Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4486, sondan 1751. ayet; 45. sure ve Câsiye Suresinin 13. ayetidir. Câsiye Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 5288 olarak hesaplanmıştır. Câsiye Suresinin toplam ebced değeri 153393 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
وسخر لكم ما في السموات وما في الارض جميعا منه ان في ذلك لايات لقوم يتفكرون
Yine kâinat kitabına dönülmekte, deniz, kara ve göklere dikkat çekilerek hem bunların yaratanı bulduran bir gözle okunmasına hem de buralardan insanlara sunulan nimetler sebebiyle Allah’a şükredilmesine yönlendirme yapılmaktadır. Araya yerleştirilen 6-11. âyetlerde Kur’an’a dikkat çekilmesi, onun öneminin ve niteliklerinin açıklanması, dolaylı olarak “doğru düşünme, nimetlerden hakkıyla yararlanma ve onları lutfeden Allah’a şükretme vazifelerini yerine getirmek için” insanların, Kur’an’ın rehberliğine muhtaç olduklarının altını çizme amacına yöneliktir. Mümin hem aklını ve duyu organlarını kullanarak kâinat kitabını okuyacak, hem de Kur’an’ı okuyarak ilâhî irşattan istifade edecektir; bu takdirde iki kanat elde edilmiş olacak, tek kanatla ulaşılması mümkün olmayan bilgi ufuklarına, aşkın hedeflere ulaşılacaktır.
Mehmet Okuyan
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütuf olarak) size boyun eğdirmiştir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Kendinden (bir nimet olarak), göklerde ve yerde olanların tümüne (Allah) sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten (sayısız) ayetler (ve alâmetler bulunmaktadır).
Allah, göklerdeki varlıkların ve imkânların, yerdeki varlıkların ve imkânların hepsini, kendi katından bir lütuf olmak üzere kurduğu düzen gereğince sizin faydalanmanız için kanunlarına boyun eğdirendir. Gelişmeye devam eden, tefekkür-düşünme ağına sahip, faydalı sonuçlar elde edebilen toplumlar için, Allah'ın birliğini, kudretini, kurduğu düzeni gösteren deliller, birçok konunun çözümüne işaretler vardır.
Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Bir de göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini (Allah) kendi katından sizin hizmetinize bağladı. Şübhesiz ki bunda, düşünecek bir kavim için ibretler var.
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsini kendisinden bir ikram olarak size musahhar etmiştir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için önemli ayetler vardır.
O, göklerde ve yerde olan her şeyi, kendinden (bir lütuf olarak) emrinize vermiştir. Bunda düşünen bir toplum için (alınması gereken önemli) ibretler vardır.
Cemal Külünkoğlu Câsiye Suresi 13. Ayet Açıklaması
Öyle ya, Allah göklerde ve yerde olan her şeyi insanın emrine niçin vermiştir. Düşünen ve aklını işleten bir insan bu sorunun cevabını aramaz mı? Madem insanın diğer canlılardan bir farkı olmayacaktı, onun hayatı da diğer canlıların hayatı gibi yemek içmek ve yatmaktan ibaret olacaktı o taktirde neden diğer canlılardan farklı kılınmıştır? Düşünmemiz gerekmez mi?
Diyanet İşleri (Eski)
Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
O, göklerde ve yerde bulunan herşeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.
O, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini, kendi (canibi) nden size râm etdi. Şübhe yok ki bunda, iyi düşünecek bir kavm için, kat'î ayetler (delâletler, ibretler) vardır.
Hem göklerde olanlar ve yerde bulunanların hepsini, kendi tarafından (bir lütuf olarak) sizin emrinize verdi. Doğrusu bunda, düşünecek bir topluluk için gerçekten deliller vardır.
Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Allah, göklerde ve yerde ne varsa hepsini katından bir lütuf olaraksizin hizmetinize vermiştir. Hiç kuşkusuz bunda, düşünen bir toplum için nice ibretler, nice deliller vardır.
(O Allah) Kendinden1 (bir nîmet olarak) göklerde ve yerdekilerin tümüne sizin için2 boyun eğdirdi.3 Şüphesiz bunda, dü-şünen bir topluluk için gerçekten mûcizeler vardır.
