Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3195, sondan 3042. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 36. ayetidir. Neml Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 4869 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما جاء سليمن قال اتمدونن بمال فما اتيني الله خير مما اتيكم بل انتم بهديتكم تفرحون
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.”
Peygamberin görevi insanlarla savaşarak ganimet elde etmek veya savaş tehdidiyle hediye almak değil, Allah’ın dinini tebliğ etmek, insanların sapkın inançlardan kurtulmalarının yolunu açmak olduğu için Hz. Süleyman, kraliçenin gönderdiği hediyelere iltifat etmemiştir. Ülkenin güvenliği bunu gerekli kıldığı için de teslim ve tâbi olmadıkları takdirde karşı koyamayacakları ordularla üzerlerine gideceğini söyleyerek onları tehdit etmiştir.
Elçiler dönüp durumu kraliçeye anlatınca kraliçe maiyetindeki ileri gelenlerle birlikte Hz. Süleyman’ı ziyaret edip onun dini hakkında bilgi almak üzere harekete geçmiştir. Öte yandan Hz. Süleyman’a bu bilgi ulaşmış (âyet 42), o da kraliçe gelip teslim olmadan önce onun tahtını getirmelerini yanındaki görevlilerden istemiştir.
Bu kıssada bir kadın yöneticinin erkek devlet adamlarından daha basiretli davrandığının ima edilmesi de ilgi çekicidir.
39. âyette geçen ifrît, “güçlü, kuvvetli, yaramaz, ele avuca sığmaz kimse” demektir. Sıfat olarak cinler için kullanıldığı gibi insanlar için de kullanılır (Elmalılı, VI, 3678-3679).
“Kitap ilmine sahip olan biri”nin kimliği hakkında farklı rivayetler vardır. “Bir melek, bir insan, Hızır, Süleyman’ın veziri Âsaf b. Berhiyâ” veya “Süleyman’ın kendisi” denilmiştir. Râzî gerekçelerini de açıklayarak Süleyman’ın kendisi olduğunu söyleyen görüşü tercih etmektedir (XXIV, 197-198).
Mehmet Okuyan
(Elçiler, hediye ile) Süleyman’a gelince o şöyle demişti: “Siz bana mal (hediye) ile yardım mı ediyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Hediyenizle (ben değil), aksine siz sevinirsiniz.”
Belkıs’ın gönderdiği elçiler Hz. Süleyman’a geldiklerinde beklemedikleri bir cevapla karşılaşmışlardı. Belkıs denemek amacıyla hediye göndermiş, hediyeyi kabul edip etmemesine göre onun kral mı peygamber mi olduğuna karar verecekti. İşte Hz. Süleyman nebi bir hükümdarın vereceği tepkiyi vermişti.
Bayraktar Bayraklı
Elçiler hediyelerle Süleyman'a gelince, Süleyman şöyle dedi: “Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha değerlidir. Hediyenizle ben değil, siz sevinirsiniz.”
Elçi Süleyman'a geldiğinde, Süleyman: “Bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Böyle hediyelere ancak sizin gibiler sevinir.” dedi.
(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman onlara: "Sizler bana mal ile yardımda bulunmak (ve kararımdan caydırmak) mı istiyorsunuz? (Oysa) Allah'ın bana verdiği (yüksek ve mucizevi teknoloji ilmi), size verdiğinden daha hayırlıdır; belki siz, (bu) hediyenizle sevinip övünebilirsiniz (ama ben çok daha değerli manevi yardımla desteklenmişim) " demişti.
Elçiler, Süleyman'a gelince Süleyman, bana dedi, mal göndererek yardım mı ediyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, sizin getirdiklerinizden daha da hayırlı, fakat siz, armağanınızla sevinir, övünürsünüz.
Sebe' melikesinin elçileri, Süleyman'a geldiklerinde, Süleyman “Bana hediye, mal göndererek, yardım mı ediyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdikleri, sizin getirdiklerinizden, daha da hayırlıdır. Öyleyse, sizin bu hediyeniz, ancak sizin gibi insanları sevindirir.
Elçiler hediyelerle Süleyman'a gelince, Süleyman:
“Siz bana değerli hediyeler vererek, beni memnun edip üstünüze gelmemi engellemek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği peygamberlik, devlet ve şu hesabı belli olmayan servet ve imkân sizin getirdiğiniz kıymetli hediyelerden daha değerli ve daha hayırlıdır. Hayır, hayır, bu tür hediyelerinizle, dünya malı düşkünleri, maddeciler, sizler sevinirsiniz.” dedi.
