Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 506, sondan 5731. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 13. ayetidir. Nisâ Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 80 ve toplam ebced değeri ise 6726 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
تلك حدود الله ومن يطـع الله ورسوله يدخله جنات تجري من تحتها الانهار خالدين فيها وذلك الفوز العظيم
İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve peygamberine itaat ederse Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kazanç budur.
Mehmet Okuyan
İşte şu(nlar), Allah’ın (koyduğu) sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Elçisine gönülden itaat ederse, (Allah) onu, içinde [ebedî] kalıcılar olarak altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Kur’an’da 14 kez geçen ve hepsi de Medine dönemi surelerinde yer alan [hudûd] sözcüğü [hadd] kelimesinin çoğuludur ve “sınırlar” manasına gelmektedir. Bu kelime Yüce Allah’a nispet edilerek [hudûdüllâh] yani “Allah’ın sınırları” manasında O’nun belirlediği hükümlerin sınırlarını ifade etmektedir.,Yüce Allah’a ve Elçisine itaatle ilgili olarak Kur’an’da çeşitli ayetler yer almakta ve konunun önemine dikkat çekilmiş olmaktadır. Her kim bağlam gereği miras konularında, genelde ise bütün emirleri ve yasakları bağlamında Yüce Allah’a ve mesajları ileten Elçisine gönülden itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağını müjdelemektedir. Kur’an’da cennetlerin altlarından ırmaklar akacağını bildiren pek çok ayetin yer aldığını hatırlatmak gerekir.
Bayraktar Bayraklı
Bunlar Allah tarafından konulan sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada süreli kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.
İşte bunlar, Allah'ın yasalarıdır. Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, onu içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak, orada sürekli olarak kalacaktır. İşte büyük başarı budur.
İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu (ağaçları) altından (ve zemin kısmından) ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada ebedi kalacaklardır. İşte büyük başarı ve kurtuluş bu (olacaktır).
İşte bunlardır Allah sınırları ve kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse Allah onu, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar ve onlar, ebedi kalırlar orada ve budur pek büyük bir kurtuluş ve kutluluk.
İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu içinden ırmaklar akan ebedi kalacakları cennetlere koyar, işte büyük kurtuluş budur.
Bunlar Allah'ın koyduğu kurallardır.
Kim Allah'a ve Rasulüne itaat ederse, Kur'ân ve sünneti uygularsa, onu, altından ırmaklar akan cennet konaklarına koyacaktır. Orada ebedî yaşarlar. İşte büyük mutluluk budur.
Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu içerisinde sonsuza kadar kalacakları altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.
Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.
Yetim ve varisler hakkındaki bütün bu hükümler, Allah'ın şeriatı ve çizdiği sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah, onu ağaçları altından ırmaklar akar cennetlere koyar ki, orada ebedî olarak kalıcıdırlar. İşte bu, en büyük kurtuluş ve saadettir.
Bunlar, Allah’ın yasalarıdır. Kim, Allah’a ve elçisine itaat ederse, Allah onu altında nehirler akan, içinde ebedî olarak kalacağı Cennetlere koyacaktır. İşte en büyük kazanç budur.
Allahın çizdiği sınırlar işte bu, Allah ile peygamberlerine başeğen kimse, altından ırmaklar akan cennetlere konacak, orda sonsuz kalırlar, bu ulu bir kurtuluş
Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse, Allah da onu, altından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.
Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Allah'a ve Peygamberine kim itaat ederse onu içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, büyük kurtuluş budur.
Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.
Bunlar ALLAH'ın yasalarıdır. ALLAH'a ve elçisine uyanları içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Orada sürekli kalırlar. Bu, en büyük başarıdır.
İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.
İşte bütün bu ahkâm Allahın kesdiği hududdur, ve her kim Allah ve Resulüne itaat ederse Allah onu altından irmaklar akar Cennetlere koyar, içlerinde ebedî kalmak üzre onları, bu ise o fevzi azîmdir
İşte bunlar Allahın sınırlarıdır. Kim Allaha ve peygamberine itaat ederse (Allah) onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar ki onlar orada ebedî kalıcıdırlar. Bu, en büyük bir kurtuluş (ve seâdet) dir.
