Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3693, sondan 2544. ayet; 35. sure ve Fâtır Suresinin 33. ayetidir. Fâtır Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 57 ve toplam ebced değeri ise 3376 olarak hesaplanmıştır. Fâtır Suresinin toplam ebced değeri 244606 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
جنات عدن يدخلونها يحلون فيها من اساور من ذهب ولؤلؤا ولباسهم فيها حرير
Müminlerin ve özellikle iyi işlerde önderlik edenlerin kavuşacakları cennet nimetleri kısmen dünyadaki tasavvurlarımıza göre anlatılmakta, fakat asıl mutluluğun bütün bu nimetleri bahşeden yüce Allah’a hamdetme mutluluğunu tadabilmeyi sürdürmede ve O’nun hoşnutluğuna erişmiş olarak, dünyadaki kaygı ve endişelerin uzağında ebediyet yurduna yerleştirilmiş olmakta gizli bulunduğuna işaret edilmektedir (adn cennetleri hakkında bilgi için bk. Ra‘d 13:23-24).
Mehmet Okuyan
(Büyük lütuf) orada altın bilezikler ve incilerle bezenip (süslenip) ipekten elbiseleri olacak şekilde girecekleri durmaya değer cennetlerdir.
(Kitaba varis olanlar, Kur’an ahlâkına ve ahkâmına sahip çıkanlar için) Adn cennetleri (onlarındır) ; oraya (huzur ve mutlulukla) girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onların elbiseleri ipek(ten) dir.
Onların mükafatı, içine girecekleri Adn cennetleridir. Zira orada altın bilezikler takarlar ve incilerle süslenirler, orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.
(2)“Ehl-i Cennet olan bir insan, Cennetin her nev‘inden her vakit istifâde etmek, elbette arzu eder. Cennetin gāyet muhtelif envâ-ı mehâsini (çok çeşitli güzellikleri) var. Her vakit bütün Cennetin envâ‘ıyla mübâşeret (temâs) eder. Öyle ise Cennetin mehâsininin nümûnelerini, küçük bir mikyasta (ölçüde) kendine ve hûrilerine giydirir. Kendisi ve hûrileri birer küçük Cennet hükmüne geçer. (...) Ehl-i Cennet olan bir insan, husûsan bütün duygularıyla ve cihâzât-ı ma‘neviyesiyle (ma‘nevî cihazlarıyla) ubûdiyet (kulluk) etmiş ve Cennetin lezâizine (lezzetlerine) istihkak kesb etmiş (hak kazanmış) ise, her bir duygusunu memnûn edecek, her bir cihâzâtını okşayacak, her bir letâifini (rûhundaki duygularını) zevklendirecek bir tarzda; Cennetin her bir nev‘inden birer mehâsinini gösterecek bir tarz libâsı (elbiseyi), kendilerine ve hûrilerine rahmet-i İlâhiye tarafından giydirilecek.” (Mektûbât, 28. Mektûb, 236)
İlyas Yorulmaz
Onlar kıyamet günü adn cennetlerine girerler ve orada, altından yapılmış bilezikler ve inciler takarlar. Giysileri de ipektendir.
İşte bu müminlerin mükâfâtı, ebedî huzur ve mutluluk diyarı olan Adn cennetleri olacaktır. Onlar oraya girecek ve altın bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Elbiseleri de hâlis ipekten olacaktır.
(Onların mükâfatı) içerisine girecekleri Adn cennetleridir. Onlar orada altın bilezikler ve inciler takınırlar, onların oradaki elbiseleri de ipektir.1
1 Her ne kadar Müslümanlara cennette “ipekten elbiseleri” çok görüp (حَر۪يرٌ) kelimesine başka başka (mesela hürriyet gibi) anlamlar bulmaya çalışan işgüzarlar varsa da; ayetteki “altın bilezikler, inciler ve ipekten elbiseler“ arasında mükemmel bir “tenasüb sanatı” vardır.
Muhammed Esed
[İşte] bunlar sonsuz mutluluk bahçelerine girerler, orada altın bilezikler ve inciler takınırlar ve ipekten elbiseler giyerler; 23
Onların mükâfatı Adn cennetleridir ki onlar oraya girecekler ve orada altından bilezikler ve inciden takılar takınacaklar. Orada elbiseleri ise ipekten olacak. 7/42-43, 18/30-31, 39/73.75
Onlar kalıcı mutluluk ve güzelliğin merkezi olan cennetlere girecekler;[3915] altın künyeleri-bilezikleri, inci takıları orada takınacaklar ve elbiseleri orada tarifsiz bir özgürlüğün göstergesi olacak.[3916]
Mustafa İslamoğlu Fâtır Suresi 33. Ayet Açıklaması
[3915] Gerekçesi için bkz: 13:23, not 32.
[3916] Harîri “sonsuz özgürlük” olarak çevirimizin dilsel gerekçesi için bkz: 76:12, not 16. Altın ve o günün dünyasında bir bakıma “özgürlük üniforması” gibi görülen ipek, geçmişte ve bugün lüks ve konforu temsil etmektedir. Eğer mü’min bu dünyada lüks ve konfordan gönüllü olarak vazgeçerse, ahirette ona altının temsil ettiği ihtişam ve ipeğin temsil ettiği özgürlük sınırsız olarak verilecektir (Krş: 22:23). Âyette bu iki kelimenin “belirsiz” olarak gelmesi, “sınırsızlığa” delâlet eder. Halife Ömer, Sasani devletinin hazineleri Medine’ye gelince, Sürâka b. Malik’in koluna Kisrâ’nın altın künyelerini taktırmış ve bu âyeti okumuştur (Beyhaki, Hasâis, II, 113).
Ömer Nasuhi Bilmen
Adn cennetleridir ki, onlara giriverirler. Orada altundan bilezikler ile ve inciler ile süsleneceklerdir. Orada libasları da ipektir.