Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5239, sondan 998. ayet; 66. sure ve Tahrim Suresinin 10. ayetidir. Tahrim Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 121 ve toplam ebced değeri ise 10920 olarak hesaplanmıştır. Tahrim Suresinin toplam ebced değeri 85661 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ضرب الله مثلا للذين كفروا امرات نوح وامرات لوط كانتا تحت عبدين من عبادنا صالحين فخانتاهما فلم يغنيا عنهما من الله شيـا وقيل ادخلا النار مع الداخلين
Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
Sûrenin ana konusu olan Hz. Peygamber’in kendisine yasak koyması olayının temelinde eşlerinin onu üzecek bir davranış içine girmeleri ve onlardan birinin Resûlullah tarafından kendisine verilen bir sırrı koruyamamış olması bulunuyordu. Bu âyetlerde yüce Allah, peygamber eşi oldukları halde bunun bilincinde olamadıkları, üstelik onların inançlarına, davalarına hıyanet ettikleri için âhiret mutluluğunu yitiren iki kadın ile hasbelkader münkir ve zalim bir kişiye eş olduğu halde inancından ve Allah’a bağlılığından bir şey kaybetmeyen ve evlenmemekle beraber iffetini koruma uğruna bütün zorlukları göğüsleyip ithamlara yine afif (iffetli) tavırlarıyla karşılık veren iki kadının davranışını karşıt örnekler olarak göstermektedir. Böylece Hz. Peygamber’in eşlerine, bütün mümin kadınlara ve erkeklere, önce herkesin kendi iman ve ameline göre karşılık göreceği mesajı verilmişti. 10. âyette açıkça ifade edildiği üzere Hz. Nûh’un karısıyla Hz. Lût’un karısı eşlerine hıyanet ettiklerinden, peygamber olmalarına rağmen kocaları onlar için ebedî azaba karşı bir koruma sağlayamayacaklardır. Bu iki kadın ve yaptıkları hakkında Kur’an’da fazla bilgi bulunmamaktadır. Tefsirlerdeki bilgilerin özeti şudur: Nûh’un karısı onunla alay eden inkârcılar gibi davranıp kocasına deli diyor, onu hafife alıyor ve öğrendiği vahyedilen gizli bilgileri müşriklere sızdırıyordu. Lût’un karısı da gizlice eve gelen misafirleri ve kocasından duyduğu bilgileri inkârcı toplumuna haber veriyordu. Yaptıkları bu çirkin işler âyette kısaca “onlara ihanet ettiler” şeklinde ifade edilmiştir. Buna karşılık Firavun gibi inkârcılıkta direnen ve zulmüyle şöhret yapmış bir kimsenin hanımı, her şeye rağmen imanını koruyabilmiş, dünya âlâyişi uğruna Firavun’un kötülüklerine ortak olmaya rıza göstermemiş, hep ebedî mutluluğun özlemi içinde yaşamıştır. Hadislerde ve tefsir kitaplarında bu hanımın ismi Âsiye olarak geçer. Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Mûsâ’nın peygamberliğine inanan, bu uğurda işkencelere mâruz kalan Âsiye hakkında hadislerde yer alan övgü ifadeleri sebebiyle birçok İslâm âlimi onun peygamber olduğunu bile ileri sürmüştür. Erkek olmayı peygamberliğin şartlarından sayan Mâtürîdî mezhebi âlimleri ise bu görüşe katılmamıştır (bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Âsiye”, DİA, III, 487). Yine İmrân kızı Meryem kendisini Allah’a kulluk etmeye öylesine vermiş, iffetini öylesine korumuştu ki yüce Allah onu babasız dünyaya getirmeyi murat ettiği Hz. Îsâ’ya anne yaptı; o izahı yapılamayacak bu durumdan ötürü çevresinden gördüğü ağır hakaret ve baskılar karşısında inancından ve iffetine olan güveninden hiçbir şey kaybetmedi (Meryem hakkında geniş bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:35-38, 42 vd.; Meryem 19:34-36). “Ona ruhumuzdan üfledik” ifadesindeki “ona” zamiri “onun rahmine, rahmindekine yani Hz. Îsâ’ya” mânalarıyla açıklanmıştır; bu âyette de Enbiyâ sûresinin 91. âyetinde olduğu gibi zamirin müennes (dişil) olduğu bir kıraat vardır (Râzî, XXX, 50).
