Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 328, sondan 5909. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 35. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 35. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 6174 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (6) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
اذ قالت امرات عمرن رب اني نذرت لك ما في بطني محررا فتقبل مني انك انت السميع العليم
Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti.
Kur’an-ı Kerîm’de İmrân ismi üç âyette geçmektedir. Bu âyette ve Tahrîm sûresinin 12. âyetinde anılan İmrân’ın Hz. Meryem’in babası (Hz. Îsâ’nın dedesi) olduğu açıktır. Bu sûrenin 33. âyetinde geçen İmrân ile kimin kastedildiği hususunda ise iki görüş bulunmaktadır: Bir görüşe göre bu, Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un babası olan İmrân’dır. Diğer görüşe göre bu iki zatın yaşadıkları zaman dilimleri arasında yaklaşık 1200 yıl fark bulunduğu ve bu sûrede, özellikle 35. âyetten itibaren Hz. Îsâ’nın ailesinden söz edildiği dikkate alınırsa 33. âyette zikri geçen İmrân’ın da Hz. Meryem’in babası olan İmrân olarak anlaşılması uygun olur. Buradaki İmrân Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un babası olarak düşünülse bile, onların da Meryem adında bir kız kardeşinin bulunduğuna dair rivayet ile Kur’an-ı Kerîm’de yer alan Hz. Meryem’e “Ey Hârûn’un kız kardeşi!” şeklinde hitap edildiği bilgisi (Meryem 19:28) arasında bağ kurulması doğru olmaz. Böyle bir bağ kurulması, anılan âyet-i kerîmedeki maksadın anlaşılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. İyi incelendiğinde görülür ki, kendi toplumunda Hz. Meryem’e “Ey Hârûn’un kız kardeşi!” diye hitap edilmesi, “onun din kardeşi ve onun soyundan gelen” anlamını taşımaktadır. Her ne kadar bir kısım Doğu bilimciler bazı müslüman yazarların eserlerindeki bu karışıklığa dayanarak Kur’an-ı Kerîm’e eleştiri yöneltmişlerse de, Kur’an-ı Kerîm’in bu konudaki açıklamalarında herhangi bir çelişki ve tarihî verilerle uyumsuzluk bulunmamaktadır. Genellikle hıristiyan muhitinden gelen bu eleştirilerin objektif olmadığı, kendi kutsal kitaplarında aynı yönde yer alan bilgilere itiraz etmemelerinden kolayca anlaşılmaktadır. Nitekim Luka İncili’nde Hz. Zekeriyyâ’nın eşi Elizabeth için “Hârûn kızlarındandı” (Luka, 1:5) denmektedir (Ömer Faruk Harman, “Hz. İsa”, İFAV Ans., II, 424).
Bu âyette İmrân’ın hanımı diye anılan ve Hz. Meryem’in annesi olan kadının ismi Kur’an-ı Kerîm’de zikredilmez. Onun adı İslâmî kaynaklarda Hanne, hıristiyan kaynaklarda Anna diye geçer. İmrân’ın hanımının, karnındaki çocuğu Allah için adamasıyla ilgili değişik rivayetler vardır. Bunlardan birine göre, uzun zaman çocuğu olmayan İmrân’ın karısı bir gün bir kuşun yavrusunu beslediğini görünce buna imrenmiş ve yüce Allah’a yalvarıp çocuk ihsan etmesini dilemiş ve çocuğu olduğunda onu Beytülmakdis’in hizmetine vermeyi adamıştı. Meryem’e hamile olduktan sonra da kocası İmrân ölmüştü.
İmrân’ın karısının karnında taşıdığı çocuğu tam anlamıyla Allah’a adadığı ve kabulü için niyazda bulunduğu âyetten açıkça anlaşılmaktadır. Fakat âyette geçen “muharrar” kelimesi ve adağın içeriği farklı şekillerde yorumlanmıştır. Sözlük anlamı itibariyle muharrar “âzat edilmiş, tamamen özgürlüğüne kavuşturulmuş, kimsenin kendisi üzerinde hak ilintisi kalmamış kişi” demektir. Burada kelimeye, dünya işlerinden âzâde kılınmış ve kendini sırf Allah’a kulluk etmeye veren; halis bir kul; –Yahudilik’te mâbedin ve özellikle Beytülmakdis’in hizmeti için çocuk adanması uygulamasının bulunduğu noktasından hareketle– “mâbede veya kutsal kitabı okuyanlara hizmet eden” gibi anlamlar verilmiştir. İster Allah’a kulluk yönü ister mâbede hizmet yönü vurgulanmak istensin, burada her türlü kayıt ve sınırlamadan uzak mutlak bir adama iradesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. O sebeple meâlinde bu kelimeye “kayıtsız şartsız” anlamı verilmiştir.
