Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 700, sondan 5537. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 31. ayetidir. Mâide Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 106 ve toplam ebced değeri ise 9999 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فبعث الله غرابا يبحث في الارض ليريه كيف يواري سواة اخيه قال يا ويلتى اعجزت ان اكون مثل هذا الغراب فاواري سواة اخي فاصبح من النادمين
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
Tefsirlerde anlatıldığına göre Kabil kardeşini öldürdükten sonra cesedi ne yapacağını bilememiş, şaşırıp kalmıştı. Bunun üzerine yüce Allah bir karga gönderdi. Karga yerde eşinerek Kabil’e kardeşinin cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini gösterdi veya ölmüş bir kargayı bu şekilde gömdü. Böylece Allah bir kargayı örnek göstererek şaşkınlık ve cehaleti sebebiyle bocalamakta olan Kabil’i uyardı. Bir başka rivayete göre yüce Allah iki karga göndermiş, bunlardan biri diğerini öldürdükten sonra gagası ve ayaklarıyla yeri eşeleyip öldürdüğü kargayı gömmüştür. Bu konuda karganın kendisinden daha yetenekli olduğunu gören Kabil karga kadar olamadığına hayıflanmış ve yaptığına pişman olmuştur.
İbn Âşûr, görünen çirkin şeylerin örtülmesini istemek kabilinden olan bu büyük sahnenin insanlığın medeniyet yolunda attığı ilk adımı temsil ettiğini, aynı zamanda taklit ve tecrübe yoluyla kazandığı ilk bilgi olduğunu kaydeder. Ona göre bu olay insanın kendisinden daha zayıf varlıklardan bilgi edindiği sahnelerin de ilkidir. Nitekim (daha sonra) insanlar güzel görünmek için de hayvanlara benzemeye çalışmışlar, renkli, güzel deri elbiseler edinmişler, çiçeklerle, kıymetli taşlarla ve renkli tüylerle süslü taçlar giymişlerdir (VI, 174). Ölmüş bir insan cesedini gömmek geride kalanların ona karşı son insanî vazifeleri olduğu gibi tabiatın ve insan sağlığının korunması bakımından da önemlidir. Zira gömülmeyen ceset kokar, çürür ve bundan insan sağlığına zararlı mikroplar ürer. İnsanoğlu, Allah’ın kendisine vermiş olduğu düşünme, deneme ve örnek alma gibi yetenekler sayesinde bu zararlardan kendisini koruyabilmiştir.
Kıskançlık ve benzeri nefsânî duygulara boyun eğen insan, kardeşini dahi öldürebilir; ancak bunun sonu dünyada insanı içten içe yakan vicdan azabı ve pişmanlık, âhirette ise cehennem ateşidir. Kıskançların gözleri kendi üzerlerindeki nimetlere karşı kördür; Allah’ın kendilerine lutfettiği nimetleri göremezler, başkalarının ellerindeki nimetleri görür ve onlara karşı kin güderler. Şüphesiz bu durum kötü bir hastalıktır. Bu hastalığın şifası ise İslâm’ın kurallarını yaşayarak nefsi terbiye etmek ve onu kötülükleri emreden bir nefis olmaktan çıkarıp Allah’ın kendisine lutfettiklerine razı olan bir nefis haline getirmektir.
Mehmet Okuyan
(Ardından) Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga göndermişti. (Katil kardeş) “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar ol(amay)ıp kardeşimi gömmekten âciz mi oldum!” demiş ve pişmanlık duyanlardan olmuştu.
Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Yazıklar olsun bana! Şu karga gibi bile olamadım mı ki kardeşimin cesedini gömeyim!”
Bayraktar Bayraklı
Derken Allah, ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi; karganın yaptığını görünce, “Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben?” dedi ve pişman olanlardan oldu!
Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu.¹ “Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!” dedi. Pişman olanlardan oldu.
1- Karga, öldürdüğü kardeşinin cesedini, ortada bırakan kardeşe, ölüyü nasıl toprağa gömeceğini göstermek için değil; ölüyü açıkta bırakmakla ne denli kötü ve düşüncesizce bir şey yaptığını hatırlatmak için yeri eşelemektedir. Ölünün nasıl toprağa gömüldüğünün bilinmediğini varsaymak doğru bir düşünce değildir.
Ahmet Akgül
Derken, (ne yapacağını şaşırmış vaziyette bocalarken) Allah ona, yeri eşeleyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?" Artık o, pişman olmuştu (ama iş işten geçmişti).
Sonra, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için Allah, bir karga gönderdi. Bu karga, yeri eşmedeydi. Yazıklar olsun bana dedi, kardeşimin cesedini gömmede şu karga kadar bile olamadım ha? Ve o, artık nedamet edenlere katılmıştı zaten.
Ahd-i Atıyk'te "Tekvin" bölümünün 4. babında bu olay anlatılmaktadır.
Abdullah Parlıyan
Derken Allah, o'na kardeşinin cesedini, nasıl gizleyeceğini göstermek için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Bunu gören Kâbil: “Eyvah!” diye haykırdı. “Yazıklar olsun bana! Ben bu karganın yaptığını yapamayacak ve kardeşimin cesedini gizleyemeyecek kadar aciz miyim?” Ve bunun üzerine vicdan azabı duyanlardan oldu.
Derken Allah, gözünün önünde durdukça kendisine acı çektiren kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Katil kardeş:
“Yazıklar olsun bana, şu karga kadar bile olamadım. Gözümün önünde durdukça bana acı çektirmeye devam eden kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben?" dedi. Ve yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu.
Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Bunun üzerine: "Yazık bana! Kardeşimin cesedini gömmek için şu karga kadar olmaktan bile aciz mi kaldım!" dedi ve yaptığına pişman olanlardan oldu.
Derken, Allah, ona, yeri eşiyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. 'Bana yazıklar olsun' dedi. 'Şu karga gibi kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?' Artık o, pişman olmuştu.
Sonra Allah bir karga gönderdi. Kâbil'e kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini göstermek için o karga, yeri eşeliyordu. Kâbil: “- Bana yazıklar olsun! Ben şu karga gibi olup da kardeşimin cesedini örtemedim.” dedi. Artık o pişmanlığa düşenlerden olmuştu.
Bunun üzerine Allah, yeri deşen bir karga gönderdi ki; ona kardeşinin ceset ve avretini örtmeyi göstersin. O ise: “Yazıklar olsun bana, ben bu karga gibi olup da kardeşimi gömmekten aciz miyim?” dedi. Ve pişman olanlardan oldu.()
(*) Bu kıssa, insan nev’inin iki türü olan iyilerle kötülerin halini sembolize ediyor. Kavga konusu, kadındır. Her insan kendi emeğinden, kadın için bir kurban sunuyor. Hayvancılar hayvan, ziraatçılar başak adıyor.
Demek yerleşik düzene geçenler, hayvancılıkla geçinen göçebelere üstün gelerek onları öldürmüş, onlara zulmetmişler. İlk nesiller, ölülerini nasıl gömeceklerini bilmezken Allah hayvanların diliyle onlara bilgi vermiştir.
Besim Atalay
Kardeşinin ölüsünü, ne yolda örtmesini göstermekçin Allah ona bir karga yolladı, «Yazık bana, ben bu karga gibi olup da, kardeşimin ölüsünü gömemedim!» dedi, hemen pişman olanlardan oldu
Sonra Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl gömeceğini göstermek için (Kabil'e) toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömemiyor muyum?” dedi ve böylece o artış pişman olmuştu (ama iş işten geçmişti).
Kıskançlık, bütün insanların yaşadığı evrensel bir duygudur. Başaramadığımızı başarana, dikkati daha çok çekene, sahip olmadığımıza sahip olana, daha huzurlu, daha özgüvenli, daha mutlu yaşayana karşı duyduğumuz tarifi zor bir duygudur kıskançlık. Beklediği ilgiyi, sevgiyi, saygıyı, şefkati göremediği zaman kişide kıskançlık duygusu görülebilir. Aşırıya kaçmadığı, hasede dönüşmediği ve zararlı olmadığı sürece yaşanan bu kıskançlık doğal bir duygudur. Ancak, bu duygunun imanla kontrol altına alınması gerekir. Allah’ın takdirine ve adaletine inanan insanların kıskançlık duygusuna kapılarak zararlı olması mümkün değildir. Zira onlar inanıyor ki her şey Allah’ın iradesiyle ve dilemesiyle gerçekleşmektedir. “Zaten siz ancak, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın iradesinin tecellisine uygun olması halinde, iradenizi ve tercihinizi kullanabilirsiniz” (Tekvir 81:29). “Hiçbir şey hakkında sakın: “Yarın şunu yapacağım” deme! (Bunun yerine:) “Ancak Allah dilerse yapacağım de”!”(Kehf 18:23-24). Fakat imandan mahrum, materyalist düşünceye sahip, zayıf ruhluların kıskançlığı tehlikelidir. Nitekim bir önceki âyette, Kabil’de olduğu gibi kıskançlığın insanı adam öldürmeye kadar götürebileceği anlatılmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu.
Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim» dedi ve ettiğine yananlardan oldu.
İnsan nefsanî duygularına ve bu cümleden olarak kıskançlık duygusuna boyun eğerse kardeşini bile öldürebilir; ancak bunun sonu dünyada insanı içten içe yakan vicdan azabı ve pişmanlık, ahirette ise ruh ve vücudunu yakan ateştir. Kıskançların kendilerini gören gözleri kördür, mazhar oldukları nimetleri ve güzellikleri görmez; hep başkasındakini görür ve kinlenirler. Bu hastalığın çaresi İslâm’ı bütünü ile yaşayarak nefsi terbiye etmek, hep kötülüğü emreden nefsi (nefs-i emmâreyi), sükun ve huzura kavuşturmak (mutmainne kılmak) ve Allah’ın verdiğine razı (râziye) hale getirmektir.
Edip Yüksel
ALLAH kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazık bana; kardeşimin cesedini gömme konusunda bu karga kadar bile olamadım," diyerek pişman oldu.
Bazı ülkelerde mezarlar pahalı olduğu için cesedin yakma işlemi tercih ediliyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
Derken Allah bir karga gönderdi, yeri deşiyordu ki ona kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstersin, eyvah, dedi: şu karga kadar olub da kardeşimin cesedini örtemedim ha! Artık peşiymanlığa düşenlerden olmuştu
Sonra Allah bir karga gönderdi. O, yeri eşiyordu ki Ona kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini göstersin. «Yazıklar olsun bana, dedi, ben şu karga gibi bile olub da kardeşimin cesedini örtmekden âciz mi oldum?» Artık o, (etdiğine) peşimanlığa düşenlerden olmuşdu.
Sonra Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Bunun üzerine Kabil:) “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz mi kaldım?” dedi. Böylece (bunu bilmediğine) pişman olan kimselerden oldu.
Bundan sonra, kardeşinin ortada kalan cesedini nasıl kaldıracağını göstermek üzere, yeri eşeleyen bir karga gönderdik. Bunun üzerine “Yazıklar olsun bana, kardeşimin cesedini nasıl ortadan kaldıracağımı düşünemeyerek, şu kargadan daha aciz kaldım.” dedi. Sonra kardeşinin cesedini toprağa gömdü ve kardeşini öldürdüğüne pişman oldu.
Allah, yeri eşerek ona kardeşinin cesedini [⁵] nasıl örteceğini gösterecek [⁶] bir karga gönderdi. «Bana yazıklar olsun! Bu karga gibi olamadım mı? Olaydım da kardeşimin cesedini örteydim» dedi, pişman oldu gitti.
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 31. Ayet Açıklaması
[5] Veya avret yerini, cifesini.[6] Yahut kardeşinin cesedi definsiz kalarak hasıl olan çirkin hali ortadan nasıl kaldıracağını gösterecek.
Kadri Çelik
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım” dedi de pişmanlığa düşenlerden oldu.
İlkönce, cesedi ne yapacağını bilemedi. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek üzere, toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. Kâbil, hayvancağızın ölü bir kargayı toprağa gömdüğünü görünce, “Vah, yazıklar olsun bana!” dedi, “Ben şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemeyecek kadar âciz miyim?” O anda ne kadar âciz, ne kadar zavallı bir durumda olduğunu anladı. Derken, kalbinde bir burukluk hissetti ve büyük bir pişmanlık duydu. Ama artık iş işten geçmişti.
Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermesi için Yer’i eşeleyen bir karga gönderdi.
-“Yazıklar olsun bana! Şu karga gibi olmaktan, kardeşimin cesedini gömmekten aciz kaldım ha!” dedi.
Pişmanlık Duyanlar’dan oldu.
Bunun üzerine Allah kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için toprağı eşeleyen bir karga gönderdi.1 O da: “Yazıklar olsun bana, ben şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömemedim ha?” dedi ve pişman olanlardan oldu.2
1 Bu olay, bilginin kaynağının akıl değil vahiy olduğunu, insan aklının eğer vahiyle beraber çalışmadığı sürece bir cesedi bile ne yapacağını kendiliğinden bilemeyeceğini göstermektedir. Âdem (a.s)’ın tevbe etmek için ne yapacağını bilemediği gibi. (Bakara: 37) Bir de buradan, batı kültüründe, “karganın aptallığı” fikrinin, vahyin akıldan üstün ve karganın bu konuda bir aracı olduğunu kabullenememenin bir yansıması olarak anlaşılabilir.2 Ama bu pişmanlık ona hiçbir fayda vermedi.
Muhammed Esed
Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedinin çıplaklığını nasıl gizleyebileceğini ona göstersin diye toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. [Bunu gören Kâbil,] “Eyvah” diye haykırdı, “Yazıklar olsun bana! Ben, bu karganın yaptığını yapamayacak kadar 38 ve kardeşimin cesedinin çıplaklığını gizleyemeyecek kadar aciz miyim?” Ve bunun üzerine vicdan azabı ile çarpıldı. 39
Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için, ona toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. “Bana yazıklar olsun. Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar bile olamadım.” dedi ve pişman olanlardan oldu. 6/31, 39/56
Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstersin diye toprağı eşeleyen bir karga gönderdi.[916] “Eyvah, yazıklar olsun bana!” dedi, “ben bu karganın yaptığını yapamayacak, kardeşimin cesedini örtemeyecek kadar âciz biri miymişim?!” En sonunda pişman olmuştu.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 31. Ayet Açıklaması
[916] Hayat okul, varlık kitap, insan öğrencidir. İnsanın cehalet için geçerli bir mazereti yoktur. Öğrenmek isteyen, kargadan bile ders alır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra Allah Teâlâ ona kardeşinin cesedini nasıl defnedeceğini göstermek için bir karga gönderdi ki, yeri eşiyordu. «Yazıklar olsun bana! Ben karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz mi oldum,» dedi. Artık nedâmete düşenlerden olmuştu.
Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermesi için yeri eşen bir karga gönderdi. Kabil: “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar bile olup da kardeşimin cesedini örtemedim! ” dedi ve pişmanlığa düşenlerden oldu.
Derken Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Karganın yaptığını görünce); "Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyin (ben?)" dedi ve pişman olanlardan oldu!
Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazık bana, ne kadar aciz kaldım! Şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemedim!" dedi. Sonra ettiğine pişman oldu.
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek için ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi.- Bana yazıklar olsun. Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar bile olmaktan acizim, dedi ve pişman olanlardan oldu.
Sonra Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için, yeri eşeleyen bir karga gönderdiğinde, o “Yazıklar olsun bana!” dedi. “Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtemedim!” Böylece, ettiğine pişmanlık duyanlardan oldu.(9)
(9) Bir hadis-i şerifinde Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Zulmen öldürülen hiçbir kimse yoktur ki, onun vebalinden Âdem’in ilk oğluna da bir hisse düşmesin. Çünkü öldürme âdetini o başlatmıştır.” (Buhârî, Enbiyâ: 1; Müslim, Kasâme: 27.)
Yaşar Nuri Öztürk
Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
pes viribidi Tañrı bir ķarga ķazar yiri tā göstere aña nite örte ķarındaşınuñ ut yirini ya'nį gövdesini “iy vāveyli! āciz mı oldum kim olam uşbu ķargalayın ya'nį anı görmeyince bilmez idi kim ol depelenmişi n'ide pes örtem ķarındaşumuñ ut yirini?” pes oldı peşimen olıcılardan.
Pes Tañrı Ta‘ālā gönderdi bir ḳarġa aġzında bir ulu ḳarġa. Daḫı ḳazdı yiri,ḳarġayı gömdi göstermeg‐içün nice gömmek gerek ḳardaşı tenini. Eyitdi: Ay vay benüm ‘aḳluma, ‘āciz mi oldum bir ḳarġa gibi olmaḳda ki ḳardaşumtenini yire göme‐y‐düm. Pes peşīmānlardan oldı götür[dü]gi‐çün.