Bu âyetlerde dolaylı olarak şu noktalara da dikkat çekildiği söylenebilir: Sorumlulukta şahsîlik ilkesi esas olmakla beraber, belirli konumlarda bulunanların bazan daha özel bir sorumluluk duygusu içinde hareket etmeleri gerekir; buna karşılık bu konumun hakkını vermelerinin ecri de daha büyük olur. Nitekim Hz. Peygamber’in eşleriyle ilgili âyetlerde bu husus açık biçimde ifade edilmiştir (bk. Ahzâb 33:30-34). Yine, zor şartlar altında iman, iffet ve kulluk bilincini korumanın ecri normal durumlardakinden fazla olur. Öte yandan, doğru yoldan sapma örneklerinin peygamber ailelerinden seçilmesine yani peygamberin bile şeytana esir olan ve kötülükte direnen eşini kurtaramayacağının belirtilmesine mukabil, övgüyle anılan örneklerden birinin evli diğeri evlenmemiş kadınlardan seçilmesi, kadının kul olarak, insan olarak erkekten farklı görülmemesi gerektiğini hatırlatma açısından özel bir vurgu yapıldığını düşündürmektedir. Bir başka anlatımla burada, kadının kendi ayakları üzerinde durabilecek bir varlık olarak görülmesi, kurtuluşa ermesi veya hüsrana uğraması konusunun daima kocasıyla irtibatlı düşünülmemesi gerektiğine bir ima bulunduğunu söylemek mümkündür. 11. âyet, kadın örneği ile insanın, kendi kimlik, kişilik ve değerlerini koruyabilmek için uygun çevreye ihtiyacı bulunduğuna; toplum, aile, kadın ve özellikle koca farklı hayat tarzına sahipse, farklılığa tahammül edemiyor ve baskı yapıyorsa onlardan kurtulmak ve ilişkilerini asgariye indirmek gerektiğine de işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
Allah kâfir olanlara, Nuh’un hanımı ile Lut’un hanımını örnek vermektedir. (Bu iki kadın), kullarımızdan iki iyi kulun (nikâhları) altındalardı ve onlara ihanet etmişlerdi. (Nuh ve Lut) Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamamıştı. (Onlara) “Ateşe girenlerle birlikte siz de girin!” denmiş (olacak)tır.
Bu ayet mahşerde hiç kimsenin hiç kimseye faydasının olamayacağının delillerinden birisidir. Hz. Muhammed’in yakınlarına, bunlar arasında da kızı Hz. Fatıma’ya söylediği “Ey Fatıma! nefsini Allah’tan satın almana bak! Zira Allah’tan gelecek hiçbir şeyi (azabı) sizden gideremem” rivayeti ile kastettiği de buydu (Buhârî, Vesâyâ, 11; Menâkıb, 14; Tefsîru Sure-i Şu‘arâ, 2; Müslim, İmân, 348-355).
Bayraktar Bayraklı
Allah, kâfirlere, Nûh'un eşi ile Lût'un eşini örnek olarak vermektedir. Bu iki kadın, kullarımızdan iki iyi kişinin nikâhında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları, Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denilecek.
Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere, Nûh'un ve Lût'un hanımlarını örnek verdi. İkisi de iyi kullarımızdan iki kulumuzla evliydiler. Fakat onlara hainlik ettiler. Bu yüzden Allah'tan gelen şeye karşı, kocalarının onlara bir faydası olmadı. Onlara: “İkiniz de girenlerle birlikte ateşe girin.” denildi.
