Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 369, sondan 5868. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 76. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 76. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 1680 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (4) م (2) bulunuyor.
Bu âyetin “… her kim ahdine vefa gösterirse…” şeklinde çevrilen kısma, sonraki âyetle bağ kurularak “her kim Allah’a verdiği sözü yerine getirirse” şeklinde mâna vermek de mümkündür.
Nîsâbûrî, âyetin sonunda “Allah o sakınanları sever” denmekle yetinilmesini şöyle açıklar: Vefa ve takvâ bütün erdemlerin temelidir. Her müttaki ahde vefalıdır, fakat aksi daima geçerli değildir. Bu sebeple takvâ sahiplerinin Allah’ın sevgisine mazhar olacaklarına değinilmekle yetinilmiştir (Nîsâbûrî, III, 232; “ahid” ve “Allah’a verilen söz”ün anlamları ve önemi hakkında bk. Bakara 2:27, 40; “takvâ” hakkında bk. Bakara 2:197; A‘râf 7:26; “yemin” hakkında bk. Bakara 2:224, 225; Mâide 5:89).
Mehmet Okuyan
Aksine kim sözünü yerine getirir ve [takvâ]lı (duyarlı) davranırsa, şüphesiz ki Allah [muttakî]leri (duyarlı olanları) sever.
1- Gerçek öyle değil. 2- Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
Ahmet Akgül
Hayır (söyledikleri doğru değildir), kim ahdine vefa eder (emanetini yerine getirir) ve Allah’tan korkarsa (zulüm ve kötülük ve nankörlükten sakınırsa) şüphesiz Allah takva sahiplerini sever.
Ama Allah kendisine karşı verilen sözde duranları ve yolunu Allah ve kitabıyla bulanların farkındadır. Çünkü Allah yolunu kitap ve kendisiyle bulanları sever.
Kesinlikle vebale giriyorlar ve yalan uyduruyorlar. Kimler taahhüdünü, sözünü yerine getirir, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunurlar, takvâ esaslarını benimserlerse, bilsinler ki, Allah kendisine sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp azaptan korunanları, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan takvâya dayalı düzeni benimseyen mü'minleri sever.
Hayır, doğrusu şudur ki, hangi dinden ve hangi ırktan olursa olsun, her kim Allah’a vermiş olduğu söze bağlılık gösterir ve kötülükten, isyankârlıktan sakınırsa, hiç kuşkusuz Allah, sakınanları sever!
Evet! (onlara, yaptıklarından dolayı bir sorumluluk vardır.)1 Kim sözünde durur ve Allah’tan hakkıyla sakınırsa şüphesiz Allah, kendisinden hakkıyla sakınanları sever.
1 Bu parantez (بَلَى)’nın içerdiği anlamdan dolayı konulmuştur. (Celâleyn)
Muhammed Esed
Ama [Allah,] Kendisine karşı taahhütlerine sadık kalanlar[ın] 59 ve Kendisine karşı sorumluluk bilinci duyanlar[ın farkındadır]: ve Allah, Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyanları sever.