Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1298, sondan 4939. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 63. ayetidir. Tevbe Suresi 63. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 4470 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم يعلموا انه من يحادد الله ورسوله فان له نار جهنم خالدا فيها ذلك الخزي العظيم
Bu âyetlerde münafık karakteri ve münafıkların davranışlarıyla ilgili tasvire yeni kesitler eklenmekte, bir taraftan müslümanlar onların görünen yüzlerine aldanmamaları için uyarılmakta, diğer taraftan da Allah’ın âyetleri, peygamberi ve müslümanlarla alay eden münafıklarakendilerinden önceki inkârcı kavimlerin acı sonları hatırlatılmaktadır. Burada işaret edilen münafıklara ait söz ve davranışlar, tefsirlerde daha çok Tebük Seferi öncesinde ve bu sefer esnasında yaşanan olaylarla açıklanır; bu konudaki rivayetler âyetlerin yorumuna ışık tutmakla beraber, âyetlerin üslûbu ve sözün akışından daha çok münafık tiplemesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır (münafıklar hakkında ayrıca bk. Bakara2:8-20; Nisâ 4:138-140, 142-146; Münâfikun 63:1-8). Tefsirlerde 61. âyetin inişi ile ilişkilendirilen bazı rivayetlere yer verilir. Bunlardan biri şöyledir: Bazı münafıklar özel sohbetlerinde Resûlullah’ı çekiştiriyorlardı, sonra içlerinden biri “Aman bunlar onun kulağına gitmesin” diye ikazda bulununca, “O her söze kolayca kanar, söylediklerimizi inkâr ederiz, üstüne bir de yemin ettik mi bize inanır” şeklinde cevaplar veriyorlardı (Taberî, X, 168-169). Resûl-i Ekrem’in, münafıkların yalanlarını yüzlerine vurmadığı ve özellikle yemine çok değer verdiği gerçeğinden hareketle söz konusu rivayetlerle âyet arasında bağ kurulabilir. Fakat burada asıl amacın münafıkların tutumlarından bir kesit verip onların zihniyetini mahkûm etmek ve bu vesileyle dikkatleri Hz. Peygamber’in yüksek ahlâkına yöneltmek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan münafıkların, “O her söylenene kulak veriyor” anlamındaki sözleriyle, Resûlullah’ın bazı sesler işitip onu vahiy olarak yansıttığı iddiasında bulunmuş oldukları yorumu da yapılmıştır. “Allah’ın resulünü incitenler” şeklinde tercüme edilen kısmı “peygamberi yerip kınayanlar” şeklinde anlamak da mümkündür (Esed, I, 366). Âyetin, “O sizin için hayırlı olana kulak veriyor” şeklinde tercüme edilen kısmı şöyle izah edilebilir: Resûlullah gelişigüzel tahminlerle insanlar hakkında yargıda bulunmaz, Allah’a olan derin imanının yanı sıra müminlere de büyük bir güven duyar ve söylenenleri böyle iyi niyet temeline dayanan bir anlayışla değerlendirir. Bu cümlede onun kulak verdiği bildirilen şeyle kastedilenin, bütün insanlığın hayrına olan “vahiy” olduğu da söylenmiştir. Allah’ın mesajını ileten elçi olması itibariyle 62. âyette Hz. Peygamber de Allah’ın yanı sıra zikredilmiş fakat kimin hoşnut kılınması gerektiğini belirten zamir tekil kullanılmıştır. Bazı müfessirler bununla ilgili olarak, resulünün rızâsını kazanmanın Allah’ın da rızâsını kazanma mânasına geldiği yönünde açıklamalar yaparken, bazıları da burada hoşnutluğuna erişilmesi hedeflenecek yegâne varlığın Cenâb-ı Allah olduğuna işaret bulunduğunu belirtmişlerdir (Şevkânî, II, 429). 63 ve 64. âyetler arasında şöyle bir bağ kurulabilir: Allah ve resulüne karşı çıkan, din özgürlüğünü yok etmek için uğraş veren kimseler, bu durumları dünyada açığa çıkmış olsa da olmasa da içinde ebedî olarak kalacakları cehennem azabına çarptırılacaklardır, en büyük rezil-rüsvâ olma aslında budur. Münafıklar bunu bilip dururken, sadece dünyada rezil olmaktan, haklarında bir sûre indirilip kalplerindekinin ortaya dökülmesinden endişe etmektedirler. Münafıkların ileri sürdükleri mazeretin geçersizliğini belirten 65. âyet, dolaylı bir tarzda müminlere yönelik olarak da dinî ve itikadî konuların şaka ve eğlence konusu edilemeyeceği hususunda ciddi bir uyarı ihtiva etmektedir. Münafıkların bir kısmı iman ile küfür arasında bocalayan, diğer bir kısmı ise bilinçli olarak ve ısrarla inkârcılığını sürdüren fakat müslümanlara karşı bunu gizlemeye çalışan kişilerdir. İşte 66. âyette, aklını ve iradesini doğru yönde kullanmayı, içindeki hak-bâtıl mücadelesini imanın galibiyetiyle sonuçlandırmayı başaranlara yüce Allah’ın bağış kapısının açık bulunduğu, inkârcılıkta ısrar edenler için ise kötü âkıbetin kaçınılmaz olduğu haber verilmektedir. 67. âyette münafık karakterine ve 68. âyette münafıkların acı âkıbetlerine değinildiği gibi, 71. âyette mümin karakterine ve 72. âyette de onların mutlu sonlarına işaret edilerek iki grup arasında bir mukayese yapılmasına imkân sağlanmıştır. 69-70. âyetlerde, gerçekte inkârcı oldukları halde iman etmiş gibi görünen münafıkların âkıbetlerinin açıktan açığa peygamberlere karşı mücadele veren inkârcılardan daha iyi olmayacağı belirtilmekte, güç ve servet sahibi olsalar da inkârcıların boş davalar uğruna yaptıklarının gerek dünyada gerekse âhirette ziyan olup gittiği (bu konuda bk. Âl-i İmrân3:10, 116-117) hatırlatılıp münafıkların da bundan ders almaları gerektiği uyarısı yapılmaktadır.