Allah, (yakın çevrelerinin günahlarını ve Hakk’tan caymalarını bahane ederek, salih dava rehberlerini kınayıp kötülemeye kalkışan) kâfirlere (Hz.) Nuh'un karısı ile (Hz.) Lut'un karısını misal vermektedir. Bu ikisi kullarımızdan iki salih kulun (nikâhı) altında idiler. (Ama) Onlara hıyanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları da) kendilerine Allah’tan gelen (cezadan) hiçbir şeye (karşı) yarar sağlayamadılar. (Onlara verilen belayı savamadılar.) İkisine de: “Ateşe diğer girenlerle birlikte girin” denildi.
Allah, kafir olanlara, Nuh'un karısıyla ve Lut'un karısıyla örnek getirmededir; ikisi de, temiz kullarımızdan ikisinin nikah altındaydı, derken onlara karşı hainlikte bulundular da o iki temiz kul, hiçbir suretle onları kurtaramadı Allah'ın cezasından ve onlara girin denildi ateşe, girenlerle beraber.
Allah gerçekleri örtbas eden inkârcılara Nuh'un karısıyla Lut'un karısını örnek getirmektedir. Onlar iki erdemli kulumuzun nikahı altında idiler ama kocalarına iman etmeyip inkâr etmek suretiyle onlara karşı hainlikte bulundular. Onlar peygamber olmalarına rağmen karılarından Allah'ın azabından hiçbir şeyi savamadılar. Onlara cehennem görevlileri tarafından: “Cehenneme giren suçlu kâfirlerle birlikte sizde ateşe girin” denilir.
Allah, mü'minlerle akrabalığı olan kâfirlerin ibret almaları için, Nûh'un karısı ile, Lût'un karısını misal vererek anlatıyor. Bu ikisi, bizi ilâh tanıyan, candan müslümanlar olarak bize bağlı, saygılı kullarımızdan dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi, mü'min iki sâlih kişinin nikâhları altında iken, aile bağlarıyla kendilerini sorumlu saymayıp küfrü tercih ederek onlara hıyanet ettiler. Kocaları, onları Allah'ın azâbından kurtaramadılar. Onlara:
“Haydi, ateşe girenlerle beraber, siz de ateşe girin.”denildi.
Allah inkâr edenlere Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verdi. Bu ikisi kullarımızdan iki salih kulun (nikâhı) altındaydılar. Ama onlara hıyanet ettiler. Bu durumda (kocaları), Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı ve o iki kadına: "Girenlerle beraber siz de ateşe girin" denildi.
Allah, inkâr edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiç bir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi.
Allah, kâfirlere, Nûh'un karısı ile Lût'un karısını bir misal yaptı. O iki kadın, kullarımızdan birer salih kulun (Nûh ile Lût peygamberin) nikâhları altında idiler. Böyle iken (iman hususunda) kocalarına hainlik ettiler. Onun için kocaları da onları Allah'ın azabından zerrece kurtaramadı. O iki kadına şöyle denildi: “- Girin ateşe, diğer girenlerle beraber...”
Allah, kâfirlere örnek olarak Nuh’un hanımı ile Lut’un hanımını anlatıyor: Kullarımızdan iki salih kulun hanımları idiler. Onlara hıyanet ettiler. Kocaları, Allah’ın azabına karşı onlara hiçbir fayda vermediler. Onlara; “(Cehenneme) girenlerle beraber ateşe girin!” denildi.
Küfretmiş olanlara, Nuh'la, Lût'un karılarını, Allah örnek vermektedir, onat iki kulumuzun nikâhında idiler, onların ikisi de hainlik eylediler, Allaha karşı, onları bir şey koruyamadı; onlara denilir ki: «Girenlerle, ateşe girin!»
Allah, inkârcılara, Nuh'un karısı ile Lût'un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah'ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin ateşe!” denildi.
