Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3701, sondan 2536. ayet; 35. sure ve Fâtır Suresinin 41. ayetidir. Fâtır Suresi 41. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 75 ve toplam ebced değeri ise 4848 olarak hesaplanmıştır. Fâtır Suresinin toplam ebced değeri 244606 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الله يمسك السموات والارض ان تزولا ولئن زالتا ان امسكهما من احد من بعده انه كان حليما غفورا
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
Göklerin yani ilâhî yasalar düzenine uygun olarak uzay içinde işlevlerini sürdüren bütün galaksilerin, gök cisimlerinin ve bu düzen içinde insan bakımından özel bir önemi haiz olan yerkürenin yörüngelerinden sapmaması Allah Teâlâ’nın irade ve kudretiyle mümkün olmaktadır. Yüce Allah bu hassas dengenin bozulmasını murat etmiş olsa artık bu sapmayı önleyebilecek hiçbir güç yoktur (bu konuda ayrıca bk. Ra‘d 13:2). Âyetin “sapmamaları için” şeklinde çevrilen kısmında kullanılan ve zevâl kökünden türetilen fiil hem “bir şeyin nizamının bozulması” hem de “yok olması” anlamına gelir. Burada her iki mânanın birlikte kastedildiği anlaşılmaktadır. Zira göklerin ve yerin hareketindeki en küçük bir sapma ve dengesindeki en küçük bir bozulma aynı zamanda onların yok olması demektir (İbn Âşûr, XXII, 327-328).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki göklerin ve yerin yok olmasını engelleyen Allah’tır. Yok olurlarsa, O’ndan sonra (Allah’tan başka) kimse onları (sistemlerinde) tutamaz.Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.
“Göklerin ve yerin [zâil] olması”, onların yıkılıp gitmesi ve yok olmaları demektir. Bunun gerçekleşmemesi için sisteme doğrudan müdahale söz konusudur. İşte Yüce Allah insanların şirkleri, küfürleri ve zulümleri nedeniyle aslında yok olup gitmeyi hak eden bu sistemi devam ettirmekte, yeni inanacak insanlara fırsat vermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz Allah, yörüngelerinden sapmamaları için gökleri ve yeri tutar. Eğer onlar sapacak olsalar O'ndan başka onları hiç kimse tutamaz. Şüphesiz O, son derece yumuşak davranır; affeder.
Gökleri ve yeri koyduğu yasalarla yok olmaktan koruyan Allah'tır. Ant olsun ki eğer onlar yok olurlarsa, o ikisini O'ndan başka tutacak yoktur. Kuşkusuz O, Çok Şefkatli'dir. Çok Bağışlayıcı'dır.
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar (yok olup yıkılırlar) diye (her an kudreti altında) tutmaktadır. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisinden sonra artık kimse onları (varlıkta) tutamazdı. Doğrusu O, Halîm'dir, Bağışlayandır.
[Not:Bu ayet, kâinatın, tabiatın ve hayatın dengesini ve devamını sağlayan: 1- Kütle çekim kuvveti (yer çekiminin), 2- Zayıf nükleer kuvvetlerin, 3- Elekromanyetik kuvvetlerin, 4- Şiddetli nükleer (Atom enerjisi) kuvvetlerin hepsinin Allah’ın elinde ve emrinde olduklarına, aksi halde bedenimizin ve evrenimizin bir anda yıkılıp dağılacağına işaret buyurmaktadır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki Allah, gökleri ve yeryüzünü tutar, mahvolmaktan korur, fakat takdiriyle gökler ve yeryüzü yok olup giderse ondan başka hiç kimse onları koruyamaz, yok olmalarına mani olamaz; şüphe yok ki o, azap etmede acele etmez, suçları örter.
Gerçek şu ki, gökteki tüm varlıkları ve yeryüzünü yörüngelerinden sapmamaları ve bir felakete sepep olmamaları için, sağlamca tutup hareketini devam ettiren Allah'tır. Eğer onların düzeni bir bozulsa, Allah'tan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, kullarının hatasına karşı çok yumuşak davranan ve çok bağışlayandır.
