Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3198, sondan 3039. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 39. ayetidir. Neml Suresi 39. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 3004 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) bulunuyor.
Arapça Metin
قال عفريت من الجن انا اتيك به قبل ان تقوم من مقامك واني عليه لقوي امين
İfrit, “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş, tuttuğunu devirir, güçlü, becerikli, ele avuca sığmaz” demektir. İfade, hem insanlar hem de cinler için kullanılır.
Peygamberin görevi insanlarla savaşarak ganimet elde etmek veya savaş tehdidiyle hediye almak değil, Allah’ın dinini tebliğ etmek, insanların sapkın inançlardan kurtulmalarının yolunu açmak olduğu için Hz. Süleyman, kraliçenin gönderdiği hediyelere iltifat etmemiştir. Ülkenin güvenliği bunu gerekli kıldığı için de teslim ve tâbi olmadıkları takdirde karşı koyamayacakları ordularla üzerlerine gideceğini söyleyerek onları tehdit etmiştir. Elçiler dönüp durumu kraliçeye anlatınca kraliçe maiyetindeki ileri gelenlerle birlikte Hz. Süleyman’ı ziyaret edip onun dini hakkında bilgi almak üzere harekete geçmiştir. Öte yandan Hz. Süleyman’a bu bilgi ulaşmış (âyet 42), o da kraliçe gelip teslim olmadan önce onun tahtını getirmelerini yanındaki görevlilerden istemiştir. Bu kıssada bir kadın yöneticinin erkek devlet adamlarından daha basiretli davrandığının ima edilmesi de ilgi çekicidir. 39. âyette geçen ifrît, “güçlü, kuvvetli, yaramaz, ele avuca sığmaz kimse” demektir. Sıfat olarak cinler için kullanıldığı gibi insanlar için de kullanılır (Elmalılı, VI, 3678-3679). “Kitap ilmine sahip olan biri”nin kimliği hakkında farklı rivayetler vardır. “Bir melek, bir insan, Hızır, Süleyman’ın veziri Âsaf b. Berhiyâ” veya “Süleyman’ın kendisi” denilmiştir. Râzî gerekçelerini de açıklayarak Süleyman’ın kendisi olduğunu söyleyen görüşü tercih etmektedir (XXIV, 197-198).
Mehmet Okuyan
Cinlerden bir ifrit “Oturduğun yerden kalkmadan önce onu sana getiririm. Ben bu konuda güçlüyüm, güvenilirim!” demişti.
1- İfrit isim değil, becerikli ve güçlü anlamında niteliktir.
Ahmet Akgül
Cinnlerden bir ifrit şöyle demişti: “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim” (teklifini iletmişti).
Cinlerden becerikli, kurnaz, gözüpek biri: “Daha oturduğun yerden kalkmadan, onu sana getirebilirim. Çünkü ben, bu konuda gerçekten güvenilir bir güce sahibim” dedi.
Cinlerden bir ifrît (kuvvetli ve becerikli olan biri şöyle) dedi: “ - Sen yerinden kalkmadan önce, ben o tahtı sana getiririm. Muhakkak onu taşımağa gücü yetib (onu) zayi etmiyen güvenilir bir kimseyim.”
Cinlerin elebaşlarından bir ifrit (kuvvetli bir cin): “Sen şu oturduğun yerden kalkmadan önce o tahtı sana getiririm. Hem bu işi başaracak gücüm var ve hem de bu konuda güvenilir bir kişiyim (bana inanabilirsin)” dedi.
Cinlerden bir ifrît: “(Sen, daha) makamından kalkmadan önce, ben onu sana getiririm; ve hakikaten ben, buna gerçekten gücü yeten, (ve bu hususta) güvenilir biriyimdir” dedi.
İçlerinde danışman olan yabancı milletlerden (cinlerden) birsi “Sen daha yerinden kalkmadan o tahtı sana getiririm ve benim bu işi yapacak yeterli gücüm var” dedi.
Perilerden pek kuvvetli biri İfrit dedi ki «— Sen yerinden kalkmadan evvel ben onu sana getiririm. Bu işde kuvvetliyim [¹], içindekiler hakkında da emniyetliyim».
İsmail Hakkı İzmirli Neml Suresi 39. Ayet Açıklaması
[1] Taşıması bana ağır gelmez.
Kadri Çelik
Cinlerden bir ifrit, “Sen daha makamından kalkmadan önce, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim” dedi.
Süleyman’ın emrindeki cinlerden güçlü ve yetenekli biri olan ifrit, “Sen daha yerinden kalkmadan onu sana getirebilirim!” dedi, “Gerçekten bunu yapabilecek güce sahibim ve son derece güvenilir biriyim.”
1 İfrit: Kelime olarak pis, çetin, kuvvetli anlamına gelir. Buradaki anlamı ise; şer ve pislikte son derece güçlü, şeytanlıkta ileri giden, tuttuğunu deviren, kuvvetli, becerikli ele avuca sığmayan bilgiç kimse demektir. Burada bahsi geçen kimse cin’dir. Ancak aynı özellikleri taşıyan insan için de ifrit ifadesi kullanılır.
Muhammed Esed
[Süleyman'a bağlı] görünmeyen varlıklar içinden gözüpek biri: “Daha oturduğun yerden kalkmadan onu sana getirebilirim, çünkü ben bu konuda gerçekten güvenilir bir güce sahibim!” dedi.
Cinlerden son derece becerikli biri: “Ben, onun tahtını, sen yerinden kalkmadan sana getiririm çünkü ben onu getirecek güce sahip, güvenilir biriyim” dedi.
Görünmeyen varlıklara mensup (şeytânî) maharette biri “Sen daha oturduğun yerden kalkmadan onu sana getiririm; çünkü ben bu konuda güvenilir bir güce sahibim” dedi.[3316]
[3316] ‘Ifrîtin türetildiği el-‘afer “toprak, yer” mânasına gelir. ‘Âferah, “güreşte sırtını yere getirdi” demektir. Tüm anlamları olumsuzdur. Zımnen: İktidar tek başına meziyet değildir, onu kötüler de elegeçirebilir. Meziyet âdaletle hüküm sürmektir.
Âyetin sonunda, kaviyy ve emîn sıfatları birlikte gelmiştir. Kaviyy güç ve kudrete, emîn güç ahlâkı ve adalete delâlet eder. Güçsüz emînlik mazlum ve mağdur eder, emniyetsiz güç zalim ve gaddar eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Cin tâifesinden bir ifrit dedi ki: «Ben onu daha sen makamından kâim olmadan sana getiririm ve şüphe yok ki, ben onun üzerine elbette kuvvetliyim, eminim.»
Cinlerden mağrur ve iddiacı bir ifrit: “Ben, ” dedi, “Sen makamından kalkmadan, onu sana getiririm. Benim onu taşımaya gücüm yeter, hem de zayi etmeden güvenilir tarzda getirecek emin bir kimseyim. ”