(Elçi) Süleyman'a geldiğinde (Süleyman ona) şöyle dedi: "Bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Belki kendi hediyenizle siz sevinirsiniz.
(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman: 'Sizler bana mal ile yardımda mı bulunacaksınız? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır; hayır, siz, hediyenizle sevinip öğünebilirsiniz' dedi.
Bunun üzerine gönderilen hediye Süleyman'a vardığı zaman, Süleyman dedi ki: “- Siz, bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Bakın, Allah'ın bana verdiği (mülk ve nübüvvet), size verdiğinden daha hayırlı ve faziletlidir. Doğrusu siz hediyenize güvenip ferahlık duyuyorsunuz.
Elçi, Süleyman’a gelince, Süleyman: “Siz bana mal ile mi katkıda bulunursunuz? Hâlbuki Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha yararlıdır. Böyle hediyelerle ancak siz sevinirsiniz.
Süleyman'a elçi gelince, dedi ki: «Sizler bana, malca yardım etmek mi istiyorsunuz? Allahın bana verdiği, sizinkilerden daha hayırlı, siz de, armağanınızla sevinirsiniz
(Kraliçenin elçisi hediyelerle) gelince Süleyman (ona) dedi ki: “Beni mal ile mi kandıracaksınız? (Şunu iyi bilin ki,) Allah'ın bana bağışladığı ayrıcalıklar size verdiği (gelip geçici dünyalık zenginli)klerden daha üstündür. Siz bu hediyenizle övünebilirsiniz?
36,37. Süleyman'a geldiklerinde: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız" dedi.
(Elçiler, hediyelerle) Süleyman'a gelince şöyle dedi: Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Hediyenizle (ben değil) siz sevinirsiniz.
(Elçi) geldiğinde Süleyman kendisine şunları dedi, "Siz bana para ve mal mı vermek istiyorsunuz? ALLAH'ın bana verdikleri sizin bana verdiğinizden çok daha iyidir. Armağanınızla (ben değil) siz sevinebilirsiniz."
(Elçiler, hediyelerle) gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz."
Bunun üzerine gönderilen Süleymana vardığı vakıt siz, dedi: mal ile bana imdad mı ediyorsunuz? Bakın Allahın bana verdiği size verdiğinden daha iyi, hayır siz hediyyenize güveniyorsunuz
Bunun üzerine vaktaki (o gönderilen hey'et) Süleymana geldi, (Süleyman) dedi ki: «Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? İşte Allahın bana verdiği (ni'metler ki onlar) size verdiğinden daha çok hayırlıdır. Belki siz hediyyenizle böbürlenirsiniz».
Nihâyet (elçiler hediyelerle) Süleymân'a gelince, (Süleymân) dedi ki: “(Siz) bana mal ile yardım mı edeceksiniz? Hâlbuki Allah'ın bana verdiği (ni'metler), size verdiğinden daha hayırlıdır! Hediyenizle ancak siz sevinirsiniz!”
Kraliçenin elçileri Süleyman’a geldiklerinde onlara ”Beni getirdiğiniz hediyelere mi boğacaksınız (aldatacaksınız)? Allah’ın bana verdikleri sizin bana verdiklerinizden daha hayırlıdır. Hâlbuki siz getirdiğiniz hediyelerle öğünüyorsunuz.”
36, 37. Vaktaki elçi Süleyman/a hediyelerle vardı, Süleyman ona şöyle dedi: Bana malla mı muavenette bulunuyorsunuz? Tanrı/nın bana verdiği nimet size verdiği mallardan daha iyi ve kıymetlidir. Benim hediyeye ihtiyacım yoktur. Belki hediyenizle siz sevinirsiniz. Haydi hediyenle seni gönderenlerin tarafına dön. Onlar bize gelmezlerse biz üzerlerine takat getiremeyecekleri ordu ile varacağız. Kendilerini memleketlerinden rüsvay edip esir olarak çıkaracağız.
(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman, “Sizler bana mal ile yardımda mı bulunmak istiyorsunuz? Allah'ın bana vermekte olduğu, size verdiğinden daha hayırlıdır. Hayır, (ben değil), siz hediyenizle sevinip rahatlarsınız” dedi.