Cemal Külünkoğlu Tahrim Suresi 10. Ayet Açıklaması
Bu ayetten anlıyoruz ki bir kadının kocasına ihanet etmesi için illa da zina etmesi gerekmiyor. “Haneta” kelimesi burada onların eşlerinin kocalarına rağmen düşmanlarıyla iş birliği yapmış olmalarıdır. Nisa 4:34 ayetindeki “nüşûz” kelimesiyle buradaki “hâneta” kelimesi muhteva bakımından birbirine yakındır. Onun için kötü niyetinden ve ihanet etmesinden korkulan kadının bütün uyarılara rağmen uslanmadığı takdirde dövülmesine cevaz verilmektedir. Kur’an, Hz. Lût ve Hz. Nuh’un karılarının kocalarına ihanetlerinden helâk olduklarını anlatmaktadır. Helâk olmak dövülmekten çok daha ağır olsa gerek. Ayrıca bu örneklerden anlıyoruz ki; ihanet edenler, peygamber eşi dahi olsa Allah’ın azabından kurtulamazlar.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısıyla Lut'un karısını misal gösterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikahı altında iken onlara karşı hainlik edip inkarlarını gizlemişlerdi de iki peygamber Allah'tan gelen azabı onlardan savamamışlardı. O iki kadına: "Cehenneme girenlerle beraber siz de girin" dendi.
Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lût'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin! denildi.
ALLAH inkarcılara, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verir. İki erdemli kulumuzun nikahı altında bulunuyorlardı; ancak onlara ihanette bulundular. Kocaları ALLAH'tan gelen hiç bir şeyi o ikisinden savamadı. İkisine de, "Girenlerle birlikte cehenneme girin," denildi.
Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hıyanet ettiler. (Kocaları,) Allah'tan hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi girenlerle birlikte siz de ateşe girin!" denildi.
Allah küfredenlere Nuhun karısiyle Lûtun karısını bir mesel yaptı, o iki kadın kullarımızdan birer salih kulun tahti ısmetinde idiler de onlara hıyanet ettiler, onun için o iki salih kul da onları Allahın azâbından zerrece kurtaramadılar, o iki kadının ikisine de denildi ki: girin ateşe girenlerle beraber
Allah küfredenlere Nuuhun karısı ile Lûtun karısını misâl olarak gösterdi. Onlar kullarımızdan iki iyi kulun (nikâhı] altında idiler. Böyle iken haainlik etdiler de o (iki zevç) onları Allah (ın azabın) dan hiçbir şeyle kurtaramadılar. O (iki kadına) «Ateşe girenlerle beraber siz de girin» denildi.
Allah, inkâr edenlere, Nûh'un karısı ile Lût'un karısını bir misâl olarak getirdi. (Bu ikisi) kullarımızdan iki sâlih kulun (nikâhı) altında idiler de onlara hâinlik (îman cihetiyle münâfıklık) ettiler; bu yüzden (o iki peygamber) Allah'dan (gelen) bir şeyi onlardan def' edemedi. Ve (o kadınlara) denildi ki: “(Haydi!) O girenlerle berâber, siz de ateşe girin!”
Allah, inkâr eden kadınlara örnek olarak, Nuh’un ve Lut’un karısını misal olarak haber veriyor. Her iki kadında, salih iki kulumuzun nikâhlarının altında idiler. O iki kadında kocalarına ihanet ettiler. Ancak o ikisine de Allah’ın yanında (peygamber) kocalarının hiçbir faydaları olmadı. O iki kadına da “İkinizde ateşin içine girenlerle birlikte girin” denilecek.
Allah kâfirlere Nuh/un karısıyle Lût/un karısını misal getirir. O iki kadın; kullarımızdan iki salih kulun taht-ı nikâhındaydılar. Zevçlerine dinde hiyanet [³] ettiler; bu iki zevç o kadınları Allah/ın azabından bir veçhile kurtaramadılar; onlara, «-— Ateşe girenlerle beraber siz de girin» denilecek [⁴].
