Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5850, sondan 387. ayet; 83. sure ve bu surenin 2. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 2816 olarak hesaplanmıştır.
الذين اذا اكتالوا على الناس يستوفون
الذيناذااكتالواعلىالناسيستوفون
Elleżîne iżâ-ktâlû ‘alâ-nnâsi yestevfûn(e)
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
“Vay haline!” diye çevirdiğimiz veyl kelimesi, “ağır zarar, kötülük, hüzün, azap, helâk” gibi anlamlara gelir (Elmalılı, VIII, 5648). Ayrıca hadislerde cehennemdeki bir vadinin ismi olduğu da bildirilmiştir (Tirmizî, “Tefsîr”, 22; Müsned, III, 75). Râgıb el-İsfahânî’ye göre bu kelimenin cehennemdeki bir vadiye isim verilmesi, mecazi anlamda olup “veyl”e muhatap olanların cehennem azabına uğrayacaklarını ifade eder (bk. el-Müfredât, “vyl” md.). “Ölçü ve tartıyı eksik yapanlar” anlamındaki mutaffifîn, mutaffif kelimesinin çoğuludur. 2-3. âyetlerdeki açıklamaya göre “alırken fazla fazla, verirken eksik ölçenler” mânasına gelir. Bu sebeple 1-3. âyetlerde bir taraftan eksik ölçüp tartanlar yaptıkları işin çirkinliğinden dolayı kınanırken diğer taraftan böylesine çirkin bir işe kalkışanların âhirette cezalandırılacağına dikkat çekilmektedir. Burada ölçü ve tartı örnek bir işlem olup daha genel olarak insanların, kendi haklarını gözettikleri kadar sorumluluklarını da özenle yerine getirmeleri gerektiği vurgulanmakta, hakka konu olan her işlemde adaleti titizlikle korumaları istenmektedir (Ebü’l-Kåsım el-Kuşeyrî’nin bu yöndeki bir yorumu için bk. Râzî, XXXII, 91). Sûrenin Medine’de indiğini söyleyen müfessirler İbn Abbas’tan şöyle bir rivayet naklederler: Hz. Peygamber Medine’ye geldiği zaman Medineliler ölçü ve tartıda hile yapıyorlardı. O sıralarda bu âyetler indirildi; onlar da bundan sonra kendilerini düzelttiler (Taberî, XXX, 58; Zemahşerî, IV, 229; Râzî, XXXI, 88). Kanaatimizce bu rivayeti, Resûlullah’ın, Medine’ye geldiği zaman ticaretle uğraşan birtakım insanların ölçü ve tartıyı eksik yaptıklarını görünce, daha önce Mekke döneminde inmiş olan bu âyetleri onlara tebliğ ettiği şeklinde anlamak daha isabetli olur. Âyetlerin iniş sebebi özel bir olay olsa da genel anlamda ölçü ve tartıyı eksik yapmanın çirkinliğine dikkat çekilmiş, bencillik ve başkalarını aldatma gibi ahlâka aykırı duygu ve davranış içinde olanlar kınanmıştır. Ölçü ve tartının adaletle yapılmasını emreden başka âyetler de vardır (meselâ bk. En‘âm
6:152; İsrâ
17:35; Rahmân
55:8-9). Âyetler bu emirlere uyulmadığı takdirde dünyada ilahî kınamaya mâruz kalma, âhirette de şiddetli bir azaba uğramanın kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. 4. âyette, ölçü ve tartıda hile yapan kimselerin yeniden dirilişe kesin olarak inanmaları bir yana, bunu muhtemel görmeleri halinde bile bu sahtekârlığa cüret etmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekilmektedir (Elmalılı, VIII, 5652). 5. âyette ifade edilen “büyük gün”den maksat kıyamet günüdür. Öldükten sonra dirilme, hesap, ceza, cennetliklerin cennete, cehennemliklerin cehenneme girmeleri gibi büyük olayların yaşanacağı gün olduğu için ona “büyük gün” denilmiştir (Şevkânî, V, 463). Nitekim 6. âyette o gün bütün insanların hesaba çekilmek üzere diriltilip âlemlerin rabbinin huzuruna çıkarılacakları ifade buyurularak uhrevî yargı ve hesap sırasında hiçbir kimsenin hiçbir kötülüğünün gizli kalmayacağı, hepsinin tek tek hesabının sorulacağı vurgulanmıştır.
Onlar insanlardan (bir şey alırken) ölçtüklerinde (baskı yaparak) tam ölçerler.
Ayette [‘alâ] edatı kullanıldığı için burada kınanan davranış yalnızca satarken değil, alırken de karşı tarafa baskı ve zorbalık uygulanmasıdır.
2,3. Onlar, insanlardan bir şey aldıkları zaman tam ölçüp tartarlar. Kendileri bir şey sattıkları zaman onlara eksik ölçüp tartarlar.
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Ki onlar, insanlardan ölçüp (kendi haklarını) aldıkları zaman, tam olarak alırlar.
Öyle kişilerdir onlar ki insanlardan bir şey alırlarken tamam ölçerler.
Onlar ki insanlardan birşey ölçüp aldıklarında, ölçüyü tam tutarlar.
Bilerek insanları zarara uğratacak şekilde ölçüp tarttıkları sırada, mallarının hakkı olmayan bedellerini tamı tamına alırlar.
Onlar insanlardan ölçerek bir şey aldıklarında noksansız alırlar.
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Ki onlar, insanlardan ölçüp (haklarını) aldıkları zaman, tam olarak alırlar.
Onlar ki insanlardan bir şey alıp ölçtükleri zaman, tam ölçerler.
Başkasından alırlarsa, tam ölçerler
Onlar ki, insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
1,2,3. İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
1, 2, 3. İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!
Halktan bir şey aldıklarında ölçüyü tam uygularlar.
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Ki nâs üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar
Ki onlar insanlardan ölçekle aldıkları zaman (haklarını) tastamam alanlar,
Onlar ki, insanlardan ölçerek (bir şey) aldıkları zaman, tam alırlar.
Onlar öyle kimselerdir ki, insanlardan (kendileri için) tartı ile bir şey aldıklarında, satandan ölçüye tam uymalarını isterler.
Onlar ki, halktan aldıkları zaman tam ölçüp alırlar.
Onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Onlar ki, insanlardan bir şey alırken, haklarını eksiksiz isterler.
Onlar İnsanlar’dan tarttıkları zaman tam ölçü tutuyorlar.
Onlar, insanlardan bir şey alırken tam ölçerler,
onlar, [öteki] insanlardan haklarını eksiksiz isterler;
Onlar insanlardan bir şey alırken tam ölçüp tartarlar. 17/35, 55/7.9
ki; kendileri başkalarından alacakları zaman noksansız isterler,
O kimseler ki, nâs aleyhine ölçtükleri zaman tam ölçer alırlar.
Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar.
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
İnsanlardan alırken ölçünün tam olmasını isterler,
İnsanlardan/halktan aldıklarında tam alan..
Onlar insanlardan birşey ölçerek aldıklarında tastamam alırlar.
Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar,
anlar kim ķaçan ölçüp aldılar sinig-ile ādemįlerden tamām alurlar.
Ḳaçan özlerine keyli alsa ḫalḳdan tamām alurlar.
O kəslər ki, özlərini insanlardan (bir şey) aldıqları zaman onu tam ölçüb alar,
Those who when they take the measure from mankind demand it full,
Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure,