Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 507, sondan 5730. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 14. ayetidir. Nisâ Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 3708 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ومن يعص الله ورسوله ويتعد حدوده يدخله نارا خالدا فيها وله عذاب مهين
Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Kim de Allah’a ve peygamberine itaatsizlik eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar, onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
Kim Allah’a ve Elçisine isyan eder ve (Allah’ın) sınırlarını aşarsa, (Allah) onu, içinde [ebedî] kalacağı ateşe koyar. Onun için küçük düşürücü bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Resul'üne¹ karşı asilik edip O'nun yasalarını çiğnerse, sürekli kalmak üzere ateşe konacaktır. Ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Elçisine isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa (kafasına göre; daha katı veya ılımlı din kuralları uydurur, dine ekleme ve çıkarma yaparsa; Allah), onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve elçisine isyan eder, O'nun kanunlarını çiğneyip geçerse, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Rasulüne, Kur'ân'a ve sünnete bağlılığı ve saygıyı terkeder, emirlerine itaat etmez, savsaklar ve rızalarını gözetmez, Allah'ın koyduğu kuralları ve sınırlarını çiğnerse, onu da Allah, içinde ebedî kalacağı ateşe, cehenneme sokar. Onun için alçaltıcı, zillete düşürücü bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Peygamberine karşı gelir ve Allah'ın koymuş olduğu sınırları aşarsa onu da içerisinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için aşağılayıcı bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder, şeriat ve hükümlerini çiğneyip geçerse, onu da içinde ebedî olarak kalmak üzere ateşe koyar. Onun için rüsvay edici, aşağı düşürücü bir azap vardır.
Kim de Allah ve Resulüne isyan ederse ve Allah’ın sınırlarına tecavüz ederse, Allah, onu ebedî olarak ateşe koyacaktır. Ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Resûlüne karşı gelir, O'nun çizdiği sınırların dışına çıkarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için (orada) onur kırıcı bir azap vardır.
Sadece Allah’a inanmak ve itaat etmek yetmiyor, ayrıca O’nun Resûlüne de inanmak ve itaat etmek gerekiyor. Yani Allah’ın çizdiği ve Hz. Muhammed’in gittiği yoldan O’nun koyduğu yasalarla gitmek gerekiyor. Bu yasalar Kur’an’la belirlenmiş ve Hz. Muhammed’in örnekliğinde pratik hayatta karşılığını bulmuştur. Biz buna Kur’an’ın Hz. Muhammed tarafından yaşanmış hali yani “sünnet” diyoruz.Yaratılış itibariye diğer canlılardan çok daha farklı donanımla dünyaya gelen insan yaratılış safiyetini kaybedince aslına dönmek ve özündeki değerlere yeniden kavuşmak için Allah tarafından evrensel ahlaki prensiplerle ve içtimai yasalarla desteklenmiştir. İnsanın aklıyla ve ruhuyla uzlaşan bu yasalar, insanca yaşamanın ve dünya şartlarında tekâmül ederek cennetin varisi olmanın formüllerini içerir.Peygamberler vasıtasıyla insanlara ulaştırılan bu formüller zamana ve koşullara bağlı olarak yeni bazı ilavelerle devam etmiştir. Hz. Peygambere Kur’an’ın inmesiyle bu formüller tafsil ve icmal edilmiş ve böylece dünyanın sonuna kadar insanca yaşamanın sınırları belirlenmiştir. Daha sonraki zamanlarda hadiselere ışık tutması bakımından mikro planda, kıyamete kadar cereyan edecek olan birçok şey Hz. Muhammed’in hayatında tezahür etmiştir. Onun için Kur’an bir bütün olarak değil de zamana ve şartlara bağlı olarak parçalar halinde gelmiştir.
Diyanet İşleri (Eski)
Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azab onadır.
Hukuk sistemleri, vârislerin alacağı paylarda olduğu gibi, yakınlık ve uzaklık derecelerine göre akrabanın vâris olup olmayanını tayin konusunda da farklı telakki ve uygulamaları benimsemişlerdir. Mesela İslâm dışı bazı sistemlerde ölenin çocukları varsa ana-babası vâris olamamaktadır. İslâm miras hukuku payları dağıtırken âdil denge esasına riayet ettiği gibi, vârisleri tayin ederken de yakınlık derecesi ile beraber faydayı gözönüne almış, dünya ve ahiret hayatında ölüye faydası dokunan ve dokunacak olan akrabayı mirastan mahrum etmemiştir.
Edip Yüksel
Kim ALLAH'a ve elçisine isyan eder ve yasalarını çiğnerse, onu içinde sürekli kalacağı bir ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap var.
Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.
Kim de Allaha ve Peygamberine isyan eder, (Allahın) sınırlarını (çiğneyip) geçerse onu da — içinde kâim kalıcı olarak — ateşe koyar. Onun için hor ve hakîr edici bir azâb vardır.