İsmail Hakkı İzmirli Tahrim Suresi 10. Ayet Açıklaması
[3] Zinada değil, küfür ve nifakta hiyanette bulundular. Hiçbir peygamberin zevcesi zinada bulunmamıştır. Hazret-i Nuh'un karısı kavmine (Nuh delidir) derdi. Hazret-i Lût'un karısıyse gelen misafirleri kavmine haber verirdi.[4] Yâni kâfirlerin hâli bu iki kadının hâline benzer.
Kadri Çelik
Allah, küfre sapanlara, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek olarak verdi. İkisi de kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikâhları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, onlara, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiç bir şeyle yarar sağlayamamıştı. İkisine de, “Diğer girenlerle birlikte ateşe girin” denildi.
Allah, buyruklarına karşı gelerek inkâr edenlerin, Peygamberin en yakın akrabası bile olsalar cezadan kurtulamayacaklarını açıklayıp müminleri uyarmak için, Nûh’un karısı ile Lut’un karısını örnek veriyor: Bunların her ikisi de, iki dürüst ve erdemli iki kulumuzun nikahı altında bulunuyorlardı; ancak imandan yüz çevirerek onlara karşı geldiler ve birer Peygamber olan kocaları, onları Allah’ın cezasından kurtaramadı. Böylece, diğer kâfirlerle birlikte helâk olup gittiler! Fakat asıl cezayı âhirette çekecekler: Bu isyankâr kadınların her ikisine de, “Haydi, cehenneme giren diğer kâfirlerle birlikte siz de ateşe girin!” denilecektir.
Allah, inkâr edenler için Nûh’un karısı ile Lût’un karısını misâl verdi.
İkisi de kullarımızdan iki salih kulun nikâhları altındaydı.
Onlara ihanet ettiler.
Allah’tan gelen bir şeyi kendilerinden savamadılar.
Onlara:
-“Girenler’le birlikte Ateş’e girin!” denildi.
Allah, kâfirlere; kullarımızdan iki iyi insanın nikâhları altında iken, onlara hainlik eden ve (sonunda kocaları) onlara Allah’tan gelen azabı engelleyemeyen, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek olarak veriyor. Zîrâ sonunda o ikisine de: “Haydi, ateşe giren herkesle beraber siz de (cehenneme) girin.” denilecek.1
1 Bu âyette; kâfirlerin, Peygamberlerin eşleri bile olsalar, âhirette kimsenin kimseye bir faydasının olmayacağı, temsili olarak anlatılmaktadır. Nuh (a.s) ile Lut (a.s)’ın eşleri onlara ihanet etmişti. Nuh’un karısı ona deli demiş, arabozuculuk yapmış ve Nuh’un sır olarak telakki ettiği vahiy haberlerini müşriklere duyurmuştu. Lut’un karısı da münafıklık ediyor, evinde duyduğunu kavmine ulaştırıyordu. Lut’un gizli gelen misafirlerini de haber vermişti. Bu konudaki rivayetlerin özeti budur. Said b. Cübeyr, “Nuh’un karısının ne yaptığını bilmiyorum, fakat Lut’un karısı misafirlerini haber veriyordu.” demiştir. Hıyanet ile nifak birdir. Ancak hıyanet, söz ve emanet itibarıyla, nifak da din itibarıyla söylenir. Sonra da bunlar birbirinin yerine kullanılırlar. Şu halde hıyanet gizlice ahdi bozarak hakka muhalefet etmektir ki, bunun tersi emanettir. Bu âyetteki hıyanet de bu anlamdadır. Her hıyaneti yaptılar demek değil, münafıklık ederek bir emanete hıyanet ettiler demektir. Buradaki hıyanetten maksadın, döşeklerine hıyanet, yani ahlâksızlık ve zina olmayacağı bütün tefsirlerde beyan edilmiştir. Zira “Hiçbir peygamberin karısı zina etmemiştir.” hadisi