Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3197, sondan 3040. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 38. ayetidir. Neml Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2287 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
قال يا ايها الملؤا ايكم يأتيني بعرشها قبل ان يأتوني مسلمين
Peygamberin görevi insanlarla savaşarak ganimet elde etmek veya savaş tehdidiyle hediye almak değil, Allah’ın dinini tebliğ etmek, insanların sapkın inançlardan kurtulmalarının yolunu açmak olduğu için Hz. Süleyman, kraliçenin gönderdiği hediyelere iltifat etmemiştir. Ülkenin güvenliği bunu gerekli kıldığı için de teslim ve tâbi olmadıkları takdirde karşı koyamayacakları ordularla üzerlerine gideceğini söyleyerek onları tehdit etmiştir. Elçiler dönüp durumu kraliçeye anlatınca kraliçe maiyetindeki ileri gelenlerle birlikte Hz. Süleyman’ı ziyaret edip onun dini hakkında bilgi almak üzere harekete geçmiştir. Öte yandan Hz. Süleyman’a bu bilgi ulaşmış (âyet 42), o da kraliçe gelip teslim olmadan önce onun tahtını getirmelerini yanındaki görevlilerden istemiştir. Bu kıssada bir kadın yöneticinin erkek devlet adamlarından daha basiretli davrandığının ima edilmesi de ilgi çekicidir. 39. âyette geçen ifrît, “güçlü, kuvvetli, yaramaz, ele avuca sığmaz kimse” demektir. Sıfat olarak cinler için kullanıldığı gibi insanlar için de kullanılır (Elmalılı, VI, 3678-3679). “Kitap ilmine sahip olan biri”nin kimliği hakkında farklı rivayetler vardır. “Bir melek, bir insan, Hızır, Süleyman’ın veziri Âsaf b. Berhiyâ” veya “Süleyman’ın kendisi” denilmiştir. Râzî gerekçelerini de açıklayarak Süleyman’ın kendisi olduğunu söyleyen görüşü tercih etmektedir (XXIV, 197-198).
Mehmet Okuyan
(Süleyman devamla) şöyle demişti: “Ey yöneticiler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmesinden önce hanginiz o (Belkıs)’ın tahtını bana getirebilir?”
Sonra Süleyman, danışmanlarına şöyle dedi: “Ey ileri gelenler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?”
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
Ahmet Akgül
(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) “Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman) lar olarak gelmeden önce, sizden hanginiz o kadının tahtını bana getirebilir?” dedi.
Olayların gidişi içinde Süleyman, Sebe' melikesinin kendisine geleceğini öğrenince, çevresindekilere: “Siz ey seçkin görevliler!” dedi. “Hanginiz bana Sebe' melikesinin tahtını, daha O ve O'na bağlı olanlar, teslimiyet gösterip bana çıkıp gelmezden önce buraya getirebilir?”
Sonra Süleyman kumandanlarına:
“Ey devlet büyükleri, onlar teslimiyyet gösterip, İslâm'ı yaşayacak müslümanlar olarak bana gelmeden önce, hanginiz kraliçenin tahtını bana getirecek?” dedi.
(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) 'Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?' dedi.
(Sonra Süleyman, kavminin ileri gelenlerine şöyle) dedi: “- Ey seçkin topluluk! Onlar (Belkıs ve kavmi), bana müslüman olarak gelmezden önce onun (Belkıs'ın) tahtını hanginiz bana getirir?”
(Elçiler gittikten sonra müşâvirlerini topladı ve:) “Ey ileri gelenler! (Onlar)Müslüman kimseler olarak bana gelmeden önce, hanginiz onun tahtını bana getirebilir?” dedi.
Bu haber üzerine Süleyman, yönetimde sözüne değer verdiği yakınlarını topladı ve onlara, “Ey ileri gelenler!” dedi, “Onlar Allah’ın hükmüne boyun eğmiş bir hâlde huzuruma gelmeden önce, hanginiz Belkıs’ın sarayındakitahtını bana getirebilir?”
(Sonra Süleyman yanındakilere): “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, hanginiz o (melikenin) tahtını bana getirebilir?” dedi.
[OLAYLARIN gidişi içinde Süleyman Sebe Melikesi'nin kendisine geleceğini 30 öğrenince, çevresindekilere:] “Siz ey seçkin görevliler!” dedi, “Hanginiz bana [Sebe Melikesi'nin] tahtını, daha o ve ona bağlı olanlar Allah'a yürekten boyun eğmiş kimseler olarak bana çıkıp gelmeden önce 31 buraya getirebilir?”
(Süleyman, Kraliçe’nin davete icâbet edeceğini anlayınca) dedi ki: “Siz ey maharetli kişiler! Onlar, gönülden teslim olmuş kişiler[3314] olarak bana gelmeden önce, aranızdan kim onun tahtını bana getirebilir?”[3315]
[3314] Ya da: “müslüman kimseler olarak”. İbn Cüreyc bu şekilde anlamıştır (Taberî).
[3315] Buradaki “getirebilir”i, 42. âyetteki teşbih edatından yola çıkarak “onun tahtı gibi bir taht yapıp getirebilir” şeklinde anlamak gayet mümkündür. Allahu a‘lem.
Ömer Nasuhi Bilmen
(Hazreti Süleyman) Dedi ki: «Ey ileri gelenler! Hanginiz bana onun tahtını onların bana müslümanlar olarak gelmelerinden evvel getirir.»
Daha sonra Süleyman onların itaatlerini bildirmek üzere huzuruna geleceklerini öğrenince yanındaki danışmanlarına: “Değerli danışmanlarım! Onların itaat içinde huzuruma gelmelerinden önce, içinizden kim onun tahtını bana getirebilir? ” dedi.
(Elçi gittikten sonra Süleyman, danışmanlarını topladı): "Ey ileri gelenler, dedi, onların bana teslim olarak gelmelerinden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?"