Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4487, sondan 1750. ayet; 45. sure ve Câsiye Suresinin 14. ayetidir. Câsiye Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 4059 olarak hesaplanmıştır. Câsiye Suresinin toplam ebced değeri 153393 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
قل للذين امنوا يغفروا للذين لا يرجون ايام الله ليجزي قوما بما كانوا يكسبون
İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
Âyetin nüzûl sebebi ile ilgili olarak birkaç rivayet vardır, bunların ortak noktası, Kur’an’ın, kendisine inanmayanlarla ilgili açıklamalarını kabul etmeyen, dolayısıyla âhirette çekecekleri cezayı da inkâr eden kâfirlerin çeşitli vesilelerle Hz. Peygamber’e ve müslümanlara yaptıkları hakaretlere sahâbenin fiilen cevap verme ve cezalandırma teşebbüsleridir (Kurtubî, XVI, 157 vd.). Asıl mücadele konusu daha önemli olduğu için müminler, böyle önemsiz şeylerle meşgul olmaktan, güçlerini bunlar için harcamaktan menedilmişler, teselli olarak da “Kimsenin yaptığının yanına kalmayacağı, Allah’ın hak edenleri gerektiği gibi cezalandıracağı” bildirilmiştir.
“Cezalandıracaktır” kısmını “günler”e bağlayarak âyete, “... Allah’ın, bir topluluğu yaptıkları yüzünden cezalandırmak için tahsis ettiği günlerine inanmayanları bağışlasınlar” şeklinde meâl vermek de mümkündür. Bu takdirde din özgürlüğü vurgulanmış, dünyada inanmayanlara baskı yapılamayacağı, onların cezalarının âhirette Allah tarafından verileceği ifade edilmiş olmaktadır.
Mehmet Okuyan
İman edenlere söyle: Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları bağışlasınlar! Sonunda (Allah) her topluma kazandıklarının karşılığını verecektir.
Buradaki bağışlanma duası esasında bu kişilerin bağışlanmaya müsait bir hale gelmeleriyle ilgili olmalıdır. Aksi takdirde Tevbe 9:113’te ifade edildiği üzere, şirk üzere ölenlerin bağışlanması için duada bulunmak yasaklanmıştır. Konu eğer duygusal bir boyutta düşünülürse, bu defa da Hz. İbrahim’in ve Hz. İsa’nın şefkat içerikli ifadeleri hatırlanabilir. Benzer mesajlar: Mâide 5:118; İbrâhîm 14:36.
Bayraktar Bayraklı
İnananlara söyle: Allah'ın ceza günlerini beklemeyenlere aldırmasınlar; çünkü Allah, her bir topluluğa yaptıklarının karşılığını verecektir.
İman edenlere de ki: "(Din düşmanlarını) Onları kendi kazandıklarıyla (küfür ve kötülük olarak yaptıklarıyla) cezalandırması için (Cenab-ı Hakkın yularlarını uzatıp fırsat tanımasına aldanmasınlar), Allah'ın (hesap ve intikam) günlerini ummayanlara (ve inanmayanlara aldırmasınlar,şimdilik tebliğ görevini yaparak, onları) boş verip bağışlasınlar (kendi hallerine bıraksınlar) .” Çünkü Allah her toplumu yaptıklarına göre cezalandıracaktır.
Allah'ın günleri, azâbın gelip çatacağı günler, yahut gündelik ibadetlere dikkattir. 14. sûrenin 5. âyetinde de eski ümmetlere gelip çatan azâbı an mealinde Allah günlerini hatırlat, an onlara denilmektedir.
Abdullah Parlıyan
Ey peygamber! İman edenlere söyle: “Allah'ın her toplumu işleyip elde ettikleriyle cezalandıracağı günlerin geleceğini ümit etmeyenlerin, yaptıkları eziyetlere şimdilik güçleri yetmediklerinden dolayı sabredip vazgeçsinler. Çünkü insanlara hak ettiklerinin karşılığını vermek, sadece Allah'a mahsustur.
(Ey Rasûlüm), iman edenlere söyle: Allah'ın (azab) günlerinden korkmayanları bağışlasınlar; çünkü (Allah) her kavme, kazandıklarının karşılığını verecektir. (Bu ayet-i kerime, müşriklerden, birinin Hz. Ömer'e sövmesi ve Hz. Ömer'in de onu yakalayıb dövmek istemesi üzerine nazil olmuştur. Kıtal ayeti ile nesh edildiği de söylenmektedir).
İnananlara de ki: “Allah’ın azap günlerinden korkmayanları affetsinler. Ki Allah, yaptıklarından (affettiklerinden) dolayı o (iyi) toplumu mükâfatlandırsın.()
(Ey Resul!) İnananlara söyle: Allah'ın (inkârcıları cezalandırması için kendilerine göstereceği) günlerin gelip çatacağını beklemeyenlerin sözlerine ve davranışlarına aldırış etmesinler ve onların kusurlarını bağışlasınlar. Çünkü Allah, hangi topluluk ne kazanmış ise muhakkak karşılığını verecektir.
