Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5527, sondan 710. ayet; 74. sure ve bu surenin 32. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 2, harf sayısı 9 ve toplam ebced değeri ise 428 olarak hesaplanmıştır.
32,33,34,35,36,37. Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Yüce Allah gece karanlığında dünyayı aydınlatan ay, aydınlanmak üzere olan gece, aydınlanıp ışığı her tarafa yayılmış olan sabah üzerine yemin ederek bir yandan bu tabii-ilâhî âyetlere, kanıtlara bir yandan da 36. âyetteki uyarıcının önemine dikkat çekerek inkârcıları ikaz etmiştir. 36. âyette insanlık için uyarıcı olduğu bildirilen şeyin “cehennem, Kur’an, peygamber” olduğu yönünde farklı görüşler vardır (Şevkânî, V, 382). “İleri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler” diye çevirdiğimiz cümle ise “iman edip iyi işler yaparak Allah’a yaklaşmak isteyen veya imandan ve iyi amelden geri kalıp uyarılara kulak vermeyen kimseler” olarak yorumlanmıştır. Nitekim Kehf sûresinin 29. âyetinde de “Dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin” buyurulmuştur.
32,33,34. Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabaha andolsun.
Hayır! Anlayan kim? Ay'a ant olsun;
Hayır; (kâfirlerin iddiası boşunadır) andolsun Ay'a,
Hayır, gerçekten de andolsun aya.
Hayır, onlar asla öğüt almazlar. Aya andolsun ki,
Hayır, öğüt almayacaklar. Parlamakta olan aya andolsun!
Hayır, onlar öğüd almazlar! Kamer hakkı için,
Hayır (onlar öğüt almazlar)! Ay'a (yemin olsun)!
32,33,34,35,36,37. Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,
Hayır, andolsun Ay'a,
Kuran'daki yeminlerin fonksiyonu için bak
89:5.
Fakat ne gezer! Andolsun aya,
32,33,34,35. Hayır! Yemîn olsun aya ve döndüğü vakit geceye, hem ağardığı zaman sabaha ki, doğrusu o (Cehennem vâdisi), gerçekten en büyük (belâ)lardan biridir.
Hayır [⁸], bunu düşünemezler. Ay hakkı için,
Hayır; bütün dünyanın karanlıklara boğulduğu bir çağda, gönülleri aydınlatacak Peygamberlik nurunun doğuşunu hatırlatan Ay’a andolsun,
32,33,34. (Ama onlar) asla (öğüt almazlar.) Aya, döndüğü zaman geceye ve ağardığı zaman sabaha, yemin olsun ki,
Aya andolsun ki. 54/1...5
EVET,[5427] Ay şahit olsun![5428]
[5427] İki tarafı da gören bu mâna için bkz:
96:6.
[5428] Nüzul sürecinde gelen ilk yemin (Bkz:
77:1, not 1). Bu yeminlerle, yemin edilen şey üzerinden bir ders verilmek istenmektedir. Buradaki muhtemel ders şudur: Allah’ın kötülük ve iyilik için koyduğu yasa, ay için koyduğu yasa gibidir. Küfür karanlığına izin veren Allah, bu karanlığı aydınlatmak için ışığını (mânasını) katından alan vahyin ışığıyla insana yol göstermiştir.
Hayır. Kasem olsun kamere.
Hayır! İş kâfirlerin dediği gibi değil. Ay'a,
Hayır; Ay’ı,
[*] Âyetin tam meâli şöyledir: "Hayır Aya yemin olsun". Türkçede yemini, doğru söylediğinden şüphe edilen kişi yapar. Allah'ın yaptığı bu gibi yeminler ise yemin edilen şeyin önemini göstermek içindir. (Bkz. İbn Kayyim el-Cevzî, et-Tibyân fî Ahkâm'il-Kur'ân girişi) Türkçe'de böyle bir kullanım olmadığından meâl, maksadı ifade edecek şekilde yapılmıştır.
Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin olsun Ay'a,
Anuñ gibi degül, ay ḥaḳḳı‐çun,
Xeyr! (İş heç də bu müşriklərin zənn etdiyi kimi deyildir). And olsun aya;
Nay, verily: By the Moon,(5798)*
5798 An oath in human speech calls in evidence something sacred in the heart of man. In Allah's Message, also, when delivered in human language, solemn emphasis is indicated by an appeal to something striking among the Signs of Allah, which will go straight to the human heart which is addressed. In each case the symbol of the appeal has reference to the particular point enforced in the argument. Here we are asked to contemplate three wonderful phenomena, and they lead up to the conclusion in verse 38. (1) The moon, next after the sun, is the most striking luminary to our sight. Its reflected light has for us even a greater mystery than the direct light of the sun, which looks to us like pure fire. The moon was worshipped as a deity in times of darkness. But in reality, though she rules the night, her rays are only reflections, and are wanting in warmth and vitality. So every soul which looks up to a mere creature of Allah for a sort of vicarious salvation is in spiritual darkness of error; for the true source of spiritual light and life is Allah, and Allah alone. For (2) the Night and (3) the Dawn, see the following note.