Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3665, sondan 2572. ayet; 35. sure ve bu surenin 5. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 5314 olarak hesaplanmıştır.
يا ايها الناس ان وعد الله حق فلا تغرنكم الحيوة الدنيا ولا يغرنكم بالله الغرور
ياايهاالناسانوعداللهحقفلاتغرنكمالحيوةالدنياولايغرنكمباللهالغرور
Yâ eyyuhâ-nnâsu inne va’da(A)llâhi hakk(un)(s) felâ teġurrannekumu-lhayâtu-ddunyâ(s) velâ yeġurrannekum bi(A)llâhi-lġarûr(u)
Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.
İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayette, “aldatma ustası” diye çevirdiğimiz ğarûr kelimesiyle şeytanın kastedildiği belirtilmiştir (Taberî, XXII, 117). Müteakip âyet de bu açıklamayı desteklemektedir. Şeytanın aldatması daha çok, kişiye “Allah çok bağışlayıcıdır, en büyük günahları bile affeder; bu kadarcık günahtan bir şey çıkmaz” gibi telkinlerde bulunması şeklinde açıklanmıştır (meselâ bk. Zemahşerî, III, 268).
6. âyetin “Siz de onu düşman belleyin” diye çevrilen cümlesi için, “Allah’ın buyruklarına ve yasaklarına titizlikle uyarak şeytana karşı çıkın ve onu hayal kırıklığına uğratın” gibi izahlar yapılmıştır (meselâ bk. İbn Atıyye, IV, 430). Aynı âyetin “Çünkü o kendisine uyacaklara, yandaşlarına yakıcı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur” şeklinde çevrilen kısmını, “Çünkü o kendisine uyanlara, yandaşlarına çağrıda bulunur, böylece onlar da yakıcı ateşin mahkûmlarından olurlar” şeklinde de tercüme etmek mümkündür (İbn Âşûr, XXII, 261-262; İblis ve şeytan hakkında bilgi için bk. Fâtiha
1:1 [Eûzü]; Bakara
2:34; Nisâ
4:117-121; Enfâl
8:48; Kehf
18:50-54; şeytanın Allah’a itaat yolunu seçenleri saptırmak için her türlü çabayı harcayacağına dair sözleri için bk. A‘râf
7:17; Hicr
15:39).
8. âyetin “kötü işleri kendilerine hoş görünüp, onları güzel bulan kimse” şeklinde çevrilen kısmı yeni bir isim cümlesinin öznesi olup yüklemi gizlenmiştir. Bu sebeple, ifade akışına uygun düşen değişik yüklemlere göre bu kısım için şöyle meâller de verilebilir: a) Böyle kimseler için mi üzülüp kendini helâk ediyorsun? b) Bunlar, Allah’ın hidayet nasip ettiği kimseler gibi midir? (Zemahşerî, III, 269; Şevkânî, IV, 388). Bu âyette Hz. Peygamber’e ve tebliğ görevini yaparken onun yolunu izleyenlere bir teselli verildiği açıktır. Dolayısıyla, âyetin devamındaki, “Allah dilediğini sapkınlık içinde bırakır, dilediğini de doğruya iletir” cümlesini buna göre yorumlamak gerekir. Yüce Allah’ın, kulun hiçbir katkısı olmadan onu sapkınlığa ve dolayısıyla cehenneme itmesi O’nun engin hikmetiyle bağdaşmaz. Allah’ın bir kimseyi dalalette bırakması, kendisine verilen akıl yeteneğini ve irade gücünü kötüye kullanmakta ısrar etmesi sebebiyle onu tercihiyle ve sonuçlarıyla baş başa bırakması demektir. Birçok âyet ve hadiste yer alan açıklamaların ışığında, bu tür ifadelerin, Allah’ın mutlak iradesine bir gönderme yapma veya –burada olduğu gibi– dini tebliğle görevli olanların başkalarını hidayete eriştirmekle yükümlü olmadıklarını ve zaten buna güçlerinin yetmeyeceğini belirtme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.
Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı (şeytan) sakın sizi Allah ile aldatmasın!
Ayette geçen [el-ğarûr] kelimesi “çok ve sürekli aldatan” anlamında şeytanın sıfatıdır. Benzer mesaj: Lokmân
31:33.
Ey İnsanlar! Şüphesiz Allah'ın sözü gerçektir. Bu dünya hayatı sizi aldatmasın. Şeytan da sizi Allah ile aldatmasın![456]
[456] Şeytanın insanı Allah ile aldatması hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 171-172; 471-476.
Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.¹
1- Allah'ın bağışlayıcılığına, merhametine güvendirerek.
Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va’adi Hakk’tır (her dediği olacaktır) ; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, (Kur’an’ın ayetlerini, Peygamberin hadislerini istismar edip eğrilterek ve kendisine Hakk dostu havası vererek) sizi Allah ile aldatmasın. (Bundan sakının ki, en yaygın ve maalesef saygın bir sahtekârlıktır.)
Ey insanlar, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir, sakın dünya yaşayışı aldatmasın sizi ve sakın hilebaz Şeytan, aldatmasın sizi Allah hakkında.
Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah'ın her konudaki verdiği söz gerçektir ve mutlaka gerçekleşecektir. O halde dünya hayatı nimet ve süsleriyle, sizi ahiret hayatından alıkoyup aldatmasın. Çok aldatıcı olan şeytan da sakın sizi aldatıp, Allah'ın lütuf ve bağışlamasına ümitlendirmesin.
Ey insanlar, Allah'ın va'di haktır, doğrudur. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Hilekâr insanlar ve şeytan da, Allah'ı öne sürerek, Allah adına sizi kandırmasın.
Ey insanlar! Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, çok aldatıcı (şeytan) da sizi Allah hakkında aldatmasın.
Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın.
Ey insanlar! Muhakkak Allah'ın vaadi (öldükten sonra dirilmek, hesaba çekilmek) vuku bulacaktır. O halde, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın; Şeytan da sakın sizi Allah'ın dininden aldatıp kaydırmasın.
Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz haktır. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah hakkında (kötü zan besleterek) çok aldatıcı olan şeytan da sizi aldatmasın.
Ey inanmış olanlar! Allahın verdiği söz haktır, aldatmaya sizi dünya dirliği, aldatmaya sizi hakka karşı aldayan
Ey insanlar! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah'ın bağışlayıcılığını ve merhametini ileri sürerek de sizi aldatmasın!
Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.
Ey insanlar! Allah'ın vâdi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın!
Ey insanlar ALLAH'ın sözü gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Kandırıcı, sizi ALLAH hakkında kandırmasın.
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki Allahın va'di muhakkak haktır, sakın o Dünya hayat sizi aldatmasın ve sakın o mağrur Şeytan sizi Allaha da mağrurlandırmasın
Ey insanlar, şübhe yok ki Allahın va'di bir gerçekdir. O halde zinhar sizi dünyâ hayâtı aldatmasın. Çok aldatıcı (şeytan) da sakın sizi Allah (ın hilmi ve imhâli) ile aldatmasın.
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın va'di haktır. Öyle ise dünya hayâtı sakın sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı (şeytan), sizi (isyâna sürüklerken) Allah('ın affına güvendirmek) ile kandırmasın!
Ey İnsanlar! Allah’ın vaat ettiği söz mutlaka gerçekleşecektir. Dünya hayatı sizi gururlandırmasın ve dünya hayatında sizi gururlandıran şeyler, sizi Allah ile aldatmasın.
Ey nâs! Allah/ın haşr ve ceza hakkındaki vaadi elbet olacaktır. Sakın sizi dünya diriliği aldatmasın, aldatıcı kuruntular sizi Allah/a mağrur etmesin.
Ey insanlar! Hiç şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı (şeytan veya nefis), sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın.
Ey insanlar! Allah’ın yeniden dirilme vaadi haktır, gerçektir; öyleyse, sakın şu dünya hayatının sahte cazibesi sizi aldatıp Allah’a kulluktan alıkoymasın! Hele hele o aldatıcı şeytan ve dostları, Allah’ın ayetlerini çarpıtarak veya Rabb’inizin şefkat ve merhametine güvendirerek sizi Allah ile aldatmasın!
Ey İnsanlar! Allah’ın vaadi, gerçektir.
Dünya Hayatı sizi aldatmasın!
Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın!
Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. O halde sakın dünya hayatı sizi aldatmasın1 ve sakın o aldatıcı (şeytan), sizi Allah adına2 aldatmasın.
1 Sakın Dünya hayatı sizi mağrur etmesin, aldatmasın. Bu gün keyfimize bakalım da yarın ne olursa olsun demeyin. Dünyaya dalıp da uhrevî vazifelerinizi unutmayın, Dünya için ahiretinizi feda etmeyin, çünkü gençlik uçup ihtiyarlık çöktüğü gibi Dünya da bir rüya gibi gelir geçer, ahiret, ebedî olmak üzere gelir çatar. (Elmalılı)2 O çok aldatıcı mağrur insan ve cin şeytanları sizi “Allah kerîmdir, Allah gafûrdur, rahîmdir, Allah her şeye vekildir” diyerek Allah’ın affına güvendirerek, Allah’ı kendi kafalarına göre tanımlayarak, Allah adına konuşarak, başka yolları Allah’ın yolu diye göstererek, Allah’ın adını kullanarak sizi günahlara, sefahatlere sevk etmesin, vazifelerinizi kötüye kullandırmasın.