de buna işaret etmektedir. Fakat bir peygambere karşı en küçük bir hıyanet bile küfürdür, hakkı inkârdır. Velev bir söz olsun, emanete hıyanetin her türlüsü de hıyanettir. Gerek Nuh (a.s) ve gerek Lut (a.s)’ın eşleri de iffetsizlik etmiş değil, ancak eş olma şerefinin gerektirdiği iman ve itaate, sahip olamamış, elde ettikleri nimetin kıymetini takdir etmeyerek küfür ve nankörlüğe meyletmiş, hayra ve iyiliğe çalışan eşlerinin başarılarını kolaylaştırmaya çalışacak yerde onlara eziyette bulunmuşlardır. Bununla da yetinmeyerek Allah düşmanlarının fesatlarına yardım edecek gizli haberler vererek fitneyi tahrik etmek suretiyle emanete hıyanet etmişler ve böylece Allah’ın gazabına uğramışlardır. Onun için Allah’ın salih kulu olan o iki peygamber onları, o hanımlarını Allah’ın azabından kurtaramadılar. O kadınlara, kocalarının iyi kimseler olması, peygamberliği ve kurtarmak için gösterdikleri gayretler zerre kadar fayda vermedi. Nuh hanımını gemisine alamadı da “Aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle...” (Hûd: 40) buyuruldu. Lut (a.s) da kendi şehrinden dışarı çıkaramadı, bu yüzden de “Karından başka sizden hiçbiri geri kalmasın...” (Hûd: 81) denildi. Ve o iki kadına şöyle seslenildi: “Girin ateşe, girenlerle beraber!” İkisi de helak olan kâfirlerle beraber cehenneme gittiler. Demek ki yalnız kocalarının iyiliği, Allah katındaki büyük derecesi ve peygamberliği bile, inkâr eden hanımlarını Allah’ın azabından, o şiddetli meleklerin vazifeli oldukları cehennem ateşinden kurtaramaz. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince, Allah, Nûh'un karısı ile Lût'un karısını[n kıssalarını] örnek getirmektedir: onlar iki dürüst ve erdemli kulumuzun nikahı altında idiler, ama kocalarına ihanet etmişlerdi; 21 ve bu iki kadına [Hesap Günü]: “Haydi bütün öteki [günahkar]lar ile birlikte ateşe girin!” denildiğinde iki [kocanın] da onlara bir faydası dokunmayacaktır! 22
Allah, kâfirlere Nuh’un hanımı ile Lut’un hanımını örnek olarak veriyor. Her iki hanım da iki iyi kulumuzun nikâhı altındaydı fakat onlara iman etmeyerek ihanet ettiler. Kendilerine ateşe girenlerle birlikte ateşe girin denildiği o günde kocaları onları Allah’ın azabından koruyamayacak. 2/124, 9/113-114
Allah nankörlük edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını misal verdi;[5188] Bu ikisi iki iyi kulumuzun nikâhı altındaydılar; fakat kocaların(ın misyonların)a ihanet etmişlerdi.[5189] (Bu iki kadına) “Ateşe girenlerle birlikte siz de girin!” denildiği (gün), iki (kocanın) varlığı da, onları Allah’ın cezasına uğramaktan asla koruyamadı.[5190]
Mustafa İslamoğlu Tahrim Suresi 10. Ayet Açıklaması
[5188] Burada verilen örnekler “küfredenlere” ve “iman edenlere” verilmiştir. Dolayısıyla örnekler kadın ya da erkek herhangi bir cinse değil doğrudan insanadır. İnsanın davranışlarında bireysel sorumluluğunu dile getiren ahlâkî bir inşâ amaçlanmaktadır.
[5189] Buradaki ihanet, aile ismetine değil, Enfâl 27’de kullanıldığı gibi, inanca ve misyona ihanettir. Tersi bir iddia, mesnetsizdir, iftira riski taşır. Ancak boğulan oğulun Hz. Nûh’un eşinin eski kocasından olması ihtimal dışı değildir.