1 (جَمِيعًا مِنْهُ) ifâdesindeki (مِنْ) harf-i cerrini Hıristiyanlar ve bazı sufi ekolleri “ba’ziyyet bildirir” şeklinde anlayarak; Hıristiyanlar; “Hz. İsa’nın Allah’ın bir cüz’ü olduğuna, vahdet-i vücutçular da kendi bâtıl düşüncelerine” delil gibi göstermeye çalışmışlardır. Aslında (مِنْهُ) ifâdesi (سَخَّرَ) fiilinin (تَسْخِيرًا كَائِناً مِنْهُ) şeklindeki takdiriyle mutlak mef’ulü olur. Yani boyun eğdirme, insanların ve varlıkların sebebiyle değil “bizzat Allah’ın insanlara bir lütfundan” dolayıdır. Yoksa bu âyeti, “göklerde ve yerde kendisinden bir parça olan bütün varlıkları” şeklinde anlamak mümkün değildir. Ayrıca (جَمِيعًا مِنْهُ) ifâdesindeki (مِنْ) i’rab yönüyle; hâl olarak düşünülürse anlamı: “O Allah, bütün bu eşyayı Kendi katından meydana gelmiş olarak emrinize amade kıldı” şeklinde olur. 2 (وَسَخَّرَ لَكُمْ) ifadesi; “sizin emrinize verdi” veya “sizin için boyun eğdirdi” şeklinde tercüme edilebilir. Bu tercümenin ikisi de, insanların bütün her şeyden daha önemli olduğunu ifade eder. Çünkü bütün gökler ve yerdeki eşyanın insana boyun eğmesi, insanın hepsine hâkimiyetini ve üstünlüğünü ifâde edeceği gibi insan için boyun eğdirilmiş olması da insanın; “yaratılışın hedefi” olmasını ifâde eder. Her iki durumda ise insan, diğer varlıklardan daha gelişmiş bir şekilde yaratılmıştır. İnsanın iki yönü vardır. Birisi fizikî, birisi de rûhî yönüdür. Fizikî yönüyle açıkça biliniyor ki insanın yaratılışı gökler ve yerin yanında bir zerre denemeyecek kadar küçüktür. Allah tarafından “içine ruhumdan üflediğim” ifadeleriyle yüceltilmiş olan insan ruhu, âlemlerin diğer canlı ve cansız cisimlerinin sahip olmadığı yüksek bir kapsamlılığa sahiptir. İşte bu âyette açıkça ifâde edilen “itaat ettirme” de bu yönüyledir. İnsanın bir bakışla yer ve gökten ne kadar geniş bir sahayı görebildiği göz önünde bulundurulursa bu “itaat ettirmenin” bir anı düşünülmüş olur. Bu âyetin, bilhassa tefekkür âyeti olmak üzere seçilmiş olması da gösterir ki buradaki genel itaat ettirmeden maksat, ruhî yönden itaat ettirmedir. Fiilen itaat ettirme ise onun bir neticesi olarak meydana gelir. 3 Yani başka birinin tavassutuyla değil, yalnız Kendisinin yaratma ve emrinize âmâde kılma arzusuyla, Zatından bir lütuf olmak üzere onların tamamını sizin istifadenize ve hizmetinize sundu. Bunda tefekkür edecek bir toplum için; Allahu Teâlâ’nın insan üzerindeki nimetinin çokluğuna, insana olan ikramının önemine ve insanın Allah’tan başkasına kulluğunun câiz olamayacağına delâlet eden birçok âyetler vardır.
Muhammed Esed
O, göklerde ve yerde olan her şeyi, Kendinden [bir bağış olarak] emrinize vermiştir: 11 bunda düşünen bir topluluk için mesajlar vardır!
Evet göklerde ve yerde bulunan şeyleri de, hepsini sizin istifadenize O sunmuştur. İşte bunda derinlemesine düşünebilen bir toplum için nice mesajlar vardır. 14/32...34, 31/20
Yine O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendi katından (bir bağış olarak) emrinize âmâde kılmıştır.[4476] Elbet bütün bunlarda da düşünen bir toplum için sayısız mesajlar vardır.
Mustafa İslamoğlu Câsiye Suresi 13. Ayet Açıklaması
[4476] Bunu hem eşyaya yasalar koyarak hem de insanı eşyanın yasalarını keşfedecek üstün bir kabiliyetle donatarak yapmıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsini sizin için, tarafından musahhar kıldı. Şüphe yok ki, bunda düşünecekler olan bir kavim için elbette alâmetler vardır.
Hem göklerde ve yerde ne varsa, hepsini Kendi tarafından bir lütuf olarak hizmetinize veren de O'dur. Elbette bunda düşünecek kimseler için ibretler vardır. [16, 53]
Göklerde ne var, yerde ne varsa, hepsini O kendi tarafından bir lütuf olarak sizin hizmetinize verdi. Tefekkür eden bir topluluk için bunda nice âyetler vardır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa tümünü, O'ndan bir lütuf olarak size boyun eğdirmiştir. Bunda, derin derin düşünen bir topluluk için elbette ibretler vardır.
Daḫı size musaḫḫar itdi her ne kim göklerde var‐ısa ve her ne kim yirlerde‐y‐ise. Barçası andandur. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur bir ḳavme ki fikr iderler.