Mehmet Okuyan
(Hâlâ) bilmediler mi ki kim Allah’a ve Elçisine karşı çıkarsa, onun için içinde [ebedî] kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rezilliktir.
Bilmezler mi ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse (ve hıyanet ederse), onun için ebedi kalmak üzere cehennem vardır. İşte bu en büyük rezillik ve aşağılanmadır.
Bilmezler mi ki şüphesiz Allah'tan ve Resulünden kaçıp onlara yanaşmayanındır cehennem ateşi ve o, cehennemde ebedi kalır. Buysa pek büyük bir aşağılanmadır.
Hem bilmiyorlar mı ki, Allah'a ve O'nun elçisine karşı koyan kimseyi, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi beklemektedir. İşte bu alçalmanın en büyüğüdür.
Hâlâ bilmiyorlar mı? Allah'a ve Rasulüne, Kur'ân'a ve sünnete, müslüman idarecilere isyan edip düşmanlık edenler için, cehennem ateşi vardır. Orada ebedî kalırlar. İşte bu, büyük zillettir, rezil, rüsvay olmaktır.
Bilmiyorlar mı, kim Allah'a ve elçisine karşı koymaya çalışırsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır? İşte en büyük aşağılanma budur.
Şu gerçeği bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Rasûlüne karşı hududu aşarsa, içinde ebedî olarak kalmak üzere, ona cehennem ateşi vardır. İşte bu en büyük perişanlıktır.
Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı koymaya kalkarsa ona, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır? İşte en büyük aşağılanma budur.
Allah’a ve resulüne karşı koymaya kalkmak; onlara meydan okumaktır, onların hayata müdahalesine karşı çıkmaktır, her konuda söz sahibi olamayacaklarını söylemektir, Kur’an’ın sadece bedevi bir Arap toplumuna geldiğini ve Hz. Muhammed’in yaşadığı çağın çok gerilerde kaldığını iddia etmektir. “Allah'a ve Resulü'ne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldıkları gibi alçaltılacaklardır” (Mücadele 58:5)
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'a ve Peygamberine karşı koymağa kalkışana, ebedi kalacağı cehennem ateşi bulunduğunu bilmezler mi? Büyük rezillik budur.
(Hâla) bilmediler mi ki, kim Allah ve Resûlüne karşı koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rüsvaylıktır.
Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.
Ya, henüz şunu bilmediler mi?. Her kim Allah ve Resulüne yarış etmeğe kalkarsa ona muhakkak Cehennem ateşi var ebedâ onda kalmak üzere, işte rüsvalığın büyüğü o
Haalâ şu hakıykatı anlamadılar mı ki: Kim Allaha ve Resulüne karşı yan çizerse ona, içinde ebedî kalıcı olmak üzere, cehennem ateşi vardır. Bu (ebedî kalış) ise en büyük rüsvaylıkdır.
Şunu gerçekten bilmediler mi ki, kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse artık şübhesiz onun için, içinde ebedî olarak kalıcı olduğu Cehennem ateşi vardır. İşte büyük rezillik budur.
Onlar bilmiyorlar mı? Allah ve elçisi ile uğraşan kimseyi Allah, içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi ile cezalandıracaktır. Bu ceza büyük bir aşağılanmadır.
(O münâfıklar) Allah’a ve Elçisine karşı kanun koymaya kalkışanlara,1 içerisinde ebedî kalınacak cehennem ateşi verileceğini ve en büyük rezilliğin de bu olduğunu bilmiyorlar mı?
1 Yani, Allah’a ve Resulüne karşı, Onların koydukları sınırları tanımayıp, kendileri sınır koymağa kalkışmakla başkaldıranlara, onların koyduğu hükümlerin dışında hükümler koyanlara, bu hükümlere uyanlara veya kısaca Allah ve Rasûlü ile rekabete kalkışanlara.
Muhammed Esed
Hem bilmiyorlar mı ki, Allah'a ve O'nun Elçisi'ne karşı koyan kimseyi, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi beklemektedir? En vahim alçalma da budur zaten.
Hem onlar bilmiyorlar mı ki Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine karşı meydan okuyan kimseler, içinde kalacakları cehennemdir. İşte bu korkunç bir rezilliktir. 2/162, 3/88, 4/14- 93, 39/13, 59/17
Yoksa onlar şunu bilmiyorlar mı: kim Allah’a ve Elçisi’ne meydan okursa,[1474] işte o içinde daimî kalmak üzere cehennem ateşine atılır; en dehşet onursuzluk[1475] da budur.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 63. Ayet Açıklaması
[1474] Krş: 58:5.
[1475] Hızy için, muhtemelen nüzûl sürecinde ilk geçtiği 20:134’ün ilgili notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bilmezler mi ki, şüphesiz her kim Allah Teâlâ'ya ve resûlüne muhalefette bulunursa artık onun için, içinde ebedîyen kalmak üzere cehennem ateşi vardır. Bu ise en büyük, daimi bir helâktır.
Hâlâ şunu anlayıp öğrenmediler mi ki, kim Allah'a ve Resûlüne karşı çıkıp düşmanlık ederse, ona muhakkak cehennem ateşi var, hem de devamlı olarak orada kalacaktır. İşte en büyük zillet, en feci rezalet!