[5190] Allah Rasûlü yakınlarını şöyle uyarırdı: “Ey Muhammed’in kızı Fatıma! Kendini ateşten koru! Nefsini Allah’ın elinden satın al! Vallahi Allah’tan gelebilecek bir şeyin önüne geçip seni ben bile koruyamam” (Buhari, Menakıb 65:12; Müslim, Tefsir 89:1). Bu nebevi hassasiyet, bu gibi âyetlerin Allah Rasûlü’nün hayatındaki yansıması olarak görülmelidir. Ayrıca bu tür haberler, “hadis ilmi” çerçevesinde “Kur’an’ın desteklediği rivayetler” olarak tasnif edilmelidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah, kâfir olanlara Nûh'un zevcesi ile Lût'un zevcesini bir misal olarak irâd etmiştir. Sâlih kullarımızdan iki kulun (nikahı) altında idiler. Sonra o ikisine hıyanette bulundular, artık (o iki sâlih kul da) onları Allah'ın azabından hiç bir şey ile kurtaramadılar ve denildi ki: «(İkiniz de) Ateşe girenler ile beraber giriveriniz.»
Allah, kâfirlere Nûh'un eşi ile Lût'un eşini misal getirir. Her ikisi de iki iyi kulumuzun mahremi idiler. Ama inkâr tarafına giderek eşleri olan peygamberlere hıyanet ettiler, kocaları da Allah'tan gelen cezadan eşlerini asla kurtaramadılar. Onlara (ölürken veya kıyamet günü): “Haydi, cehenneme girenlerle beraber siz de girin! ” denilir.
Buradaki ihanet zina mânasına değildir. Bundan maksat onların eşleri olan Hz. Nuh ve Hz. Lut (a.s.)’a karşı onların düşmanlarıyla işbirliği yapmış olmalarıdır. İbn Abbas (r.a), hiçbir peygamber eşinin zinâ yapmadığını bildirir.
Süleyman Ateş
Allah inkar edenler hakkında Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki Salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hiyanet ettiler. Kocaları Allah'tan (gelen) hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi, girenlerle beraber siz de ateşe girin" denildi.
Allah, ayetleri görmezlikten gelenler için Nuh’un karısı ile Lut’un karısını örnek verir. Onlar, iyi kullarımızdan ikisinin nikahı altında idiler. Kocalarına ihanet ettiler. Kocaları onlara, Allah’tan gelen hiç bir şeyi engelleyemeyecektir. Onlara “Ateşe girenlerle birlikte siz de girin” denecektir.
Allah, kafir olanlara Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek olarak veriyor. İkisi de, dürüst kullarımızdan iki kulun nikahı altında idiler. Onlara ihanet etmişlerdi. Onlar da Allah'tan gelen hiç bir şeye mani olamamışlardı. O kadınlara:-Girenlerle birlikte ateşe girin! denildi.
Allah kâfirlere örnek olarak Nuh'un karısı ile Lût'un karısını gösterdi. Onlar, salih kullarımızdan ikisinin nikâhı altında iken onlara hıyanet etmişlerdi. Ancak Allah'ın elinden onları kocaları da kurtaramadı ve onlara, “Cehenneme girenlerle beraber siz de ateşe girin” dendi.
Allah, küfre sapanlarla ilgili olarak Nûh'un karısı ile Lût'un karısını örnek verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki barışçı kulun nikâhı altında idiler, onlara hıyanet ettiler de eşleri, Allah'tan onlara gelecek olanı hiçbir şeyle geri çeviremediler. Şöyle dendi onlara: "Girin ateşe diğer gireceklerle birlikte!"
bellü eyledi Tañrı bir meŝel anlara kim kāfir oldılar nūḥ 'avratın daħı lūŧ 'avratın. oldılar iki ķul altında ķullarumuzdan iki śāliḥ. pes ħıyānet eylediler ol ikiye pes aśśı eylemedi ol iki anlara Tañrı’dan nesene. daħı eyidildi “girüñ oda giriciler-ile.”