Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3650, sondan 2587. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 44. ayetidir. Sebe' Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 3079 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما اتيناهم من كتب يدرسونها وما ارسلنا اليهم قبلك من نذير
Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke müşriklerine yakın zamanlarda gönderilmiş bir kitap ve peygamber yoktu; dolayısıyla onların Hz. Muhammed’in bildirdiklerine karşı direnmeleri ve peygamberliğini kabul etmeyip onu sihirbazlık vb. sıfatlarla itham etmeleri, ilâhî dinlerden kaynaklanan hiçbir sağlam kanıta dayanmamaktaydı (Taberî, XXII, 103; Râzî, XXV, 267; “Senden önce onlara uyarıcı da göndermemiştik” ifadesinin açıklaması için bk. Secde 32:3).
45. âyetin, “Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan saymışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!” şeklinde çevirdiğimiz kısmına müfessirlerin genel kanaatine göre mâna verilmiştir. Bunun izahı şöyledir: Şu müşrikler öncekilerin sahip olduğu güç, nimet ve uzun ömrün onda birine bile erişemediler; Allah onları cezalandırdığına ve sahip oldukları imkânlar kendilerine bir yarar sağlayamadığına göre şu zayıf kişilerin hali nice olur! Râzî bu yaygın yoruma yer verdikten sonra kendisinin âyeti başka bir yoruma açık gördüğünü belirtir. Onun yorumu şöyledir: Öncekiler Hz. Muhammed’in kavmine gösterilen açık kanıtların ve yapılan açıklamaların onda birine bile sahip değillerdi ve peygamberleri yalanlamalarından ötürü cezalandırılmışlardı; böyle olunca Hz. Muhammed’i yalancılıkla itham edenler nasıl cezalandırılmaz! 44. âyetin ifadesi de bu yorumu destekleyici niteliktedir (XXV, 267). Aynı yorum daha özet biçimde İbn Atıyye’nin tefsirinde de yer almaktadır. Ayrıca o, buradaki zamirlerin her ikisinin önceki toplumların yerini tuttuğunu kabul eden üçüncü bir yoruma da değinir. Buna göre mâna, “Önceki toplumlar kendilerine verdiğimiz nimetlerin onda birinin bile şükrünü eda edebilmiş değillerdi” şeklinde olmaktadır (IV, 424).
Mehmet Okuyan
Biz onlara okuyacakları kitaplar vermemiştik. Senden önce onlara herhangi bir uyarıcı da göndermemiştik.
Benzer mesajlar: Kasas 28:46; Secde 32:3. Bu üç ayetin mesajı Yâsîn 36:6’dakinden farklıdır. Çünkü Yâsîn 36:6’da “ataların uyarılması”ndan söz edilmekteyken, diğer ayetlerde “Hz. Muhammed’in yaşadığı dönemde Mekke’ye peygamber gelmediği”nden söz edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Oysa biz, onlara okuyacakları kitaplar vermemiştik. Senden önce de onlara herhangi bir uyarıcı göndermemiştik.
1- Bunların söyledikleri ne bir kitaba ne de bir resûle dayanmaktadır.
Ahmet Akgül
Oysa Biz onlara okuyup ders alacakları (ve doğruyu bulacakları) kitaplar vermemiştik ve kendilerine Senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik. (O halde kâfirler ve münafık kimseler bu cesareti nereden almaktadır?)
Halbuki ey Muhammed! Biz senin uyardığın o Mekke'lilere daha önce okuyacakları bir kitabı vermemiştik ve senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik.
Halbuki biz onlara, okuduklarında, içinde Kur'ân'ın ve senin aleyhine deliller bulabilecekleri kitaplar vermedik. Senden önce, onları putlara tapmaya, ilahlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşmaya davet eden; bunun sorumluluğunu, hesabını ve cezasını hatırlatan bir uyarıcı da göndermedik.
Halbuki biz, onlara, (Allah'a ortak koşmanın doğruluğuna delil olacak) öyle ders alacakları kitaplar vermedik ve kendilerine senden evvel azap ile korkutucu bir peygamber de göndermedik.
Hâlbuki Biz, (Kur’andan önce) onlara öğrenecekleri kitaplar vermiş değiliz. Senden önce de onlara uyarıcı peygamber göndermedik. (Ki senin mesajlarına karşılık müstağni kalıyorlar.)
Oysa biz onlara (Kur'an'dan önce), okuyup mütalâa ettikleri bir kitap vermedik (ki, Kitabın ne olduğunu bilip, Kur'an hakkında ileri geri konuşsunlar). Ayrıca senden önce onları uyarmakla görevli bir uyarıcı da göndermedik (ki, seni bir yalancı olmakla suçlayabilsinler).
Halbuki biz, bunlara okuyup Kur/an/ın bâtıl olduğunu açıklayacakları kitaplar vermemiş, senden evvel de bunlara Allah azabıyle korkutur bir peygamber göndermemiştik. [²].
İsmail Hakkı İzmirli Sebe' Suresi 44. Ayet Açıklaması
[2] İman etmemek hususunda hiçbir özürleri yoktur. Ehl-i Kitap böyle değildir. Onların Kitapları ve dinleri var. «Dinimiz bu dini terk etmemizi emrediyor» diye velev bâtıl olsun, bir özür dermeyan edebilirler.
Kadri Çelik
Oysa biz onlara (Kur'an'ın sihir olduğunu) ders alacakları kitaplar vermedik ve kendilerine, senden önce bir uyarıp korkutucu da göndermedik.
1 Bk. (Tâ Hâ: 52, Kasas: 43, 45 ve dipnotları)2 Her ne kadar onlara yakın zamanda uyarıcı gönderilmemişse de onların babalarına daha önce uyarıcı peygamberler gönderilmişti. Kendilerine, “senden hemen önce bir uyarıcı göndermedik.” denilmesi; yaptıkları şirklerin hiç bir kitaba ve hiç bir Peygambere dayanmadığını beyan içindir. Müşrikliği ortaya koyanlar, Peygamberler değil bizatihi kendileri idi. Yoksa daha önce onların babalarına İsmail ve İbrahim (a.s.) gönderilmişti. Bk. (Yasin: 6 ve dipnotu)
Muhammed Esed
Oysa [ey Muhammed,] Biz onlara ne başvuracakları 54 vahiyler göndermişizdir, ne de senden önce bir uyarıcı.