Bu âyeti, cihad hükmünden önce nâzil oluşuyla açıklayan müfessirlerin yanısıra burada esas maksatın, müminlerin ferdî çekişmelerden uzak durmalarını telkin etme olduğu da belirtilmiştir.
Edip Yüksel
İnananlara söyle ki, ALLAH'ın günlerini ummayanları bağışlasınlar. Zira O, yaptıkları işlere göre bir topluluğa karşılık verir.
Ey Muhammed! İman edenlere söyle: Allah'ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır.
(Habîbim) îman edenlere söyle: Allahın günleri (nin çatıb geleceği) ni ümîd etmeyenleri (n ezalarına) aldırış etmesinler. Çünkü (Allah) herhangi bir kavme (ancak) kazanmakda olduklarıyle mukaabele eder.
İman edenlere deki “Allah’ın, bir topluluğu kazandıklarından dolayı cezalandırması için var ettiği, Allah’ın günlerini (hesap gününü) ummayanları bağışlasınlar.
Mü/minlere de ki Allah/ın mü/minlere nusrat vereceği günleri ummayanları yarlıgasınlar [¹], şunun için ki Allah, herkesin kazançlarına göre cezasını verecek.
Ey Müslüman! İnananlara söyle; Allah’ın zâlimleri cezalandırıp müminleri zafere ulaştıracağı ceza günlerinin geleceğini ummayan o inkârcıları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah, yeri ve zamanı gelince onlarla savaşmanıza izin verecek ve müminlere kan kusturan bir halkı, yaptıklarından dolayı en ağır biçimde cezalandıracaktır. O hâlde, siz bıkıp usanmadan hakîkati anlatmaya devam edin:
1 Allah’ın günleri: Araplar, savaş gibi büyük tarihî olaylara “eyyam” derler. Meselâ Arapların büyük tarihî olaylarına mecâzen “Eyyam-ı Arap” denilir. “Eyyamullah” da “Allah’ın mü’-minler’e yardımı, sevap ve mükâfatı, kâfirlere azabı, için tayin ettiği zaman” demektir ki, bu da âhiret hayatıdır. Âyette kastedilen, gerektiğinde savaşmayı yasaklamak değil, kişisel olarak bayağı kavgaları yasaklamaktır. Bundan dolayı savaşı emreden ayetlerle bu âyetin nesh edilmesi gerekmez.
Muhammed Esed
İman etmiş olan herkese söyle: Allah'ın Günleri'nin geleceğine inanmayanları 12 affetsinler, [çünkü] insanlara hak ettiklerinin karşılığını vermek [yalnız] O'na özgüdür.
İman edenlere, söyle! Her toplum kendi yaptığının cezasını çekmesi için, Allah’ın cezalandırma günlerinin geleceğini ummayanların yaptıklarını şimdilik bağışlasınlar! 7/50-51, 10/15
Söyle iman edenlere: Allah’ın Günleri’nin[4477] geleceğini arzu etmeyenleri (şimdilik) bağışlasınlar;[4478] çünkü O bir toplumu (ancak) ısrarla yaptıklarından dolayı cezalandırır.[4479]
Mustafa İslamoğlu Câsiye Suresi 14. Ayet Açıklaması
[4477] Yani: “Bugünün bir de yarını var” anlamında. Bu ibare, “Zira o (iyi ve kötü) dönemleri, biz insanlar arasında döndürür dururuz” (3:140) âyeti ışığında anlaşılmalıdır (Krş: 14:5, not 6).
[4478] Daha sonra gelen meşru savunma ve savaş izni veren âyetlere dayanarak parantez içinde “şimdilik” kaydını düştük.
[4479] Zımnen: Sırf mutlak bilgisine dayanarak değil, suç işlendikten ve suçta ısrar edildikten sonra cezalandırır. Bu ifade 23. âyeti açıklar. İbn Abbas’ın âyeti mü’minlere uygulanan işkence ve baskı bağlamında yorumlaması, dönemin tabiatına uygundur (Taberî ve Kurtubî).
Ömer Nasuhi Bilmen
İmân edenlere söyle, Allah'ın günlerini ümit etmeyenler için yarlığamakta bulunsunlar, bir kavmi kazanır oldukları şey ile cezalandırması için.
Müminler, kâfirlerin dilleriyle, kalemleriyle veya her hangi bir vasıta ile yaptıkları suçlamalara karşı, o ahlâksız ve düşüncesiz insanların seviyelerine inmek sûretiyle, kendi yüksek vasıflarına zarar vermesinler. Onların işlerini Allah’a havale etsinler.
Süleyman Ateş
İnananlara söyle: Allah'ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları affetsinler ki (Allah), bir toplumu, yaptıklarıyle cezalandırsın.
eyit anlara kim įmān getürdiler yarlıġayalar ya'nį ol fażl Tañrı’dandur. eyleyeler anları kim ķorķmazlar Tañrı günlerinden tā cezā virevüz bir ķavma, andan ötürü kim oldılar işlerler.