Gökleri ve yeri yok olma, yörüngelerinden çıkma, nizamlarının bozulma tehlikesinden denge ve çekim kanunlarını koyup işleterek Allah koruyor, koruyacak kanunları O koyarak işlerlik kazandırıyor. Andolsun ki, eğer düzenleri bir bozulursa, gökleri ve yeri O'ndan başka kimse denge ve çekim kanunu koyarak işletemez, onları kimse tutup koruyamaz. O kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır. Kâinatı koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır.
Şüphesiz Allah, yok olmasınlar diye gökleri ve yeri tutmaktadır. Andolsun eğer yok olacak olsalar O'ndan sonra artık kimse onları tutamaz. Şüphesiz O hilim sahibidir, çok bağışlayıcıdır.
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır.
Doğrusu gökleri ve yeri zeval bulmaktan Allah koruyup tutuyor. And olsun ki, zeval bulurlarsa, onları, O'ndan başka kimse tutamaz. Gerçekten O Halîm'dir= azab için acele etmez, Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır.
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, düzenleri bozulmasın diye tutuyor. Eğer onların düzeni bozulsa, Allah’tan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, kullarının hatalarına karşı çok yumuşak davranan ve onları bağışlayandır. [Allah, insanların kâinat düzenini bozmalarını bir dereceye kadar bağışlıyor, onlara yumuşak davranıyor.]
Yok olmaktan korumakçin, Allah tutar gökler ile yerleri, birbirinden ayrılacak olurlarsa, O'ndan özge kim tutacak onları? Allah anıl, Allah bağışlayıcı
Gökleri ve yeri dengede tutarak yörüngelerinden çıkmalarını önleyen sadece Allah'tır. Eğer onlar yörüngelerinden çıkacak olsalar onları O'ndan başka hiç kimse dengeye getiremez. Hiç kuşkusuz O, Halimdir (mühlet verendir, cezalandırmada aceleci değildir), çok bağışlayandır.
“Gökleri ve yeri dengede tutarak yörüngelerinden çıkmalarını önleyen sadece Allah’tır” ifadesi, Evrende var olan hareketin sadece Güneş sistemimizde veya üç-beş yıldızda değil tüm varlık âleminde bulunduğunu anlatarak Allah’ın kudretini ortaya koymaktadır. Tüm galaksiler galaksi olarak hareket ederken, bu galaksilerin yıldızları kendi yolunda giderken, gezegenler elips yörüngelerinde yıldızların çevresinde, uydular da gezegenlerin etrafında hareket ederken her şeyin muntazam bir şekilde hayatlarına devam etmesi sadece İlahi bir kudrete dayanmaktadır. Ayrıca varlık âlemindeki bu düzenin bu şekilde anlatılması da Kur’an’ın ayrı bir mucizesidir.“Halim” Allah’ın sıfatlarından bir tanesidir. “Hiddetten uzak, sabırlı, yumuşak huylu, mühlet veren” demektir. “Halim” kelimesi Kur’an’da hem Allah’ın sıfatı olarak hem de bazı peygamberlerin vasfı olarak kullanılmıştır. Allah için kullanıldığında “ceza vermekte aceleci olmayan, mühlet veren, isyanlarla öfkelenmeyen”, Peygamberler için kullanıldığında “yumuşak huylu ve anlayışlı” anlamlarına gelir. Peygamberler için kullanıldığı yerlere Bkz. Hud 11:75, 87, Tevbe 9:114, Saffat 37:101
Diyanet İşleri (Eski)
Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O'ndan başka, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim'dir, bağışlayandır.
Şüphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki onların nizamı eğer bir bozulursa, kendisinden başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir, çok bağışlayıcıdır.