Mehmet Okuyan
İmran’ın hanımı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini özgür olarak sana adadım. (Bunu) benden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin.”
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 35. Ayet Açıklaması
Burada sözü edilen İmran’ın eşi, Hz. Meryem’in annesi, Hz. İsa’nın ise anneannesi olan Hz. Hanne’dir.
Bayraktar Bayraklı
İmrân'ın eşi şöyle demişti: “Ey Rabbim! Karnımdaki çocuğu hür/erkek bir insan olarak sırf sana adıyorum. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz hakkıyla işiten ve bilen sensin.”
1- Kendi isteğimle, her şeyi ile senin yoluna adadım.
Ahmet Akgül
Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımda olan (bebeğimi), her türlü nefsi bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak (ve sadece Senin rızanı umarak) onuSana nezr ettim. (Tamamen Senin hizmetine adadım.) Benden kabul et. Şüphesiz İşiten, Bilen, Sensin Sen!" demişti.
An o zamanı ki İmran'ın zevcesi, ya Rabbi demişti, karnımdakini, azatlı bir kul olmak üzere sana adadım, kabul et. Şüphe yok ki sen duyarsın, bilirsin.
Bu âyetlerin meâli, aşağı yukarı Luka İncili'nin I. bölümünde mevcuttur.
Abdullah Parlıyan
Bir zamanlar İmrân'ın karısı demişti ki: “Ey Rabbim! Karnımdakini her türlü bağımlılıklardan uzak, hür olarak sadece sana kul olması için adadım. Benden bunu kabul buyur. Doğrusu yalnız sen, herşeyi bilen ve duyansın.”
İmran'ın karısı:
“Rabbim, karnımdakini hür, baskılara boyun eğmeyen, samimi bir kul olarak Sana, Senin mabedine adadım. Adağımı kabul buyur. Sen, sadece Sen niyazımı işitiyor, niyetimi biliyorsun.” dedi.
Hani İmran'ın hanımı: "Ey Rabbim! Karnımda olanı dünya meşguliyetlerinden uzak olarak sana adadım. Onu benden kabul eyle. Şüphesiz sen duyansın, bilensin" demişti. [4]
4.Burada İmran ile kastedilen Hz. Meryem`in babasıdır. Ayeti kerimede kendisinden "İmran`ın hanımı" diye söz edilen kadın Hz. Meryem`e hamile kaldığında erkek çocuk olacağı ümidiyle onu Beyti Mukaddes`in hizmetine adamıştı. O zamanda bu şekilde adakta bulunmak adetti. Ayeti kerimenin metninde geçen "maharraran" kelimesi ile "bütün dünya işlerinden uzak şekilde kendisini sırf Beyti Mukaddes`in hizmetine vermesi üzere" anlamı kastedilmektedir.
Ali Bulaç
Hani İmran'ın karısı: 'Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten bilen Sensin Sen' demişti.
(Îsa'nın büyükannesi olan) İmran'ın zevcesi şöyle demişti: “- Ey Rabbim, karnımdakini dünya meşguliyetlerinden beri olarak sana adadım. Böylece adağımı kabul buyur. Muhakkak ki sen, benim adadığımı hakkıyla işitici ve niyyetimin ne olduğunu kemâliyle bilicisin.”
Hatırla o zamanı ki, İmran’ın hanımı: “Ya Rabbi! Ben karnımdaki bu bebeği hür olarak sana adadım. Sen onu benden kabul et! Sen her şeyi işiten ve bilensin!” dedi.
Hani İmran'ın karısı (Hz. İsa'nın anneannesi) şöyle demişti: “Ey Rabbim! Karnımdaki (çocuğu) senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Benden bunu kabul buyur. Şüphesiz Sen, her şeyi işiten ve her şeyi bilensin!”
İmrân'ın karısı şöyle demişti: «Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin.»
Imranın haremi dediği vakit: «Ya rabbi! ben karnımdakini her kayıddan azade olarak sana adadım, hemen kabul buyur benden, çünkü bir sensin işiden bilen sen»
Hani İmrân'ın karısı: «Rabbim, karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım. Benden olan bu (adağ) ı kabul et. Şübhesiz (niyazımı) hakkıyle işiden, (niyyetimi) kemâliyle bilen Sensin Sen» demişdi.
