Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5421, sondan 816. ayet; 71. sure ve bu surenin 2. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 23 ve toplam ebced değeri ise 1501 olarak hesaplanmıştır.
قال يا قوم اني لـكم نذير مبين
Kâle yâ kavmi innî lekum neżîrun mubîn(un)
Nûh, şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
Nûh aleyhisselâm, Kur’an’da adı çokça geçen ve dini tebliğ konusunda kavmiyle mücadelesine yer verilen peygamberlerin ilkidir. Kur’an’da Nûh’tan önceki bazı peygamberler de anılmakla birlikte onların inkârcılarla mücadelesi hakkında detaylı bilgi verilmemiştir. Nûh’un soyu, hayatı, peygamberliği, inkârcı toplumuna karşı sergilediği mücadele ve Nûh tûfanı hakkında Hûd sûresinin tefsirinde genişçe bilgi verilmiştir (bk.
11:25-49; ayrıca krş. A‘râf
7:59-64). İlk âyette Nûh’un peygamber olarak gönderildiği ifade edildikten sonra gerçeği inkâr edenlerin bu dünyada başlarına gelmesi mukadder olan felâketlere işaret edilmiştir. Müfessirler bu felâketin Nûh tûfanı olduğu kanaatindedirler. 4. âyette Nûh’un, bir taraftan “... size belirli bir vadeye kadar süre tanısın” derken, diğer taraftan Allah’ın belirlediği vade geldiğinde artık ecelin ertelenmeyeceğini söylemesi müfessirlerce iki şekilde açıklanmıştır: a) Allah, topluluk olarak iman etmeleri şartıyla insanlar için bir ecel tayin etmiştir. Ancak inkârda ısrar ettikleri takdirde belirlenen ecel gelmeden yine topluluk olarak cezalandırılıp helâk edilmeleri de ilâhî takdirin gereğidir. İman etmeleri halinde ise belirlenen o vakte kadar toplumsal varlıklarını devam ettirirler. b) Maksat, ömrün zamansal anlamda uzayıp uzamaması değil, bereketli, hayırlı ve verimli geçip geçmemesidir. Şu halde burada Allah tarafından belirlenen ecelin değişebileceği bildirilmemiş; fakat insanların değişmeyecek ecelleri gelinceye kadar iman ederlerse mutlu ve huzurlu olarak yaşayıp ölecekleri, ama iman etmezlerse mutsuz ve huzursuz yaşayacakları, nihayet hayatlarının da felâketlerle son bulacağı anlatılmak istenmiştir (Zemahşerî, IV, 161; Şevkânî, V, 342).
Şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
2,3,4. Nûh, onlara şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!”[680]
[680] Ecel hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 20-21; VI, 233-236.
“Ey halkım! Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” dedi.
O da (onlara) : "Ey Kavmim, hiç şüphesiz ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım" demişti.
Demişti ki: Ey kavmin, ben, sizi apaçık bir korkutucuyum.
Nuh: “Ey Halkım!” diye seslendi. “Ben size gönderilen açık bir uyarıcıyım.
Nuh:
“Ey kavmim, ben size gönderilmiş sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım” dedi.
Dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
O da dedi ki: 'Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım.'
(Nûh onlara) dedi ki: “-Ey kavmim! Muhakkak ki ben, size (azab ile korkutan) açık bir peygamberim;
“Ey kavmim! dedi. Ben sizin için açık bir uyarıcıyım.”
Nuh dedi ki: «Ey ulusum ! Ben sizlere açık bir kocunduranım
O da “Ey halkım!” dedi, “Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
2, 3, 4. Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!
«Bir kısım günahlarınızı» denirken, imana gelmezden önceki günahların yahut kul hakkı dışında kalan günahların kasdedildiği tefsirlerde belirtilmektedir.
Dedi ki, "Ey halkım, ben size apaçık bir uyarıcıyım."
Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".
Dedi ki: ey kavmım! Haberiniz olsun ben size açık bir nezîrim
Dedi ki: Ey kavmim, muhakkak ki ben sizi (başınıza gelecek azâbdan) apaçık korkutan bir peygamberim».
(Ve Nuh onlara) dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben, sizin için (Allah'ın azâbından haber veren) apaçık bir korkutucuyum!”
Kavmine “Ey Kavmim! Ben sizin için açıkça bir uyarıcıyım.”
Nûh onlara şöyle dedi: Ey kavmim! Ben, sizin için açık söyler ve azapla korkutur bir peygamberim.
O da dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıp korkutucuyum.”
Böylece Nûh, “Ey halkım!” diye kavmine seslendi, “Doğrusu ben, size apaçık hakîkati gösteren ve zâlimleri bekleyen acı âkıbeti haber veren bir uyarıcıyım!”
-“Ey kavmim! Ben, sizin için açıkça bir uyarıcıyım” dedi.
O da (toplumuna): “Ey Kavmim! Gerçekten ben, size (gönderilen) apaçık bir uyarıcıyım.” dedi.
[Nûh] “Ey halkım!” diye seslendi, “Ben sizin için açık bir uyarıcıyım,
Nuh onlara şöyle dedi: Ey kavmim! Ben, sizi açıkça uyarmak için Allah tarafından gönderilmiş bir uyarıcıyım. 5/67, 13/40
(Nûh) “Ey kavmim!” dedi, “Ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım”.
Dedi ki: «Ey kavmim! Şüphe yok ki, ben sizin için apaçık bir korkutucuyum.»
2, 3, 4. O da: “Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği vâde gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!
Ey kavmim, dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım.
Onlara şöyle dedi: “Ey halkım! Ben size doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.
-Ey kavmim, dedi. Ben, sizin için açık bir uyarıcıyım.
Nuh “Ey kavmim,” dedi. “Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım.
O dedi ki: "Ey toplumum! Hiç kuşkunuz olmasın, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
2-3. eyitti “iy ķavmum! bayıķ ben size ķorķıdıcıvan bellü kim ŧapuñ Tañrı’ya daħı ķorķuñ andan daħı muŧį' oluñ baña.”
Eyitdi: İy ḳavmüm, ben size ulu peyġamberin, didi,
O dedi: “Ey qövmüm! Həqiqətən, mən sizi (Allahın əzabı ilə) açıq-aşkar qorxudan bir peyğəmbərəm!
He said: O my people! Lo! I am a plain warner unto you
He said: "O my People! I am to you a Warner, clear and open:(5706)*
5706 His Warning was to be both clear (i.e., unambiguous) and open (i.e., publicly proclaimed). Both these meanings are implied in Mubin. Cf.
67:26. The meaning of the Warning was obviously that if they had repented, they would have obtained mercy.