Doğrusu gökleri ve yeri yok oluvermekten, Allah tutuyor. Andolsun ki eğer yok oluverirlerse, onları O'ndan başka kimse tutamaz. Gerçekten O, çok yumuşak davranır, çok bağışlayıcıdır.
Doğrusu Gökleri ve Yeri zeval buluvermelerinden Allah tutuyor, celâlim hakkı için zeval buluverirlerse onları ondan başka kimse tutamaz, o cidden halîm bir gafûr bulunuyor
Şübhesiz ki Allah gökleri ve yeri zeval bulmalarından (korumak için bizzat) tutmakdadır. Eğer onlar zeval bulurlarsa andolsun ki, ondan sonra kimse bunları tutamaz. Hakıykaten o (Allah) ukuubetde aceleci değildir. Çok yarlığayıcıdır.
Muhakkak ki Allah, gökleri ve yeri yıkılırlar diye (kudreti ile) tutuyor. And olsun ki eğer yıkılsalar, O'ndan sonra hiçkimse o ikisini tutamaz.(2) Doğrusu O, Halîm (kâfîrlerin cezâlandırılmasında acele etmeyen)dir, Gafûr (çok bağışlayan)dır.
(2)“Bu kâinâtın Hâlık-ı zü’l-Celâl’i (celâl sâhibi yaratıcısı), Kayyûmdur. Yani bizâtihî kāimdir (kendi zâtıyla vardır), dâimdir (devamlıdır), bâkīdir. Bütün eşyâ O’nunla kāimdir, devâm eder ve vücudda (varlıkta)kalır, bekā bulur. Eğer bir dakīkacık olsun o nisbet-i kayyûmiyet (Kayyûm isminin varlıklarla alâkası) kesilse, kâinât mahvolur.” (Lem‘alar, 30. Lem‘a, 401)
İlyas Yorulmaz
Göklerin ve yerin düzeninin bozulmaması için ikisini kontrolü altında tutan Allah’dır. Eğer göklerin ve yerin düzeni bozulursa, ikisinin düzenini Allah’dan başka kim sağlayabilir ki? O kullarına çok şefkatli ve bağışlayıcı olandır.
Şüphe yok ki Allah gökleri ve yeri tutup, yerlerinden ayrılmasından korur Şayet onlar birbirlerinden ayrılsa kendisinden başka biri çıkıp bunları tutamaz. Çünkü O, yavaştır, yarlıgayandır.
Hiç şüphesiz Allah, gökleri ve yeri yok olurlar diye (her an kudreti altında) tutmaktadır. Şüphesiz eğer onlar yok olacak olsa, kendisinden sonra artık onları kimse tutamaz. Gerçekten O, çok yumuşak davranıcıdır, çok bağışlayıcıdır.
Gökleri ve yeri yıkılıp yok olmaktan koruyan ve mükemmel bir sistem çerçevesinde gök cisimlerinin hareketlerini devam ettiren yalnızca Allah’tır. O, bir an için varlıkları kendi haline bıraksa, evrende müthiş bir kargaşa meydana gelir. Eğer gökler ve yer yıkılacak olsa, O’ndan başka hiç kimse onların nizamını sağlayamaz. Eğer hâlâ helâk olmadıysanız, ey zâlimler, bunun tek sebebi var: Hiç kuşkusuz Allah, kullarına karşı çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.
Şüphesiz Allah, Yer’i ve Gökler’i zevâl bulmamaları için tutuyor.
Yemin olsun, eğer zevâl bulurlarsa, bunları O’ndan başka hiç kimse tutamaz!
O, gafûr halîm olandır.
Şüphesiz Allah gökleri ve yeri, düzenleri bozulmasın diye tutuyor. Yemin olsun eğer onların düzeni bozulursa, onları Allah’tan başka kimse tutamaz. Şüphesiz O (kullarına karşı) çok yumuşaktır,1 pek affedicidir.
