Kalem Suresi 44. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5315, sondan 922. ayet; 68. sure ve Kalem Suresinin 44. ayetidir. Kalem Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 4796 olarak hesaplanmıştır. Kalem Suresinin toplam ebced değeri 90861 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ن hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ن (5) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
فذرني ومن يكذب بهذا الحديث سنستدرجهم من حيث لا يعلمون
Harf Sayımı
Harf Sayımı
فذرنيومنيكذببهذاالحديثسنستدرجهممنحيثلايعلمون
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Feżernî vemen yukeżżibu bihâżâ-lhadîś(i)(s) senestedricuhum min hayśu lâ ya’lemûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanı bana bırak! Biz onları bilemedikleri bir şekilde yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Sen, bu Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
O halde bu hadisi¹ yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Artık bu (Hakk) sözü (ve Kur’an’ın hükmünü) yalan sayanı (ve kendi hevâ ve kuruntularına uyanı) Sen Bana bırak! Ki, Biz onları hiç bilmeyecekleri bir yönden (ve fark etmeyecekleri yöntemlerle) derece derece (adım adım helake ve dalâlete) yaklaştıracağız.
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaşyavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekerdururuz.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Artık Allah'ın kelamı olan Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak, biz onları yavaş yavaş hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekip yaklaştırırız.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Bu sözü, Kur'ân'ı yalanlayanları bana bırak. Onları bilmedikleri, farkına varmadıkları yerlerden kademe kademe alçaltacağız, azâba yaklaştıracağız.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Bu sözü yalanlayanı sen bana bırak. Biz onları bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
O halde (Ey Rasûlüm), bu Kur'an'ı yalan sayanları bana bırak, (sen kalbini onlarla meşgul etme. Ben onların hakkından gelirim). Biz, onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız; (Onlara sıhhat ve bol nimet veririz de, onu haklarında iyi zannederler. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir).
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Artık Beni, bu mesajı inkâr eden ile bırak. (Ben onun hakkından gelirim.) Onlar farkına varmadan, peyderpey onları (azaba) atacağız.
Besim Atalay
Besim Atalay
İşbu sözü yalanlayan kimseyi, sen bana bırak, bilmedikleri yönden, yavaş yavaş onlara azabı yaklaştıracağız
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak! Biz (kendilerine birtakım dünyalıklar versek bile, yaptıkları yüzünden) onları bilemeyecekleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Bu hadisi (sözü) yalanlayanla Beni başbaşa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Artık bu sözü yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklaşdırıyoruz.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
(Ey Resûlüm!) Artık bu sözü (Kur'ân'ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Artık onları ve bu sözleri (Kur’an’ı) yalanlayanları bana bırak. Biz onları, bilmedikleri yerlerden yavaş yavaş yakalayacağız.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Bu sözü [²] yalan sayanları, sen bana bırak. Biz, onları anlamayacakları bir yolda azar azar azaba yaklaştıracağız.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
O hâlde, ey Müslüman; bu ilâhî kelâmı yalanlayan inkârcılarla Beni baş başa bırak! Sen onlara aldırma, görevini yapmaya bak; o zâlimlerin hakkından bizzat Ben geleceğim! Onları, hiç farkına varamayacakları biçimde adım adım felâkete sürükleyeceğim.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Bana bırak, bu Söz’ü / Hadîs’i yalanlayan kimseleri! Bilmeyecekleri yerden onları ağır ağır derecelendireceğiz.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Artık şu (Allah’ın) sözünü yalanlayanları sen Bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız.1
Muhammed Esed
Muhammed Esed
O halde bu haberi 23 yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittiğini fark etmeyecekleri şekilde, 24 yavaş yavaş alçaltacağız:
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Bu hadis Kuran karşısında yalana sarılanları bana bırak. Onları farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz. 45/6, 39/71
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Artık bana bırak bu sözü[5264] yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş bitireceğiz onları.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
44, 45. O halde sen bu şerefli sözü, Kur'ân'ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben'im düzenim, pek sağlamdır. [23, 55-56; 6, 44; 3, 196-197; 7, 182-183]
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Bu söz (Kur’an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
pes ķo beni anuñ-ile kim yalan dutar uşbu sözi. tįz azın azın 'aźāba yaķın eyleyevüz anları ol yirden kim bilmezler.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Pes ḳoy beni ol kimse‐y‐ile ki bileler bu sözi. Anları azın [azın] ‘aẕāba yaḳıniletürüz, anlar bilmedügi yirden.