Sâd Suresi 20. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3990, sondan 2247. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 20. ayetidir. Sâd Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 1886 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (1) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
وشددنا ملكه واتيناه الحكمة وفصل الخطاب
Harf Sayımı
Harf Sayımı
وشددناملكهواتيناهالحكمةوفصلالخطاب
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Ve şedednâ mulkehu ve âteynâhu-lhikmete vefasle-lḣitâb(i)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, ona [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) ve güzel konuşabilme (özelliği) vermiştik.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti¹ ve fesle-l hitâbı² verdik.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
(Hz. Davud’un) Onun mülkünü (ve hükmetme gücünüartırmış ve) sağlam kılmıştık. (Ayrıca ona) Hikmet (varlıkların ve olayların iç yüzünü öğreti) vermiş, “fasl-ı hitap” (ihtilafları ve sorunları adil ve kesin çözümlere kavuşturma, hüküm ve içtihat yapma ve) çok açık ve etkili konuşma yeteneği (bağışlamıştık.)
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona peygamberlik ve gerçekle batılı ayırt ediş bilgisini verdik.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Biz de buna karşılık O'nun saltanat ve otoritesini güçlendirdik ve kendisine peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme, açık ve güzel konuşma kabiliyeti vermiştik.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Biz onun ülkesini, devletini ve hükümranlığını güçlendirdik. Kendisine peygamberlik, ilim, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi, isabetli ifade, çözüm ve hakkı bâtıldan ayırt etme kabiliyeti verdik.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Onun hükümranlığını güçlendirmiştik. Ona hikmet ve açık, kesin hüküm verme kabiliyeti vermiştik.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine de peygamberlik ile kaza-hüküm ilmini verdik.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Onun iktidarını sağlamlaştırdık. Ona ilim, hikmet ve açık bir hitabet verdik.
Besim Atalay
Besim Atalay
Berkitmiştik mülkünü; ona biz, hem doğru sözü ayırt etmek, hem dahi hikmet verdik
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.  
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Yönetimini güçlendirdik; ona bilgelik ve çok iyi bir yargılama gücü verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve faslı hıtab vermiştik
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Onun mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı Kitâb verdik.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona hikmet ve (hak ile bâtılı) ayırd edici konuşma (kabiliyeti) verdik.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Dâvud’un mülkünü çoğaltıp güçlendirdik ve ona hükümler içeren kitabı ve sözün doğrusuyla yanlışını ayırma yeteneği verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Onun padişahlığını muhkem kıldık, ona hikmet [⁴], dâvaları ayırdetmeye ait [⁵] ilim verdik.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Onun (Davud'un) mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme (isabetli karar verme) kabiliyeti vermiştik.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Biz de buna karşılık onun devlet ve otoritesini güçlendirmiş ve kendisine Peygamberlik, hak ve batılı birbirinden ayırma ve bunu insanlara farkettirme, ayrıca doğru karar verme ve yerli yerince söz söyleme yeteneği bahşetmiştik.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Onun mülkünü / iktidarını güçlendirdik. Ona “İkna Ederek Sorun Çözme Yeteneği” ve “Hikmet” verdik.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Onun hükümranlığını güçlendirmiş, ona hikmet ve davaları çözme kabiliyeti vermiştik.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Biz de (buna karşılık) o'nun otoritesini güçlendirmiş ve kararlarında hikmet ve basîret üzere olmasını sağlamıştık.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Ve biz onun iktidarını güçlendirmiş ve ona doğru karar verme ve etkili bir konuşma kabiliyeti vermiştik. 4/163
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adâletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek ikna yeteneği vermiştik.[4059]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'nun mülkünü kuvvetlendirmiştik ve O'na hikmet ve fasl-ı hitap vermiş idik.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Biz onun hakimiyetini güçlendirdik, ona hikmet, nübüvvet, isabetli karar verme ve meramını güzelce ifade etme kabiliyeti verdik.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
İktidarını güçlendirdik. Ona hikmet (doğru karar verme) ve etkili konuşma yeteneği vermiştik.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Onun iktidarını güçlendirmiş, ona hikmet ve açık sözlülük vermiştik.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Biz onun egemenliğini güçlendirmiş ve kendisine hem hikmet, hem de açık ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla bâtılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ķavl eyledük pādişāhlıġın daħı virdük aña peyġamberliġi yā zebūr’ı daħı ayırmaķ sözi ya'nį gey beyān eylemek.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Daḫı berkitdük, muḥkem itdük anuñ pādişāhlıġı[nı] daḫı ḥikmet virdük özine. Daḫı söz kesici cevāb virdük özine.