Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4182, sondan 2055. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 49. ayetidir. Mü'min Suresi 49. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4276 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الذين في النار لخزنة جهنم ادعوا ربكم يخفف عنا يوما من العذاب
Başka birçok benzerinde olduğu gibi Firavun’un yönetimindeki toplum içinde de âyette “müstekbirler” (büyüklük taslayanlar) denilen, siyasî ve ekonomik güç sahibi bir aristokrat kesimin, bir de bunların etkisinde kalan ve genellikle zayıfların yani mevki ve itibarları düşük olanların (İbn Atıyye, IV, 563) oluşturduğu etkisiz çoğunluğun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu ikincilerden, dünyadayken inanç ve eylemlerini kendi özgür iradeleriyle seçmek yerine, baskıcı kesimin talepleri istikametinde hareket edenler, bu tutumları sebebiyle âhirette diğerleriyle birlikte cehenneme atılınca, dünyada onları izlediklerini ve onların yüzünden bu cezaya çarptırıldıklarını dikkate alarak, “Şimdi bu ateşin hiç olmazsa bir kısmından bizi kurtarabilir misiniz?” diye soracaklardır. Ancak diğerleri artık gerçeği görmüşler, ne kendilerini ne de başkalarını kurtaracak durumda olmadıklarını anlamışlardır. Esasen, öyle anlaşılıyor ki, istekte bulunanlar da bu gerçeği bilmektedirler (Râzî, XXVII, 74); maksatları ise onların, azabın bir kısmını bile giderecek güçlerinin bulunmadığını ve artık kendileri gibi sadece âciz varlıklar olduklarını yüzlerine vurmaktır. Bu âyetlerde yüce Allah, Firavun toplumunun âkıbetini örnek göstererek insanlığa gerçek özgürlük ve gerçek kurtuluş için şu hayatî uyarılarda bulunmaktadır: a) İnsanlar, hasbelkader yüksek bir ekonomik güç, toplumsal ve siyasî statü elde etmiş olan inkârcı ve erdemsiz kesimlerin, baskın grupların uydusu olmak yerine, kendilerini Allah karşısında sorumlu duruma düşürecek inanç ve davranış konularında özgür bireyler olarak seçimlerini hür iradeleriyle kendileri yapmalıdırlar; aksi halde âhirette “Allah kulları arasında hükmünü verince” artık kimse kimseyi kurtaramayacak, melekler bile yardım isteklerine olumsuz cevap vereceklerdir. b) İnsan kendi kurtuluşunu arama görevini kıyamet gününe bırakmamalıdır; çünkü o zaman Allah’ın dilemesi dışında kimse kimseye yardımcı olamayacaktır. Şu halde insan, kurtuluş çarelerini dünyada aramalı, bunun için de kendisini yoldan çıkaran içindeki nefsânî arzulara mağlûp olmak ve dışındaki saptırıcı baskın gruplara bilinçsizce bağlanıp peşlerine takılmak yerine, görevi gerçek imanı, üstün ahlâk ve faziletleri öğretmek olan Allah elçisinin sesini dinlemeli, onun getirdiği açık seçik gerçeklere yönelmeli, onun sünnetini yani tertemiz hayat çizgisini izlemelidir.
Mehmet Okuyan
Ateşte bulunanlar, cehennem bekçilerine “Rabbinize dua edin de bizden bir gün bile olsa azabı hafifletsin!” diyeceklerdir.
Ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine: (Ne olur) "Rabbinize dua edin (ve şu arzumuzu iletin) de, azaptan bir günü (olsun) bize hafifletsin" diyeceklerdir.
Ateşin içinde bulunanlar, bu defa cehennemin vazifeli meleklerine: “Ne olur, Rabbinize yalvarın da azabımızı (hiç değilse) bir günlüğüne hafifletsin” diye yalvaracaklar.
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 49. Ayet Açıklaması
Bu ayet, olabilecek olanları tasvir ederek insana sunuyor ki, ölüm gelmeden insan hazırlığını yapsın. Başına gelebilecekleri şimdiden düşünsün ve ona göre kendine çeki düzen versin, kendine bir yol çizsin. İnsan için en zor şey bu azabı hak edecek bir hayat ortaya koymaktır. Allah’a karşı çıkmak, zulmetmek, çalmak, haksızlık yapmak, özgürlüğü kısıtlamak, hak yemek, insanları aldatmak, doğayı tahrip etmek, kötülük üretmek, başkalarının namusuna zarar vermek zor şeylerdir. Doğru olmak, sevmek, saygı duymak, doğru konuşmak, yardımlaşmak, çalışmak, iyilik yapmak, iyi düşünmek, erdemli olmak kolay şeylerdir. İnsan kolayı yapıp cennete gitmek yerine zoru yapıp cehennemi tercih ediyorsa yapacak bir şey yok. Allah da kulunun tercihini kendi niyeti, samimiyeti ve eylemlerinin sonucuna göre belirleyecektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: "Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin" derler.
Derken ateşin içindekiler, cehennemin bekçilerine seslenerek, “Ne olur Rabb’inize yalvarın da, hiç değilse bir gün için azâbımızı hafifletsin!” diyecekler.
Ateşin içerisinde azap görenler cehennemin bekçilerine: “Ne olur, Rabbinize duâ edin de hiç değilse bir gün bari azabımızı hafifletsin!” diye yalvarırlar.
Ateşte yananlar, cehennem görevlilerine: – Ne olur Rabbinize dua edip yalvarın da çektiğimiz şu azabı kısa bir süreliğine de olsa hafifletsin, diye yalvarırlar. 67/6...12