Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5884, sondan 353. ayet; 83. sure ve bu surenin 36. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 24 ve toplam ebced değeri ise 1240 olarak hesaplanmıştır.
هل ثوب الكفار ما كانوا يفعلون
Hel śuvvibe-lkuffâru mâ kânû yef’alûn(e)
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?
Bu kümedeki âyetler dünyada inançlarından dolayı müminlerle alay eden, onları küçümseyen ve yollarının yanlış olduğunu ileri süren inkârcılar hakkında inmiş olup onları kınamakta ve uyarmaktadır. Özellikle 33. âyette Allah tarafından kendilerine müminleri denetleme görevi verilmediğinin belirtilmesi dikkat çekicidir. Buna göre din konusunda insanların sırf kendi kişisel görüşlerine göre başkalarını yargılama yetkileri yoktur; bu konudaki ölçü ve dayanaklar Allah tarafından konulmuş olup dinî konulardaki eleştiri ve uyarılar da bu ölçü ve dayanaklara göre olmalıdır. 34-36. âyetlerde müminlerle inkârcılar arasında durumun âhirette yukarıda belirtilenin tersine döneceği, bu sefer müminlerin inkârcılara gülecekleri ifade edilmekte, kendileri için hazırlanmış olan mutluluk verici âkıbetten dolayı sevinecekleri bildirilmekte ve inkârcılara hak ettikleri cezanın uygulanmasına başlanıp başlanmadığını merak ederek etrafa bakacakları bildirilmektedir. Burada asıl anlatılmak istenen husus, müminlerin, inkârcılara gülmekten zevk alacakları ve onların azap görmelerinden dolayı mutlu olacakları değil; dünyadayken inananlarla alay eden ve onların sıkıntı çekmelerinden zevk alan inkârcıların, âhirette bu tutumlarının karşılığını görecekleri, ettiklerini bulacaklarıdır. Bu bakımdan âyetler uyarı amacı taşımaktadır.
Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı!
Buradaki [süvvibe] fiili “karşılık verilmek”, “sevap (!) verilmek”, “azap elbisesi giydirilmek” anlamlarında kafirlere yönelik alaycılık içermektedir.
“İnkâr edenler yaptıklarının karşılığını aldılar mı?” diyecekler.[736]
[736] Mütaffifûn sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 435.
“Gerçeği yalanlayan nankörler, yaptıkları şeylerin karşılığını buldular mı?” diye.
“Nasıl, kâfir olanlar, (şimdi) işlediklerinin (küfür ve kötülüklerinin feci) karşılığını gördüler mi?”(diye sevineceklerdir).
Cezalandılar mı kafirler, yaptıklarına karşılık?
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler; yaptıklarının ettiklerinin cezasını buldular mı?
Nasıl, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler sergilemeye devam ettikleri davranışlarının cezasını buldular mı?
"İnkârcılar yapmakta olduklarının karşılığını gördüler mi?"
Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin 'feci karşılığını gördüler mi?'
Nasıl, kâfirler ettiklerinin cezasını buldular mı?
“Kâfirler, yaptıklarının cezasını çektiler mi?!” diye sorarlar. (Yani; yaptıklarından başkası ile cezalandırılmadılar, diye onları kınıyorlar.)
Kâfirlerin cezası, işlerine göre verilmedi mi?
“İnkârcılar, yaptıklarının karşılığını tam olarak aldılar değil mi?”
35,36. Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı! (Elbette buldular.)
İnkarcılar yaptıklarıyla cezalandılar mı diye.
Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?
Nasıl kâfirler ettiklerinin cezasını buldularmı?
(Nasıl) o kâfirler işleyegeldiklerinin cezasına çarpıldı (lar) mı?!
Kâfirler, yapmakta olduklarıyla cezâlandırıldılar mı? (Evet!)
Böylece inananlara yapmış oldukları şeyler, inkâr edenlerin yaptıklarının karşılığı olmadı mı?
Kâfirlerin cezası yaptıkları fiillere göre oldu mu? (Evet olmuştur.)
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarıyla cezalandırılmış oldular mı?
“Nasıl, inkârcılar yaptıklarının cezasını gördüler, değil mi?”
Kâfirler, yapıyor oldukları şeylere karşılık aldılar mı? / Yapıp ettiklerini buldular mı?
Nasıl? Şimdi kâfirler, yaptıklarının karşılığını buldular mı? 1
1 Son üç âyetin toplu anlamı; “işte bugün de inananlar, tahtları üzerinden, o (kâfirlerin haline) bakıp bakıp, ‘kâfirler, yaptıklarının cezâ-sını buldular mı?’ diyerek gülecekler.” şeklinde de olabilir.
“Bu hakikat inkarcıları, yapmaya düşkün oldukları şeyler için mi [böyle] cezalandırılıyorlar?”
Nasıl! Kâfirler yaptıklarının mükâfatını tam olarak almışlar değil mi? 7/40, 23/99...108, 40/47...50
Nasıl? Küfrü hayat tarzı edinenler yapageldiklerinin ‘sevabına’ (!) nail olabilmişler mi bari!?
Nasıl o kâfirler, işler oldukları şey ile cezalanmış oldular mı?
35, 36. Koltuklarına kurulurlar“Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı? ” diye bakınırlar.
Kafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı? diye.
“O kâfirler ettiklerini gerçekten buldular mı?” diye.
[*] Allah'ı ve ayetlerini görmezlikten gelenler
-Kafirler, yaptıklarının cezasını gördüler mi? diye.
Nasıl, buldu mu o kâfirler ettiklerini?
Nankör kâfirler, yapmış olduklarıyla ödüllendirildiler mi?
cezā virinilmedi kāfirler illā anı kim oldılar işlerler.
Hīç müzd virildi mi kāfirlere ‘amelleri‐çün?
Kafirlər öz əməllərinin cəzasını aldılarmı?! (Əlbəttə, aldılar!)
Are not the disbelievers paid for what they used to do?
Will not the Unbelievers have been paid back for what they did?