi ve daha dilediğinden ona ta'lim de buyurdu, Allahın insanları birbiriyle defetmesi olmasa idi Arz, mutlak fesad bulmuş gitmişti ve lâkin Allahın zevil'ukul âlemlerine bir fazlı var
Derken (düşmanla karşılaşır karşılaşmaz) Allahın izniyle onları (düşmanlarını) bozguna uğratdılar (Mü'minlerin arasında bulunan) Dâvud da Câlutu öldürdü. Allah da ona (Eşmuîlin ve Taalutun vefatından sonra, bir arada) saltanat ve hikmeti (peygamberliği) verdi ve daha dilemekde olduğundan da ba'zı şeyler öğretdi. Eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile önleyib savmasaydı yer (yüzü) muhakkak fesada uğrardı. Fakat Allah, âlemlere karşı büyük fazi (-u inayet) saahibidir.
Nihâyet Allah'ın izniyle onları hezîmete uğrattılar ve Dâvûd Câlût'u öldürdü, Allah ona saltanat ve hikmet (peygamberlik) verdi ve dilediği şeylerden ona öğretti.(3) Hâlbuki Allah'ın, insanların bir kısmını (diğer) bir kısmı ile def' etmesi olmasaydı, yeryüzü elbette fesâda uğrardı; fakat Allah, (bütün) âlemlere karşı ihsan sâhibidir.
(3)Hz. Dâvûd (as) saltanatla nübüvveti kendisinde toplayan şanlı bir peygamberdi. İsrâiloğulları, kendilerini yurtlarından çıkaran Câlût’a karşı, hükümdarları Tâlût komutasında harb ettiler. Cenk için er dileyen Câlût’u, Dâvûd (as) öldürdü. Tâlût bunun üzerine kızını ona verdi. Daha sonra öldüğünde yerine Dâvûd (as)geçti. Kudüs’ü başkent yaptı. Oldukça geniş bir saltanat üzerinde adâletle hükmetti. Bir müddet sonra da Cenâb-ı Hakk kendisine peygamberlik verdi. O, çok ağlar ve çok ibâdet ederdi. Çok güzel ve dokunaklı sesi vardı. Bir gün oruç tutar, diğer gün iftar ederdi. Hz. Dâvûd (as), zırh yapıp satmakla geçimini te’mîn eder, elinin kazancından başka bir şey yemezdi. Allah ona kuşların dilini (ilmini) öğretmiş ve dört büyük kitabdan Zebûr-ı Şerîf’i ona inzâl eylemişti. (Bilmen, c. 1, 261)
İlyas Yorulmaz
Allah’ın izniyle Calut ve ordusunu bozguna uğrattılar. Davut Calut’u öldürdü ve Allah, Davut’a saltanat, hüküm verme becerisi (hikmeti) ni verdi ve dilediği şeyleri öğretti. Eğer Allah’ın insanların bir kısmını, diğer bir kısmıyla savuşturmasaydı, yeryüzünde fesat yayılırdı. Fakat Allah, âlemlere çok çok lütufkârdır.
Allah/ın izni ile onları dağıttılar, Davut da Calût/u öldürdü. Allah Davud/a padişahlık, hikmet ve peygamberlik verdi, dilediğini [⁸] ona öğretti. Allah insanların yekdiğerlerinin fenalıklarını defetmiyeydi yeryüzü fesada uğrardı [⁹]. Fakat Allah âlemler hakkında inayet sahibidir.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 251. Ayet Açıklaması
[8] Mesalih-i dünyaya, zapt-ı memalike ait malûmat, Zebur, güzel elhan, zırh san'atı gibi.[9] Menafi-i arz muattal olurdu.
Kadri Çelik
Derken onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümranlık ve hikmet verdi ve ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir.
Nihâyet, Talut ve askerleri Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar ve o zaman genç bir asker olan Davut, Câlût’u öldürdü. Daha sonra Allah, ona hükümdarlık kudreti ve hikmet bilgisi verdi. Ayrıca Davud’u, madenleri işleyip zırh örme, dağlara ve kuşlara hükmetme, güzel ve etkili sesiyle ayetler okuma yerinde ve doğru hüküm verme, etkileyici konuşma gibi meziyetlerle donatarak, ona dilediği şeyleri öğretti.O hâlde, siz de lütuf ve rahmete nâil olmak istiyorsanız, Allah yolunda mücâdele etmelisiniz. Unutmayın ki:Eğer Allah, insanların bir kısmıyla diğer bir kısmını bertaraf etmemiş olsaydı, yani adâleti gerçekleştirmek isteyen iyi insanlara, zâlimlere karşı savaşma yetki ve görevini vermeyip, insanları birbirlerine karşı savunmasız bırakmış olsaydı, dünyada haksızlık ve zulüm egemen olur ve yeryüzü fesada boğulurdu. Fakat Allah, tüm insanlara karşı lütuf sahibidir. Bu yüzden de onların iyiliği için, zâlimlere karşı savaşmanızı emretmiştir.
Böylece, Allah’ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Dâvût, Câlût’u öldürdü. Allah da ona, hükümranlık ve Peygamberlik verdi ve ona dilediği şeyleri öğretti.1 Eğer Allah’ın, (savaşı emrederek) insanların bir kısmıyla (Müslümanlarla), bir kısmını (kâfirleri) yok etme (emri) olmasaydı,2 yeryüzü kesinlikle fesada uğrardı. Şüphesiz Allah, âlemlere karşı elbette lütuf sahibidir.
1 Allah’ın Hz. Dâvut’a öğrettikleri ile ilgili olarak Bk. (Enbiyâ: 79, 80 Neml: 15, Sebe’: 10,11)2 Eğer Allah, savaşılarak yapılan cihadı (kıtali) emretmeseydi; kâfirler yeryüzüne tamamen hâkim olur ve diğer dinlere mensup insanlar bile dinlerini yaşayamazlardı. Bu âyete göre, diğer insanların da huzurunu sağlamak, Müslümanların, dolayısıyla da devletlerinin görevlerindendir.
Muhammed Esed
Bunun üzerine, onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar, Davud da Câlût'u öldürdü; Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi ve istediği şeyin bilgisini öğretti. Ve eğer Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi 242 yeryüzü çürüme ve yozlaşmaya maruz kalırdı: ama Allah bütün âlemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Nihayet Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da Câlût’u öldürdü. Allah, Davud’a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah insanların birini diğeri ile defetmemiş olsaydı, yeryüzünde düzen bozulurdu. Fakat Allah, âlemlere karşı lütuf/ikram sahibidir. 22/40, 47/4
Bunun üzerine, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Ve Dâvud Câlût’u öldürdü, bunun ardından Allah da ona hükümranlık ve âdil hüküm liyakati verdi ve istediklerine öğretti.[462] Eğer Allah insanların bazısını diğer bazısıyla savunmamış olsaydı,[463] yeryüzü fesada giderdi. Ve fakat Allah bütün varlıklara karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 251. Ayet Açıklaması
[462] Cümlenin başı Hz. Dâvud’un nebi seçilmesinin gerekçesini açıklar gibidir.
[463] Meşru müdafaanın Allah’ın bir lütfu olduğuna işarettir (Krş: 22:40). Nafi, def‘u sözcüğünü difâ‘u okumuştur. Bu, tercihimiz olan “savunma” anlamını pekiştirir. Kaldı ki, Sibeveyh’e göre ikisinin de anlamı aynıdır (Kurtubî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Hemen onları Allah Teâlâ'nın izniyle hezimete uğrattılar ve Dâvud, Câlût'u öldürdü ve Allah Teâlâ O'na mülk ve hikmet verdi ve dilediğinden ona talîm buyurdu. Ve eğer Hak Teâlâ'nın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı yeryüzü mutlaka fesada uğramış olurdu. Fakat Allah Teâlâ âlemler üzerine fazl-ü kerem sahibidir.
Derken Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Dâvud Câlut'u öldürdü, Allah ona hükümdarlık ve hikmet verdi ve dilediği birçok şey öğretti. Eğer Allah bazı insanların şerrini bazıları ile önlemeseydi dünyadaki nizam bozulurdu. Lâkin Allah âlemlere büyük lütuf ve inayet sahibidir. [KM, II Samuel 5, 3. I Korintos. 11, 3]
Allah insanları irade sahibi olarak yaratmıştır ve böyle yaratması sırf rahmet ve hikmettir. Fakat bu iradeler serbest bırakılır da birbirleriyle ölçülü hale getirilmez ve hiçbir direnişle karşılaşmazlarsa, çalışma zahmetine katlanmaz, önüne geleni çiğnemeye çalışırlar. Savunma ve karşı koyma olmayınca da saldırı, yolların en kısası ve doğru yol olmuş olur. O zaman da insan adına bir şey kalmaz, yeryüzünün nizamı bozulur. Ama Allah bu bozulmaya razı olmaz. Düzenin, bozukluğu ortadan kaldırması için, hayırlı insanların, bozgunculuk çıkaranları defetmeleri lâzımdır.
Süleyman Ateş
Derken, Allah'ın izniyle onları bozdular, Davud Calut'u öldürdü; Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah, insanların bir kısmıyle diğerlerini savmasaydı, dünya bozulurdu. Fakat Allah, bütün alemlere karşı lutuf sahibidir.
Sonra Allah’ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davut, Câlût’u öldürdü. Allah da ona hükümdarlık ve hikmet verdi, ona uygun gördüğü her şeyi öğretti. Allah insanların bir kısmıyla diğerlerini engellemezse, tabii düzen bozulur. İkramı herkesi kapsayan Allah’tır.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 251. Ayet Açıklaması
[*] Doğru karar alma kabiliyeti.
Şaban Piriş
Neticede Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da, Câlût'u öldürdü. Allah, Davud'a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karşı lütuf sahibidir.
Böylece, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud da Câlût'u öldürdü. Allah ise ona hükümdarlık ve hikmet nasip etti ve dilediği şeyleri öğretti. Eğer Allah insanların kötülüğünü birbirinin eliyle savuşturmasaydı, dünyada dirlik ve düzen kalmazdı. Lâkin Allah, âlemler üzerinde pek büyük lütuf sahibidir.
Nihayet Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Ve Dâvûd Câlût'u öldürdü. Ve Allah, Dâvûd'a mülk/saltanat ve hikmet verdi. Ve ona dilediği şeylerden öğretti. Eğer Allah'ın, bazı insanları diğer bazılarıyla savması olmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ama Allah âlemlere karşı çok lütufkârdır.