1 Halîm: Allah'ın güzel isimlerinden birisidir. “Hiddetten uzak, yumuşak huylu ve son derece sabırlı” demektir. Sıfat olan "Halîm" kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de hem Allahu Teâlâ hakkında, hem de bazı peygamberler hakkında kullanılmıştır. "Halîm" sıfatı Allahu Teâlâ, hakkında kullanıldığında "isyanlarına rağmen, âsileri, cezalandırmada aceleci olmayan, gazabı kendisine galip gelmediği gibi, sapıkların düşüncesizlikleri ve âsilerin isyanları kendisini öfkelendirmeyen, teennî ve af sahibi" manalarına gelmektedir.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, semavî varlıkları 29 ve yeri [yörüngelerinden] sapmamaları için tutan [yalnızca] Allah'tır. Bir kere sapınca da, O'nun müdahale etmemesi halinde 30 başka hiçbir güç onları tutamaz. [Fakat] Allah halîmdir, çok bağışlayıcıdır! 31
Hiç kuşku yok ki gökleri ve yeri kurduğu sistem ile bir dengede tutan ve onları yok olmaktan koruyan Allah’tır. Şayet göklerin ve yerin kurulu düzeni bozulmuş olsa onu yeniden düzene koyabilecek olan da Allah’tan başkası değildir. Hiç şüphe yok ki O, kullarına karşı çok müsamahakâr ve çok bağışlayıcıdır. 7/185, 13/3
Şu açık ki, gökleri ve yeri Allah tutmaktadır, aksi halde yok olurlardı. Eğer göklerin ve yerin düzeni bozulup yok olmaya yüz tutsa, O’ndan başka hiçbir güç onları tutamaz: ne var ki O cezalandırmada hiç acele etmeyendir,[3921] eşsiz bir bağışlayıcıdır.
Mustafa İslamoğlu Fâtır Suresi 41. Ayet Açıklaması
[3921] Halîmin türetildiği hilm, tepesi attığında şiddete başvuran kimsenin (bedevinin) zıddına, böylesi bir durumda soğukkanlı, makul, sakin, mütehammil davranan medeniyi ifade eder. Bu ismin tecellisini son âyet beyan etmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki Allah, gökleri ve yeri zeval bulmalarından, tutup koruyor. Ve andolsun ki eğer onlar zeval bulacak olsalar, ondan sonra onları hiç bir kimse tutamaz. Muhakkak ki o, halim, gafûr bulunmaktadır.
Gerçek şu ki: Gökleri ve yeri yok olmaktan koruyan, Yüce Allah'tır. Şayet onlar yıkılacak olursa onları Allah'tan başka kimse tutamaz. Doğrusu O halîmdir, gafûrdur (müsamahalıdır, cezalandırmada aceleci değildir, çok affedicidir). [22, 65; 30, 25; 35, 1]
Allah yıkılmamaları için gökleri ve yeri tutmaktadır. Andolsun, gökler ve yer yıkılsa, onları, Kendisinden başka hiç kimse tutamaz. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır.
Gökleri ve yeri yok olmaktan alıkoyan Allah'tır. Eğer onlar yok olup gidecek olsa, onları tutabilecek başka birisi yoktur. O kullarına çok müsamahalı, çok bağışlayıcıdır.
Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye tutuyor. Yemin olsun, eğer çöküp giderlerse, O'ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Halîm'dir O, Gafûr'dur.
bayıķ Tañrı dutar śaķlar gökleri daħı yiri kim źāyıl olmayalar. daħı eger źāyil olurlar ise ŧutmaya ol ikiyi hįç kimse andan śoñra. bayıķ ol oldı güç götürici yarlıġayıcı.
Tañrı Ta‘ālā dutar gökleri ve yirleri daḫı ki zāyil olmayalar ve eger zāyilolsalar bir kimse dutmaḳ bilmez andan ṣoñra. Taḥḳīḳ ol ḥalīmdür, ‘afv idi‐cidür.