Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6045, sondan 192. ayet; 91. sure ve bu surenin 2. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 1525 olarak hesaplanmıştır.
Onu izlediğinde Ay’a andolsun,
Bu tür doğal varlıklar ve olaylar üzerine yemin edilmesi hem evrenin genel düzenine, bunun insanlar için taşıdığı faydalara ve bu düzeni yaratıp yaşatan ilâhî kudretin büyüklüğüne hem de sonraki âyetlerde ele alınan konunun önemine dikkat çekmeyi amaçlar. “Kuşluğu” diye çevirdiğimiz duhâhâ tamlamasına “güneşin ışığı, aydınlığı, sabah vakti, gündüz” gibi mânalar da verilmiştir (Şevkânî, V, 524). Ayın yani ışığının güneşin ardından gelmesi, ışığını ondan almasını veya güneş batınca ardından ayın doğmasını yahut ayın ilk göründüğü hilâl durumunu ifade eder. 7. âyette insan (nefs) üzerine yemin edilmesi onun fıtrî üstünlüğüne işaret eder. “Nefsin (insanın özü olarak) şekillendirilip düzenlenmesi”nden maksat ona maddî ve mânevî güçlerin yerleştirilmesi, her gücün yapacağı görevin tayin edilmesi ve nefse bu güçleri kullanacak organların verilmesidir. 8. âyetteki fücûr her türlü kötülüğü, günah ve sapmayı; âyette fücûrun karşıtı olarak kullanılan takvâ ise burada doğruluk, iyilik ve hak yolda kararlılığı ifade eder. Aynı âyetteki elheme fiilinin masdarı olan ilham, bu bağlamda fücûr ve takvâ kelimeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, “Allah Teâlâ’nın insanın fıtratına doğru ve yanlışı, iyilik ve kötülüğü, günah ve sevabı bilme, tanıma, ayırt etme, birini veya diğerini seçip yapma gücü ve özgürlüğü vermesi”; dolayısıyla “insanın her türlü deney ve öğrenimden önce, apriorik olarak bu yeteneklerle donanmış bulunması” şeklinde açıklanabilir. Böylece Kur’an’ın insan anlayışının bir özeti sayılabilecek olan 7-8. âyetler, insanın ahlâkî bakımdan çift kutuplu bir varlık olduğunu, iyilik veya kötülük yollarından dilediğini seçebilecek bir tabiatta yaratıldığını ve onun kurtuluş veya mahvoluşunun bu seçime bağlı bulunduğunu göstermektedir.
Onu izlediğinde aya,
Ayette geçen [telâ/tilavet] fiili “takip etmek” anlamındadır. Kur’an’ı tilavet etmek de onun ilkelerini takip etmektir. Ay ışığını güneşten aldığı gibi bizim de Kur’an’dan ışık almamız ve vahyin yörüngesinde yaşamamız gerekmektedir.
1,2,3,4,5,6,7,8. Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]
[762] Şems sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 147.[763] Yemin edilen 11 varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 149-156.
Ve ondan ışık aldığı, ardına düşüp seyrettiği zaman aya.
ve o güneşten ışık alıp ona uydu olduğu zaman aya,
Andolsun, yansıdığı kadarıyla ışığını aksettirdiği, yerini tuttuğu güneşi izlediği zaman aya!
(Güneş batarken) ona tabi olduğu zaman aya,
Ayın onun peşinde gelişine,
Onu izleyerek/okuyarak (ışığını yansıtan) Ay'a,
Ardından gelmekte olan aya,
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Güneş'in ardından gelen Ay'a,
(ışık almakda) ona tabî olduğu zaman aya,
Ve (güneş batınca) onu ta'kib eden aya!
Güneşin ışığını yansıttığı zaman aya,
Güneşin ardınca doğan ay hakkı için,
Ve onu izlediği zaman aya.
Ve gerek ışığını Güneş’ten alarak, gerekse onun batışından sonra ortaya çıkarak onu izlemekte olan Ay’a!
1,2. Güneş’e ve onun kuşluk vaktindeki aydınlığına, o aydınlığı (geceleyin) yansıtan aya,1
1 Bu âyet, “o (güneşi) takip eden aya,” şeklinde de tercüme edilebilir. Konu ile ilgili olarak Bk. (Yûnus: 5)
ve güneşi(n ışığını) yansıtan 1 ayı!
Onu izleyip meydana çıkan Aya. 21/33, 36/40
güneşin ışığını yansıtan[5746] ay şahit olsun![5747]
[5746] Lafzen: “Güneşi tilâvet eden Ay şahit olsun!” Tuluv, ayın güneşi izlediğini, yani ‘ışığını tilavet edip okuduğunu’ ifade eder. Ayın güneşin ışığını yansıtması, “ayın güneşi okuması” olarak anlaşılmalıdır. Allah’ın kelâmını hakkıyla okuyan, Allah’ın nuruyla aydınlanır ve o nuru etrafına yansıtır. Ayın evreleri onun gün ışığını izlemesiyle oluşur. Bu izleme ayın on dördünde kemaline ulaşır. Bedir günleri, adeta güneşi izleyen ayın güneşe en çok benzediği günlerdir.
[5747] Ayın ibadetlerdeki ve hayattaki önemli rolü. Oruç, hac, zekât, iddet, borçların hesaplanması, vâde hep ayın dinî hayat ve ibadetlerle kaçınılmaz ilişkisini gösterir.
Ve güneşe tâbi olduğu vakit kamere.
Onu izlediği zaman ay hakkı için!
Onu izleyen aya andolsun,
Güneş battıktan sonra doğan aya andolsun.
Onu takip ettiğinde ay önemlidir.
daħı eylük ḥaķķı-y-içün ķaçan ardınca geldi anuñ ya'nį ayuñ ilk günleri yā ķaranulıġı yā aça güneş nūrını.
And olsun (günəşin) ardınca çıxan aya;
And the moon when she followeth him,
By the Moon(6148) as she follows him;*
6148 The first pair is the glorious sun, the source of our light and physical life, and the moon which follows or acts as second to the sun for illuminating our world. The moon, when she is in the sky with the sun, is pale and inconspicuous; in the sun's absence she shines with reflected light and may metaphorically be called the sun's vicegerent. So with Revelation and the great Prophets who brought it; and the minor Teachers who derive their light reflected, or perhaps doubly reflected, from the original source.