Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5832, sondan 405. ayet; 82. sure ve bu surenin 3. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 1633 olarak hesaplanmıştır.
Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman,
Kıyamet günü hakkında Tekvîr sûresinde anlatılanları pekiştirmek üzere burada o gün vuku bulacak bazı olaylardan söz edilerek insanlar uyarılmaktadır. Uzay boşluğundaki yıldızların düzenli hareketini sağlayan çekim kanununun kıyamet gününde yok olmasının bir sonucu olarak evrenin düzeninin bozulacağı, göklerin çatlayıp yarılacağı ve kozmik düzenin bozulacağı bildirilmiştir (bk. Furkan
25:25; Hâkka
69:16; Rahmân
55:37; Nebe’
78:19-20; Tekvîr
81:1-6). Denizlerin birbirine katılmasını, dünyanın şiddetle sarsılması, dağların parçalanıp yok olması, denge ve düzenin bozulması gibi olaylar sonunda dünyayı denizlerin kaplaması şeklinde anlamak mümkündür. Bu âyetler hakkında, “şiddetli sarsıntı neticesinde yerkürede meydana gelecek olan volkanik patlaklar ve derin çatlaklardan çıkan lav kütlelerinin deniz sularını kaynatacağı, taşıracağı, hatta buharlaştıracağı” şeklinde de yorum yapılmıştır. Kıyametin kopması sırasında meydana gelecek sayısız felâketlerin büyüklerinden birkaçı örnek olarak zikredildikten sonra “Kabirlerin altı üstüne getirildiğinde” meâlindeki 4. âyetle konu insana getirilmiştir. Bu âyet genellikle o büyük altüst oluş esnasında kabirlerde toprak altında bulunan ceset parçalarının dışarı fırlatılacağı şeklinde yorumlanmıştır.
Denizler fışkırtıl(ıp kabar)tıldığında,
Denizler fışkırtıldığında,
Denizler kabarıp taştığı zaman,
Denizler fışkırtılıp-taşırıldığı zaman,
Ve denizler, kaynayıp karışınca.
ve denizler kabarıp kaynayıp birbiriyle karıştığında,
Denizler yarılıp akıtıldığı vakit, kişi öğrenip bilecektir.
Denizler birbirine karıştırıldığı zaman,
Denizler, fışkırtılıp-taşırıldığı zaman,
Denizler kaynatılıb birbirine karıştırıldığı zaman,
Denizler kaynayıp birbirine karıştığı,
Denizler kaynaştığı zaman,
1, 2, 3, 4, 5. Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
Denizler akıtılıp taşırıldığı zaman,
Denizler yarılıp akıtıldığı vakit,
Ve denizler akıtıldığı vakıt
Denizler fışkırtıldığı zaman,
Denizler, (birbirine) açıldığı (ve yeryüzü düzlenerek hepsi bir deniz olduğu) zaman!
Denizler kaynatıldığında,
Denizler kaynayıp aktığı, hepsi bir deniz olduğu zaman,
Ve denizler fışkırtılıp taşırıldığı zaman.
Yeryüzündeki bütün denizler, okyanuslar, göller, nehirler, bir anda ateş alarak göğe yükselen alev şûleleri hâlinde fışkırtıldığı zaman,
Akıtıldığı zaman Denizler;
Denizler kaynatıldığı zaman, 1
1 Bu âyet, “denizler akıtılarak yeryüzünün her tarafını kapladığı zaman.” şeklinde de tercüme edilebilir.
denizler kabarıp taştığında,
Denizler yeniden yükseltilip kabartıldığında. 81/6
denizler yeniden yükselip kabardığında,[5612]
[5612] Denizlerin yeniden oluşum sürecini ifade etse gerektir.
Ve denizlerin kaynayıp aktığı vakit.
Denizler birbirine katılıp tek deniz haline geldiği zaman. . .
Denizler fışkırtıldığı zaman,
Denizler taşırılınca
[*] سجر karıştırma, yakma ve doldurma anlamlarına gelir.(Mekâyîs s.134) Yürütülen dağlar denize karıştırılacağı için kelimeye karıştırma; denizleri dolduracağı için doldurma, deniz dibinden lav çıkıp denizi buharlaştırabileceği için de kelimeye yakma anlamı verilebilir. Her durumda karalar sular altında kalır. Kelimeyi "taşırılınca" diye tercüme etmemizin sebebi budur. Bundan sonra Âdem aleyhisselamın yaratıldığı ortam, balçık ve kokuşmuş çamur ortamı oluşur. Ölülerin vücutlarından kalan ve onun bütün özelliğini taşıyan parçacıklar, tarlaya serpilmiş tohumlar gibi bölünür, gelişir ve yeniden yaratılış gerçekleşir. Bkz. (Mearic
70:4 ve devamı) , (Kaf
50:4) (Lokman
31:28), (Araf
7:29).
Denizler fışkırtıldığı zaman,
1-4. ķaçan gök yarıla, daħı ķaçan ılduzlar dökile daħı ķaçan deñizler aķıdınıla ya'nį biribirine ķarışa daħı ķaçan sinler ķarcaşturınıla:
daḫı ḳaçan ki deñizler biri birine aḳsa
Dənizlər (qaynayıb bir-birinə) qarışacağı zaman;
When the seas are poured forth,
When the Oceans are suffered to burst forth;(6000)*
6000 Cf.
81:6, "when the oceans boil over with a swell". Here, "are suffered to burst forth" expresses the end of the present order of things. This may be in two ways: (1) The barrier, which keeps within their respective bounds the various streams of salt and fresh water (
55:20, n. 5185), will be removed; (2) the Ocean will overwhelm the whole Globe. (R).