Bunlar Allah'ın hudûdudur. Artık kim Allah'a ve Resûlüne itâat ederse, (Allah) onu altlarından nehirler akan Cennetlere koyar; orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Ve işte büyük kurtuluş budur!(1)
(1)“Evet hiç mümkün müdür ki, insan umum mevcûdât (varlıklar) içinde ehemmiyetli bir vazîfesi, ehemmiyetli bir isti‘dâdı (kābiliyeti) olsun da, insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam masnûâtıyla(eserleriyle) kendini tanıttırsa; mukābilinde (karşılığında) insan îmân ile onu tanımazsa, hem bu kadar rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdirse; mukābilinde insan ibâdetle kendini O’na sevdirmese, hem bu kadar bu türlü ni‘metleriyle muhabbet (sevgi) ve rahmetini ona gösterse; mukābilinde insan şükür ve hamdle O’na hürmet etmese, cezâsız kalsın, başıboş bırakılsın, o izzet, gayret sâhibi Zât-ı zü’l-Celâl bir dâr-ı mücâzât (cezâ yeri)hazırlamasın? Hem hiç mümkün müdür ki: O Rahmân-ı Rahîm’in kendini tanıttırmasına mukābil, îmân ile tanımakla ve sevdirmesine mukābil, ibâdetle sevmek ve sevdirmekle ve rahmetine mukābil, şükür ile hürmet etmekle mukābele eden (karşılık veren) mü’minlere bir dâr-ı mükâfâtı (mükâfât yeri), bir saâdet-i ebediyeyi (Cenneti)vermesin?” (Zülfikār, 10. Söz, 18)
İlyas Yorulmaz
Miras hususunda bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, o’nu içerisinde sürekli kalacağı, altlarından ırmaklar akan bahçelere koyar. İşte bu büyük kurtuluştur.
İşte Allah/ın hududu [³]. Kim ki Allah/a, peygamberine itaat ederse Allah onu, orada daim kılmak üzere, altından ırmaklar akar uçmaklara sokar büyük fevz ve necat budur.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 13. Ayet Açıklaması
[3] İşte bu ahkâm Allah'ın kullarına beyan ettiği şerayidir.
Kadri Çelik
Bunlar Allah'ın hudutlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, onda temelli kalıcılardır, büyük kurtuluş işte budur.
Bunlar, bizzat Allah’ın çizdiği sınırlardır. Her kim Allah’a ve Elçisine itaat ederse, Allah onu, ağaçlarının altından ırmaklar çağıldayan ve sonsuza dek içinde yaşayacağı cennet bahçelerine yerleştirecektir. İşte en büyük kurtuluş, budur.
Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır.
Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat ederse, onu içinde sürekli kalacakları, altından Irmaklar akan cennetlere girdirir.
Çok Büyük Başarı / Kurtuluş işte budur.
İşte bütün bu (hükümler,) Allah’ın koyduğu kurallardır.1 (Şunu iyi bilin ki) kim, Allah’a ve Elçisine itaat ederse (Allah) onu, zemîninden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî olarak kalacakları cennetlere sokar. İşte en büyük kurtuluş budur.
1 Bunlar ve diğer ayetlerde belirlenen varisler, farz olan pay sahipleridir. Bunlar; hisseleri Allah’ın (c.c) Kitabında veya Rasûlullah’ın (s.a.v) sünnetinde takdir edilmiş olan pay sahipleridir. Terekenin taksiminden evvel bunların hisseleri verilir. Efendimiz (s.a.v): “Farz olan hisseleri sahiplerine verin. Artan kısım ön sıradaki erkek asabenindir.” buyurmuştur. (Buharî, Müslim, Tirmizî,)
Muhammed Esed
Bunlar Allah tarafından konulan sınırlardır. Kim Allah'a ve Elçisi'ne tâbi olursa, Allah onu, mesken olarak içinden ırmaklar akan hasbahçelere koyacaktır; bu büyük bir mazhariyettir.
Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat ederse, onu içinde kalacağı tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyar. İşte bu en büyük kurtuluştur. 4/7-8-11-12-14-33-176
Bütün bunlar Allah tarafından çizilen sınırlardır. Kim Allah’a ve Rasulü’ne uyarsa, Allah onları içerisinde yerleşip kalacakları zemininden ırmaklar akan cennetlere koyar; işte muazzam başarı da budur.
İşte bunlar Allah Teâlâ'nın hudududur. Ve kim Allah Teâlâ'ya ve peygamberine itaat ederse onu altından ırmaklar akan cennetlere idhal eder ki orada ebedî kalacaklardır. Ve bu, azîm bir kurtuluştur.
İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere ebedî kalmak üzere yerleştirir. İşte en büyük başarı da budur.
Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Elçisine ita'at ederse Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük başarı budur.
Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlarıdır. Allah'a ve elçisine kim itaat ederse onu, ölümsüz olarak kalacağı ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. En büyük kurtuluş işte budur.
Bunlar Allah'ın kanunlarıdır. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, (Allah, o kimseyi) içinde ebedi kalacağı alt kısmından ırmakların aktığı cennetlere girdirir. Bu da en büyük kurtuluştur.
İşte bunlar Allah'ın çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah da onu, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Asıl büyük bahtiyarlık işte budur.
İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve O'nun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır.