Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4895, sondan 1342. ayet; 54. sure ve Kamer Suresinin 49. ayetidir. Kamer Suresi 49. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 1505 olarak hesaplanmıştır. Kamer Suresinin toplam ebced değeri 118436 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Her şeyin Allah Teâlâ tarafından bir ölçüye veya takdire göre yaratılmış olması, “her şeyin hikmetin gereklerine uygun biçimde, sağlam, belli bir düzen ve denge içinde” yahut “Allah’ın ezelî ilminde mâlûm ve kayıtlı olan şekle göre” mânalarıyla açıklanmıştır (Zemahşerî, IV, 48-49). Bu ifade, devamında yer alan “buyruğunun tek ve göz açıp kapayıncaya kadar olup bitmesi” ifadesiyle birlikte değerlendirilerek burada Cenâb-ı Allah’ın iradesini belirleyecek veya etkileyecek hiçbir güç bulunmadığı gibi, O’nun için zaman, mekân vb. faktörlerin söz konusu olmadığına ve kudretine sınır düşünülemeyeceğine vurgu yapıldığı söylenebilir.
Benzer mesaj: Rahmân 55:7. [Kader] kelimesiyle verilmek istenen mesaj, yaygın kanaate göre “alın yazısı” şeklinde yorumlansa da amaç, Yüce Allah’ın evreni ve bütün yaratılanları bir plana, ölçüye ve ince bir ayara göre yarattığına dikkat çekmektir. Kader, Yüce Allah’ın [kâdir] ve [kudret]ini temsil eden bir sıfattır.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.[598]
[Not: Elbette Cenab-ı Hakkın, hücrelerden gezegenlere, enerjiden elektromanyetik sistemlere kadar “Her şeyi bir KADER (ölçü, miktar, formül, prensip ve proje) ile yarattığı” kesindir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık.
Bkz. 25:2, 55:7, 87:3Ayette geçen “kader” sözcüğü “ölçü ve denge” anlamındadır. Yani “evrendeki herşey Allah’ın koyduğu mükemmel ve kusursuz yasalara göre ölçülü ve dengeli bir şekilde varlığını devam ettirmektedir.”
Diyanet İşleri (Eski)
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.
1 Çünkü biz her şeyi bir takdir ile yarattık. Her şeyin meydana gelmesinden önce ezelde ilm-i ilâhîde takdir olunan bir kaderi, yani ilmî bir haysiyeti vardır ki kazasının cereyanı, fiilen yaratılışı o kadere göre meydana gelir. Onu başkası istediği gibi tayin edemez. Zira takdir, Allah’ın kulun iradesi haricinde yazdığı bir yazgıdır ve kul, bunun sonucundan dolayı sorumlu değildir. Kendi keyif ve iradesine göre günahı isteyen mücrim, kendi iradeli cürmünün mukadderatını değiştiremez. Yani kaderinde neticesi bedbahtlık ile Cehenneme götürmek olan cürmünü sevap ve saadet vesilesi yapamaz. Onun için mücrimler iradeleri ile mücrim olduklarından dolayı sapkınlık içindedirler ve bundan da sorumludurlar. Kader, kulun irade-i cüz’iyesine aykırı da değildir. Çünkü iradeli fiillerin meydana gelmesi için cüz’i irade, kader cümlesindendir. Bu durumda takdir ile kaderi karıştırmamak gerekir.
Muhammed Esed
BAKIN, Biz her şeyi gerekli ölçü ve nisbette yarattık;