Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5937, sondan 300. ayet; 86. sure ve bu surenin 6. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 12 ve toplam ebced değeri ise 1047 olarak hesaplanmıştır.
Ḣulika min mâ-in dâfik(in)
Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
Öldükten sonra dirilmeyi ve âhiret hayatını inkâr eden insanın, kendi yaratılışına bakarak ibret alması ve âhiret olayını buna göre değerlendirmesi istenmektedir. “O su, bel ve göğüs kafesi arasından çıkar” diye çevirdiğimiz 7. âyeti müfessirlerin çoğunluğu, “erkeğin bel kemiği ile kadının kaburga kemiğinden çıkar” şeklinde yorumlamışlardır (Taberî, XXX, 92-93; İbn Kesîr, VIII, 396). Hz. Peygamber’in “Erkek ve kadından hangisinin suyu üstün gelirse çocuk ona benzer” (Müslim, “Hayz”, 33) anlamındaki hadisi de bu ikili işlevi ifade eder. Zira hadis çocuğun, eşlerin her ikisinin “suyunun” birleşmesinden yani sperm ile onun döllediği yumurtadan meydana geldiğini gösterir. Kur’an, buna “katışık (karışımlardan oluşan) meni” anlamında nutfetün emşâc (İnsan
76:2) demektedir. Biz 7. âyetin ilgili kısmını “bel ve göğüs kafesi” diye çevirmeyi uygun bulduk. Çünkü göğüs kafesi içinde akciğer ve kalp, bel kemiğinin (omurga) içinde ise omurilik vardır. Bu kemikler hem vücudun sınırlarını çizer gibidir hem de en hayatî organları içinde barındırmaktadır. Âyette bunlar zikredilerek insan vücudu kastedilmiş, meni ve yumurtanın kadın ve erkek vücudunda oluştuğuna, çocuğun da bunların birleşmesi sonucunda, var oluşunun ilk aşamasına girdiğine işaret edilmiştir (yaratılış safhaları için bk. Hac
22:5; Mü’minûn
23:12-14; Gåfir
40:67; Kıyâmet
75:36-39; Alak
96:1-2). 8. âyette insanı yukarıda anlatılan meniden yaratıp mükemmel bir varlık haline getiren yüce yaratıcının onu öldükten sonra diriltmeye de kadir olduğu vurgulu bir şekilde ifade edilmektedir.
6,7. Omurga ile kaburga kemikleri arasından çıkan (akan) bir sudan (sıvıdan)yaratıldı.
Burada rahimdeki ceninin (embriyonun) üreme hücrelerinin oluşumunun omurga ile kaburga kemikleri arasından başlaması kastedilmektedir.
Atılan bir sudan yaratılmıştır.
Atılan bir sıvıdan yaratıldı;
(O) Dökülüp atılan bir sudan yaratılmıştır.
Yaratıldı sıçrayarak akan bir sudan.
Tazyikle akan bir sudan yaratıldı.
Bir defada boşalan sıvının bileşeninden (nutfeden) yaratıldı.
Atılan bir sudan yaratılmıştır.
Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.
Atılan bir sudan yaratıldı.
O, atılan bir sudan yaratıldı.
O, (üreme organından rahme atılan) basit bir su damlacığından yaratılmıştır.
6,7. O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
5, 6, 7, 8. İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılan bir sudan yaratıldı. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.
Atılan bir sıvıdan yaratıldı.
Atılan bir sudan yaratıldı.
Bir atılgan sudan yaratıldı
O, atılıb dökülen bir sudan yaratılmışdır,
(O) atılan bir sudan yaratıldı.
Üreme organının attığı basit bir sudan yaratıldı.
O, dökülmüş bir sudan yaratılmıştır.
Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.
O, atılgan bir sudan yaratılmıştır.
6,7. O, (erkeğin ve kadının) beli1 ile göğüsleri2 arasından,3 aniden boşalan (canlı)4 bir sudan yaratılmıştır.
1 Sulb: Sırttan kuyruk sokumuna kadar olan ve içerisinden sinirlerin geçtiği omurga, yani “bel” demektir.2 Terâib: Terîbe’nin çoğuludur. Göğüs kemikleri, yani; iki meme ile boyun arası veya göğsün sağ ve sol tarafından dörder kaburga kemikleri demektir.3 Sulb ile terâib bedenin arka ve önden iki cephesidir ki, bunların arası tenasül uzuvlarının bulunduğu yerdir. Buna göre “sulb ile terâib aras”ı, bedenin genel duruşuna göre ortasında bulunan tenasül uzuvlarından kinâye olur. Âyetin kastedilen anlamı da, “O, (erkeğin ve kadının) tenasül uzuvlarından, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Aynı zamanda sulb erkeğe, terâib kadına, işaret olarak düşünülürse “araları” da ikisinin bir araya gelmelerinden kinâye olur. Buna göre de âyetin anlamı, “O, erkeğin ve kadının bir araya gelmesiyle, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Konu ile ilgili Bk. Elmalılı. 4 Genelde “atılan” diye edilgen sıfat fiil (ism-i mef’ul) olarak tercüme edilen (دَافِقٌ) esas anlamıyla; etken sıfat fiil (ism-i fâil) olarak tercüme edilmiştir.
o spermalı bir sıvıdan yaratılmıştır
O rahme atılan bir damla sudan yaratılmıştır. 21/30, 22/5
o, (üreme organlarından) fışkıran hayat tohumları içeren basit bir sıvıdan[5673] yaratıldı;
[5673] “Atılan, fışkıran” mânasına gelen dâfik ism-i faildir. Bu form özne formudur. Min edatı, insanın bu sıvının tümünden değil içindeki hayat suyundan (sperma) yaratıldığına delâlet eder.
Bir atılan sudan yaratılmıştır ki;
6, 7. O, bel ile göğüs nahiyesinden çıkan, atılan bir sudan yaratıldı.
Ayet metninde sulb ve teraib arasındaki nahiyeden çıkan bir sıvıdan söz edilir. Normalde sulb: belkemiği, teraib: ise kaburga kemiğidir. Erkek ile kadının üreme hücreleri bu bölgede yer aldığı için böyle ifade buyurulmuştur. Yoksa maksat, bu sıvının tamtamına nereden çıktığını bildirmek değildir.
Atılan bir sudan yaratıldı.
İleri giden[1] bir sudan[2] yaratılmıştır.
[*] دفق, bir şeyi ileri itme , hızla akma (Müfredats.228) ve dökme (es-Sıhâh c.1 s.228) anlamına gelir. Döllenmiş yumurta, rahim kanalından rahim cidarına doğru gittiği için "ileri giden" anlamı tercih edilmiştir. دَافِق ism-i faildir ama ona ism-i mef'ul anlamı verilir. Bkz. Lisan'ul-arab c.10 s.99. O zaman "ileri itilen su" anlamını vermek gerekir. [*] "Biz insanı döllenmiş yumurtadan yarattık." (İnsan
76:2)
Atılan bir sudan yaratılmıştır.
O atılmış bir sudan yaratıldı.
Fırlayan bir suyun bir parçacığından yaratıldı o.
yaradıldı śudan segriyici
Yaradıldı bir ṣudan ki atılup çıḳar.
O, axıb tökülən bir sudan (nütfədən) yaradılmışdır.
He is created from a gushing fluid
He is created from a drop emitted-(6070)*
6070 See n. 5832 to
76:2. See also last note.