Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3770, sondan 2467. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 65. ayetidir. Yâsîn Suresi 65. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 57 ve toplam ebced değeri ise 3305 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (4) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
اليوم نختم على افواههم وتكلمنا ايديهم وتشهد ارجلهم بما كانوا يكسبون
Şeytana kulluktan maksat, onun kışkırtmalarına kapılmak ve telkinlerine uymak, Allah’a isyan teşkil eden buyruklarını yerine getirmektir (Taberî, XXIII, 23; İbn Atıyye, IV, 459). Başta şirk ve inkârcılık olmak üzere günahları bağışlanmayanların işitecekleri azara değinilen bu âyetlerde, kendilerine verilen cezanın yadırganacak bir şey olmadığı, şeytana kulluk edilmeyip yalnız Allah’a kulluk edilmesi gerektiği konusunda vakti zamanında gerekli uyarıların yapılmış olduğu belirtilmektedir. İnsanlar arası ilişkilerde sorguya çekmenin normal yolu sorgulanan kişiye sorular yöneltilmesi ve onun bunlara cevap vermesidir. Bazan sorgulanan kişi muhatabını yanıltabilir veya –ağır baskı ve işkence altında dahi– doğruyu söylememekte direnebilir. Hele yalancı şahit bulabildiğinde gerçekleri saptırması daha da kolaylaşır. 65. âyette, hesap gününün bu dünyadaki tasavvurlarımıza göre düşünülmemesi ve o gün bütün hakikatlerin ayan beyan ortaya çıkacağının iyice kavranması için, mûtat konuşma organının bağlanacağı (ağızların mühürleneceği), başka bazı organların (ellerin) dile geleceği ve yalan söylemesi asla muhtemel olmayan tanıkların bulunacağı (ayakların şahitlik edeceği) belirtilmektedir (Nûr sûresinin 24. âyetinde “diller”in sahipleri aleyhine tanıklık edeceğinin belirtilmesinin bu âyetle çelişmediği, çünkü orada münafıkların durumundan söz edildiği hakkında bk. İbn Âşûr, XXIII, 50). Genellikle 66 ve 67. âyetlerin de âhiret hayatına ilişkin bir anlatım olduğu düşünülmüştür. Fakat bu ifadeleri, inkârcılardan söz eden 45-48. âyetlere ve özellikle, “Dileseydi Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz?” diye nankörlük edenleri eleştiren 47. âyete bağlamak ve şöyle açıklamak mümkündür: Evet âhirette bütün gerçekler açığa çıkacak; fakat biz dileseydik şimdi de onların gözlerini büsbütün siler, kör ediverirdik de yolu bulmak için koşuşurlardı. Bu ise imana zorlamak olurdu. O kadar açık kanıtları göremeyen veya görmemekte direnen o basiretsizler bunu böyle yapabileceğimizi nasıl idrak edecekler ki? Aynı şekilde, dileseydik onları (varlık türü olarak) değiştiriverirdik de oldukları yerde donup kalırlar, artık böyle münkirlik edemezlerdi. Bu yapılmıyorsa yapılamayacağından değil cezalarının âhirette verilmesinin irade buyrulmasından dolayıdır (Elmalılı, VI, 4037-4038). 66. âyet bütün insanları kapsayacak tarzda, “Dileseydik gözlerinin önüne inkâr perdesi çeker, basiretlerini bağlardık da artık hiç kimse doğru yolu bulamazdı. Bir düşün, o zaman yolu nasıl arar dururlardı; ama bu durumda nasıl göreceklerdi ki?” şeklinde de açıklanmıştır (İbn Atıyye, IV, 461). Burada asıl amacın müminlerin dikkatini şu noktaya çekmek olduğu söylenebilir: İman ve inkâr konusunda sağlanan seçim imkânı bir hikmete dayalıdır. Dünya hayatı iyiyi kötüden ayırmayı sağlayacak sınav alanı olarak düzenlenmiştir; şu halde imanlı insanlar birçok eziyetle karşılaşsalar da Allah’ın yardımından ümit kesmeden azimle tevhit mücadelesine devam etmelidirler (İbn Âşûr, XXIII, 51).
Mehmet Okuyan
Bugün onların ağızlarını mühürleyeceğiz; kazandıkları (yaptıkları) hakkında bize elleri konuşacak ve ayakları da şahitlik edecektir.
İşte bugün (ahirette hesaba çekilirken) onların ağızlarını mühürleriz; (iman ve iyilikten, küfür ve kötülükten yana) bütün yapıp kazandıklarını, (artık) elleri bize söylemekte, ayakları (işlediklerine) şahitlik etmektedir.
O gün biz onların ağızlarını mühürlerken, elleri bizimle konuşur, ayakları şahitlik() yapar. Tek tek ne kazandıklarını ve ne iş yaptıklarını bize bildirirler.
Bkz. 24:24, 41:22“Ağızların mühürlenmesi” mecâzi bir ifade olup, inkârcıların kendilerini savunacak yüzlerinin ve güçlerinin kalmayacağı anlamındadır. İnsanın “ellerinin konuşması, ayaklarının tanıklık etmesi”; Fussılet 41:21 örneğinde görüldüğü gibi “derisinin şahit olması”; Nur 24:24 ayetinde “dillerin, ellerin ve ayakların yapılanları şahitlik ederek kanıtlaması”, video kamera ile kasete çekilen bir insanın eylemlerinin daha sonradan seyredilmesi gibidir. Yani insanın hayat filminin kaydedildiği Hard Disk ortaya konacak ve bütün yaşananlar oradan seyredilecektir.
Diyanet İşleri (Eski)
İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.
(1)“Eğer insan, enâniyetine (benliğine) istinâd edip (dayanıp) hayât-ı dünyeviyeyi gāye-i hayâl (asıl maksad) ederek derd-i maîşet (geçim derdi) içinde muvakkat (geçici) bazı lezzetler için çalışsa, gāyet dar bir dâire içinde boğulur gider. Ona verilen bütün cihâzât (cihazlar) ve âlât (âletler) ve letâif (duygular), ondan şikâyet ederek haşirde (kıyâmet gününde) onun aleyhinde şehâdet (şâhidlik) edeceklerdir. Ve da‘vâcı olacaklardır.” (Sözler, 23. Söz, 113)
İlyas Yorulmaz
Bu gün inkâr edenlerin ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, kazandıklarına ayakları şahitlik eder.
O gün, zâlimlerin ağızlarına mühür vurup kapatacağız; elleri dile gelip Bize tüm olup bitenleri anlatacak, ayakları da yapmış oldukları her şeye şâhitlik edecek.Hal böyleyken, nasıl hâlâ inkârda diretebiliyorlar? Hiç düşünmüyorlar mı ki:
Mustafa İslamoğlu Yâsîn Suresi 65. Ayet Açıklaması
[3970] Şu âyetlerle krş: “Oku sicilini! Bugün kendi hesabını görmek için sen sana yetersin!” (17:14); “bilakis insan kendi benliğine şahit olacak;” (75:14); “O gün hakikati inkâr edenler ve rasule karşı çıkanlar, yerle bir olmayı temenni ederler; fakat onlar hiçbir sözü/fikri Allah’tan gizleyemezler” (4:42).
Ömer Nasuhi Bilmen
Bugün onların ağızları üzerine mühür basarız ve bize elleri söyler ve neler kazanır olduklarına dair ayakları şehâdette bulunur.