EY İNSANLAR! Allah'ın [yeniden diriltme] vaadi gerçektir: sakın, bu dünya hayatının sizi ayartmasına ve Allah hakkındaki [kendi] çarpık düşüncelerinizin sizi saptırmasına izin vermeyin! 5
Ey insanlar, bilin ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Sakın ha şu geçici dünya hayatı sizi aldatmasın dahası hiç bir aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. 31/33, 57/20
SİZ ey insanlar! İyi bilin ki Allah’ın vaadi gerçekleşecektir! Şu halde dünya hayatı sizi asla ayartmasın! Dahası aldatıcının hiçbir türü, sizi Allah ile aldatmasın![3881]
[3881] Aynı ibâre ve parantez içiyle ilgili bir açıklama hakkında bkz:
31:33 not 43.
Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah'ın vaadi haktır. Artık sizi bu dünya hayatı aidatı nâsın ve şeytan da sizi Allah ile O'nun affına güvendirerek) aldatmasın.
Ey insanlar! Allah'ın vâdi elbette gerçektir, öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın; o çok hilekâr şeytan da Allah'ın kerem ve merhametini ileri sürerek sizi aldatmasın. [31, 33; 57, 14]
Şeytan birçok kere insanı: “Allah kerîmdir, senin ibadetine ihtiyacı yoktur. O gafurdur, rahîmdir” diyerek günahlara veya “O her şeye vekildir” diyerek tembelliklere sürükleyip, imkânlarını kötüye kullanmaya sevk etmek ister. Gerçi Allah’ın bu vasıfları vardır. Fakat öyledir diye mağrur olup aldanmak, Allah’a saygı göstermemek, Onun izzet ve celalini hesaba katmamak, Allah’ın cezasını tanımamak gibi bir cinayet işlemek olmaz. Keza Allah’ın iman edip makbul işler işleyen kullarına verdiği imkân ve derecelerden de göz göre göre bir mahrumiyete kimsenin razı olmaması gerekir.
Ey insanlar, Allah'ın va'di gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi Allah(ın affına güvendirmek sureti) ile aldatmasın.
Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz bütünüyle gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın o çok aldatan şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.
-Ey insanlar, Allah'ın vaadi şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın.
Ey insanlar! Allah'ın vaadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı olan Şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.(2)
(2) “Nasıl olsa Allah affeder” diye günaha teşvik etmek, yahut bütün bütün Allah’ın rahmetinden ümit kestirmek gibi yollarla, Allah hakkında hiçbir bilgiye dayanmayan kuruntularla.
Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.
iy ādemįler! bayıķ Tañrı va'desi ḥaķdur pes maġrur eylemesün sizi yaķın dirlik daħı maġrur eylemesün sizi Tañrı yıla aldayıcı şeyŧān .
İy ādemīler, Tañrı Ta‘ālā va‘desi girçekdür. Pes sizi aldamasun dünyādirligi. Daḫı sizi azdurmasun Allāh yolından şeyṭān.
Ey insanlar! Şübhəsiz ki, Allahın (qiyamət barəsindəki) və’di haqdır. Dünya həyatı sizi aldatmasın. O tovlayan (Şeytan) da sizi tovlayıb yoldan çıxartmasın!
O mankind! Lo! the promise of Allah is true. So let not the life of the world beguile you, and let not the (avowed) beguiler beguile you with regard to Allah.
O men! Certainly the promise of Allah(3876) is true. Let not then this present life deceive you,(3877) nor let the Chief Deceiver deceive you about Allah.*
3876 In verse 3 above the appeal was on the basis of the Past and the Present; now the appeal is on the basis of the Future. Allah's grace has promised us the Garden of Bliss ; His justice has promised us the Fire of Suffering. Both promises are certain to be fulfilled. On which side shall we range ourselves? 3877 Cf.
31:33 and n. 3624. The deception of Evil takes two forms. (1) The seductive temptations of this world may deceive us into forgetting the Hereafter. (2) The Arch-Enemy himself may so blind our spiritual vision that we may say with him, "Evil! be thou my good!" We maybe misled by easy stages. Are we on our guard?