Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5800, sondan 437. ayet; 80. sure ve bu surenin 42. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 767 olarak hesaplanmıştır.
Ulâ-ike humu-lkeferatu-lfecera(tu)
İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
Kıyamet ve âhiretten bir kesitin son derece canlı bir tasvirini veren sûrenin bu son âyetleri, dünya hayatının geçici zevk ve tasalarını aşıp varlığının anlamı, değeri, amacı ve âkıbeti üzerine düşünebilme seviyesine ulaşmış her insanı sarsıcı gerçeklerle yüzyüze getirmektedir. Kıyamet gününde evrende meydana gelecek olan olaylar korkunç sesler çıkaracağı için ona 33. âyette “sâhha” adı verilmiştir. O gün geldiğinde aralarında akrabalık bağı bulunanların birbirinden kaçışının sebebi çeşitli şekillerde izah edilmiştir: a) Kıyamet olayları herkesi dehşete düşüreceği için o ortamda insanların birbirini düşünmeleri mümkün değildir; herkes kendi başının derdine düşer; b) Akrabalıktan doğan haklarını isteyecekleri endişesiyle insanlar birbirinden kaçarlar; c) Kişi, akrabaları onun içinde bulunduğu sıkıntılı durumu görmesin diye onlardan kaçar; d) İnsan, akrabasının içinde bulunduğu kötü durumu görmesine rağmen onlara yardım edemeyeceğini ve başlarına gelenlere engel olamayacağını bildiği için kaçar (Şevkânî, V, 446). Bir önceki sûrede (Nâziât
79:8-9) kıyamet ve mahşerin dehşetinden dolayı bütün kalplerin korkudan neredeyse yerinden oynayacağı, gözleri korku bürüyeceği bildirilmişti. Abese sûresinin bu son âyetlerinden anlıyoruz ki inkârcı ve isyankârların korku, kaygı ve perişanlıkları devam ederken, müminlerin, durumları aydınlanınca kalplerindeki korku ve kaygının yerini ferahlık ve sevinç alacak, bu sevinç yüzlerine yansıyacaktır.
İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır.
40,41,42. Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır.[724]
[724] ‘Abese sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 367-368.
İşte bunlar gerçeği yalanlayan nankörlerdir, facirlerdir.¹
1- Facir sözcüğü, “birr” sözcüğünün zıddıdır. Yani kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımamak, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir.
İşte bunlar da; kâfir, facir olanlardır.
İşte onlardır kafirler, suçlular.
İşte bunlar hakkı örtbas edip, doğru yoldan sapan kimselerdir.
Onlar, işte onlar kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler ve büyük günahlar işleyenlerdir.
İşte onlar inkarcılar, facirlerdir.
İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.
İşte bunlar, kâfirler, facirlerdir...
İşte onlar, keferet-ül feceredirler (azgın suçlu kâfirlerdir.)
İşte bunlar kâfir olanlar, günaha dadananlar
İşte onlar, inkârcılardır, günaha dalanlardır.
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.
40, 41, 42. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
İşte onlar inkarcılardır, sapanlardır.
İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.
İşte onlar o keferei fecere
İşte bunlar kâfirler, fâcirlerdir.
İşte onlar, kâfirlerin, fâcirlerin (hakka isyân edenlerin) ta kendileridir.
İşte onlar doğruları inkâr eden günahkâr suçlulardır.
İşte kâfirler masiyete dadanmış kimseler bunlardır.
İşte bunlar kâfir olanlar, yoldan çıkanlardır.
İşte onlar, gerek sözleri, gerek ortaya koydukları hayat tarzıyla Allah’ın ayetlerini inkâr eden, böylece doğru yoldan sapan kimselerdir!
İşte onlar, Fâcir Kâfirler’dir.
40,41,42. Ve o gün, bir kısım yüzler de vardır ki; onlar toz-toprak içerisinde ve kapkara kesilmişlerdir. İşte onlar günâhkâr kâfirlerin ta kendisidir.
işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.
İşte yüzleri kararanlar, gerçekleri örtbas eden bu kâfirler olacak. 18/100...106, 54/43, 39/71, 70/36...39
İşte bunlar, inkârın dibini boylayan ve yoldan sapan sorumsuz kimseler olacak.[5585]
[5585] Fecerah, burada muttakinin mukabili olarak kullanılmıştır.
İşte kâfirler, facirler olan, onlardır.
İşte bunlar kâfir, günaha dadanan, haktan sapan kimselerdir.
İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.
İşte onlar kâfir ve günaha batmış kimselerdir.
İşte onlar, kafirler ve facirler, onlardır.
Onlar inkârcı günahkârlardır.
İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar.
şunlar, anlar kāfirlerdür fāsıķlar
Anlardur kāfir ve fācirler.
Onlar (pis əməllərə uyan) kafirlər, pozğunlardır!
Those are the disbelievers, the wicked.
Such will be the Rejecters of Allah, the doers of iniquity.