Kim de Allah'a ve Resûlüne isyân eder ve O'nun hudûdunu aşarsa, (Allah) onu içinde ebedî olarak kalıcı olduğu bir ateşe koyar ve onun için aşağılayıcı bir azab vardır!(2)
(2)“ ‘Kur’ân’da sarîhan ve zımnen (açık ve gizli olarak) ve işâreten (işâretle), âhiret ve tevhîdi ve beşerin mükâfât ve mücâzâtını (cezâsını) binler def‘a isbât edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahîfede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?’ El-cevab: Dâire-i imkânda (varlıklar âleminde) ve kâinâtın sergüzeştine (başından geçen hâdiselere) âid inkılâblarda (değişikliklerde) ve emânet-i kübrâyı (en büyük emâneti) ve hilâfet-i arzıyeyi (yeryüzünün halîfeliğini) omuzuna alan nev‘-i beşerin (insanlığın) şekāvet (ebedî azâb) ve saâdet-i ebediyeye medâr(sebeb) olan vazîfesine dâir en büyük ve en ehemmiyetli mes’elelerinde en azametlilerini ders vermek ve hadsiz şübheleri izâle etmek (gidermek) ve gāyet şiddetli inkârları ve inadları kırmak cihetinde, elbette o dehşetli inkılâbları tasdîk ettirmek ve o inkılâbların azametinde büyük ve beşere (insanlığa) en lûzumlu ve en zarûrî mes’eleleri teslîm (kabûl) ettirmek için Kur’ân, binler def‘a değil, belki milyonlar def‘a onlara baktırsa yine israf değil ki milyonlar kere tekrâr ile o bahisler Kur’ân’da okunur, usanç vermez, ihtiyaç kesilmez.” (Şuâ‘lar, 11. Şuâ‘, 238-239)Allah Resûlü (asm)’ın sünnetine uymanın ehemmiyeti hakkında bakınız; (sahîfe 53, hâşiye 2; sahîfe 169, hâşiye 3)
İlyas Yorulmaz
Kimde Allah’a ve O’nun elçisine karşı çıkar ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, o’nu, içinde sürekli kalacağı ateşe atar ve o’nun için acıklı bir azap vardır.
Kim ki Allah/a, peygamberine âsi olur, onun hududunu da tecavüz ederse Allah onu, orada daim kılmak üzere, ateşe sokar. Onun için rüsvay kılıcı bîr azap vardır.
Her kim de Allah’a ve Elçisine karşı gelerek O’nun çizdiği sınırları çiğnemeye kalkarsa, onu içerisinde sonsuza dek kalacağı korkunç bir ateşe atacak ve alçaltıcı bir azâba mahkûm edecektir! Fakat yalnızca uhrevî ceza her zaman caydırıcı olmayabilir. O hâlde, ey İslâm toplumunun yöneticileri, aile büyükleri; dinleyin:
Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne âsilik ederse, O’nun yasalarını çiğneyerek sınırı aşarsa, onu sürekli kalacağı bir ateşe girdirir.
Onun için alçaltan bir azap da vardır.
Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu da içerisinde sonsuz kalacağı cehenneme koyar. Ona orada, rezil edici bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve Elçisi'ne isyan eder ve O'nun [koyduğu] sınırları ihlal ederse, onu içinde yerleşip kalacağı ateşe atacaktır; ve onu alçaltıcı bir azap beklemektedir.
Kim de Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne isyan eder ve onun sınırlarını çiğnerse, onu içinde kalacağı ateşe atar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. 4/7-8-11-12-13-176
Kim de Allah’a ve Rasulü’ne isyan eder ve O’nun çizdiği sınırları ihlal ederse, O onu içerisinde yerleşip kalacağı ateşe sokar; zaten onun hakkı da alçaltıcı bir azaba duçar olmaktır.
Ve kim de Allah Teâlâ'ya ve Peygamberine isyan eder, hududunu tecavüz eylerse onu da içinde ebedî kalmak üzere bir ateşe sokar ve onun için zillet verici bir azab vardır.
Kim de Allah'a ve resulüne isyan eder ve Allah'ın sınırlarını aşarsa, Allah onu da ebedî kalmak üzere ateşe koyar. Hem onu zelil ve perişan eden bir azab vardır.
[*] Ateş diye tercüme ettiğimiz nar kelimesi nekre yani belirsiz olduğu için cehennem diye tercüme edilmesi doğru olmaz. Allah'ın sınırlarını aşanlar, bu dünyada da kendilerini yakarlar.
Şaban Piriş
Kim de Allah'a ve Elçisi'ne isyan eder ve onun kanunlarını çiğnerse, onu içinde ebedi kalacağı ateşe atar. Orada alçaltıcı bir azap vardır.
Her kim de Allah'a ve Resulüne isyan eder ve Onun çizdiği sınırları aşarsa, Allah da onu ebediyen kalmak üzere ateşe sokar. Onun için aşağılayıcı bir azap vardır.
Kim de Allah'a ve O'nun resulüne isyan eder, Allah'ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.