Bir zaman İmrân'ın hanımı (Hanne) şöyle demişti: “Rabbim! Gerçekten ben karnımdakini (ibâdet için) âzâd edilmiş (bir köle) olarak sana adadım, artık benden kabûl buyur! Şübhesiz ki Semî' (her niyâzı işiten), Alîm (herşeyi bilen) ancak sensin!”
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 35. Ayet Açıklaması
[2] İbadetgâha hâdim, itaat-i hüdaya has olarak.[3] Adağımı işitirsin, niyetimi de bilirsin.
Kadri Çelik
Hani İmran'ın karısı, “Ya Rabbi! Karnımda olanı, her şeyden bağımsız sadece sana ibadet etmek üzere adadım, benden kabul buyur. Doğrusu işiten ve bilen ancak sensin” demişti.
Hani bir zamanlar İmrân’ın hanımı Allah’a el açıp yalvararak, “Ey Rabb’im!” demişti, “Karnımda taşıdığımyavrumu, tüm varlığıyla senin hizmetine adadım, bu adağımı benden kabul eyle! Doğrusu sen, her şeyi işiten, her şeyi bilensin!”
Hani, İmrân’ın karısı:
-“Rabbim! Ben, (etki ve baskı altında kalmadan) özgür irademle karnımda olanı senin için adadım. Benden kabul et!
Gerçekten sen, Bilen İşiten’sin” dedi.
İmran’ın karısı: “Ey Rabbim! Karnımdaki (çocuğu) sadece Sana hizmet etmek üzere, Senin yoluna adadım. Onu benden kabul buyur. Şüphesiz en iyi işiten ve eksiksiz bilen Sensin.” dedi.1
1 Bu âyet ve devamındaki Meryem kıssasında da diğer kıssalarda olduğu gibi bazıları akıllarınca gördükleri boşlukları, Yahûdî ve Hıristiyan kaynaklarından doldurmuşlardır. Biz, burada sadece Allah’ın ve varsa Rasûlü’nün söylediklerini ifâde etmekle yetineceğiz. Zîrâ bu kaynaklardan gelen bilgilerin doğruluğunu, Kur’an reddetmektedir.
Muhammed Esed
Bir vakit İmran ailesinden bir kadın, “Ey Rabbim! Rahmimdeki [çocuğumu] Senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Benden bunu kabul et: Doğrusu, yalnız Sen, her şeyi duyan, her şeyi bilensin!” diye (Rabbine) seslenmişti.
Hani İmran’ın hanımı demişti ki, “Rabbim karnımdakini özgür olarak sana adadım, benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin. 6/162, 19/16-34
Hani İmran’ın karısı demişti ki: “Rabbim! Karnımdaki çocuğu, (her tür iç ve dış ayartmalardan) özgür olarak sana adadım: Benden kabul buyur! Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.”[570]
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 35. Ayet Açıklaması
[570] Bu pasaj, Tahrim 12 ışığında “modelleme” sorununun çözümüne dair bir çıkış yoludur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Yâd et ki, İmrân'ın refika- sı: «Yarabbi! Ben karnımda olanı azadlı bir köle olarak Sana nezrettim. İmdi bunu benden kabul buyur. Şüphe yok ki hakkıyla işitici Sen'sin, kemaliyle bilici Sen'sin» demişti.
Hani bir vakit İmran'ın hanımı şöyle demişti: “Ya Rabbî, karnımda taşıdığım çocuğumu sana adadım, her türlü bağdan âzade olarak senin yoluna hizmet edecektir. Adağımı lütfen kabul buyur. Şüphesiz (duaları işiten, niyetleri bilen) semî ve alîm yalnız Sen'sin! ”
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 35. Ayet Açıklaması
[*] Ayetteki muharrar =مُحَرَّر hür olarak, yani ailesinden bağımsız olarak hareket etmesi anlamındadır.
Şaban Piriş
Hani İmran'ın karısı:-Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin demişti.
Hani, İmran'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim, karnımdakini özgür bir biçimde sana adadım; onu benden kabul et! Kuşkusuz, sen, evet sen, her şeyi duyan, her şeyi bilensin!"
ol vaķt kim eyitti īmrān 'avratı: “iy çalabum! bayıķ ben nezr eyledüm saña, anı kim ķarnumdadur, āźād olınmış; pes ķabūl eyle benden; bayıķ sen işidiciseñ, bilici.”