

İbn Abbas'tan nakledilen bu rivayet, Sad suresinin başından sonuna kadar mutlaka yapılması gereken bir secde ayeti İçermediğini ifade etmektedir. İbnü'i-Münzir gibi bazı alimler hasen bir senedle Hz. Ali'nin şöyle dediğini nakletmişlerdir; "Kur'an'da mutlaka yapılması gereken secde ayetleri şu surelerde bulunmaktadır: Ha-mîm (Fussilet), Necm, Alak ve Secde." İbn Abbas'ın da, bu son üç suredeki secdelerin mutlaka yapılması gereken secdelerden olduğunu, söylediği nakledilmiştir. İbn Ebu Şeybe'nin naklettiğine göre A'raf, Sübhan (İsra) ve Secde surelerinin mutlaka yapılması gereken secdeler İçerdiği söylenmiştir.
(Ancak ben Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in bu sureyi okuduğunda secde ettiğini gördüm) İmam Buharî Sad suresinin tefsirini işlediği yerde Mücahid yoluyla nakledilen bir rivayete değinir: Mücahid şöyle demiştir: "İbn Abbas'a Sad suresinde nerede secde ettin, diye sordum." Bu rivayet İbn Huzeyme tarafından "İbn Abbas'a Sad suresi secdesini nereden aldın, diye sordum" diye nakledilmiştir. Ancak gerek İmam Buharînin gerekse İbn Huzeyme'nin naklettikleri rivayette İbn Abbas'ın cevabı aynı olmuştur. Bu cevapta İbn Abbas şu ayetleri okumuştur: 'Ve onun soyundan Davudu ve Süleyman doğru yola iletmiştik,., işte o Nebiler Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir.
Sen de onların yoluna (hidayetine) uy! [En'am 84-90] Bu rivayet İbn Abbas'ın bu ayetlere dayanarak Sad suresinde secde edilmesi gerektiği hükmünü çıkardığını göstermektedir. Fakat İmam Buharînin burada naklettiği 1069. hadis, onun söz konusu hükmü Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem'den aldığına İşaret etmektedir. Ancak bu durum söz konusu iki rivayet arasında çelişki bulunduğu anlamına gelmez. Çünkü o, bu hükmü her iki yolla da elde etmiş olabilir.
Ayrıca yine Mücahid yoluyla gelen ve Kitabu'l-Enbiya'da nakledilen rivayette ibn Abbas şöyle demiştir: "Sizin Nebiiniz kendisine tabî olmanız emredilen bir Nebi’dir." İşte İbn Abbas, Nebi (s.a.v.)'in Sad suresinde secde etmesini başka bir ayetle delillendirmiş ve secde hükmünü bu ayete bağlamıştır. Bunun sebebi ise söz konusu suredeki secde ayetinde "secde lafzı yerine rüku lafzının kullanılmış olmasıdır." İşte bu yüzden bu surede secde edilmesi hükmü tevkifidir. Zira bu secde hükmü tevkîfî olmasaydı, secde edilmesinin gerekliliği Sad suresinden çıkarılamazdı.
Nesaî'nin Saîd İbn Cübeyr yoluyla îbn Abbas'tan merfu olarak naklettiği bir rivayet şöyledir: "Davud (a.s.) bu secdeyi tevbe olsun diye yapmıştı. Biz ise bir şükür ifadesi olarak secde ediyoruz." İşte İmam Şafiî bu rivayette geçen şükür ifadesi olarak cümlesinin, namazda bu sure okunduğu takdirde secde edilmeyeceğine delil olduğunu söylemiştir. Çünkü namaz İçerisinde şükür secdesi yapmak, namaza şükür secdesi katmak doğru değildir.
Ebu Davud, İbn Huzeyme ve Hakİm'in Ebu Saîd'den naklettiğine göre "Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir defasında minberde iken Sad suresini okumuş ve secde ayetine gelince minberden inip secde etmişti. Orada bulunan cemaat de Resulullah'a (s.a.v.) uyarak secdeye varmıştı. Başka bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine Sad suresini okumuş ve cemaat secde etmek üzere toparlanınca: "Bu secde bir Nebi'in tevbesidir. Ancak ben sizin secde etmek üzere toparlanıp hazırlandığınızı görüyorum" diyerek minberden inmiş ve secde etmişti. Tabii cemaat de O'nunla birlikte secdeye varmıştı." İşte bu rivayetin bağlamına ve öncesine baktığımızda Sad suresi secdesinin, diğer secdeler kadar güçlü olmadığı sonucu çıkar. Bazı hanefi alimleri İse "Rüku ederek yere kapanıp Rabbine döndü"[Sad 24] ayetindeki rüku kelimesine secde anlamı vermişler ve bu yoruma dayanarak namaz içerisinde secde ayeti okunması durumunda rükunun secde yerine geçeceği sonucunu çıkarmışlardır. Dolayısıyla namaz kılan bir kimse secde ayeti okursa, rüku secde yerine geçeceği için isterse rüku etmekle yetinir, isterse secde yoruma dayanarak verdikleri bu hükmü namaz İçerisinde okunan diğer secde ayetlerine de uyarlamışlardır. Onlara göre namaz içerisinde secde ayeti okunduğu zaman ayrıca secde etmeye gerek yoktur; namaz içerisindeki rüku secde yerine geçer. İbn Mesud'un görüşü de bu şekildedir.
باب: سجدة النجم. 4.Necm Süresindeki Secde -قاله ابن عباس رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم. İbn Abbas bunu Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakletmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.