Belkıs’ın gönderdiği elçiler Süleyman’ın huzuruna çıkınca Süleyman, “Siz bu mallarla bana lütufta bulunduğunuzu mı sanıyorsunuz? Bu önemsiz ve ucuz teklifle mi geliyorsunuz bana? Şunu iyi bilin ki, Allah’ın bana bahşetmiş olduğu ilâhî nîmetler, size verdiği servet, zenginlik gibi gelip geçici şeylerden çok daha hayırlıdır. O hâlde sizin bu hediyeniz, ancak sizin gibi mânevî değerlerin kıymetini bilmeyen, yalnızca maddî zenginliklere değer veren insanları sevindirir.”
Süleyman’a (elçi) geldiğinde dedi ki:
-“Beni mal ile destekliyorsunuz, öyle mi?
Allah’ın bana verdikleri, size verdiklerinden daha hayırlıdır. Aksine, siz hediyenizle övünüyorsunuz”.
(Elçiler) Süleyman’a gelince (Süleyman onlara): “Siz beni bu mallarla, satın almak mı istiyorsunuz? (Hâlbuki) Allah’ın bana verdiği (Peygamberlik) size verdiği (mal)dan daha hayırlıdır. Bu hediyelerinizle (ancak) sizler sevinirsiniz.” dedi.1
[Sebe Melikesi'nin elçileri] Süleyman'a geldiklerinde [Süleyman:] “Benim servetime servet mi katmak istiyorsunuz? Oysa, Allah'ın bana bahşettiği şey 27 size bahşettiği her şeyden çok daha hayırlıdır! Öyleyse, sizin bu hediyeniz [ancak] sizi[n gibi insanları] 28 sevindirir.
Süleyman’a hediyelerle varınca, Süleyman ona dedi ki: 27/37 – Siz bana mali bir yardımda mı bulunuyorsunuz? Allah’ın bana lütfettiği sizin getirdiklerinizden üstündür, getirdiğiniz hediyelerle seviniyorsunuz. 38/30...40
(Sebe kraliçesinin elçisi) Süleyman’a gelince, o şöyle dedi: “Güya servetle beni tavlamış mı oluyorsunuz? Ama Allah’ın bana verdiklerinin,[3312] sizin bana verdiğinizden kat kat hayırlı olduğunu biliniz. Bilakis sunduğunuz hediyeler, yine sizin (gibi tek dünyalıları) sevindirir.
[3312] Bkz: “Doğrusu Dâvud’a ve Süleyman’a da ilim vermiştik” (27:15).
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki (hediyeyi getirenler) Süleyman'a geldi. Dedi ki: «Bana bir mal ile imdat mı ediyorsunuz? İşte Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden hayırlıdır. Belki siz hediyenizle sevinirsiniz.»
Elçi Süleyman'a gelince o, elçiye: “Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği nimetler sizin verdiğinizden daha hayırlıdır. Ama siz hediyenizle böbürlenirsiniz” dedi. {KM, I Krallar 10, 1-13; II Tarih 9, 1-12}
Allah’ın verdiği şeyler sadece dünyevî servet olmayıp, ona ilaveten iman, ilim, hikmet gibi faziletlerdir.
Süleyman Ateş
(Elçi, hediyelerle) Süleyman'a gelince (Süleyman) dedi ki: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.
Elçi gelince Süleyman dedi ki: “Bana maddi destekte mi bulunuyorsunuz? Allah’ın bana verdikleri, size verdiklerinden değerlidir. Üstelik siz, verdiğiniz hediye ile övünürsünüz.
Elçi Süleyman'a geldiği zaman, Süleyman ona dedi ki:-Siz bana mal ile yardım mı edeceksiniz? Allah'ın bana verdikleri, size verdiklerinden daha hayırlıdır. Belki siz hediyenizle öğünürsünüz.
Elçiler geldiklerinde, Süleyman “Siz beni mal ile mi destekleyeceksiniz?” dedi. “Allah'ın bana verdiği şey, sizin vereceğinizden daha hayırlıdır. Siz ise armağanınızla böbürlenirsiniz.
Elçi, Süleyman'a geldiğinde, o dedi ki: "Siz bana bir mal ile mi destek veriyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha kıymetlidir. Sizin hediyenizle, benden çok siz ferahlarsınız."
pes ol vaķt kim geldi süleymān’a eyitti süleymān “iy arturur misiz baña malı? virdi baña Tañrı yigdür andan kim virdi size. belki siz hediyeñüze şād olursız.”