Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5, sondan 6232. ayet; 1. sure ve Fatiha Suresinin 5. ayetidir. Fatiha Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 836 olarak hesaplanmıştır. Fatiha Suresinin toplam ebced değeri 10147 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Besmeleden buraya kadar kendisi ve sıfatları, kulları ve kâinat ile kesintisiz ilişkisi, dünya hayatının sonu ve hesap günü hakkında önemli açıklamalar yapan Allah Teâlâ, bunları iman içinde dinleyip anlayan ve şuuruna yerleştiren kullarında hâsıl olacak duygu ve düşünceye, davranış biçimine tercüman olarak “Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” buyuruyor. Şu halde yukarıda sıralanan eşsiz ve benzersiz sıfatlar Allah’a mahsus olduğuna göre ibadetin ve yardım dilemenin O’na özgü kılınması da –kul açısından– tabii hale gelmektedir.
İbadet “kulluk ve tapınma” olarak anlaşılmıştır. Bu kavramın içinde kâmil mânada “sevgi, korku ve boyun eğme” vardır; bu üç tavır ve duygunun birlikteliği ibadetin temelini oluşturur. İnsanların yaratılış gayesi ibadettir; ancak onlar buna mecbur tutulmamışlardır; yani terim anlamıyla ibadet, iradeye bağlı olmayan hareketler ve oluşlar gibi hâsıl olmamakta; ilâhî emri kul, –dünya hayatında bir imtihan olarak– serbest iradesiyle yerine getirmekte veya ihmal etmektedir. Dünyanın bütün nimetleri ve imkânları insanın, insanca (yalnız Allah’a kulluk ederek) yaşaması için verilmiş araçlardır. Bunları amaçlarına uygun olarak kullanmayanlar nimetin kıymetini bilmemiş ve israfa sapmış olurlar. İnsanın sınırlı gücü ve iradesi her zaman maddî ve mânevî ihtiyaçlarını karşılamaya ve kendisinden beklenenleri yerine getirmesine yeterli olmamaktadır. Bu sebeple insanlar hem diğer insanlardan hem de insan üstü güçlerden yardım istemeye ve almaya kendilerini mecbur hissetmişlerdir. Fakat onların bu iki kaynaktan yardım istemek ve almak için tuttukları yollar, benimsedikleri sistem ve usuller, ilâhî irşada kulak asmadıkları zamanlarda şirke ve bedbahtlığa düşmelerine sebep olmuş; dolayısıyla birçok bâtıl din, işe yaramaz sistem ortaya çıkmıştır. Bu âyet, ibadet ederken ve yardım isterken yöneleceğimiz doğru adresi bize göstermekte ve tevhidi (bir Allah’a ibadeti, sığınmayı ve yönelmeyi) getirmektedir.
Âyette “ederim, dilerim” yerine “ederiz, dileriz” şeklinin seçilmiş olması tevhid ehli müminlerin bir bütün teşkil ettiklerini, bu sebeple “Sen ben değil, biz varız” ilkesi doğrultusunda hareket etmelerini, fert-toplum arasındaki dengeyi korumalarını işaretlemektedir. Burada “biz”i oluşturan bağ imandır, bir Allah’a kulluktur; “Allah’ın kulları! Kardeş olun” (Buhârî, “Nikâh”, 45; Müslim, “Birr”, 23, 28-32) meâlindeki hadis de bu mânaya açıklık getirmektedir. Müminler kardeşçe yardımlaşırlar, fakat kimin elinden gelirse gelsin gerçekte her nimetin Allah’tan geldiğini, O dilemedikçe kimsenin bir şey veremeyeceğini bilirler.
Mehmet Okuyan
(Rabbimiz)! Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
(Bu nedenlerle Ey Rabbimiz!) Biz (bütün mü’minler) ancak ve yalnız Sana ibadet eder (Senin buyruklarını uygular ve Yüce rızanı ararız) ve (her konuda) sadece Senden yardım diler (ve Senin avn-ü inâyetine sığınırız).
Allahım, yalnız seni ilâh tanıyor, candan müslümanlar olarak sana teslim oluyor, saygıyla sana kulluk ve ibadet ediyor, yalnız senin şeriatına bağlanıyor, sana boyun eğiyoruz. Gayretimizin, sabırla mücadeleye devamımızın başarıya ulaşması için sadece senden medet umuyor, bize arka çıkmanı istiyoruz.
(7)“ ‘Dîn’ kelimesinden maksad, ya cezâdır (karşılıktır); çünki o gün, hayır ve şerlere cezâ verilecek bir gündür veya hakāik-ı dîniyedir (dînî hakīkatlerdir). Çünki hakāik-ı dîniye o gün tam ma‘nâsıyla meydana çıkar.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 16)
İlyas Yorulmaz
(Rabbimiz!) Yalnızca sana kulluk eder, yalnızca senden yardım dileriz.
Sadece Sana kulluk ederiz; yalnızca Sana ibâdet eder, bütün emirlerine kayıtsız şartsız itaat ederiz. İyiyi-kötüyü, güzeli-çirkini, doğruyu-eğriyi belirlemede, kendimize yalnızca ilâhî ölçüleri rehber ediniriz. Senden başka hayatımıza yön verecek, kurallar koyacak otorite kabul etmeyiz. Senin buyruklarına aykırı hükümler veren hiçbir güce —kim olursa olsun— asla boyun eğmeyiz ve ancak Senden yardım dileriz.Her türlü iyiliğin, güzelliğin Senin elinde olduğunu bilir, Senin iznin ve onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız. Dertlerimize devâyı, hastalıklarımıza şifâyı, sıkıntılarımıza çareyi ancak Sende arar; gerekli tedbirleri almakla birlikte, Senden başka hiç kimseden, hiçbir varlıktan medet ummayız. Sadece Sana yalvarır, yalnızca Senin kudret ve merhametine sığınırız.
10 Yukarıdaki tercümeye “(başkasına değil) ancak” ifadesi, mef’ulün fiilden önce gelmesinin, kasr ve tahsis ifade etmesinden dolayı ilave edilmiştir.11 İbadet: Niyete göre yapılmasında sevap olan, Allah’a yakınlık ifade eden, şekil, zaman ve türü Allah tarafından belirlenen kulluğu ifade etme fiilidir. Bir kulluğun ibadet olabilmesi için Allah ve Rasûlü tarafından belirlenmesi şart olduğundan, tüm fırka, mezheb ve tasavvuf ekollerinin, Kitap ve Sünnet’e dayanmayan ve yapılması ile ilgili delili ancak kendi hevâlarından ve önderlerinden menkul olan ayinleri, ibadet değil olsa olsa boşu boşuna yapılmış, ne olduğu belirsiz, sonuçta belki de şirke bile götüren gayretlerdir. İbadette esas olan, kulun yaklaşmak istediği zatı tanıyarak yapmasıdır ve bu zat da Allah’tan başkası asla olamaz. İbadetlerin başı olan îmanda sadece kalp ile tasdik yetmez, bunun hiç olmazsa dil ile ikrar ve o şahsın hayatına hâkimiyetle görülmesi gerekir. Niyetsiz ibadetyapılamaz. Nitekim ibadet niyeti olmaksızın namaz kılmak, boşuna yatıp kalkmaktan, niyetsiz oruç tutmak da aç kalmaktan başka bir şey değildir. Ayrıca bir Müslüman’ın ibadetler arası tercih, terfi ve öncelik hakkı yoktur. Zira Allah’ın ibadet olarak emrettiği her yaşayış biçimi aynı derecede önemlidir.12 İstiâne: Yardım dilemek ve talepli veya talepsiz olarak o istenileni vermek demektir. (وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ) demek, ister genel, isterse özel olsun istiâne denilen işi biz ancak Sana yaparız demektir. Bu ayette fiillerin çoğul, zamirlerin tekil olması, ibadetlerin tek başına değil de cemaat halinde yapılmasına işaret olarak düşünülebilir. Bu şüphesiz böyledir, fakat cemaatle ibadet etmek için cemaatin teşekkül etmesi gerekir. Cemaat, kuru bir kalabalık olmayıp, aynı ruhla hareket eden bir birliktelik manzumesi demektir. Bu sebeple de cemaatle ibadetten önce birlikte ibadet yapılabilecek bir cemaatin oluşturulması için çalışmak temel bir ibadettir. İslam cemaatinin teşekkülü de Fatiha Sûresinin nüzulünden sonradır. Yani bu ayeti okuyan her Müslüman Allah’a; “Ya Rab! Biz yekvücut bir cemaat olarak sadece ve sadece sana ibadet eder ve yalnız senden yardım bekleriz.” diye söz vermiş olmaktadır. Bir birinden habersiz bir kalabalık niteliğindeki toplulukların cemaatle ibadetten dolayı beklentilerinin ahirette tersine tepme ihtimalini göz ardı etmemek gerekir.
Muhammed Esed
Yalnız Sana kulluk ederiz; ve yalnız Senden yardım dileriz.
Mustafa İslamoğlu Fatiha Suresi 5. Ayet Açıklaması
[6] VeyaVavın ta‘lîl vurgusuyla: “Yalnız sana kulluk ettiğimiz için yalnız senden yardım isteriz.” Kayıtsız şartsız itaat edilecek tek otorite Allah’tır. Onun dışındaki tüm otoritelere kayıtlı ve şartlı itaat edilir.
[7] İlk 3 âyet Allah-insan ilişkisinin zirvesini teşkil eder. “Biz” kipinin kullanıldığı 4. âyetle insanın irade beyanı başlar. Amaç muhatapta doğru bir “biz” tasavvuru oluşturmaktır. Yardım edenin gerçekte sadece Allah olduğunu bilenler, sadece Allah’tan yardım isterler. Zımnen: Duanın kıblesini Allah’tan başkasına çevirmek, ona kulluk etmek demektir. İbadet Allah’ın razı olduğunu yapmak, ubudiyet Allah’ın yaptığından razı olmaktır. İyyâke na‘budu ibadette, iyyâke nesta‘în duada tevhiddir. Tıpkı lâilâhe illallah gibi nefy ve isbattan oluşur. Açılımı şudur: “başkasından değil yalnız senden...” Allah’tan başkasından istemekle ilgili muhteşem bir Kur’anî teşbih için bkz: 13:14.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ya Rabbi! Yalnız Sana ibadet ederiz, ancak Sen'den yardım dileriz.
(6) Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğu anlatıldıktan sonra “Sana kulluk ederiz, Senden yardım isteriz” sözünün çoğul kipiyle öğretilmesi, Kur’ân’ın muhatabı olan insanı büyük bir mevkie yüceltmekte ve ona, bütün varlık âlemlerindeki İlâhî tecellîleri müşahede etmek ve onlar adına kulluk ve niyazda bulunmak gibi bir şeref bağışlamaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.