Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4938, sondan 1299. ayet; 55. sure ve Rahman Suresinin 37. ayetidir. Rahman Suresi 37. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 2643 olarak hesaplanmıştır. Rahman Suresinin toplam ebced değeri 128149 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Kıyamet tasvirlerinden birine yer verilen 37. âyetin ardından insanlara ve cinlere günahları hakkında soru sorulmayacağı, günahkârların yaka paça cehenneme atılacakları ve inkâr edip durdukları bu gerçeği iyice bellemeleri için cehennem ateşine sokulup çıkarılacakları, ama bunun bir ferahlama getirmeyeceği çünkü bu defa ateş yerine kaynar suyun içine düşecekleri belirtilmektedir. Şu var ki, 39. âyetteki “İşte o gün ... günahı hakkında soru sorulmaz” anlamındaki ifadeyi, “âhirette sorgu olmayacak” diye anlamamak gerekir. Zira birçok âyette burada çok kısa değinilen bu konuya ayrıntılı biçimde yer verilmiştir. Söz konusu açıklamalar ışığında bu ifadeyi şöyle anlamak uygun olur: Âhirette herkesin durumu öylesine kesin ve apaçık ortaya konacak ki kimsenin kendi ifade ve beyanına baş vurmaya ihtiyaç duyulmayacaktır. Birçok âyette belirtildiği üzere herkes dünyada yapıp ettiklerinin tek tek kayda geçirilmiş olduğunu görecek, günahkârların dilleri, elleri ve ayakları bu konuda tanıklık edecek, ayrıca 41. âyette ifade edildiği gibi günahkârlar simalarından tanınacaktır. İşin aslı böyle olmakla beraber, herkes kendi sevap ve günah durumuna göre haşrolunup hesap meydanına getirildikten sonra yargı süreci başlayacak; yüce Allah, bütün kullarının iyilik ve kötülüklerini eksiksiz kusursuz bilmesine rağmen adalet ve şefkatini ortaya koymak, her kulunun nasıl bir âkıbeti hak ettiğini ona da gösterip onaylatmak üzere herkesi ince bir hesaptan, sorgulama ve yargılamadan geçirecektir (ayrıca bk. Hicr 15:92; Kasas 28:78; Sâffât 37:24; Zemahşerî, IV, 53).
37. âyetin “gül kırmızısı bir yağ gibi olduğu zaman” diye çevrilen kısmı, “kızarmış yağ veya kırmızı deri yahut al kısrak gibi bir gül rengine büründüğü zaman” mânalarında da anlaşılmıştır. Bu mânalara göre yapılan benzetme göğün rengindeki değişmeyi anlatmış olur. Meâlde bir ölçüde bu anlamlar da yansıtılmış olmakla beraber göğün yapısal değişmesiyle ilgili mâna esas alınmıştır (bk. Taberî, XXVII, 141-142; İbn Atıyye, V, 231). Yine, güle yapılan benzetme genellikle renk değişikliği ve göğün kızıl bir renge bürünmesi olarak anlaşılmıştır. İbn Âşûr bunun göğün yarılmasındaki şiddeti ve pek çok parçaya ayrılacağını anlatan bir teşbih de olabileceği kanaatindedir (XXVII, 261).
Mehmet Okuyan
Gök yarılıp da yağ gibi kırmızı gül (rengini) aldığı zaman (haliniz nasıl olacak)!
(Kıyamet günü) Gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül halini aldığı (âlemdeki her şeyin Allah’ın nurunun yansımaları ve enerjinin değişik dalga boyları olduklarının anlaşıldığı) zaman (ne yapacaksınız?)
37, 38. Gök yarıldığında, gül gibi kızıl, (kızgın) yağ gibi sıcak olduğunda… Artık ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
1 Burada, mükemmel bir temsili istiâre vardır ve (اِذَا) şartıyye’dir ve cevabı mahzuftur. Yani “şimdi tam olarak anlayamayacağınız, beyana sığmaz ne dehşetler, ne inkılaplar olacaktır” demektir.
Muhammed Esed
Gök parça parça yarıldığı ve [yanık] yağ gibi kızıllaştığı zaman: 18
(11) Bu tasvir de “nova” veya “süpernova” adı verilen yıldız ölümleri ile bunlardan arta kalan bulutsuları hatıra getirmektedir. Bu patlamalar, Güneşimiz gibi, yahut ondan çok daha büyük yıldızların bir infilâk ile parçalandığı vak’alardır ki, öyle zamanlarda ne gökler yarılır, ne güller kızarır!
Yaşar Nuri Öztürk
Gök yarılarak, eriyip kızarmış yağ/kırmızıya boyanmış deri gibi bir gül haline geldiği zaman,